Le Guin ve Kazuo Ishiguro Kapışmasının Tüm Detayları

Bildiğiniz üzere geçtiğimiz haftalarda bilimkurgu edebiyatının yaşayan efsanelerinden Ursula K. Le Guin ile Kazuo Ishiguro arasında, kalemin kılıçtan keskin olduğu kanıtlamak isterlermişçesine, oldukça hararetli bir söz düellosu yaşandı. Bu tartışmalar hem internet hem de edebiyat dünyasında epey yankı buldu. Peki neydi bu iki önemli yazarı birbirine düşüren şey? İşte bu konuyu sizler için masaya yatırdık ve tüm detaylarını tek bir makalede toparladık!

Her şey çok da uzun olmayan bir süre önce Ishiguro’nun son kitabı “The Burried Giant” hakkında The NewYork Times gazetesine verdiği bir demeçle başladı. 10 yıl gibi uzun bir aradan sonra ilk kez fantastik türünde sayılabilecek bir eser veren Ishiguro bu röportaj sırasında şu sözleri sarf ederek bazı endişelerini dile getirdi:

Okurlarım beni anlayacak mı? Ne yapmaya çalıştığımı kavrayabilecekler mi, yoksa yüzeysel elementlere takılıp eserime önyargıyla mı yaklaşacaklar? Bunu yalnızca fantastik bir kitap olarak mı görecekler?

Ancak bu sözler yaşayan en büyük ustalardan biri olan Ursula K. Le Guin’in tepkisini çekti. Le Guin, kişisel blog sayfasında kaleme aldığı bir yazıda hem Ishiguro’nun yeni kitabını hem de yazarın fantastik ve bilimkurguyu hâkir gördüğünü düşündüğü sözlerini hedef aldı.

Evet, elbette ki eserini fantastik olarak görecekler. Bunu neden yapmasınlar ki? Ama görünüşe göre yazarımız bu kelimeyi bir hakaret olarak kullanıyor.

Bir edebiyat türünü eserinin ona dahil edilmesinden korkacak kadar hor gören hiçbir yazar o türün derin anlamları şöyle dursun, ‘yüzeysel elementlerini’ bile ciddi bir amaç uğruna başarılı bir şekilde kullanamaz.

The Burried Giant’ı okumak ‘acı verici’ bir tecrübeydi. Tıpkı yüksek bir yere gerilmiş bir ipten düşmekte olan bir adamın ‘Acaba benim bir cambaz olduğumu mu düşünecekler?’ diye merak etmesine benziyor.

Bu açıklamadan birkaç gün sonra The Guardian gazetesinin düzenlediği bir etkinliğe katılan Ishiguro bu ithamları kesinlikle kabul etmediğini ve Le Guin’in kendisini ‘gündemdeki bir sonraki hasmı’ olarak seçmekte oldukça acele ettiğini belirtti.

Sanırsam benim yeni Margaret Atwood olmamı istiyor. Eğer devlerin ve perilerin kitaplara konu olmasına karşı açılmış bir savaş varsa, ben devlerle perilerin tarafındayım demektir.

Le Guin kitabımı sevebilir veya sevmeyebilir ama beni asıl endişelendiren şey yanlış adama çatmış olması. Çünkü ben perilerin ve ejderlerin safındayım.

Ishiguro bu sözleriyle Margaret Atwood ile Le Guin arasında yaşanan çekişmeye dikkat çekiyor. Bu iki yazarı yakından takip eden okurlarımız Atwood’un bilimkurguyu “uzayın derinliklerinden gelen konuşan mürekkepbalıkları” olarak tanımladığını, Le Guin’in ise bu sözlerinden dolayı kendisini kınadığını ve eserlerini spekülatif kurguya indirgediğini hatırlayacaktır.

Ishiguro’nun tür tartışmalarına yol açan başka bir eseri de 2005’te yayınlanan “Beni Asla Bırakma” (Never Let Me Go) adlı kitabıdır. Çıktığı dönemlerde distopik bir çizgide ilerleyen bu romanın hangi türe dahil olduğu okurlar ve eleştirmenler arasında uzun uzadıya tartışılmıştı.

Bence türler arası kurallar bu kadar katı olmamalı, tabii eğer illa ki öyle bir şey olacaksa. Beni Asla Bırakma’nın çevresinde dönen tüm tartışmalar kitabın ‘bilimkurgu’ olup olmadığından ibaretti.

Ishiguro yeni kitabı ‘The Burried Giant’ın fantastik temasının toplumların zulümlerden sonra kendilerini nasıl toparladıklarını ve kolektif hafıza fikrini irdelemek için nötr bir ortam yarattığını belirtti. Kitabı kaleme almadan önce Bosna’yı, Amerika’yı ve İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki Japonya ile Fransa’yı kullanmayı düşündüğünü; ancak yakın tarihe dayalı böyle bir senaryonun kitabı çok fazla politik hâle getirebileceğinden endişelendiğini açıkladı.

Metaforik diyarların cazibesini daima hissetmişimdir ve asla tam manasıyla bir realist olmadım. Yapmaya çalıştığım tek şey evrensel bir anlatı sunmaya çalışmak. Yeni nesil yazarların mesajlarını verebilmek için distopik dünyalar ya da alternatif gerçeklikler gibi klasik bilimkurgu öğelerini kullanması beni heyecanlandırıyor.

Unutmadan, The Buried Giant’ın film hakları Scott Rudin’e çoktan satıldı bile! Yazarın aklındaki muhtemel başrol oyuncuları ise Gary Cooper ve Bette Davis. Kral Arthur’un ihtiyar şövalyesi Sir Gawain rolü içinse aklında James Swart var.

Bu noktada bu iki önemli ve başarılı yazarın tartışmasını bir kenara bırakıp mikrofonu bu türün asıl sahiplerine, yani siz okurlara uzatalım diyoruz. Sizce kim haklı? Ishiguro gerçekten de fantastik edebiyatı hor mu görüyor? Onu sadece bir araç mı belliyor? Yoksa Le Guin bu kez yanılıyor mu? Siz ne dersiniz sevgili kitap kurtları?

Genel Yayın Editörü
On beş yılı aşkın bir zamandır fantastik edebiyat, bilimkurgu, çizgi roman ve bilgisayar oyunlarıyla haşır neşir oluyor. Fantastik edebiyat alanında dört basılı kitabı bulunan yazar, Kayıp Rıhtım'ın yanı sıra Oyungezer dergisinde de serbest editör olarak çalışmakta, çeşitli yayınevlerinde çevirmen ve editör olarak görev almaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Le Guin ve Kazuo Ishiguro Kapışmasının Tüm Detayları

Bildiğiniz üzere geçtiğimiz haftalarda bilimkurgu edebiyatının yaşayan efsanelerinden Ursula K. Le Guin ile Kazuo Ishiguro arasında, kalemin kılıçtan keskin olduğu kanıtlamak isterlermişçesine, oldukça hararetli bir söz düellosu yaşandı. Peki neydi bu iki önemli yazarı birbirine düşüren şey? İşte bu konuyu sizler için masaya yatırdık ve tüm detaylarını tek bir makalede toparladık!

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün