Narnia Günlükleri’ndeki Türk Lokumunun Sırrı Ne?

C.S. Lewis’in dünyaca ünlü fantastik serisi Narnia Günlükleri’nde neden bilhassa Türk lokumuna yer verildiği uzmanlar tarafından araştırıldı.

Neden Türk lokumu? Dünyada çeşit çeşit şekerleme varken C.S. Lewis neden eserlerinde ülkemizin simgelerinden biri olan bu tatlıya yer vermiştir? Narnia Günlükleri’ni okuyan ya da film uyarlamasını izleyen herkesin aklını kurcalayan bir sorudur bu. Neden lokum?

Serinin ilk kitabı Aslan, Cadı ve Dolap’ı okuyanların da çok iyi hatırlayacağı üzere Edmund Pevensie adlı karakterimiz kız kardeşi Lucy’nin ardından büyülü bir dolaba girdiğinde kendini karlarla kaplı, büyülü bir diyar olan Narnia’ya ışınlanmış olarak bulur. Ve burada daha sonra “Beyaz Cadı” olduğunu öğreneceğimiz Buzlar Kraliçesi Jadis’le karşılaşır. Yaramaz Edmund’un Beyaz Cadı’dan istediği ilk şeyse Türk lokumu olur. Hatta lokum yiyebilmek için kardeşlerini (bir anlamda da ruhunu) satmaya bile hazırdır. Öyle de yapar…

Edmund’un lokuma olan bu düşkünlüğü yabancı okurlara da bulaşmıştır. Öyle ki yabancı bir ailenin yanına misafirliğe gittiğinizde yanınızda bir kutu lokum götürürseniz size sanki çantanızdan büyülü bir nesne çıkarmışsınız gibi bakarlar. Hatta kitabı çocukken okuyan koca koca insanlar bugün bile “Türk lezzetinin” tadına bakmayı hayal eder durur.

Onlardan biri de Cara Strickland adlı bir gurme olsa gerek. Çünkü bu ayın başında yazdığı makale tamamen Türk lokumu ve Narnia üzerine. Dahası, kaleme aldığı yazı şu sıralar yabancı basını en çok meşgul eden konulardan biri.

Lokum_in_Punch_1861

1861 tarihli bir dergide yer alan lokum reklamı

Strickland akademik kaynaklardan da faydalandığı yazısında lokumun nasıl yapıldığından tutun da gerçek adının rahatü’l-hulkum (boğaz rahatlatan) olduğuna, Hacı Bekir’in ününden Avrupalıların bu tatlıyı asla gerçeğine uygun bir şekilde yapamadığına (ortasını kenarları kadar tatlı yapmayı başaramıyorlar) kadar pek çok detaya değiniyor. Lokuma olan düşkünlükleri 1800’lü yıllara dek dayanan yabancılar, onu imal edemediklerinden çareyi ithalatta bulmuş, bu da beraberinde yüksek fiyatları ve sadece zengin kimselerin ulaşabileceği bir enderliği getirmiş doğal olarak.

Strickland’a göre C.S. Lewis’in lokuma olan düşkünlüğünün iki sebebi var. Birincisi yokluk. Lewis serinin ilk kitabı Aslan, Cadı ve Dolap’ı 1939 yılında, İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı yıl kaleme almaya başlamış ve 1950 yılında tamamlayabilmiş. Bu zaman zarfında şekerlemeler şöyle dursun, en basit gıda ihtiyacı bile çok zor bulunduğundan her şey karneyle dağıtılıyormuş. Dolayısıyla lokum yiyebilmek bir hayalmiş.

Bununla birlikte Lewis’in kitabında lokumun tarifini eksiksiz bir biçimde yapması (her bir parça tam ortasına dek tatlı ve hafifti), onu daha önce en az bir kez tattığına işaret ediyor. Dolayısıyla, şekerin bile zor bulunduğu savaş zamanı boyunca bu tatlının yazarın aklından hiç çıkmamış olması çok kuvvetli bir ihtimal. Edmund, Beyaz Cadı’ya o anda en çok yemek istediği şeyi söylediğinde aslında cevap veren kişi Lewis’in ta kendisidir. Bulunması en zor, fiyatı en yüksek olan tatlı…

İkinci sebebiyse, çoğunuzun da tahmin edebileceği gibi Türk kültürüne duyduğu olası bir hayranlık. Tarih ve kültür konuları üzerine araştırma yapmayı çok seven yazar, Narnia’yı kaleme alırken doğudan esinlenmeyi tercih etmiş olabilir pekâlâ. Adı “Lion” olarak değil de, Türkçe ismiyle “Aslan” olarak yazılan kralımız bunun en belirgin örneğini teşkil ediyor. Aynı şekilde Beyaz Cadı Jadis’in adının “cadı” kelimesiyle olan ses benzerliği, kötülük tanrısının adının Tash (taş) olması ve üçüncü kitapta yer alan Tarkaan adlı soylu yöneticiler gibi unsurlar da gözümüzden kaçmaz…

Sebebi her ne olursa olsun, Lewis’in bu kararının Narnia Günlükleri’ni biz Türk okurlar için bambaşka bir yere koyduğu gerçek. Ve lokumu Avrupalıların lembas’ı kıldığı da öyle…

Paylaşın!
  • 563
    Shares

Genel Yayın Editörü
On beş yılı aşkın bir zamandır fantastik edebiyat, bilimkurgu, çizgi roman ve bilgisayar oyunlarıyla haşır neşir oluyor. Fantastik edebiyat alanında dört basılı kitabı bulunan yazar, Kayıp Rıhtım'ın yanı sıra Oyungezer dergisinde de serbest editör olarak çalışmakta, çeşitli yayınevlerinde çevirmen ve editör olarak görev almaktadır.

PORTAL YORUMLARI

  1. bagatur dedi ki:

    Bundan sekiz yıl önce Narnia Günlükleri ile ilgili merak ettiklerimi sekiz yıl sonra eksiksiz olarak bulup vakıf olmak nasıl bir duygudur bilir misiniz? Çok teşekkürler.

    1. M. İhsan Tatari dedi ki:

      Rica ederim, zevkti 🙂

  2. Bekir Sert dedi ki:

    En sevdiğim serilerden birisidir. Kalemine sağlık İhsan.

    1. M. İhsan Tatari dedi ki:

      Teşekkürler Bekir, seni yeniden buralarda görmek güzel 🙂

      1. Bekir Sert dedi ki:

        Neredeyse bir yıldır sadece portalda haber okuyacak kadar vaktim oluyor desem yeridir. Foruma da giremiyorum pek. Evdeki küçükler pek fırsat vermiyor. 🙂

  3. Mope dedi ki:

    Güzel yazı olmuş elinize sağlık. Bir şey aklıma takıldı bendeki seride ilk kitap “Büyücünün Yeğeni”. Zaman içinde sıralama mı değişti? Yani çıkış tarihine göre değilde olay sırasına göre mi değişti sıralama?

    1. M. İhsan Tatari dedi ki:

      Teşekkürler, çok sağ olun. Büyücünün Yeğeni kronolojik olarak Aslan, Cadı ve Dolap’tan öncesini konu alsa da aslında daha sonra, 1955 yılında yazılmıştır. Yani ilk kitaptan 5 sene sonra çıktı normalde.

  4. Exile dedi ki:

    Resmen ufkum açıldı 😀

    1. M. İhsan Tatari dedi ki:

      Güllü lokum etkisi 😀

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Narnia Günlükleri’ndeki Türk Lokumunun Sırrı Ne?

C.S. Lewis’in dünyaca ünlü fantastik serisi Narnia Günlükleri’nde neden bilhassa Türk lokumuna yer verildiği uzmanlar tarafından araştırıldı.

Paylaşın!
  • 563
    Shares

“Son gemi de ayrıldığında limandan,

Kaybolmuştu artık o rıhtım, gecenin karanlığından…”

Başa dönün