Okur Olarak En Büyük Korkularımız

Biz sorduk, gerek forum, gerekse Facebook grubumuzdaki takipçilerimiz cevapladı!

Kayıp Rıhtım bir edebiyat sitesi ve birçok okurun değerli katkılarıyla bunca zamandır sizlerle. Ama pek çoğu bir kitap oburu olan bu okuların en büyük tutkusu olan kitaplara dair bazı korkuları olmalıydı. Ve elbette vardı. İşte sizler için gerek forumdaki üyelerimize, gerekse Facebook grubumuzdaki takipçilerimize aynı soruyu yönelttik: “Okur Olarak En Büyük Korkunuz?” Kendi korkularımızı da işin içine katınca ortaya böyle bir liste çıktı.

İçinde kendi endişe ve korkularınızdan pek çok şey bulacağınıza inandığımız o liste hemen aşağıda!

Ya Bir Daha İyi Kitap Okuyamazsam?

Üst üste kötü kitaplar okuduğumda ya da çok merak ettiğim kitaplar arka arkaya hayal kırıklığı olduğunda bir daha hiç iyi kitap okuyamamaktan kokuyorum. Sanki bir daha iyi bir kitaba denk gelemeyecekmişim gibi hissediyorum. Bunu yenmek için de ilginç bir totemim var. Okumaya bir süre ara veriyorum; böylece kendimi bu hayal kırıklığı döngüsünden çekmiş oluyorum. Döngüyü kırıyorum bir nevi. Garip olan ne, biliyor musunuz? İşe yarıyor 🙂 – Hazal ” Fırtınakıran” Çamur (Forum)

Ya Bir Gün “Mükemmel” Kitabı Keşfedersem?

Benim bir okur olarak en büyük korkum çok iyi, türündeki diğer kitaplardan çok üstün, kusursuza yakın bir kitapla karşılaşmak. Evet, yanlış duymadınız. Mükemmel bir kitap okumaktan korkuyorum. Çünkü biliyorum ki o andan sonra, okuyacağım diğer tüm kitapları o kusursuzlukla kıyaslayacağım. İstemsizce kendi hevesimi baltalayacak, sonraki her yazarın göz bebeğine haksızlık edeceğim.

O yüzdendir ki çoğu zaman, bu kusursuzu bulma korkusuyla, hayranlarınca çok methedilen kitaplara başlarken biraz çekinirim. – muaet (Forum)

got_korku

Büyük Beklenti İçindeyim, Herkes de Övdü Ama Ya Hayal Kırıklığıysa?

Okur olarak en büyük korkum, büyük heveslerle aldığım kitabın hayal kırıklığı yaşatması. Bazen oluyor. Bakıyorum herkes tavsiye etmiş, merak ediyorum haliyle. Ancak okumaya başlayınca bana göre olmadığını anlıyorum. Hem hevesim kırılıyor hem de başka kitaplara vereceğim parayı çöpe atmış oluyorum. – Guy Fawkes (Forum)


Hani haftalardır kur yaptığın biriyle nihayet aranızda bir şeyler başlar ve kısa bir süre sonra aslında hiç sana göre olmadığını anlarsın ve onunla her an işkenceye dönüşüverir. Heh, işte bir kitapla da yaşamaya en korktuğum şey budur benim. Kitap için edilen sözler, kapağı, ön okuması, belki aldığı ödüller, bu kesinlikle sana göre bir kitaptır. Kitapçıda gördüğünde sana cilveli bakışlar atar, rüyalarına girer ve en nihayetinde ona kavuştuğunda işler hiç de istediğin gibi gitmez. Okudukça sayfalar çoğalır, puntolar gözünde büyür, kitabın ismini duyduğunda sabah alarmı çalıyormuş gibi irkilmeye başlarsın ama bir yandan da onun için savaşırsın. Hani kitabı bıraksan sanki okumayı da onunla bırakacaksın gibi. Başka kitaplara da yan gözle bakamazsın, utanırsın, için burkulur. İhanet etmekten farkı yoktur.

Neyse efendim, yaşanmışlıklar da dile gelmeden burada iyi dileklerimle bitirmiş olayım, umarım kimse bu şekilde buhranlı bir ilişkiye girmez, girerse de tez vakit kurtulabilir. – milenya (Forum)


Övülen kitabı okuduktan sonra tatmin olmamak. – Medet Kadak (Facebook)


Hugo ve Nebula ödüllerinin hak edene değil de “birtakım” sebeplerden ötürü kesinlikle hak etmeyen insanlara verilmesi. Aynı sinemadaki oscar gibi. Bu konuda korktuğum da başıma geldi nihayet; John Scalzi’nin “Kırmızı Üniformalılar” kitabı. Öylesine derinlikten yoksun, öylesine düz karakterler, sığ ve sıradan bir anlatım içeren ve kurgusu bakımından da günümüz bilimkurgularından “Darwinya” nın bir ışık yılı bile yakınından geçemeyecek olmasına rağmen Hugo ödülünü almıştır. Kabaca leştir, çöptür, balondur ve yazarı da ABD’lidir doğal olarak. Balon üretiminde bir numaralı kültür. Oh be rahatladım ne zamandır şu iğrenç kitap hakkında yazmak istiyordum. – Gökhan Saban (Facebook)

Ya Bir Gün “Okuyamaz” Hale Gelirsem?

Okur olarak en büyük korkum, günün birinde okuma eylemeni gerçekleştirememek. Başıma gelmesini düşünemiyorum bile 🙁 Teknolji ilerledi, artık görme engelliyseniz bile yeterli denebilecek (en azından yurtdışında) vasıta var okuma için. Fakat eğer karşılaşacağınız problem daha farklı bir şeyse. Benim korkum bu, rıhtım vatandaşları. – salvorhardin (Forum)


Aklımı ve düşünme yeteneğimi kaybetmek. Bunun sonucunda kitap okuyamamak, bilgisayar oyunu oynayamamak, düşünmemek ve üretmemek. Bu durumdan zaten kitap okuma özelinde değil gerçek hayatta da korkarım. Bedensel yetenekleri düşük bir insan olarak zihnim de olmazsa patates çuvalından farkım kalmazdı herhalde.- Lordmuti (Forum)


1- kör ve sağır olmak.
2- parmaklarımı yitirmek. – Utku Zat (Facebook)

Ya Tüm Kitapları Okuyamazsam?

Benim korkum gerçekten çok korkunç. Her gün yenilenen ve büyüyen okuma listemle kat ve kat artıyor. Her ay kitap alırken düşündüğüm şey “Ya büyük bir merak ve heyecanla aldığım o kitapları okuyamazsam?” korkusu.

Merakla ve heyecanla aldığım her kitabın içinde bambaşka dünyalar çıkacağını biliyorum. Tüm kitapları okuyamayacağım bunu da biliyorum ama en azından merak ettiklerimi okuyayım. Alıp okuyamadığım bir kitabım olursa gözüm açık gideceğim ki büyük ihtimalle gideceğim, umarım ölünce kitaplarda bizimle gelebiliyordur.

Bu korku sanki, hiç kimseyi sevemeden ölmek, çocuk yapamadan ölmek ya da biraz daha az hüzünlü olacak ama çok istediğiniz bir ülkeyi hiç göremeden ölmek gibi. Eksik… Eksik kalmaktan korkuyorum 🙁 – spren (Forum)


Hedeflediğim kitabı(ları) okuyamadan ötelere göçmek… – Medet Kabak (Facebook)


Benim en büyük korkum dünyada muhteşem, adı sanı belli olmadığı halde iyi bir kurguya ve öyküye sahip veya en eski medeniyetlere ait ya da bestseller binlerce kitabı okumaya maalesef ki ömrümün yetmeyecek olması… – valarr (Forum)

Tamam da Önce Hangisini Okumalıyım?

Aklımda o an okumak istediğim iki kitap varsa genelde hangisini seçeceğimi bilemem ve bu da bende kararsızlık yaratır. Eh, iki seçenek arasında kaldığım çoğu durumda kararsızlığa düşen biri olarak endişeye kapılırım, acaba hangisinin kurgusu daha güzeldir? O an hangisini okusam daha çok içine girebilirim? Bu durumla karşılaştığımda cidden tırsıyorum. – cankutpotter (Forum)

Ya Sevdiğim Serinin Yazarı Ölürse?

Şu anda yazarın ölmesi korkusunu iki kişide, Patrick Rothfuss ve GRRM’de çok yoğun olarak yaşıyoruz. Bir de Allah gecinden versin, benim şahsi korkum Brandon Sanderson. Ölmese bile herhangi bir sebeple yazmayı bırakmasın kesinlikle. Allah hepsine sağlıklı ve uzun ömürler versin inşallah diyerek mesajımı sonlandırıyorum. – Lordmuti (Forum)


Benim korkum da bazı arkadaşların bahsettigi gibi, çok sevdiğiniz serinin yazarinin seriyi bitiremeden ölmesi. Bunun tersi de geçerli. Okur olarak benim, o harika hikayelerin sonunu öğrenemeden bu dünyadan göçüp gitmem.- yafeshan (Forum)


Yazarın seriyi bitirmeden ölmesi. Mesela King direkten dönmüştü. GRRM ölmesin mesela. – Müge İnce (Facebook)


Güzel bir serinin beklentiyi yükselterek gelen devam kitapları arasında yazarın hayatını kaybetmesi (elbette ölüm üzücü bir durum ama benim kastetteiğim kişinin ölümünden fazlası, hikayedeki tüm karakterlerin ölümü) – Gunslinger (Forum)

Peki Ya Sevdiğim Serilerin Sonunu “Ben” Göremezsem?

Takip ettiğim serilerin sonunu görememek. Olay Buz ve Ateşin Şarkısı değil. O seriye olan heyecanımı kaybedeli çok oluyor. Örneğin Fırtınaışığı Arşivi. Sanderson on küsur senelik bir zaman veriyor serinin bitimi için. Ben daha bir hafta sonrası için plan yapamazken adam on küsur senelik bir program çıkartabiliyor kendine. Kendimi on sene sonra hayal etmeye çalışıyorum. Tek kişilik şu düğmeli koltuklardan birine oturmuşum, bir yandan şömine çatırdıyor. Dışarıda kurt ulumaları. Ben Fırtınaışığı Arşivi son kitabın, son bölümün, son sayfanın, son cümlesini gözlerimde yaşlarla okuyorum. Olmuyor, bir gülme tutuyor. On seneye kadar kim yaşar la? – uveybaba (Forum)

Sevdiğim Seri Ya Yarım Bırakılırsa?

Bu durum, seri satmıyor diye Türkçeye çevirinin durmasından tutun yazarın serinin ortasında ölmesine kadar değişik sebeplerle olabilir. Çevirisi yarım bırakılanlara örnekler: Dresden Dosyaları, Gece Nöbeti (bundan emin değilim), Unutulmuş Diyarlar (İthaki yeniden basıyormuş da güncel kitaplara kim bilir ne zaman yetişecekler) Yazarı rahmetli olanlara örnekler: Zaman Çarkı ve Diskdünya. Bunlara oldukça üzüldüm. Diskdünya için ayrıca hala üzülüyorum, hey gidi Terry Pratchett hey. – Lordmuti (Forum)


Satmıyor diye serinin ya da yazarın devam kitaplarını yayınevlerinin yayımlamayı bırakması, senin beklentiler ve umutsuzlukla ortada kalman… – Deniz Karakuş (Facebook)


Yıllarca türkçesinin çıkmasını beklediğim bir serinin bir iki kitap yayınlandıktan sonra çok satmadığı için yarım bırakılması. – Tinuviel (Forum)


Basit bir okuyucu olarak; serilerin yarım kalması, yayınevinin kapanması, kitapların ülkede yasaklanması, kütüphanelere erişimin engellenmesi… – OZ (Forum)

Ya Tükenirse ve Ben Onu Hiç Bulamazsam?

Çok beğendiğim, beklediğim veya önerilen bir kitabın baskısının bulunmaması. Onu hem kütüphanelerde hem de sahaflarda bulamamak. Kısacası o kitaba erişememek. Birçokları için bkz. Cesur Yeni Dünya’yı Ziyaret. Şükür ki sırf “Kahraman’ın Yol Türküsü‘nde” adını duyduğum için -içeriğini bilmediğim halde- almıştım. Hemde 4 tl gibi komik bir fiyata.

“Yeni baskı yapılacak mı yapılmayacak mı korkusu” ise maalesef yayınevlerimiz tarafından hali hazırda hepimize yaşatılan bir korku. – Quid Rides (Forum)


Almak istediğim kitabın ben alamadan tükenmesi. – Okan Akıncı (Facebook)

Bitme, Ne Olur!

Bir sürü ortalama veya kötü kitap okuduktan sonra çok beğendiğim bir kitaba rastladıysam çabuk bitmesinden korkarım ama bu korku kitabı elimden bırakmamaya engel değildir ve çabucak da biter. – Berweuli (Forum)

Değer Göreceği Kişide Olsun

Çok saçma gelebilir ama ben sevdiğim bir kitabı değerini anlayamayan birinin elinde görmekten korkarım hep. Hani bazı insanlar vardır ya ne kitaptan anlarlar ne okumaktan, nasıl olduysa bir şekilde ellerine geçirdikleri bir kitabı okurken hoyrat davranırlar, kitaba ve yazara gerekli saygıyı göstermezler. İşte böyle birinin elinde çok sevdiğim bir kitabı görünce çıldıracak gibi oluyorum. – Mirashi (Forum)

kofteyagmuru_şok

Ya Çevirisi Berbatsa?

I give up : yukarı verdim” kıvamında çeviriler görmek. Neyse ki korsan kitaplar dışında pek rastlamıyoruz bu “İleri düzeyde İngilizce, orta düzeyde Almanca biliyorum.” pıtırcıklarına. Ha korsan kitap demişken, onlar da bayağı korkutucu sayılır aslında, bilemedim şimdi.. – Doruk Dorucu (Facebook)


Kötü çeviri. – Seyhan Akıncı (Facebook)

Kitabımın Kapağına/Sayfasına Bir Şey Olmasın!

Benimki biraz (!) klişe olacak ama kitap kurdu olarak tek korkum özene bezene sakladığım o cânım kitaplarımın kapaklarının ya da sayfalarının düzeltilemeyecek şekilde kıvrılması, yırtılması, suya-çamura bulaşması ya da bir misafir çocuğunun sevgi dolu pençelerine düşmesi :). – M. İhsan “mit” Tatari (Forum)


Bir sayfa azıcık bile bükülse aklım onda kalıyor, dikkatim dağılıyor. Değil kardeşlerim anne babam bile dokunamıyor evde kitaplara. Belki de çocuğum olsa bu kadar özen göstermem diyorum bazen… – Dende (Forum)


Çok pahalı ve oldukça sevdiğiniz bir kitabı alırsınız. Her şeyine dikkat edersiniz. ”Aman yırtılmasın, aman buraya bir şey olmasın, bir yere takılmasın” diye özen gösterirsiniz. Sonra, bir gün, o çok sakındığınız kitabı elinize alıp okurken birden nasıl olursa olur, siz de anlayamazsınız, kitaba kendi elinizle kendiniz zarar verirsiniz. Bir sayfası yırtılır, bir yeri çizilir, üstüne çay, süt, kahve bg. dökülür.

O saatten sonra istediğiniz kadar ağlasanız da kitap artık gitmiştir. İşte en büyük korkum bu. Kısaca: Sakındığım kitaba kendi elimle zarar vermek 🙂 – Emrecan Doğan (Forum)

Ya Bir Gün Gerçeklik Bana Az Gelirse?

Kelimeler vasıtasıyla, durumlar bağlamında duygular normalde hissedilebileceklerinden daha yoğun ve sahiciymiş gibi tecrübe edilebilir ya; korkum, kapağını uzun süre önce kapatmama rağmen, kitabın hissettirdiği yoğun duygusal tecrübenin, gerçek hayattaki tecrübelerimin duygusal dengesi üzerinde bozulmalar yaratması. Farkında olmadan, gerçek bir durumda hissedebileceğim duygu türü ve yoğunluğunu, kurgudaki durumda ortaya çıkan duygu türü ve yoğunluğu ile kıyaslayıp; gerçekliğe ait duygu yoğunluğunu yetersiz veya aşırı olarak algılama yanılsamasına kapılmak. – Bay Karamsar (Forum)

Böyle İyiyiz Hoşuz da Ya Bir Gün Sıkılırsam?

çok sevdiğim bir seriye olan ilgimi kaybetmek. Bunu yıllar önce Percy Jackson ve devam kitapları için yaşıyordum, şimdi aynısını Sanderson kitapları için hissediyorum. Yani bir an elimdeki kitabı zevkle okurken bir an sonra o kitaba olan ilgimi kaybetmek gerçekten çok korkutuyor beni. Aynı zamanda yaratıcılığa ve hayal gücüne verdiğim önemi, onlara olan inancımı kaybetmek de öyle. Bunun hayat felsefem olduğunu fark edeli beri sanırım en büyük korkularımdan biri bu. – cankutpotter (Forum)

Sevdiğim Kitapları Unutmak mı?

Çok severek okuduğum kitapları unutmak. Çok sık başıma geliyor, kitabı bitiriyorum, huşu ile geçen bir günün ardından bir iki hafta hafızamdan çıkmıyor kitap. Ama bir iki ay sonra kitap aklımdan uçuyor. Ana karakterleri bile unuttuğum oluyor.

Aslında bunu bir lütuf olarak da görebilirim. Çok sevdiğim bir seriyi ya da kitabı sürekli okumak zevkli olabilir. Tam karar veremiyorum. – Nightmare (Forum)

Bu Küçümseme Hiç Bitmezse?

Okur olarak en büyük korkum, özellikle bazı türlerin geniş bir kitle tarafından “hayali şeyler” veya “çocukça şeyler” gibi bir bakış açısıyla küçümsenmesinin devam etmesi. Burada benim açımdan iki yönlü bir korku var. Birincisi, elbette bir tür veya eser hakkında bilgi sahibi olmadan takınılan ön yargılı tutumun aşılamaması. İkincisi ve daha önemlisi, değersizleştirmek için sunulan bu iki argümanın da aslında bir aşağılanma sebebi değil, aksine çok kıymetli şeyler olduğunun idrak edilememesi. – Kitap Adam (Forum)

Teknolojik Okuma Ortamı mı?

E-book. Çok net. – Ayfer Kafkas (Facebook)

Çok Beğendim Ama Son Sayfası Nerede!

Hevesle okunan kitabın son sayfasının olmaması. – Umut Demir (Facebook)

Ya Yazım Yanlışlarıyla Doluysa?

İlk olarak, görme engelli bir okur olmam sebebiyle genelde kitaplarımı taratmam gerekir. Bu zaman zaman zor ve zahmetli bir hal alır, özellikle sayfa sayısı altı yüz, yedi yüz civarlarını geçince.
Düşünün ki bir kitabı heyecanla beklediniz, çıktığını duyar duymaz koşa koşa en yakın kitapçıdan aldınız ya da internet üzerinden sipariş ettiniz. Taradınız ve okumaya başladınız. Her şey güzel gidiyordur, ta ki bilmemkaçıncı sayfaya gelene kadar. Birden bire o tertemiz cümlelerin yerini abuk subuk harf karışımları, işaretler, yarı anlaşılır kelimeler, rakamlar ve milyon türlü yabancı madde alıverir. Haliyle okuma keyfiniz kaçar.

İşte, özellikle kalın kitapları bunu nasıl engelleyebilirim diye düşünerek, biraz da korkarak tararım. – cankutpotter (Forum)

Sevdiğim Yazarı Böyle Beklemiyordum

Korku değil belki ama yazarla bizzat tanışınca ya da gerçek hayatını görünce hiç de beklediğin gibi birisi çıkmaması. Mesela kadınlara methiye düzen bir yazarın gerçek hayatta karısını dövmesi gibi… – Müge İnce (Facebook)

Kötü Yazar mı Dediniz?

Okur yazar olarak en büyük korkularımı demeyelim de rahatsızlığını yaşıyorum bizim sektörde sıkça. Ne sıfatı, ne donanımı, ne de sanatı en ufak bir pırıltı barındırmayan tiplerin ben yazar oldum havasıyla ortalarda dolaşması. Kimsenin bu tür zevzeklerin kitaplarını eleştirmemesi, aksine beğeni görmesi. Vasatlıktan nefret ediyorum, tahammül edemiyorum ben 🙂 – Galip Dursun (Facebook)


Tüm edebi metinler bir hikâyeyi önümüze sunsalar da, o göz alıcı imgelemin ardında asıl olan gerçek ise sanatçının yaşama bakış biçimi, felsefi öz ve barındırdığı doğru, üstün fikirleridir, ki eser çoğu zaman bu temellerin üzerine kurularak inşa edilir. Şunu kabul etmeliyiz ki üstün eserler, üstün zihinlerden türer, fakat doğanın tuhaf bir oyunudur ki üstün zihinler bazen çok nadir olarak kendi sınırları dışına da çıkamayabilir.

Küçüklüğümden beri annem bana sürekli şunu der, hâlâ da diyor gerçi: Her zaman senden iyi insanlarla arkadaşlık kur. Bir eseri de dikkate aldığımda barındırdığı özgün fikrin, üslubun, alt metnin ve tüm bu bileşenlerin oluşturduğu kolektif yapının en önemli yanı, sahip olduğu gizem, tutku ve akılcılığın yakalayamayacağım kadar uzakta olması, ben yaklaştıkça aramızdaki mesafenin azalmaması. Eserleri güçlü kılan da okuyucunun onun üzerinde değil, eserlerin okuyucu üzerinde baskın gelmesidir, hem duygusal hem diğer şekilleriyle.

Bir örnek vereyim. Sokrates, Atinalı bir siyasetçi için şöyle diyor: “Ben bu adamdan daha bilgeyim! Göründüğü kadarıyla, ikimiz de güzellik ve iyilik hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. O, hiçbir şey bilmediği hâlde bir şeyler bildiğini sanıyor, oysa ben hiçbir şey bilmemekle birlikte bunun bilincindeyim. Bu durumda, hiçbir şey bilmediğimi bildiğim için, az da olsa ondan daha bilgeyim sanırım”.

Ne de söz ustası. Değinmek istediğim esas nokta işte bu; bir eser çoğu zaman düşünce yönünden felsefi düşüncelerimin ötesinde veya eşdeğer noktalarda, içerik olarak idrak sınırlarımın ötesinde, hayranlık uyandıracak veya ilgi oluşturacak düzeyde, üslup olarak kendine has boyutlarda olmalı. Örnek vermem gerekirse açıp Nietzsche, Platon okur ve ne kadar avare olduğumu görür, Steinbeck, Shakespeare ve Salinger okurken gıpta eder, Jordan, Martin, Poe, Lovecraft okurken ise o içine hapsolduğum gerçek olmayan -belki de gerçek olamayacak kadar gerçek- dünyadan çıkmak için âdeta mücadele veririm. Bazı felsefeci ve romancıları okumaya uğraşsam da bir türlü devamını getiremediğim oldu çünkü bu eserlerde felsefecinin bilgeliğini sorguluyor, yanlışını görüyor ve üstünlüğüne olan güvenim sarsılıyor, romancılarda ise hani hep deriz ya ben daha iyisini yazarım diye, tam olarak bu değilse de bu çizgide tepkiler verdiğimden ve eserin beni etkisi altına alamaması, daha doğrusu yazarı budala olarak gördüğüm, yazılan şeyin okunmaktan öte satılmak, duyulmak maksadıyla yazıldığını düşündüğümden yine kendimi üstün görüp eseri ve yazarı ciddiye almıyorum.

Jacques’in Efendisi, Sokrates için şöyle diyor: “Sokrates Atina’lı bir bilgeydi. Eski zamanlardan beri delilerin arasında bilge kişilerin konumu tehlikelidir”. İşte benim en çok korktuğum durum da budur, delilerin arasında bilge, hırsız bir kedinin karşısında yargıç, kötü bir eserin içerisinde çokbilmiş bir okur olmak. O kadar yazdım ama doğrusu en büyük korkum kötü ve utanmaz bir eserle karşılaşmak. Mutlulukla diyebilirim ki şu ana kadar böylesi çok az eserle karşılaştım. – Rosemary (Forum)

 

Evet, böylelikle listeminizin sonuna geldik. Tam da bu kapanış esnasında şimdi de size sormak istiyoruz: Ya sizin en büyük okur korkunuz nedir? Yorumlarınızla katkıda bulunmayı unutmayın!

Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Okur Olarak En Büyük Korkularımız

Biz sorduk, gerek forum, gerekse Facebook grubumuzdaki takipçilerimiz cevapladı!

Paylaşın!

“Son gemi de ayrıldığında limandan,

Kaybolmuştu artık o rıhtım, gecenin karanlığından…”

Başa dönün