Kurban Ritüelinin Antik Çağlardan Günümüze Gelişen Macerası

İnsanlık tarihinin acılarla dolu sayfalarını aralamaya hazır mısınız? Kurban ritüelinin antik çağlardaki yansımalarına doğru büyüleyici bir yolculuğa çıkıyoruz!

Mitoloji, çok fark etmesek de, günlük hayatımızın büyük bir alanında yer eder. Nasıl ki mitlerin oluşumu da antik çağ toplumlarının başına gelen doğal afetlerin, gündelik olayların abartılmış ve efsaneleştirilmiş biçimidir, şimdiki kültür öğelerimiz de antik çağ kültürünün modernleşmiş halidir. Türk kültürünün üzerinde özellikle Mezopotamya, Roma ve Yunan Mitolojisi’nin izlerini zorlanmadan görebilirken İskandinav ve Arap Mitolojisi’nin içinde de eski ya da günümüz Türk kültürüne rastlarız.

Peki, İslamiyet’le birlikte hayatımıza girmiş olduğu yaygın bir inanç olan kurban kesme ritüelinin bununla ne ilgisi var? Denebilir ki, tanrıya veya tanrılara kurban etme ritüeli, İslam’ın kendine özgü inançlarından biri değildir. Çok daha eski tarihlere, çok tanrılı dinlere, antik dönemlere dayanan bir geçmişi vardır.

Şu konuda hemfikiriz; dini ritüellerin ve toplumsal değerlerin çoğu kendine has, el değmemiş, biçim ve içerik değiştirmemiş değildir. Özellikle Anadolu gibi birçok topluluğun gelip geçtiği, biraz kaldığı ama sonra yine gittiği sentez bir coğrafyada özgün bir inanç sistemi beklemek son derece hayalperestlik anlamına gelmektedir.

İslamiyet öncesi çok tanrılı inançlarda, putperestlikte var olan tapınma şekilleri, tanrıyla yakınlık kurma davranışları İslam’ı da etkilemiştir. İslam’ın en temel ritüellerinden biri olan tanrıya kurban etme de İslamiyet öncesi zamandan gelmedir. Yakın zamanda bir Kurban Bayramı daha geçirmişken gelin birlikte tanrıya kurban etme ritüelinin antik zamanına ve şimdisine göz atalım.

Öncelikle zamanımıza hâkim olan kurban etme eyleminin anlamını kısaca aramızda tartışalım. İslam inanışındaki Hazreti İbrahim’in kurban kıssası, oğlu İsmail’i, dua edip adak adadığı Allah’a kurban etmesiyle başladığı düşünülen bir ritüeldir. Hazreti İbrahim, bir oğlan çocuk istemektedir. Bunun için sürekli dua etmektedir. Bir gün Cebrail gelir ve ona bir erkek evlat sahibi olacağını müjdeler. Hazreti İbrahim bu olaya çok sevinir. Ancak gelin görün ki oğlu doğduktan birkaç yıl sonra rüyalarında İsmail’i Allah için kurban ettiğini görmeye başlar. Peygamberlerin rüyaları vahiy niteliğindedir bildiğiniz gibi. Hz. İbrahim sonunda tekrarlanan bu rüyaları daha fazla göz ardı edemez ve gördüklerini oğluna anlatır. Küçük yaşına rağmen büyük bir takva sahibi olan İsmail ise, “Sana emrolunan şeyi yap baba. Şüphesiz beni sabredenlerden bulacaksın,” der.  Kutsal kitapta bu olay Sâffât suresinin bir bölümünde şöyle anlatılmaktadır:

“İbrahim Aleyhisselâm oğlunu alnı üzerine yatırdı. Hadise Mina’da vuku bulmuştur. Bıçağı boğazına sürdü. Ama bıçak, kudreti ilâhiyyeden bir mani sebebiyle hiç kesmedi. Biz de ona şöyle seslendik. Ey İbrahim! Gerçekten sen rüyana (emredileni yerine getirmeye azmetmek suretiyle) sadakat gösterdin. Bu sana yeter. Şüphe yok ki Biz emre imtisal etmekle nefislerine iyi davrananları böyle mükâfatlandırırız. Muhakkak ki bu, açık bir imtihandı. Ve ona (boğazlamak ve emredilen işi yerine getirmek üzere) büyük bir koçu çocuğun yerine fidye verdik. (Sâffat-99-107)”

Daha sonra olan: Getirilen koç, Habil’in takdim ettiği, Cebrail’in cennetten getirdiği koçtu. (Habil, Musevi ve Hıristiyan kaynaklarında Havva’nın ikinci çocuğudur, mitolojide ise Sümer’de Emet ve Enten hikâyesinde yer alır.)

İslam İnancında da Yer Alan Bu İbadetin Kökeni Nedir?

Popüler kültürün en sevdiği mitolojinin Yunan olduğunu düşünürsek, çoğunuzun hâkim olabileceğini varsayarak, buradan başlayabiliriz. Yunan Mitolojisi’nde tanrıya kurban etme ritüeli, insan kurban ederek yapılırdı. Haber tanrısı olarak tanınan Hermes ise, yukarıda bahsettiğim cennetten koç getirme işini üstlenirdi. Kimin aklına gelir değil mi? Bu arada Hermes, Zeus’un oğlu. Zeus’un oğlu olmayan kaç tanrı var diye merak ediyorum. Hermes, ayaklarında taşıdığı kanatlarıyla göğe yükselip tıpkı Cebrail (Gabriel) gibi kurban getirirdi. Yalnız İslamiyet’te değil, birçok dinde adı geçen meleklerin görevlerini mitolojik karakterlerde görebiliriz.

Hermes.

Yunan Mitolojisi’ndeki kurban etme olayına dair şöyle bir alıntı açıklayıcı olabilir:

“Truva Savaşı’nda Menelaus, hem karısını kurtarmak hem de intikam almak için kardeşi ve Argos kralı Agamemnon’un başkumandanlığında bir ordu toplar. Savaşa bütün Yunan kralları katılır. Gemilere binerler. Ancak Rüzgâr Tanrısı yelkenleri doldurmaz. Tanrılar, rüzgâr vermek için Agamemnon’un kızı İphigenia’yı kurban etmesini isterler. İphigenia kurban edilir. Yelkenleri dolan Akhaiolar Anadolu’ya geçer, Truva’ya varırlar.”

Tıpkı İslam’da Hazreti İbrahim’in oğlu yerine bir koç kurban etmesiyle başlayıp yüzyıllar boyu süren bir ibadet biçiminin başlangıcı gibi, Yunan Mitolojisi’nde insan kurban etme böylece başladı denebilir. Aynı zamanda Yunan kültüründe ölen kişi için de kurban kesildiği bilinmektedir. Eşyalarıyla birlikte gömülen kişinin hâlâ yaşadığına dair olan inanç derin olduğu için, belirli aralıklarla sunu takdim edilirdi. Mezardaki kişiye sunu takdim edilmesinin ihmali durumunda, onun intikam için çevreye hastalık ve ölüm yayacağına inanılırdı.

Orta Amerika’da Kurban İnancı: “Venüs, tehlike arz eden bir göksel güçtü”

Coğrafyamızdan biraz daha uzaklaşıp birbirinden bağımsız gibi görünen inanışların ortak paydasını görelim: Orta Amerika’da kurban inancı, temelini Aztekler ve Mayalar ile atmıştır. Bu iki uygarlık için sabah yıldızı olarak beliren Venüs, tehlike arz eden göksel güçtü. Kültürlerinin ritüelleri arasında geniş yer tutan gaddar törenler arasında “Venüs’ü tutsakların kanıyla beslemek” de vardı. Yani bir gücün gazabından korunmak için insan kurban edilirdi. “Göksel korku” adıyla yapılan bu tören, Meksika’da oluşan tüm topluluklarda görülmüştür. Rahipler, ellerindeki taş bıçakla kurbanın kalbi canlıyken yerinden sökerdi. Nadir olarak kurbanın kafası Orta Amerika Piramitleri’nde kesilirdi.

Azteklerde kurban ritüeli.

Divânu Lügati’t Türk’te Kurban Kesme “Yağış” Adıyla Yer Alır

İslam’ın yayıldığı coğrafyaya yeniden dönüp izlere biraz daha yakından bakalım. Kendini tanrı ya da tanrıçaya daha yakın hissetmek, adağını, dileğini gerçekleştirmek için putlara kurban kesilirdi. Eski Türk kültüründe göçebe toplum en değerli varlıklarını kurban ederdi. Bunlar çoğu zaman atlar olurdu. Savaşta, barışta, göçte hep yer alan atlar topluluğun en değerli varlığı sayılırdı. En eski Türk sözlüklerinden olan Divânu Lügati’t Türk’te bu ritüel, “yağış” adıyla yer alır. Yağış, kendini yaratıcıya yakın hissetmek için yapılan bir kurban etme biçimiydi. Aynı eserde kurban edilen şey için “kutlu, mübarek” anlamına gelen “ıdhuk” kelimesi geçer.

Sümerlerdeyse en değerli kurban kuzu olarak görülürdü. Kurban etmenin amacına göre, kurban edilen hayvan da değişirdi. Örneğin, bir hastanın iyileşmesi amacıyla evcil ya da yabani domuz kurban edilirdi. İslamiyet’te görüldüğü gibi kurban kesilmeden önce hayvanın yanına yaklaşıp dua edilirdi. Sümerlerin bazı tanrılara bazı hayvanları kurban etmesi yasaktı. Tanrı Sin’in tapınağında inek etinin, Tanrıça Belet-şeri’ya kuş etinin sunulmasının yasak olması gibi örnekler verilebilir.

Bir başka Anadolu Uygarlığı örneğinde ise Hititleri görebiliriz. Hititler de Yunan ve Orta Amerika kültüründe olduğu gibi tanrılara insan kurban ederdi. Bu kurban törenlerinin onları hastalıklardan ve düşmanlardan koruduğuna inanırlardı.

Antik Mısır ve İsrail’de Yaygın Olan Kurban Etme Biçimi

Antik Mısır’da kurban ritüeli kendi içinde farklılık gösteriyordu. Hasatlara zarar veren ve kokan domuzlar, kurban edilen hayvanlar arasındaydı. Oysa diğer kültürlerde değerli görülen hayvanların kurban edildiğini öğrendik. Ayrıca Antik Mısır’da insanlar da kurban edilirdi. Nil Nehri’ne bırakılarak kurban edilen insanların masum olması gerekiyordu. Bu nedenle yalnızca kadın ya da çocuk olabilirlerdi. Aranan bir diğer özellik ile bakirelikti. Bekâretin temizlik, saflık ve masumluk anlamı taşıdığı inancı, kadınların ve çocukların tanrıya kurban edilmesine yol açardı.

Antik Mısır’da kurban ritüeli.

Antik İsrail’de ise daha sonradan Tanrı Musa’nın yasakladığı bir kurban kesme biçimi vardı. Ammoniler (Amman, şimdi Ürdün’ün başkenti) ilahları Molek için kullar arasından canlı kurbanlar sunardı. Bu kurban törenleri bir vadide yapılırdı ve kurbanlar, ilahlarına yakılarak sunulurdu. Kurban, çoğu kez canlı bir çocuk olurdu.

Antik çağlardan beri tapılan ilaha, intikam almasından korkulan ölüye ya da putlara karşı sunulan takdimler olmuştur. Sayılamayacak kadar çok uygarlığın, mitolojinin içinde kimi zaman elde edilen hasadın bile yakılarak kurban edildiği bilinmektedir. Tüm bu antik çağ ve İslam öncesi var olan kültür örneklerinden de gördüğümüz gibi, tıpkı kültürlerin oluşumu nasıl kendine has olmuyorsa, dini ritüeller de yüzyıllar öncesinden izler taşıyabilmektedir. Toplumlar tarih boyu geçmişten getirdiği kültürel değerleri yaşatmakla ve geleceğe taşımakla yükümlü olmuştur. Tüm bu örneklerde görüldüğü gibi, yüceltilmiş olan varlığa yakınlık, saygı göstermek amacıyla gerçekleştirilen kurban etme ritüelinin de çok eskilere dayanan bir geçmişi vardır. Bugün, birikimli şekilde ilerleyen bu kültür mirasını yaşayan toplumların görevi de geleceğin inanç değerlerini koruyup taşımaktır.


KAYNAKÇA

1. Miken Kralı Agamemnon
2. Aztekler: Orta Amerika’nın Barbar İmparatorluğu
3. Eski Mezopotamya’da Tanrılara Sunulan Kurbanlar – Suzan Akkuş – Tarih Okulu Dergisi (TOD) Journal of History School (JOHS) Mart 2014 March 2014 Yıl 7, Sayı XVII,
4. Antik Urfaída Sin Kültü – Kürşad DEMİRCİ
5. Kurban Üzerine Bir İnceleme – Doç. Dr. SEVDA ŞENER
6. Çerkes ve Yunan Mitolojileri Üzerine Tematik Okumalar – Balkar Selçuk
7. Türk Mitolojisi’nde Kurban – Selahaddin Bekki

Etiketler:  

Eylül 1994’te Ankara’da doğdum. Çocukken Ankara’dan İzmir’e taşındık. Ege Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldum. Bundan sonraki hayatımın okuyarak ve yazarak geçmesini umuyorum. Fantastik edebiyat ile hem yazma hem okuma olarak yakından ilgiliyim. Daha önce birkaç internet dergisinde editör ve yazan olarak yer aldım. 2013 senesinden itibaren fanzin dünyası içindeyim. Birçok fanzinde eserlerim yayımlandı. Şimdilerde ise iki kişi olarak CosmicZion Zine (czz) adlı fantastik edebiyat, uzay ve mitoloji fanzinini çıkartmaktayız.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kurban Ritüelinin Antik Çağlardan Günümüze Gelişen Macerası

İnsanlık tarihinin acılarla dolu sayfalarını aralamaya hazır mısınız? Kurban ritüelinin antik çağlardaki yansımalarına doğru büyüleyici bir yolculuğa çıkıyoruz!

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün