Kopmayan Kıyametin Anlatıldığı “Kıyamet Koparken Park Etmek Yasaktır” Çıktı

Kıyameti bekleyen ama beklediklerini bulamayanların anlatıldığı "Kıyamet Koparken Park Etmek Yasaktır" Pegasus etiketiyle ilk kez Türkçede.

Bryan Bliss’in ilk kitabı olması özelliğini taşıyan Kıyamet Koparken Park Etmek Yasaktır, Pegasus Yayınları tarafından dilimize kazandırıldı. Roman, kıyamet kopacak diye dünyevi yüklerinden arınan dindar bir ailenin kızı olan Abigail ile erkek kardeşi Aaron’ın ailevi ilişkisini konu ediniyor. Ailesi varı yoğu satıp dünyanın sonunu beklerken Abigail, ebeveynlerinin rolünü üstleniyor ve hem dağılmanın eşiğine gelen ailesine bakıyor hem de erkek kardeşiyle geceleri türlü haylazlıklar yapıyor. Trajikomik bir kopmayan kıyamet ve sosyal temaları olan roman,  türünün bilindik motiflerinin dışına çıkacak kadar cesur olduğundan yurtdışındaki önemli yayıncılardan övgüleri toplamıştı. Şimdiyse sıra Türk okurda.

Bir ergenin sırtına yüklenen anne babalık vasfının işlendiği yazarın ilk romanın tanıtım bülteni şöyle:

ABIGAIL’IN AİLESİ DÜNYANIN SONUNUN GELDİĞİNE İNANIYORDU. AMA GELMEDİ… GELMEYECEKTİ.

Abigail’ın ailesi dünyanın sonunun geldiğine inanıyordu. Tabii ki öyle bir şey olmadı. Ama yine de her şeylerini kaybettiler. Artık San Francisco sokaklarında, evlerinden binlerce kilometre uzakta, karavanlarında yaşıyorlardı. Yemeklerini kilisenin aşevinde yiyor, umumi tuvaletlerde yıkanıyorlardı. Polisler camlarına dayandığındaysa karavanı başka bir otoparka çekiyorlardı. Abigail’ın ikiz kardeşi Aaron ise her gece öfkeyle dışarı çıkıp bilinmeze gidiyordu. Artık normal hayat onlar için bundan ibaretti.

Abigail, her şey kötü gitse de gidişatı değiştirebileceğine inanıyordu. Annesi ile babası hata üstüne hata yapsalar da ailesinin paramparça olmasını engelleyebilirdi. Herkesi kurtarabilirdi… Yoksa sadece kendini kurtarma zamanı mı gelmişti?

Bryan Bliss’in ilk romanı Kıyamet Koparken Park Etmek Yasaktır her şeyi kaybettiğimizde yapabileceklerimize ve sevdiklerimiz için neleri göze alabileceğimize dair bir ders niteliğinde.

“Bliss, ilk romanında aile, fedakârlık ve inancın gücünü ustalıkla keşfediyor.”
– Horn Book Magazine – 

“Ailesinin yarı yolda bıraktığı genç bir kızın gerçekleri anladığı ve özgüven sorunlarının üstesinden geldiği kurtuluş yolculuğu beni derinden etkiledi. Bryan Bliss’in sonraki kitaplarını sabırsızlıkla bekliyorum.”
– Sara Zarr –

“Bu iyi niyetli hikâye, sevimli cümleleriyle birçok genç okura kendini keşfetmesinde ilham verecek.”
– Kirkus Reviews  –

“Bliss’in gençlerle geçirdiği zaman hikâyesine de yansıyor çünkü karakterleri sıradan gençler değil, kendilerine özgü sorunlarla başa çıkan gerçek insanlar.”
– Minneapolis Star Tribune  –

“Abigail inancını, ailesinin akıl sağlığını ve kardeşiyle arasındaki bağı sorgularken, Bliss’in hikâyesi onun içindeki karmaşaya odaklanıyor.”
-Publishers Weekly –

Burcu Bingül‘ün Türkçeleştirdiği eser şimdilik ön siparişte, 2 Ocak itibariyle de rafları dolduracak. Şimdiden keyifli okumalar dileriz…

Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisiyim. İyi ki blues, elektrogitar, kamera, 1970 yılı, bilimkurgu, "Kuzgun" ve turuncu var. Bolca okurum çünkü kitaplar olmadan hayat zaten sıkıcı. Dante'nin "Komedyası"yla girdiğim dünyada Samuel T. Coleridge'ın "Yaşlı Denizcinin Ezgisi"yle devam ettim. Uzak doğu sinemasına, genel olarak da sinemaya aşığım. Zaman makinesi bulup önce İngiltere'ye gidip H. G. Wells’le, oradan da Japonya'ya gidip Akira Kurosawa'yla tanışabileceğime inancım tam. Ölmeden önce Japonya’yı görmek istiyorum. Şu an yaptıklarımın çoğunu ileride Japonya'da yaşamak için yapıyorum, çünkü -önceki hayatımda feodal lord olmamdan kaynaklı da olabilir- bir şekilde ruhum oraya bağlı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kopmayan Kıyametin Anlatıldığı “Kıyamet Koparken Park Etmek Yasaktır” Çıktı

Kıyameti bekleyen ama beklediklerini bulamayanların anlatıldığı “Kıyamet Koparken Park Etmek Yasaktır” Pegasus etiketiyle ilk kez Türkçede.

“Son gemi de ayrıldığında limandan,

Kaybolmuştu artık o rıhtım, gecenin karanlığından…”

Başa dönün