Bir Meta Unsuru Olarak Kadın: Damızlık Kızın Öyküsü

Margaret Atwood'un kaleme aldığı bu kitap genel olarak depresif bir havada seyrediyor. Distopyanın o bildiğimiz tekinsizliğinin yanı sıra, umut kavramının da çok az şey ifade ettiği bu gelecekte kadınlar birer meta unsuru olarak kullanılıyor.

“Ölmeye yüz tutmuş bir toplumduk,” derdi Lydia Teze, “çok fazla gerçek yüzünden.”

1939 yılında Ottawa’da doğan Margaret Atwood, roman yazarlığı kimliğinin yanı sıra, edebiyat eleştirileri ve şiirler de kaleme almış ve dünyanın hemen her yerinde kadın hakları üzerine yürütülen çalışmalarda etkin rol oynamıştır. Ülkemizde Antilop ve Flurya, Tufan Zamanı, Kör Suikastçı ve Kedi Gözü gibi eserleri başta olmak üzere birçok kitabı farklı yayınevlerince yayımlanan Atwood’un, dünyada ünlenmesinin yolunu açan eserlerinin başında şüphesiz Damızlık Kızın Öyküsü adlı distopik yapıtı gelir.

Kanadalı yazarın 1985 yılında kaleme aldığı The Handmaid’s Tale, ülkemizde 1992 yılında Afa Yayınları tarafından Sevinç Kabakçıoğlu ve Özcan Kabakçıoğlu çevirisiyle, Damızlık Kızın Öyküsü adıyla basılıyor. Günümüze dek geçen 25 senede ise herhangi bir yeni baskı yapılmadığı için, kitap tek baskıda kalıyor. Afa Yayınları’nın kapanmasının ardından kitabın telifini hiçbir yayınevinin almamasını ancak skandal olarak nitelendirebiliyorum.

Atwood’un ülkemizde farklı türlerdeki birçok kitabı basılırken, en bilindik kitaplarından biri olan Damızlık Kızın Öyküsü’nün yeniden basılmıyor oluşu üzücü. Kitaptan uyarlanan ve 26 Nisan’da Amerikan Hulu kanalında ilk sezonu başlayacak olan dizi vasıtasıyla yakın dönemde yayınevlerinin kitabı tekrar kıskacına alacağını şimdiden tahmin etmek ise zor değil.

“Ancak, bu bir öyküyse, kafamın içinde bile, onu birine anlatıyor olmalıyım. Bir öyküyü sadece kendine anlatamazsın. Her zaman bir başkası vardır.”

Atwood bu yapıtında bir gelecek portresi çiziyor. Peki nasıl bir portre bu tam olarak? Olumlu mu, olumsuz mu? Atwood, kitabının ismiyle henüz okumadan önce bize güzel bir yardımda bulunuyor ve bu gelecek kurgusunun çok da parlak olmadığını hemen kavrayıveriyoruz. “Damızlık Kız” kelimeleri zihnimizde çok da olumlu şeyler çağrıştırmıyor zira.

Kitap genel olarak depresif bir havada seyrediyor. Distopyanın o bildiğimiz tekinsizliğinin yanı sıra, umut kavramının da çok az şey ifade ettiği bu gelecekte kadınlar birer meta unsuru olarak kullanılıyor. Büyük bir çoğunluğunun kısır olduğu, bilinçli olarak doğurganlıklarının azaltıldığı kadınlar çok zor şartlar altında hayatlarını idame ettiriyorlar. Bir nevi köle statüsünde yaşamaya çalışan kadınların özgürlükleri de büyük oranda kısıtlanıyor.

Çeşitli hastalıklar, kısırlaştırma işlemleri ve radyasyon dolayısıyla doğurganlık azalmış ve haliyle insanların sayısında da bir azalma meydana gelmiştir. Romanın geçtiği Amerika’da askeri teokrasi hakimdir ve içlerinden doğurgan özelliğine sahip bazı kadınlar ise yönetimden sorumlu yüksek rütbeli askerlerin emrine sunulmuştur. Bu kadınların isimleri dahi yoktur. Eğer bir askerin adı Glen ise, o kadın “Glen’inki” olmaktadır ve çevredeki insanlar tarafından da o şekilde bilinmektedir.

Kadınlar arasında da bir sınıf sistemi yok değildir. Damızlık kızlar kırmızı, bir eşe sahip olanlar mavi, daha evlenmemiş olanlar beyaz, aşçılar ve temizlikçiler ise yeşil giysiler giymektedirler. Bu, onlara toplum içindeki yerlerini göstermekte ve onlar da seviyelerine göre hareket etmektedirler.

“Geçmişi düşünürken seçtiğimiz şeyler güzel olanlardır. Her şeyin bu biçimde olduğuna inanmak isteriz.”

Yalnızca kadın haklarının ihlal edildiği bir yapıt olarak görmemeliyiz Damızlık Kızın Öyküsü’nü. Kadınlara ek olarak yüksek rütbeli olmayan erkek sınıfının da bir hayli eziliyor oluşunu görmezden gelmemek gerek. Her iki cins için de felaket bir geleceği gözler önüne seren yazar, “azınlığın iyiliği” için çoğunluğu riske atmaktan kaçınmamış. Özgürlüğünü kaybetmiş kadın ve erkek topluluklarının mücadelesi tüm çıplaklığı ile anlatılmış. Elbette kadınların yaşadıkları zorluklar erkeklere oranla çok daha serttir. Hükümranlığı yalnızca evlerin içinde geçerli olan kadınların dışarıdaki dünya ile bağlantıları da yavaş yavaş yok olmaktadır.

Kitapta bahsi geçen dönemde Komutanlar’a sağlıklı çocuklar dünyaya getirmeyi reddeden kadınların başına çok daha kötüleri gelmektedir. Koloniler denilen yere gönderilmekle karşı karşıya kalan kadınlar burada da yine kötü muamelelere göğüs germek zorundadırlar. Bunlara ek olarak hizmetçilik ve fahişelik de seçenekler arasındadır.

Damızlık Kızın Öyküsü’nü dehşetle okuduğumuz öteki distopyalardan ayıran en önemli farkı ise şüphesiz tasvir edilen geleceğin karakterlerin normal ve kabul ettikleri bir yaşantıyı sergilemiyor oluşu. Yani her şeyin düzenli bir şekilde işlediği, sıradan bir dünya içinde yaşantıları devam ederken, günün birinde kendilerini karanlık bir yaşantının içinde buluyor olmaları onları afallatıyor. Bu durum, okurlar nezdinde empati kurma anlamında çok daha başarılı sonuçlar doğuruyor.

Yazarın kişiliğinin de etkisiyle bu kitabı “feminist distopya” sınıfına sokabilmek mümkün. Buna rağmen, üzerine çok fazla konuşulabilecek bir yapıt olan Damızlık Kızın Öyküsü, ülkedeki yayınevleri tekrar basmaya niyetlenene dek görüldüğü yerde alınıp okunmayı hak eden güçlü bir eser.

“Neyi gözden kaçırdık biz?”

“Sevgiyi,” dedim.

“Sevgiyi mi?” dedi Komutan.

“Aşık olmayı,” dedim.

1995, Erzurum. Küçük yaşlarımdan itibaren fantastik şeylere merakım vardı. Bunun önünü açan ve bugünkü ben olmamı sağlayan Pokemon, Digimon, Harry Potter ve Yüzüklerin Efendisi gibi serilere minnettarım. Zamanla bu ilgi bilimkurguya kaydı. Sinemaya ve sürpriz yumurtalara olan ilgim de azımsanmayacak boyutta. Şu sıralar amatör haberci ruhumu profesyonel boyuta taşımak uğruna çabalıyor, Kayıp Rıhtım ve Bilimkurgu Kulübü gibi platformlarda yazmaya devam ediyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir Meta Unsuru Olarak Kadın: Damızlık Kızın Öyküsü

Margaret Atwood’un kaleme aldığı bu kitap genel olarak depresif bir havada seyrediyor. Distopyanın o bildiğimiz tekinsizliğinin yanı sıra, umut kavramının da çok az şey ifade ettiği bu gelecekte kadınlar birer meta unsuru olarak kullanılıyor.

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün