Çizgi Romanlar Bir Ülkenin Kaderini Etkileyebilir mi?

Okuduğumuz kitaplar, izlediğimiz çizgi filmler, oynadığımız oyunlar bizlere ne ölçüde ilham veriyor? Altı üstü bir çizgi roman, koca bir ulusun kaderini değiştirebilir mi?

İnsanın hamurunu şekillendiren en önemli etkenlerden birisi de onun hangi hikâyeleri dinlediğidir. Toplum kimi zaman tüm bunları öyle değersizleştiriyor ki insanlar hikayelerin gerçek güçlerini unutmaya başlıyor. Bu yüzden sizlere bizlerin Donald Amca olarak tanıdığı Donald Duck’ın Kuveyt halkının geleceğini nasıl olup da kurtardığından bahsetmek istiyorum.

1964’ün 14 Eylül gününde Kuveyt’in bir limanında içinde yaklaşık 6000 koyunun olduğu bir yük gemisi alabora oluyor. Gemideki hayvanlar ne yazık ki boğularak acı içinde ölüyor. Ancak bu facia en az kendisi kadar korkunç bir felaket riskini de yanında getiriyor. Ölü hayvanların çürümeye başlayarak limanın suyunu zehirlemesi ihtimali. Bu, Kuveyt’in içme suyu kaynakları için çok büyük bir tehdit olduğundan gemiyi battığı yerden derhal kaldırmak için çalışmalar başlatılıyor. İlk başta akla elbette vinç fikri geliyor. Ancak bunun çok uzun süreceği ve gemiyi parçalayabileceği düşünülüp farklı fikirler düşünülmeye başlanıyor.

Kuveyt halkı korku içinde beklerken Danimarkalı mühendis Karl Krøyer bir boru yardımıyla geminin içini batmayan toplarla doldurup gemiyi su yüzeyine çıkartmayı öneriyor. Genişleyebilir polistiren köpükten oluşan bu topların içindeki hava onların çaresi olacaktır. Toplar derhal bir uçakla Berlin’den Kuveyt’e getiriliyor. Krøyer, 31 Aralık günü geminin içine pompalarla doldurduğu 27 milyon topun sonuçlarını almaya başlıyor. Gemi gerçekten de bir bütün olarak su yüzüne çıkıyor!

Peki tüm bunların Donald Amca ile ne ilgisi var? Disney’in 1949 yılında yayınladığı The Sunken Yacht (Batık Yat) adlı çizgi hikâyeye baktığımızda Donald Amca’nın batan yatını pinpon toplarıyla doldurduktan sonra tekrar yüzeye çıkarttığını görüyoruz. Kesin olmamakla birlikte Krøyer’in bu çizgi romandan esinlendiği söylenmekte. Bunun en büyük kanıtlarından biri ise, Krøyer’in bu fikriyle İngiltere ve Almanya’da patent alabilmişken Hollanda’da Donald Duck karikatürünü ağzından kaçırmasıyla patent talebinin geri çevrilmesi olarak gösteriliyor.

Olayın nasıl işlediğini merak edenleriniz Mythbusters’ın canlandırmasını hemen aşağıdan izleyebilirler:

Peki bir viroloğun çizgi romanlardan edindiği bilgileri kullanarak hayat kurtarmasına ne dersiniz? Doktor Susan Nasif pek bildiğiniz doktorlara benzemiyor. Kendisi 8 yaşından beri çizdiği şeyleri işiyle birleştirerek insanların hayatını kurtarıyor.

Amerika başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde çocuklarına aşı yaptırmak istemeyen ebeveynler türemiş durumda. Bu aileler aşıların içindekilerin fazlasıyla zararlı olduğunu söylüyor ve bunların çocuklarına iyi gelmeyeceğine inanıyorlar.

Doktor Susan ise çizdikleriyle ailelere ve çocuklarına virüslerin neler yapabileceğini mizahi ve bazen de iğneleyici bir dilde anlatıyor. Birçok kaynaktan ilham aldığını belirten Susan en çok da Jules Verne’den esinlendiğini söylüyor.

Kendisinin çizim yetenekleri ve ünü tartışılır olsa da birçok hayata dokunmaya başarmış biri. CV’si yaptığı işe ne kadar âşık olduğunu ve bu işte çizgi romanları nasıl kullandığını gösterir nitelikte. Leuven Üniversitesi, Doktor Susan’a Hepatit C virüsü üzerinde Profesör Johan Neyts ve Profesör Fabien Zoulim ile birlikte gerçekleştirdiği çalışmalar nedeniyle doktora vermiş. Aynı zamanda Amerika’da yaptığı Cimaza Virology Comics çalışmasından ötürü Bilim Kahramanı Ödülü almış.

Çizimlerine şu sıralarda bir kimyacı, bir çizer ve bir animatörün bulunduğu küçük bir ekiple devam ediyor. Dünya çapında birçok dile çevrilen çizgi romanları duracak gibi de gözükmüyor. Zira kendisi önüne bununla ilgili 5 yıllık bir plan kurmuş bile! Zaman neler gösterecek bilemiyoruz ama Doktor Susan’ın bu zamanda çokça hayat kurtaracağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Çizgi romanlar dışında insanların küçümsediği birkaç şey daha var. Bunlardan biri de elbette video oyunları. Gereksiz olduğunu düşündüğünüz bazı oyunların aslında sizlere ne kadar çok şey öğrettiğini fark etseniz şaşırırsınız. Kuzey Carolina’da yaşayan Paxton Galvanek bu durumu birinci elden deneyimleyenlerden biri.

Galvanek, America’s Army adlı oyunu fazlasıyla sevenlerden. Bu oyunda gerçeğe yakın bir şekilde piyade eğitimi görüp savaşlarda yer alıyorsunuz.

2007 yılında Galvanek bir kazaya tanıklık ediyor. Önündeki jip kontrolü kaybederek devriliyor ve üstünden dumanlar çıkmaya başlıyor. Galvanek arabasından çıkarak derhal yardım etmeye koşuyor. Ancak bir problem var; kendisi hayatı boyunca bir kez bile ilk yardım eğitimi almamış. Fakat gelin görün ki kendisi az önce bahsettiğimiz bu gerçekçi oyunda bir sıhhiye olarak saatlerini harcamış!

Galvanek jipe koşarak yaralıyı dumanı tüten yerden çıkarmaya çalışıyor. Adamın iki parmağının koptuğunu ve ağır kanamasının olduğunu görüyor. Yaralıyı araçtan dışarı çıkarttıktan sonra oyundaki sağlık eğitimini hatırlayarak parmaklarındaki kan akışını kapatmak için bir havluyla sıkıca sarıyor. Galvanek yaralının başındaki koca yarık dâhil tüm yaralarla tek tek ilgilenirken kan akışını yavaşlatmak için yaralının elini başının üstünde tutmasını tembihlemeyi bile ihmal etmiyor! Ambulans gelene kadar yaralıyı hayatta tutmak için gereken tüm müdahaleleri yerine getiren Galvanek gerçek bir mucizeye imza atıyor.

Peki küçük bir oyun oynayarak bilime katkı sağlamak hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yale ve Oxford’taki bilim insanları Planet Hunters adını verdikleri bir tarayıcı oyunu geliştiriyorlar. Oyunda bilgisayar başındaki insanlar teleskoplardan gelen ve yıldızların ışık çıkışlarının olduğu verilere bakarak parlaklıkta görülen minik azalmaları bulmaya çalışıyor. Eğer bir azalma bulabilirseniz bunu oyuna not ediyorsunuz.

İşin sonrası büyük bilim insanlarına kalıyor. Dev teleskoplar ve güçlü bilgisayarlar ışıkta azalma tespit ettiğiniz yerlere odaklanıyor ve orada bir gezegen arıyorlar! Eğer gerçekten de bu ışık azalmalarının nedeni bir gezegense ismi o kâşifin oluyor.

Evrenimiz çok büyük bir yer. Bu yüzden onu incelemek için insanların iş birliği yapması harika sonuçlar doğurabiliyor. Bu örnekte oyuncular şimdiden 2 gezegen bulmayı başardılar bile!

Anlatılmak istenen özetle şu: Hayat bazı şeyleri küçümseyip önemlerini göz ardı etmek için çok kısa! Çizgi romanlar, bilgisayar oyunları, kitaplar, filmler… tüm bunlar önce sizin, sonra da tüm toplumun kaderini değiştirebilir! Sadece doğru zamanda doğru bilgileri hatırlayabilelim, yeter.


KAYNAKÇA

1. İngiltere Patenti
2. Almanya Patenti
3. Hollanda Patenti
4. Donald Duck’ın İlgili Sayısı
5. Mythbusters Deneyi
6. Dönemle İlgili Bir Gazete Haberi
7. Cimaza Virology Comics
8. Bilim Ödülü Kazananı
9. America’s Army Saves Life
10. Yazıya İlham Veren Tweet

Özellikle bilimkurguya ve çizgi romanlara bayılır. Çizgi romanlara girişi Dylan Dog, bilimkurguya aşkı ise Dune serisi ile başladı. 7 yaşından beri bilgisayarla ve elektronik aletlerle iç içe yaşamayı seçerek göbeğini büyüttü. Düşüncelerini başkalarıyla tartışmak adına Kayıp Rıhtım’da yazılar yazıyor.

Çizgi Romanlar Bir Ülkenin Kaderini Etkileyebilir mi? için 1 yorum

  1. EmrecanDoğan dedi ki:

    İlginç, diyecek başka bir şey yok. Çünkü öykülerin ve hikayelerin böyle bir gücü olduğuna yeni rastladım :/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çizgi Romanlar Bir Ülkenin Kaderini Etkileyebilir mi?

Okuduğumuz kitaplar, izlediğimiz çizgi filmler, oynadığımız oyunlar bizlere ne ölçüde ilham veriyor? Altı üstü bir çizgi roman, koca bir ulusun kaderini değiştirebilir mi?

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün