Le Guin Ödül Töreninde Çarpıcı Sözler Sarfetti

Fantastik ve bilimkurgu edebiyatının kraliçesi Ursula K. Le Guin, Onur Madalyası'na layık görüldüğü gecede yayıncılık dünyasını ve edebiyatın geldiği noktayı sert bir dille eleştirdi.

Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen ABD Ulusal Edebiyat Ödülü gecesinde, fantastik ve bilimkurgu edebiyatında unutulmaz eserlere imza atan Ursula Kroeber Le Guin, Onur Madalyası’na layık görüldü.

Gecede konuşan ABD’li yazarın hedefinde kitap pazarlama şirketleri vardı. Sert bir dille Amazon ve türevi kuruluşların kâr hırsı yüzünden yazarları zor durumda bıraktıklarını söyleyen Le Guin, yazarların bu gibi tuzaklara alet olmayacağını, özgürlüğün ne anlama geldiğini bilen yazarlara ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Le Guin’e ödülü takdim eden kişiyse fantazya, bilimkurgu ve çizgi roman dallarında önemli işlere imza atmış olan Neil Gaiman’dı. Gaiman da ödülü vermeden önce bu değerli ustayı yücelten bir konuşma yaptı. Dilerseniz gelin bu iki yazarın söylediklerini birinci ağızdan okuma fırsatına erişin. M. İhsan Tatari çevirisi ile sunuyoruz.

Neil Gaiman’ın takdim konuşması:

Bugüne dek Le Guin’le sadece bir kez konuşmuştum. Ya da daha doğrusu Ursula benimle bir kez konuşmuştu. 21 yıl önce bir fantastik edebiyat toplantısında tanışmıştık ve aynı asansörü paylaştığımız sırada Le Guin bana dönüp, “Bu gece herhangi bir oda partisi yapılacak mı, biliyor musun?” diye sordu. (Maalesef bilmiyordum.)

Bu diyalog kendimi oldukça tuhaf hissetmeme neden olmuştu, çünkü Le Guin son 22 yıldır benimle sürekli konuşuyordu zaten. 11 yaşımdayken kendi paramla Yerdeniz Büyücüsü’nü satın almış ve çok geçmeden bir insanın yapabileceği en güzel şeyin bir büyücülük okuluna gitmek olduğunu keşfetmiştim.

Kitaplar basıldıkça serinin geri kalanını satın almaya devam ettim ve bu esnada favori yazarlarımın arasına yeni bir tanesini eklemiş oldum. 12 yaşıma geldiğimde Karanlığın Sol Eli’ni okudum ve cinsiyetin değişkenliği fikri, bir kralın çocuk sahibi olabileceği düşüncesi… zihnimi açtı. Onu bir meyve gibi soydu, değiştirdi.

Çok geçmeden yazmaya başladım ve başlangıçta diğer yazarların (C.S. Lewis, G.K. Chesterton) stillerini taklit ederek “bunu nasıl yaptıklarını” çözdüm. Ama Le Guin’i çözmeyi başaramadım. Çünkü onun stili çok temizdi; kelimeleri çok isabetli ve iyi seçilmişti. Ben de hile yaptım: Le Guin’in yazma sanatı ve kendi çalışma biçimi hakkında kaleme aldığı düz yazıları okudum.

21 veya 22 yaşındaydım ve hayatta en çok istediğim şeyin bir yazar olmak olduğunu biliyordum. Elf Diyarı ile Poughkeepsie arasındaki farkı ondan öğrendim. Bir üslubu nerede, bir diğerini nerede kullanacağımı da ondan öğrendim. Edebiyatın nerede sosyal adalet ve feminizmle kesiştiğini de öyle… Sandman’den başlayarak ne zaman yeni bir karakter ortaya çıksa kendime şunu sormaya başladım: ‘Bu karakterin kadın olmaması için herhangi bir sebep var mı?’ Eğer yoksa onları kadın olarak tasarladım. Hayatım kolaylaştı. Le Guin beni daha iyi bir yazar hâline getirdi, ama ondan da önemlisi düşüncelerini yazarak ifade eden daha iyi bir insan.

Ursula K. Le Guin’in teşekkür konuşması:

(Parantez içindeki kısımları seyircilerden gelen tepkilere istinaden, spontane olarak söylemiştir.)

Teşekkürler Neil. Ve bu güzel ödülü bana layık gören sizlere de yürekten teşekkür ediyorum. Aileme, temsilcime ve editörlerime de öyle. Şunu bilin ki burada bulunmamı kendi çalışmalarım kadar onlarınkine de borçluyum ve bu güzel ödül benim olduğu kadar onların da. Ve bu ödülü bunca zamandır edebiyattan dışlanan, fantastik ve bilimkurgu alanında kalem oynatan meslektaşlarım adına kabul etmekten ve bunu onlarla, hayal gücünün yazarlarıyla paylaşmaktan ötürü büyük bir mutluluk duyuyorum. Onlar ki şu son elli yıldır tüm güzel ödüllerin kendilerine realist diyen kişilere verildiğini seyretmek zorunda kaldılar.

Sanırım şu anda yaşadığımız dünyanın alternatifini görebilen, korku içindeki toplumumuzun ve varolmanın farklı yollarını sunan saplantılı teknolojilerimizin ötesine bakabilen, hatta umut için gerçek temeller hayal edebilen yazarların sesini duymak isteyeceğimiz zor zamanlar geliyor. Özgürlüğün ne demek olduğunu hatırlayabilen yazarlara ihtiyacımız olacak. Şairlere, hayalperestlere… daha engin bir gerçekliği görebilen gerçekçilere.

Bugünse bir pazar ürünü ile bir sanat eseri arasındaki farkı bilen yazarlara ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Kolektif kârı maksimize etmek ve reklam gelirlerini arttırmak adına satış stratejilerine uygun yazılı materyal üretmek, mesuliyet sahibi yayıncılıkla ya da yazarlıkla aynı şey değildir. (Cesurca alkışlayanlara teşekkür ediyorum.)

Buna rağmen satış departmanlarına editörleri kontrol etme yetkisi verildiğini görüyorum; kendi yayıncılarımın cahillikten ve açgözlülükten kaynaklanan aptalca bir panikle bir e-kitap için kütüphanelerden normal bir müşteriden alacaklarının yedi sekiz katı daha fazla ücret talep ettiklerine şahit oluyorum. Bir fırsatçının, başkaldırısı nedeniyle bir yayınevini cezalandırmaya çalıştığını ve yazarların kurumsal fetvalarla tehdit edildiğini daha yeni gördük. Ve pek çoğumuzun, kitapları yazanların, onları üretenlerin bunu kabullendiğini görüyorum. Ticari fırsatçıların bizi deodorant gibi satmalarına, neyi yayınlayıp neyi yazacağımızı söylemelerine müsaade ediyoruz. (Ben de seni seviyorum hayatım.)

Sizin de bildiğiniz gibi, kitaplar sadece ticari bir mal değildir. Kâr dürtüsü çoğu zaman sanatsal hedefleriyle ters düşer. Kapitalist bir dünyada yaşıyoruz; kudreti karşı konulmaz görünüyor. Ama kralların gücü de öyle görünürdü. İnsanlar tarafından dayatılan herhangi bir kuvvete direnip onu değiştirecek olanlar yine insanlardır. Direniş ve değişim ise sıklıkla sanatla, daha da sıklıkla bizim sanatımızla, kelimelerin sanatıyla yapılır.
Uzun ve güzel bir kariyerim oldu. Ve harika arkadaşlarım. Şimdi burada, kariyerimin sonundayken Amerikan edebiyatının ihanete uğradığını izlemeyi gerçekten de istemiyorum. Hayatını yazarak ve kitap basarak kazanan bizler, kazançtan adil bir pay istemeli, hatta bunu talep etmeliyiz. Ama bu güzel ödülümüzün adı kâr değil. Onun adı özgürlük.

Teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Le Guin Ödül Töreninde Çarpıcı Sözler Sarfetti

Fantastik ve bilimkurgu edebiyatının kraliçesi Ursula K. Le Guin, Onur Madalyası’na layık görüldüğü gecede yayıncılık dünyasını ve edebiyatın geldiği noktayı sert bir dille eleştirdi.

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün