Korku Yazmanın 7 İpucu

Korku hikâyesi yazmanın metodu var mıdır? Okur nasıl ürkütülür? Hepsinin cevabı bu kısa ama güzel ipuçlarına değinen mini makalede!

2014’te Anadolu Korku Öyküleri sayesinde tanıştığım Galip Dursun’la, korku edebiyatı etrafında dönen sohbetlerimizden birinde (2014 yazıydı) “basit ama güzel noktalara değinmiş” notuyla paylaştığı “7 Tips to Writing Horror” başlıklı bu mini rehberi o dönemde okumuştum. Yıllar sonra baktığımda bazı ipuçlarının hayli işime yaradığını anımsayarak bu yazıyı Kayıp Rıhtım aracılığıyla okurlara ulaştırmayı düşündüm.

Her ne kadar uzun çeviriler için pek vakit ve sabır bulamasam da ilgimi çeken bu yazıyı, biraz da arada bir benimle irtibata geçip “korku hikâyelerinin püf noktaları üzerine sorular soran” okuyucular için kaleme aldım.

(*[ ] ve ( ) içindeki açıklamalar şahsi notlarımdır-MBY)

Korku yazını en zorlu türlerden biridir. Pek çok korku yazarının günümüzde cesurca dehşet ve vahşet (gore) öğelerine başvurmasının nedeni budur. “Korku yazmaya” dair bir şeyler kaleme almanın çoğu insanın ilgisini çekebilecek bir konu olduğunu sanmıyorum. Gerçek korku kişiye özel bir dokunuş ile insandan bir şeyler koparır, (okunduktan veya izlendikten sonra) sinsice okurun-izleyenin içine nüfuz eder. Ben mükemmel bir korku hikâyesinin nasıl yazılabileceğini size anlatamam ama size yazdığınız hikayelerdeki korku düzeyini arttırmak için bazı ipuçları verebilirim.

1. İpucu: Korku yazarken duyulara hitap edin

Karanlık korkutucudur. Korku yazmanın “tonlarında” zifiri gölgeler yer alır ve yazarken korku için karanlığa güvenmek yanlış değildir. Gerçi insanlar (yazdıkları esnada) bunu unutsa da ses, koku, işitme ve hissetme korku yazarken yolunuzun üzerinde sinsice beklemektedir. Yazmaya karanlığın ortasında tek başına dikilmekte olan bir evi anlatarak başlanmaz, yazarken aynı ev farklı korku duyularını harekete geçirecek tasvirlerle yeniden yazılmalıdır.

Hikayeyi karakterin görüş açısına, birinci tekil şahsa göre değil üçüncü ağızdan anlatın. Karakterin karanlıkta sadece metalik bir tıkırtı sesi işitmesini yazın. “Korku yazmak” okuyucuya kendisini savunmasız hissettirecek (yani kendisini özdeşleştirecek) bir karakter yaratmakla ilgilidir.

“Çın! Çın! Çın! Bir gürültü. Bakıyor ama hiçbir şey göremiyor. Çınlama hem her yerden hem hiçbir yerden geliyor. Her yönden. Burnuna ıslak çimento kokusu çarpıyor. Soğuk bir şeyler hissediyor ama ne? Beton ya da betonun hemen altındaki zımpara?  Çın! Çın! Çın! Ses yakınında bir yerde takırdıyor, zincir şakırtısı olabilir mi?” (Bu şekilde detaylı anlatım okuyucuya tesir edecektir.)

(Ancak) “Zincirlere bağlı bir hayalet gördü. Deponun karanlığına bir hayaletle tek başına bırakılmıştı.” (şeklinde okuyucuya hiçbir duyguyu aktarmayan) bir korku hikâyesi de yazılabilir. Korkulan şeyi (canavar, katil vb.) detaylı bir şekilde de aktarabilirsiniz ancak korkunun duyular üzerinden tasviri daha etkilidir.

2. İpucu: Korku yazarken belli kısıtlamalara riayet edin

Korku yazarken sıklıkla kullanılan en önemli araç bilgidir. Eğer karakter kendini kovalayanın ne olduğunu biliyorsa, neden kendisini kovaladığını biliyorsa ve nasıl mağlup edilebileceğini biliyorsa korku eşiği düşüktür. Kasabadaki herkes kendilerine musallat olan şeyin ne olduğunu ve nerede bulunduğunu biliyorsa o kadar da tehditkâr değildir.  Okuyuculara hitap edebilecek ve korkuyu arttıracak uygun bir anlatıcıyla yazılmalıdır. Kurbanların kendilerini savunmak için neler yapabileceklerine dolaylı yollardan değinilmelidir. Canavarın veya kötü adamın her zaman üstün ve kahramanı yenebilecek yeteneklere sahip olması gerekmektedir. Korku yazmak tehlikenin türüyle ilgilidir, belirgin bir tehlike söz konusu değilse korkutucu olmayacaktır. Canavarın zayıf noktalarına dair bilgiler bariz bir şekilde yazılmamalıdır. Karakter hayatta kalmaya çalışmalıdır. Karakterin ölüm korkusu olmalıdır zira ölüm hayli korkutucudur. Yazarken kahraman ve kötü adamın birbirlerine meydan okumuş olmalarından [yani bir çatışmadan, çarpışmadan, mücadeleden] emin olunmalıdır.

Gore (şiddet) türündeki eserlerin bu kadar işe yarar olmasının nedeni budur. En yaygın korku öldürülmektir, öldürülecek bir karakter görmek karakterin öldürülebileceği anlamına gelir, beklenmedik bir tehlike ve korku söz konusudur. Basit ancak bir film senaryosu için hayli etkilidir.

Korkuyu arttırmak için yine karakterin görüş açısından, (görebildiklerinden) ötesini yazın. Canavarı gizleyin. Herhangi birine şiddetle saldırması ve yakalaması haricinde kimsenin uzunca bir süre canavarı görmesine izin vermeyin. Yazarken kötüye kullanılmadığı sürece (istismar vb.) gore (şiddet) unsurlarını kullanmak iyidir. Unutmayın ki insanlar da canavar olabilir.

3. İpucu: Korku yazarken “yanlış bilgilendirme”ye başvurun

Seri katil, baltalı katil hatta kurtadam ve vampir tipleri yazıyorsanız (canavarlarınız) insan ya da kısmen insan formunda olacaklardır. Kötü adamı iyi adam yapın. Kötü adam kurbanını kandırabilirse daha etkili korku sahneleri yazabilirsiniz. Akıllıca kullanılırsa okuyucunun/izleyicinin dikkati başka bir yöne çekilebilir. (Bununla birlikte) Yazarken okurun öyküyü tahmin etme çabasını sabote edebilecek yalanlara başvurulmamalıdır. Ancak eğer gerekliyse sürpriz ve korku faktörünü arttırabilmek adına bazı detaylar ortaya atılarak karakterler ve okuyucu için belirgin hale getirilebilir. Bununla birlikte (hikâye) aktarılırken (doğrudan bilgi verilmemelidir.)

(Korku hikâyesini) birinci ağzından anlatmak daha kolaydır ancak (içeriğe bağlı olarak) diğer anlatım türleri de denenebilir. Okuyucuyu yanıltmak denense bile öyküde gerçek bir iz bırakılmalıdır, bu sayede “korkulu son” mesnetsiz görünmeyecektir. İyi bir hikâye tatmin edici bir metne sahip olmalıdır.

Üçüncü ağzından hikâye yazılırken anlatıcı özellikle karakterin algıları üzerinde durmalıdır. Arabanın arka koltuğunda gizlenen bir katil düşünün. Karakter bu esrarengiz yabancıyı görmese bile izleyici/okuyucu can sıkıcı bir şekilde dikiz aynasından veya karakterin omzunun üzerinden birinin varlığını fark edebilir. Korku yazarken bu husus okura yol gösterir ve okuyucu bu yolu takip eder.

4. İpucu: Korkuyu insanlar için yazın

Eğer üç karakterin başından geçen bir seri katil hikâyesi yazıyorsanız, biri anlatıcı diğeri de kurbansa, okuyucu katilin kimliğini hemen tahmin edecektir. (Böyle yaparsanız) hikâyenin korku düzeyini öldürürsünüz. Tabii ki hikâyenin sonuna dördüncü bir karakter ekleyebilirsiniz ancak bu bir korku hikâyesi için vurucu bir son olmayacaktır. Rastlantılar bir hikâyenin inandırıcılığını esnetir. Korku yazdığınızda eğer okuyucu anlatılana tamamen inanırsa (yani kendisini kaptırırsa) korkuyu da sonuna kadar hissedecektir. Bu nedenle korku yazarken bilhassa sıradan insanların (kolay kolay) temas edemeyeceği unsurları işlemek (lanetler, hayaletler, kurtadamlar vb.) son derece zordur. Pek çok korku hikâyesi insanların en büyük korkuları olan “görünmeyenin korkusu” hakkındadır. Hikâye popularize edilmelidir. Romantik bir hikâye yazmışsanız iki “aşk kuşunun” 100 sayfa boyunca dünyayı unutup birbirlerine odaklanmasını işleyebilirsiniz. Okuyucuyu “yanlış bilgilendirme”ye sevk etmek için “korkunun kurbanları” aşağı yukarı yirmi kişiden oluşmalı ve katilin kimliği için herhangi birini seçmek (okur için) oldukça zor olmalıdır. Aynı şekilde yazdığınız hikayeyi okuyucunun sorgulamasını sağlayın. Korku dozunu arttırmak amacıyla kasti yapmadığınız sürece çok açık, aleni (kolayca tahmin edilebilir) şeyler yazmayın.

5. İpucu: Körü körüne korku yazın

Korku yazarken, olay örgüsünün (entrikanın vb.) devam edebilmesi için [öykünün akıcılığı yahut kurgu icabı dâhil edilebilecek espriler haricinde] karakter esprili biri olmamalıdır, (okuyucu tarafından) hemen kavranabilecek, sihirli, genel geçer ipuçları bulunmayan dengeli bir kişi olmalıdır. Yazarken ucuz korku ya da gerilim oluşturmamak için karakterinizin algısı veya zekâsı dışında herhangi bir hileye başvurmayın. Okuyucuya karakter hakkında daha fazla bilgi verme hilesine başvurursanız bu okuyucu için gerilim ve korku hissi oluşturmanızda yardımcı olur. Bu işe yarar (bir metottur) ancak dehşet seviyesini arttırmanın başka yolları da vardır. Korku yazarken rastlantılar peyda olmamalıdır, okuyucuların ve karakterlerin etrafında her göz tarafından fark edilmeyecek ipuçları bırakılmalıdır. En iyi örnek, bir korku hikâyesi olmamasına rağmen (hem film hem kitap olarak) Fight Club’dır. Eğer görmediyseniz spoiler vermek istemem ancak okuyucuların anlatıcıdan bihaber, altı çizilmeksizin resmedilmiş yazma ipuçları barındıran bir sanat şaheseridir.

Tekrar belirtilmelidir ki korku yazarken inandırıcı olunmalıdır. Olay örneklerini [yani yaşandığı iddia edilen hadiseleri yahut adli vakaları] incelemek öykünüzü tasarlamakla yakından ilgilidir. Perili ev teması üzerine bir korku hikâyesi yazacaksanız birinci ağızdan hayalet hikâyelerine [memoratlar-folklor derlemeleri, şehir efsaneleri vb.] göz atmanız gerekir. Eğer cin, peri musallatı hakkında yazıyorsanız dini literatüre bakmanız gerekmektedir. Araştırın ve korku kategorisinde yazılmış diğer eserlerden (romanlar, öykü seçkileri vb.) uzak kalmamaya gayret gösterin. Konulara (kurgusu müsaitse) bilimsel bir bakış açısıyla yaklaşın. Yazmadan önce gerçekleri ya da genel kabul görmüş inançları bildiğinizden emin olun. Ayrıca korku yazanlar tarafından genellikle kullanılan ve istismar edilen olay örgülerini (klişeleri) bilin ve korku yazarken mümkün mertebe bunlardan kaçının. Böylece korku yazarken yeni ve beklenmedik dehşetler için işlenmemiş olay örgüleri bulmanız kolaylaşacaktır.

6. İpucu: Korkuyu “hayattakiler” için yazın

Korku yazarken (öldürebilme) yetisi geniş yer kaplar. Ancak önemli olan korku yazarken hikâyede bir yaşamın olmasına (dikkat etmektedir). Basmakalıp (bir şekilde) tribünlerin arkasında içen, ardından kurtadam tarafından yenen liseli kız ve erkek karakterler yaratmayın. Yazdığınız zaman bu kalıbı kullanabilirsiniz ama iyi korku yazmak karakterleri çeşitlendirebilmekten geçer, bu nedenle onlara belirli özellikler ve tuhaflıklar vermelisiniz. Kurbanları yazarken okuyucu kitlesinin (kafasındaki) genel karakter tiplerine güvenmeyin, çünkü yazarken karakterleri yabancı gibi hissettirir. Okuyucunun anlatıcı/karakter için bir şeyler hissetmesi gerekmektedir. Yazarken korkuyu “tam kalbinden vurabilmek” için kurbanlarını parçalayıp iğrenç şeyler yemiş bir yabancıdan daha fazlası olmalıdır. Kutudaki hayalet Bill tarafından kaçırılan Stacy hakkında yazdığınızda, okuyucu kendi evindeki kızıyla veya karakteri doğrudan kendisiyle özdeşleştirdiyse, gözleri önünde öleceği için endişe duymalıdır, o zaman (olabilecek dehşeti) gözlerinde canlandırırlar. Korkuyu hissederler çünkü ölümden korkarlar, bu yüzden hayatın içinden karakterler yazarsanız okuyucunun da ölebileceğini hissettirebilirsiniz. Yaşayan (canlı, hayatın içinden) karakterler yazın. Yazınızda ölüm tehdidi yoksa korku eşiği düşüktür.

7. İpucu: Korku yazarken tekniklere riayet edin

Hikâyenin kısa ve değişken olması yazmanın, özellikle korku yazmanın anahtarıdır. Elbette çoğu kez olaylar o an oluyor gibi yazılır. Bir kovalamaca sahnesi yazarken her cümlede buyurgan kelimeler kullanmayın çünkü korku çoğunlukla anlıktır. Bütün korku hikâyesi boyunca gereğinden fazla hararetli cümle de kullanmayın çünkü cümle etkisini boşa harcayacak ve okuyucuyu kaybedecektir. Korku yazmanın anahtarı soğukkanlılıktır. Herhangi bir şeyde aşırıya kaçma okuyucuyu caydıracak ve korkudan uzaklaştıracaktır. Asgari tehdit içeren normal olaylar hakkında yazarken kendinize virgül ve uzun cümleler kullanma imkânı tanıyın. Böylece ani gelişmeleri keskin cümlelerle yazdığınızda, yani korku etkisi başlarda okuyucu tarafından açıkça görülmezken etkilidir. Bu görünmeyen (fark edilmeyen) korkudur.

  1. “Tren raylarında koşarken parlak sarı ışığı görmek için omzunun üzerinden baktı. Önüne bakmadığından tökezledi ve başı büyükçe bir taşa çarptı, kanlar gözlerine doğru aktı.”
  2. “İleriye bakmıyordu. Koşarken arkasından gelenin trenin sarı ışığına baktı. Ayağı takıldı. İleriye doğru düşerek başını bir taşa çarptı. Akan kan görüşünü kapattı.” (Hangi tasvirin daha cazip olduğu gayet açıktır)

Korku yazarken okuyan herkesin çılgınca hissetmesini sağlayın. İtiraf ediyorum ki iyi bir örnek değil ama anlatıcının hızlı bir şekilde nefes alıp vererek hikâyeyi aktardığını hayal edin. Her duyguyu aktarabilmek için bu şekilde yazın. Dehşete düşmüş bir kadının hızla nefes alıp vermesi misali yazın.

Korku yazmak için bilinmeyeni yazın. Gerilim ve empati bir korku hikayesinin anahtarıdır. Korku yazmada başarılar! Şimdi gidin ve birkaç kişiyi ürkütün.

Yazan: DIMIR

(Yazının Orijinali: DIMIR, “7 Tips to Writing Horror”, http://hubpages.com/literature/7-Tips-on-Writing-Horror, HubPages, Güncelleme Tarihi: 27.06.2012-Erişim Tarihi: 5.07.2016)

Tarihçi ve yazarım. Tarihi korku hikâyeleri yazıyorum. Çeşitli internet sitesi ve fanzinlerde, çeşitli inceleme yazıları ve hikâyelerim yayınlandı. “Anadolu Korku Öyküleri-2”, “Gio Ödülleri 2013 Seçilmiş Öyküler”, “Güçoburlar” ve “Seyfettin Efendi ve Esrarengiz Hikâyeleri-1” çalışmalarında yer aldım. “Türk Kültüründe Hortlak-Cadı İnanışları“ adlı bir akademik makalem de mevcut.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Korku Yazmanın 7 İpucu

Korku hikâyesi yazmanın metodu var mıdır? Okur nasıl ürkütülür? Hepsinin cevabı bu kısa ama güzel ipuçlarına değinen mini makalede!

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün