Bitmeyen Savaş: Yaşlı Olmayan Adamın Savaşı

Bazı şeyler seçenek olmayı sürdürdükçe, gelecekte de yeni bir şey yok!

İthaki Bilimkurgu Klasikleri Serisi’nin on dokuzuncu üyesine merhaba diyelim; Joe Haldeman’ın biricik askeri bilimkurgu klasiği Bitmeyen Savaş.

Roman, aynı seri içerisinde yayınlanan Robert A. Heinlein klasiği Yıldız Gemisi Askerleri’yle birlikte, askeri-bilimkurgu alt türünün önemli örneklerinden birini temsil ediyor. Yazar Joe Haldeman’ın Vietnam Savaşı deneyimlerini bilimkurguyla yoğuran ikinci kitabı (ilki yine savaş tecrübelerine dayanan 1972 tarihli War Year’dı) 1974’te önce bir dergide yayınlanmış, ardından kitap olarak basılmış. Sonrasındaysa Nebula (1975), Locus (1976) ve Hugo (1976) ödüllerine layık görüldü.

Kaderin cilvesi olsa gerek, Yıldız Gemisi Askerleri –yani bu alt türü başlatan kitap– militarizmi yücelttiği gerekçesiyle eleştirirken Bitmeyen Savaş ise anti-militarist yapısından dolayı ona cevap niteliğinde yazılmış olduğu düşünülür. Hatta boynuz kulağı geçer misali, Bitmeyen Savaş’ın Yıldız Gemisi Askerleri’nden daha iyi olduğu yorumları da yapıldı. Tabii bir de, Joe Haldeman’a yazdığı açık mektupla kitabın başına konuk olan John Scalzi’nin Yaşlı Adamın Savaşı vakası da var. Hani Bitmeyen Savaş‘ı kendi romanını yazıp yayınladıktan sonra gelen “aşırı benzerlik” yorumlarından sonra okuyup şaşıran şu John Scalzi. Bu konular hakkındaki kişisel görüşlerime yazının en sonunda değineceğim. Önce, Bitmeyen Savaş’ın konusundan ve onu dikkate değer kılan özelliklerinden bahsetmekle başlayayım.

Her Şey Barışa Son Veren Savaşla Başlar

Roman artık savaşların olmadığı ve dünyanın tek bir çatı altında birleşerek uzaya seferler düzenlediği bir zaman diliminde başlıyor. Bu zaman diliminin 1996 olması tuhaf gelebilir. Yazar da kitabın başındaki notunda, o çağı kaçırdığını düşünen okurlara (!) romanını paralel evrende geçen bir kurgu olarak değerlendirmelerini tavsiye ediyor. Ve baştan ekliyor, kitabın yeni baskılarında bunu değiştirme imkânı elde etmesine rağmen öyle bir şey yapmamasının bir sebebi var: Hikâyede eğitim veren eski askerlerin Vietnam Savaşı tecrübesine sahip olduğunu belirtmek…

Nerede kalmıştım? Evet… İnsanlık barış ortamından istifade, keşfedilen sıçrama teknolojisini kullanarak başka gezegenleri kolonize etmeye başlamıştır. Bir gün robot gemilerden biri, refakatçiliğini yaptığı koloni gemisi olmadan bir sıçrama noktasına varır. Eldeki bulgulardan yola çıkılarak bu geminin Boğa Takımyıldızı’ndaki Aldebaran yakınlarında, dünya dışı bir medeniyete ait bir gemi tarafından takip edildikten sonra saldırıya uğradığı sonucuna varılır. Anlaşılan ne insanoğlu evrende yalnızdır ne de yeni tanıştıkları komşuları cana yakın… Bunun üzerine hızlıca bir takım değişiklik ve düzenlemelere gidilir. Kolonizasyon Grubu’nun adı Birleşmiş Milletler Keşif Gücü olarak değiştirilir. Sıçrama noktalarının yakınındaki liman gezegenlerini korumak adına oralara askeri birlikler gönderme kararı alınır. Bu seçkin birlikler için silah altına alınanlar gençliklerinin verdiği sağlıklı vücutlara sahip, iyi eğitimli ve IQ seviyeleri 150’nin üzerinde kimselerdir. Ayrıca aldıkları köprü kurma eğitiminin, yerçekiminin az olduğu atmosfersiz çöl gezegenlerinde ne işe yarayacağını sorgulayacak kadar da bilinçliler.

Üniversitede fizik eğitimi alan William Mandella da bu şanssız seçkinlerden biridir. Diğer şanssız seçkinlerle beraber Vietnam Savaşı’nda görev almış eski askerlerce eğitilir. William da herkes gibi içine düştüğü duruma katlanmaya çalışmaktadır. Modern savaş koşullarında gerçekleşen sıcak çatışmalarda düşmanın işini sessizce bitirecek taktikleri esnemeden dinlemeye çalışır. Neye benzedikleri bile bilinmeyen ve telaffuzu kolay olduğu için Tauranlı diye anılan düşmanları tanıtmak (!) için yapılan ucuz propaganda dersleri alır. William ve diğerleri eğitimleri tamamlanır tamamlanmaz yabancı gezegenlere, kimsenin bilmediği düşmanlarla cepheden cepheye savaşmak için gönderilecektir. Ancak cephe deneyimleri ne ona öğretilenler gibidir ne de beklediği gibi gerçekleşir. Cepheden dönüşündeyse daha büyük şoklarla karşılaşacaktır.

Ruhları da Bedenleri gibi Evlerinden Uzaklaşıp Cepheye Savrulan William Mandella’ların Hikâyesi

Bitmeyen Savaş’ı özel bir eser kılan unsurlar  arasında aklıma ilk gelen şey ana karakteri William Mandella oluyor. Yaşadığı durumların ironilerinin ve çarpıklıklarının farkındayken şartlara boyun eğmek durumunda kalıyor. Kendisine söylenenlerin ya da kendisine söyletilenlerin içerdiği tezatlıkları bildiği halde içinde olduğu düzende sivrilmeden yaşamaya çalışıyor. Yapmayı veya söylemek istemediklerini, yapmak veya söylemek zorunda kalıyor. Karakterinin sessiz dürüstlüğü, askerlik ve savaşla alakalı efsanelerin ardındaki asıl hikâyeyi gün yüzüne çıkartıyor.

“Hazır mısın asker?!”

“DAİMA HAZIRIZ!”

Askerde çavuşunuzun size soracağı soru ve er olarak sizin vermeniz gereken cevap budur. Neye hazır olmanız gerektiği hakkında fikriniz olmasa bile hazır olduğunuzu söylemeniz gerekir. Asıl cevap “Şartlar ve imkânlar elverdiğince hazırız,” olabilir. Lâkin askerlerden karşısındaki güçlük ne olursa olsun her zaman hazır olması beklendiği için görece daha gerçekçi olan bu cevap uygun bulunmaz. Hayatın her noktası, ideal görünenin yarattığı efsaneye layık olmak için gerçekte yaşanana katlanıp görmezden gelmek gibi bir tezatlık içermektedir. Bitmeyen Savaş’ın William Mandella’sı da bu tezatlıkları eli mahkûm biçiminde birebir yaşıyor.

Şimdi gelin baş karakterimizin yaşadığı efsanelerle örülmüş asıl gerçekleri yakından inceleyelim.

Askerler cephe için hazırlanır; emirlere anında tepkiler verebilmek için eğitilirler. Ama bu bile çatışma esnasında onu hayatta tutmaya yetmeyebilir. Çünkü cepheler sürprizlerle doludur. İstihbarat eksikliği, karşı tarafın hangi araçlarla nasıl hamleler yapacağını bilememek, masa üstünde kusursuz duran planları sekteye uğratacak teknik veya kişisel kaynaklı hata ve eksiklikler yaşanması olasılık dahilindedir. Cephede, ucuz maceralardaki kahramanlara yer yoktur. Cepheye intikal etmek, mevzisini almak, emirlere göre hareket etmek ve şansın sizden yana olup olmaması vardır. Hangi taraf olursa olsun, savaşın sebepleri ve sonuçları üzerine düşünmenin önüne engel olan efsaneler yine de yaşamaya devam eder; barış nasıl sağlanır ve korunur seçeneği, tozlu raflarda kalır.

1999 yılında yapılan baskının kapağı

Gel gelelim savaş bittikten sonra cepheden geri dönenleri de sürprizler bekleyebilir. Mesela, toplumlarını tanımladıkları ve değişirse yok olacağını düşündükleri sistem ve değerlerin dönüşüp değişmesiyle karşılaşabilirler. Ve bu sebeple, sevdiklerine ve ait olduğu topluma da yabancılaşmaya başlayabilirler. Uğruna savaştıklarının yerlerinde yeller eserken, resmi olarak ait oldukları toplumun hem sosyal hem de kültürel anlamda yabancısına dönüşmeye başlarlar.

William Mandella’nın yaşadıkları da aynen yukarıdaki gibi gerçekleşiyor. Cephede eğitimini aldığı ve kahramanlık destanlarına konu olan mücadelelere girmiyor. Uzun bekleyişlerin ve planlanmayan cephe hadiselerinin sonunda, iç sıkan ama katlanılması gereken sürprizlerle karşılaşıyor. Sıçrama teknolojisi sayesinde en uzak gezegenlere yaşlanmadan gidebiliyorken, uğruna savaştığı dünyada yıllar yılları kovalıyor. Biricik yuvasına geri döndüğündeyse bildiği her şey değişmiş oluyor: sosyal ve kültürel yaşam, politikalar, ekonomi vb hemen hemen her şey. Değişmeyen tek şey, verilen savaşın önemi ve gelişen teknolojiye rağmen kuralları değişmeyen ordu sistemi oluyor. William Mandella’ya da kendine yabancı gelmeyen tek sistem olan ordudan başka sığınacak liman kalmıyor.

Buradan Bitmeyen Savaş’ı özel yapan ikinci konuya geçeyim: Savaşın değişmezliği ile sivil hayatın değişkenliğinin bilimkurgu temalarıyla harmanlanabilmesindeki başarı. Teknolojik ilerlemeler sayesinde sivil hayatta farklı ekonomik yapılar, moda anlayışları, sosyal hizmetler, dilin zamanla değişmesi ve toplumsal sorunlar neticesinde değişen politikalarla karşılaşıyoruz. Teknoloji vasıtasıyla insanlığın gelişimi ve değişimi hakkında dikkate değer olasılıklar ortaya atılıyor. Savaş da teknolojiden kendi kuralları içerisinde nasibini alıyor elbette; savaşmak için geliştirilmiş dış iskelet sistemi, askeri cerrahi alanında atılımlar,  askerin deneyimini arttırmak için verilen eğitimin gelişen teknolojiyle kolaylaşması, savunma ve saldırı alanında geliştirilen silahlar ve onlara dayalı taktiklerle tanıştırılıyoruz.

Sivil ve askeri konularda bilimkurgusal olarak ortaya atılan olasılık ve fikirler, sayısallık ve dikkate değerlik açısından zenginler. Özellikle askeri alandaki kurguları, gelecek savaşları için öngörülen teknolojileri içeriyor. Öncülü olan Yıldız Gemisi Askerleri gibi, Bitmeyen Savaş da yazıldığı 1974 senesinden, geleceğin olası savaş teknolojilerine bakış atılıyor. Bu özelliği anti-militarist olarak değerlendirilen roman için hayli ironik olsa gerek. Tabii bu gibi ayrıntılar romanın bilimkurgu açısından kendini ne kadar ciddiye aldığını da gösteriyor.

İroni demişken, romanda savaşların neden başlayınca kolayca bitmediklerinin ve sürdükçe sürmelerinin cevapları da alttan alta veriliyor. Mesela, savaş karşıtı insanlar bile savaş ekonomisini ve düşmana karşı tek güç olduğu için ordu faaliyetlerini doğal olarak destekliyorlar. Savaştaki tarafların karşılıklı olarak bitmeyecek silahlanma yarışına girmeleri savaşın gidişatını daha da çıkmaza sokuyor. Son teknolojiyi kullanırken, ilkel çağlardan kalma yöntemlerle savaşmaya başlamak da bir diğer ironik durum. Ve savaşın çağlar değişse de temel prensiplerinin asla değişmediğini hatırlatan ince bir ayrıntı. Eski sistemlere ve onların eski araçlarına bel bağlanarak devam edildikçe çoğu şeyin özünde değişmemesi durumu var. Bu mesajları fark etmede William Mandella’nın karakteri yine önem kazanıyor.

Romanın hikâyesi de ana karakteri gibi okuru sorgulamaya iten bir yapıya sahip. Ana karakterimiz William Mandella’nın alaycı zihni olmasaydı bile hikâyenin giriş, gelişme ve sonucu sayesinde romanın içeriği korunurdu. Öte yandan kahramanımızın pasif alaycılığı ve sorgulayıcılığı olmasa roman etkileyiciliğini kaybeder, sıradan bir “savaş kötüdür” romanı olarak değerlendirilebilirdi. Hatta bazı noktalarda okuru ikna etmesi bile zorlaşırdı. Hızla değişen dünyaya bizden önce şaşırıp tepki veren bir ana karakter olması, okurun verebileceği “Hadi oradan? O kadar da olmaz!” tepkilerini yok etmese de, romandan kopmamızı engelleyecek biçimde yumuşatmayı sağlıyor. Ayrıca toplum, kültür ve savaş gibi konularda bolca verilen örnek ve tasvirlerinin ardındaki basit hikâye yapısının kitabın aleyhine işleyebilecek yönleri de perdelenmiş oluyor.

Ana karakterin romandaki varlığı, idealler ile gerçekler arasındaki çizgiyi belirginleştiriyor. Onun sayesinde efsanelerle bulanıklaştırılmış savaş, kahramanlık ve canavar düşman gibi konuların sıradan biri için asıl anlamlarını öğrenmiş oluyoruz. Romanda birey içinde bulunduğu durumun farkında olsa da, etrafındaki sistem değişmedikçe inanmadığı şeyleri yapıp söyleyeceğine defalarca şahit olunuyor. Burada Joe Haldeman’ın Vietnam Gazisi olduğunu tekrar hatırlatırım. Bilimkurgu yönleri güçlü olan roman, Amerikan tarihi için politik ve toplumsal krizin temsilcisi olan savaşı yaşamış eski bir askerin otobiyografisi sayılıyor ne de olsa.

Otobiyografik yanından ötürü de uçuk kaçık aksiyon sekansları beklememek gerekiyor. Romandaki çatışmalar ön hazırlık, bekleyiş ve ne olacaksa bir anda olup bitecek biçiminde yaşanıyor. Duruma göre uzunlukları değişen cephe bölümleri romanın geneline serpiştirilmiş. Hikâyenin geri kalan kısımlarıysa bir askerin eğitimi, cepheye varmadan önceki tecrübeleri, cephe sonrası topluma yabancılaşması ve uyum problemleri, nekahet dönemi psikolojisi gibi konulara değiniyor.

Yıldız Gemisi Askerleri’ne Cevap mı?

Joe Haldeman orduya sonradan katıldığından, askerliğe yönelik belli başlı fikirleri daha sonra oluşmuş. Cephe deneyimi edinmiş ve eve dönünce onu onaylamayan bir toplumla karşılaşmış. Bu noktada, Robert A. Heinlein’dan hemen ayrılıyorlar. Heinlein askeri okulda eğitim görmüş ve bakış açısı ordu mantığını özümseyecek biçimde şekillenmiş biri. Ama geçirdiği bir hastalık sonucu, cephe deneyimi edinemeden orduda hizmet etmeyi sürdürmüş. O nedenle iki romanın sıkça karşılaştırılan, savaşı ve askerliği anlatmadaki tarz ve bakış açılarındaki farklılıklar yazarlarının deneyimlerine kadar iniyor.

Şimdi Yıldız Gemisi Askerleri ile Bitmeyen Savaş arasındaki karşılaştırmalara kişisel olarak açıklık getirme zamanı. Öncelikle, Haldeman kitabının Yıldız Gemisi Askerleri’ne cevaben yazıldığı iddialarına karşı çıkıyor. Üstüne, Vietnam gazisi olarak deneyimlerini aktarırken Heinlein’in eserinden faydalandığını da ekliyor. Benzeştikleri yanlar var elbette. İkisinde de insanlığın dünya dışı bir uygarlıkla yaptığı gezegenler arası bir savaş var. İkisinde de son teknolojiyle donatılmış savaş giysileri mevcut. İkisinde de sivil hayattan uzaklaşıp orduya yakınlaşan ve ait oldukları sisteme uymaya çalışan pasif askerler var. İkisinde de anlatım, ana karakterlerinin bakış açıları temelinden aktarılıyor.

Yazarların hayat tecrübelerinden ve anlatmak istediklerinden doğan farklılaşmalar bu benzeşmelerin dışındaki ayrıntılarda ortaya çıkıyor. Yıldız Gemisi Askerleri’nin insanları, gazilerin yaptığı devrim sonucu askeri mantalitede yönetiliyor. Bitmeyen Savaş’ın insanlarıysa savaşların bitip orduların önemini yitirdiği bir sistemle bir araya gelmiş. Yıldız Gemisi Askerleri’nin ana karakteri Juan Rico, sivil hayatında bile askeri sistemi benimseyecek biçimde yetişmiş biri ve liseden sonra hemen askere yazılıyor. Bitmeyen Savaş’ın ana karakteri William Mandella ise hippi bir ailenin çocuğu, üniversite eğitimli ve zorla silah altına alınmış. Yıldız Gemisi Askerleri’nin ana karakteri askeri sistemin parçası olmaya çalışıyor. Bitmeyen Savaş’ın ana karakteriyse yaşadığı yabancılaşma sonucu askeri sistemin içine istemeye istemeye çekiliyor. İki kitap arasında bunun gibi pek çok farklık mevcut.

“Biri diğerinden daha iyi mi?” sorusuna cevabım “Biri diğerine cevap niteliğinde mi?” kuşkusunu birleştirerek, “Değerlendirme biçimine göre değişecektir,” yönünde olacak. Daha fazla bilimsel oyuncak, çatışma bölümü, gelecekteki olası toplumların yapısına dair teoriler, mizahı yerinde ana karakter ve cephe dönüşü askerlerin sivil hayata uyumsuzluğu konuları için tercihim Bitmeyen Savaş. Ordu sisteminin özünde ne olduğunu, o angarya ve mantıksız gelen eğitimlerin amacını, genç bir adamın nasıl askere dönüştüğünü ve ideal bir askerin nasıl düşündüğü ya da düşünmesi gerektiği hakkında fikir sahibi olmak içinse Yıldız Gemisi Askerleri. Bana sorarsanız iki yazarın da farklı amaçlarla yazdığı bu iki eser birbirlerini tamamlıyor. Yıldız Gemisi Askerleri, askerlerin ve savaşın felsefesini anlatıyorsa Bitmeyen Savaş da askerliğin ve savaşın uygulanışını anlatıyor. Biri politik güç olarak nasıl ortaya çıkıp kullanıldığını ve kullanılması gerektiği anlatıyor, diğeri bunun sonuçlarına ve tek seçenek olup olmadığına odaklanıyor. İki kitap da farklı bakış açılarından yola çıkıp, savaşlar çözüm olarak sunulduğu sürece orduların ve askerlerin hep olacağı yönünde birleşiyor. Savaşın doğasını kavrayabilmek adına bu iki bakış açısını da bilmemiz gerektiği görüşündeyim.

Yaşlı Adamın Savaşı, İntihale Vardıracak Kadar mı Bitmeyen Savaş’a Benziyor?

John Scalzi’nin kitabın başında da belirttiği gibi, iki kitap arasındaki benzerlikler su götürmez. Yıldız Gemisi Askerleri’ni ve Bitmeyen Savaş’ı önceden bilip, Yaşlı Adamın Savaşı’nı da bu eleştirilerden habersiz biçimde sıcağı sıcağına okuyup bitirsem ben de benzer sertliklerde yorumlarda bulunurdum. Çünkü Yıldız Gemisi Askerleri’yle Bitmeyen Savaş karşılaştırmasında ortaya çıkan benzeşmeler Yaşlı Adamın Savaşı’nda da mevcut. O iki kitabın oldukça farklılaşmalarını sağlayan kendine has noktalarındaysa, Yaşlı Adamın Savaşı, Bitmeyen Savaş’ı daha çok andırmaya başlıyor. Başlıktaki gibi, bu intihal derecesinde mi peki? Bazı olayların gelişim sırası benzeşmekle birlikte, özlerinin ve türe getirdikleri açısından tamamen farklı oldukları kanaatindeyim.

Bitmeyen Savaş, öncülü olan Yıldız Gemisi Askerleri’nde olduğu gibi ana karakterini olayların merkezinde tutmuyor. Olaylar kahramanlıktan uzak, hatta kahramanlığın efsaneden ibaret olduğunun altını inceden çizerek ilerliyor. Vietnam Savaşı döneminin bir gaziye sordurduğu soru ve aldırdığı cevapların alegorisi var.

Yaşlı Adamın Savaşı’nda ise giderek olayların merkezine kayan bir ana karakter ve kahramanlık durumu var. Öncüllerindeki gibi, savaş seçenek olduğu sürece taraflar çarpışır mantığını koruyor. Savaşın gerekliliği ve onsuz çözümler olup olamayacağı sorularıysa bulunmuyor. “Yaşam hakkın, mücadelen kadardır,” mantığında bir evren yapısı mevcut. Bitmeyen Savaş’ın William Mandella’sının mizahi yanı, içine düştüğü durumların çelişki ve mantıksızlıklarını işaret edip kahramanlığa atfedilmiş kalıpları inceden eleştirmeye olanak sağlıyor. Yaşlı Adamın Savaşı’ndaki John Perry’nin mizah anlayışıysa onu dramatik yönleri de olan, sempatik ve eğlendirici bir kahramana dönüştürüyor.

İntihal sorularını gündeme getiren bazı benzerlikler olmakla birlikte, özleri ve okura yansıtmak istedikleri yönünden oldukça farklılar. Yaşlı Adamın Savaşı, devam kitaplarına da kapı aralamış bir esnekliğe sahip. Öte yandan Bitmeyen Savaş, seneler sonra gelen devam kitabına rağmen, alegorik yapısına uygun biçimde tek kitaplık bir evrene sahip.

Yaşlı Adamın Savaşı, yazıldığı döneme uygun olarak türe kendince yenilikler de getiriyor. Transhümanizm ile teknoloji vasıtasıyla güçlendirilmiş askeri zırh fikri, basit ve etkili biçimde birleştiriyor. Bitmeyen Savaş’ın askeri zırh sistemi, Yıldız Gemisi Askerleri’ndeki Çevik Piyadenin askeri zırhlarına kıyasla biraz daha ayrıntısız ve basit kalıyor. Bitmeyen Savaş’taki askeri eğitim teknolojilerine Yaşlı Adamın Savaşı’ndakine kıyasla daha yakın. Şayet konu bilimkurgusal olarak çeşitlilik ve meselenin daha ne kadar ileriye taşınabileceğiyse Yaşlı Adamın Savaşı’nın aldığı meşaleyi taşımada yetersiz kaldığı söylenemez. Yaşlı Adamın Savaşı’nın aksiyonu, Bitmeyen Savaş’a kıyasla daha bol. Zaten kendi evreni ve hikâyesi açısından olması gereken de bu.

Yıldız Gemisi Askerleri, Bitmeyen Savaş ve Yaşlı Adamın Savaşı içerisinde aksiyon dozajının artışı, yazılış sıralarıyla paralellik gösteriyor. Her biri de, vadettikleri açısından vermek istediklerini başarılı biçimde veriyorlar.

Türünün birbirleriyle karşılaştırılan üç temsilcisi

Baskı Kalitesi, Çeviri, Editörlük ve Kapak Tasarımı

Bu askeri-bilimkurgu klasiği raflarımıza ikinci defa konuk oluyor. 1999 senesinde, yine İthaki Yayınları ve Ardan Tüzünsoy çevirisi sayesinde ülkemiz okuyucularıyla buluşmuştu kendisi. Sene 2017, yine İthaki, yine Ardan Tüzünsoy çevirisi. Tabii bu sefer baskı kalitesi daha da ileriye taşınmış. Bu alt türün iki önemli temsilcisini de kaliteli çeviri ve baskıyla aynı seri içerinde bulabilmek büyük nimet.

1999 basımıyla 2017 basımını karşılaştırmaya ilk önce kapakla başlamak istiyorum. İlk basımın kapağını kelepçeler süslüyor. Hak verirsiniz ki bu görselin kitabın içeriğiyle kolayca bağlantı kurulacak bir tarafı yok. Peki, 2017 basımının kapağını iyi bulmama neyin sebep olduğunu sorabilirsiniz. İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden çıkan kitap kapaklarının genel bir özelliği olduğunu düşünüyorum; romanı okumadan anlaşılmayacak tasarımlara sahipler. Kapağın anlamını çözebilmeniz için kitabı okumanız gerek. Kitap kapağının, işin ticari boyutu değerlendirilince albenili olması gerektiği düşünülünce oldukça ilginç bir tasarım tercihi olduğu anlaşılıyor. Aslında bakarsanız, kapak görseli 1974 tarihli sert kapaklı baskıyı andırıyor. Ayrıntıları roman içeriğiyle örtüşüyor. Nerede başlayıp nerede bittiği anlaşılamayan, Penrose’un imkânsız figürlerinden ilham alınarak tasarlanmış bir kum saati. Gezegenler kum taneleri gibi bu sonsuz döngü içerisinde dolanıyor. Dikkatinizi çekerim, kum saati içerisinde bir yerden bir yere akmıyorlar; başı sonu belli olmayan bir döngü içinde dolanıyorlar. Uçsuz bucaksız evren ve başı sonu belli olmayan zaman birleşmiş durumda; sonsuzluk. İllüstrasyon sahibi Ceyda Pektaş’ı ve kapak tasarımcısı Şükrü Karakoç’u tebrik etmeli.

Gelelim çeviri ve editörlük kısmına. Çevirinin 1999 basımında olduğu gibi Ardan Tüzünsoy’a ait olduğunu zaten daha önce de belirtmiştim. Çeviri yeni basımla beraber baştan aşağı yenilenmiş. Gerekli noktalama işaretleri ve çeviri kaynaklı hatalar giderilmiş. Örnek vermek açısından iki basımın da sunuş kısmını karşılaştırıyorum; 1999 basımındaki yazı biraz mekanik geliyorken, 2017 basımında daha akıcı hale gelmiş. İlk basımda İngilizce bırakılan bazı isim ve kavramlar da yeni baskıda Türkçeleştirilmiş. Örneğin, 1999’dakinde “Stargate” ismi olduğu gibi bırakılmışken, 2017’dekinde “Yıldızgeçidi” olarak çevrilmiş. Çeviri ve editörlük için İthaki’ye bir 10 puan daha geliyor.

Son olarak sayfa düzenlemesine gelirsek, içimden bir “Oh!” çektim. İlk basım cep kitabı olarak tasarlandığı için bölümler ardı arakasına sıkış tıkış biçimde sıralanıyordu. Yeni basımında bundan eser yok. Bölüm bitti mi? Sayfanın sadece çeyreği mi doldu? Önemli değil, sonraki bölüm diğer sayfada. Ana bölümlerin başlıkları da tek sayfaya yayılmış. Oh. Mis, mis. Tamam, serinin genel tasarımı zaten bu biçimde. Cep kitabına yakın basımından sonra, bu yeni basım iç ferahlatıcı geldi. İki kitabın sayfa kalitesini karşılaştırmıyorum zaten. Romanla ilk defa tanışacaklar haricinde, kitabın eski basımına sahip olanların da, bu yeni basımı edinip kitaplıklarında bulundurmak isteyebileceklerini düşünüyorum –ki ben onlardan biriyim.

Son Sözler

Bitmeyen Savaş, okuduğum ilk askeri-bilimkurguydu. Askerlik ve savaş konularında uzman olmasam da, bu alandaki kitaplar bir şekilde ilgimi çekmişti. Daha sonra okuduğum, savaş tecrübesi olanların hatıralarından yararlanılarak yazılmış kurgu veya kurgu dışı kitaplarda da savaşın ve askerlerin efsanelerden uzak dünyasıyla karşılaştım. Erich Maria Remarque’nin Birinci Dünya Savaşı’ndaki askerleri ve savaşı anlattığı Batı Cephesinden Yeni Bir şey Yok ve İkinci Körfez Savaşına katılan Jimmy Massey’in askerlik kariyerine ve Irak’taki anılarına değinildiği Öldür Öldür Öldür, kısıtlı bilgimle verebileceğim en iyi iki örnek.

Bitmeyen Savaş derdini sıkmadan, ana karakterinin alaycılığını kullanarak kullanıyor. Bilimkurguyuysa basit bir kılıf olarak kullanmıyor. Bahsetmeye çalıştığım özellikleriyle, askeri-bilimkurguya nereden başlarsanız başlayın, bu türde okumanız gerekenler listesindeki yerini koruyor.

Bitmeyen Savaş Hakkında Bazı Notlar

  • Vietnam Gazisi yazar Joe Haldeman’ın Hugo, Nebula ve Locus ödülü kazanan romanının doğuşu biraz rastlantı sonucu olmuş. Tam metnin yayınlanma süreciyse uzun bir zaman diliminde gerçekleşebilmiş.Yazar Iowa Üniversitesi’ndeyken, Yaratıcı Yazarlık Atölyesi için hazırladığı bir yüksek lisans tezi olarak başlamış romana. On sekiz yayıncının kapısından, “Güzel kitap. Fakat kimse Vietnam hakkında bilimkurgu kitabı okumak istemez,” cevabını alarak dönmüş. Dönemin genel psikolojisi açısından bu nazik geri çevirmeler pek şaşırtıcı değil. Roman yenilgi, trajedi ve toplumsal krizi temsil eden Vietnam Savaşı’nı alegorik ve yarı biyografik biçimde konu ediniyor ne de olsa. Neyse ki çalınan 19. kapı uğurlu geliyor. Analog Dergisi’nde bazı bölümleri eksik olarak yayınlanıyor. 1974 senesinde kitap olarak basılıyor. 1991 baskısındaysa tam metinden bazı kısımlar eklenerek basılıyor. 1997 baskısında tam metin yayınlanıyor. Ülkemizdeki baskıları da tam metni kaynak alıyor.

Kitabın farklı baskılarına ait kapak görselleri (Not: Robin Williams’ı andıran komik şapkalı geleceğin askerine dikkat!)

  • Joe Haldeman, 2014 tarihinde Reddit platformu üzerinden kendisine yöneltilen soruları yanıtlamıştı. Askeri-bilimkurgu türünde yazmak isteyen yazarların esin kaynağı üzerine sorulan soru üzerine, kendi esin kaynağının cephe tecrübesi olduğunu ve Bitmeyen Savaş’ı, kısa romanı War Year’ın bilimkurguyla harmanlanmış ve daha otobiyografik özellikler gösteren eseri olarak tanımlamıştı. Bir diğer ödüllü kitabı Bitmeyen Barış’ın doğuşu içinse, Bitmeyen Savaş’ın doğmasına sebep olan soruları tekrar gözden geçirirken o romanı yazmaya başladığını açıkladı.
  • Yazarın da belirttiği üzere, yarı otobiyografik olan romanın ana karakter William Mandella, Joe Haldeman’dan çok şey taşıyor. Yazar 1967’de Fizik ve Astronomi alanında ihtisas yapmış. William da  üniversitede fizik öğrenimi görmüş. Ana karakterin soyadı da yazarın soyadını çağrıştırmakta.
  • Bitmeyen Savaş, Joe Haldeman’ın iki roman ve bir kısa öyküden oluşan Bitmeyen Savaş Serisi‘nin (The Forever War Series) ilk kitabıdır. Geçtikleri zaman dilimine göre sırlamaları şöyledir:
    • İlk roman, 1974’te yayınlanan Bitmeyen Savaş.
    • Yan öykü, 1998’de yazılan ve 2006’da yayınlanan A Separate War and Other Stories derlemesinde yer almış, Bitmeyen Savaş’ın zaman aralığında geçen A Separate War kısa öyküsü.
    • İkinci roman, 1999’da yayınlanan The Forever Free (Bitmeyen Özgürlük).
  • Joe Haldeman, Separate War adlı kısa öyküyü ünlü bilimkurgu yazarı Robert Silverberg’in editörlüğünü yaptığı ve başka yazarların da katıldığı 1999 tarihli Far Horizons derlemesi için kaleme aldı. Öykü, Bitmeyen Savaş’ta yer bulamamış bir yan hikâye içermektedir. Joe Haldeman bu kısa öyküden sonra, Bitmeyen Savaş’ı iki kitaplık seriye dönüştürecek devam kitabı olan Bitmeyen Özgürlük’ü yayınlamıştır. Bitmeyen Özgürlük, ilk kitap gibi yabancılaşma ve uyum-uyumsuzluk konularını merkezine almıştır. Okurlardan karışık eleştiriler almıştır.
  • Joe Haldeman’ın 1997 tarihinde yayınlanan ve Bitmeyen Savaş gibi Hugo ve Nebula Ödüllerine layık görülmüş Bitmeyen Barış adlı bir romanı daha vardır. Adından ve türünden dolayı, Bitmeyen Savaş Serisi‘nin parçası olduğu sanılsa da, aslında farklı bir evrende geçmektedir. Kitap 2001 tarihinde, yine İthaki Yayınları aracılığıyla ülkemizde yayınlanmıştır.
  • Romanın 1983 tarihinde satışa sunulan masa oyunu bulunmaktadır. Oyunun kurallarına göre 2 veya 4 kişi karşılıklı olarak, harita üzerindeki sıçrama noktasında bulunan gezegenleri kontrol etmeye çalışmaktadır.
  • Bitmeyen Savaş’ın çizgi roman ve tiyatro olmak üzere iki farklı uyarlaması bulunmaktadır. Çizgi Roman Uyarlaması: 1988 yılında Belçikalı çizer Marvano (tam adı Mark van Oppen) Haldeman’ın eserini üç bölümden oluşacak biçimde grafik romana uyarlıyor (çalışma 1990 yılında bitiyor). Belçikalı çizgiroman yayıncısı Dupui tarafından, Fransızca baskısında La Guerre Eternelle, Hollandaca baskısıyla De  Eeuwige Oorlog adıyla yayınlanmış. İkisi de uyarlama olarak gayet başarılı bulunmuş. Romandakine kıyasla Mandella’nın cepheden cepheye koştuğu kısımlara yoğunlaşılmış.

Bitmeyen Savaş grafik romanının Fransızca baskısına ait kapaklar

Joe Haldeman’ın 1999’da Bitmeyen Özgürlük’ü yayınlamasının ardından, çizer Marvano bu kitabı da çizgi romana uyarlamış. 2002’de, Bitmeyen Savaş’ın yan hikâyesi olan A Separate War (1998) adlı kısa öyküsünü de dâhil ederek, üç ciltlik Libre À Jamais (The Free Forever) grafik romanını ortaya çıkarmış. Amerika’da yayınlanmamasına rağmen, devam niteliği taşıyan bu ikinci üçleme A New Beginning olarak adlandırılmış. Bitmeyen Savaş’ın grafik romanı 2017 itibariyle Titan Comics aracılığıyla 5 sayı olarak tekrar Amerika’da yayınlanmaya başlandı.

Bitmeyen Özgürlük’ün grafik roman uyarlaması Libre À Jamais’e ait kapaklar

Tiyatro Uyarlaması: 1983 senesinde, Chicago’daki küçük bir tiyatroda Organic Theatre grubunca sahneye konulmuş. Aslında gerçekleştirilememiş mini dizi projesinden doğmuş. Projeye merkezi Chicago’da bulunan Public Broadcast Service’te (Kamu Yayın Hizmeti) dört bölümlük bir dizi olarak başlanmış. Kanal, adından da anlaşılacağı üzere, kâr amacı gütmeyen ve devlet destekli bir radyo-televizyon yayın organı. Bitmeyen Savaş’ı beyaz ekrana uyarlama girişimleriyse tesadüf sayılmaz. Daha öncesinden aynı yayın organı tarafınca bazı bilimkurgu romanlarının televizyon uyarlamaları yapılmış. Ursula K. Le Guin’in Rüyanın Öte Yakası romanı da bu yayın politikası sayesinde beyaz ekrana uyarlanma şansı bulmuş (Aynı romanın 2002 tarihli daha başarısız bir televizyon filmi de bulunuyor). Bitmeyen Savaş‘ın mini dizisine döneyim. 1985’ten sonra sinemaya atılarak Re-Animator, Dagon ve From Beyond gibi H.P. Lovecraft öykülerinin serbest uyarlamalarını yapacak Stuart Gordon ile Joe Haldeman’ın uğraşları sonucu, proje için verilen 1 milyon dolarlık bütçe 3 milyona çıkarılmış. Tasarımlar içinse, o sıralarda PBS’de çalışan ve daha sonra çizgi roman sanatçısı olarak kariyerine devam edecek Neal Adams görev almış. 1981 yılında ABD Başkanlığı görevine Ronald Reagan geldikten sonra kamu yararına yapılan sanat çalışmaları için ayrılan bütçe yeniden düzenlenmiş. Tahmin edeceğiniz gibi PBS’in bütçesinde kesintiler olmuş ve 3 milyon dolarlık televizyon girişimi böylece iptal olmuş. Stuart Gordon’sa uyarlama inadından vazgeçmemiş. Dört bölüm olarak tasarlanan dizinin ekrana nasıl aktarılacağına kafa yorarken, Haldeman’dan son bölümü sahneleme önerisi gelmiş. Gordon’un aklına da, eşiyle kurdukları Organic Theater Company (Organik Tiyatro Topluluğu) gelmiş. Aynı toplulukla Warp adlı bilimkurgu oyununu sahneledikleri için ekibin deneyimi de varmış. Gordon, Star Wars filmlerinde şiddetin yok denecek kadar yumuşatıldığı görüşüyle, oyunu daha kaba ve sert biçimde sahneye taşımak istemiş. Haldeman bu teklifini kabul etmiş ve ikili son bölümü tiyatroya uyarlamış. 750.000 dolarlık bir bütçeyi denkleştirip oyunu sahnelemeyi başarmışlar. Oyun 18 Ekim 1983’ten itibaren tam 6 hafta boyunca sahnelendikten sonra, 1983 Kasımında sona ermiş. Gordon ile Haldeman ikilisi sinema filmi için tekrar bir araya gelmiş ve 1989 tarihli Robot Jox filmine imza atmışlar. Filmde dev robotlar kullanarak yapılan spor-savaş müsabakalarında, ikiye bölünen dünya devletlerinin aralarındaki sorunların kazanan tarafa göre belirlenmesi konu ediniyor. Haldeman’ın çatışma ve savaş karşıtı mesajları bu filmde de vardır. Her ne kadar ayrıntıları ve karakterizasyonu ilginç olsa da, bir takım eksiklikler yüzünden tam bir başarıya ulaşamamıştır.

Tiyatro uyarlamasını tanıtmak için kullanılan bir fotoğraf

  • Bitmeyen Savaş’ın bir türlü gerçekleşemeyen bir sinema projesi de var. Süreç şöyle işlemiş: 2008 ekiminde, 20th Century Fox ve Ridley Scott (Alien, Blade Runner, Thelma & Louise, Gladiator, Black Hawk Down, The Martian) 25 sene boyunca film haklarının serbest kalmasını bekledikten sonra, kitabın haklarını satın aldığını açıkladı. 2009’da filmin 3D olarak çekileceği ve senaryonun David Peoples (Blade Runner) tarafından yazılacağı açıklanmış. 2010’da senaristte değişikliğe gidilmiş ve Matthew Michael Carnahan‘ın (Dünya Savaşı Z) senarist olduğu açıklanmış. O da senaryonun dördüncü versiyonunu yazmaya başlamış. 2012’de Ridley Scott’ın, Hiroshi Sakurazaka’nın All You Need Is Kill adlı romanının (Edge of Tomorrow olarak sinemaya aktarılmıştır) ilk taslak senaryosunu yazan D.W. Harper ile Bitmeyen Savaş’ın senaryosu için görüştüğü haberleri geldi. 2014 Mayısında, Joe Haldeman filmin ortaya çıkmasının çok erken aşamasında olduğunu açıkladı. 2015 Mayısında, 20th Century Fox ve Ridley Scott’ın elindeki film haklarının süresi doldu. Sony ve Warner Brothers film haklarını satın aldı. Senarist olarak Jon Spaihts’in (Prometheus, Doktor Strange, Passengers) getirildiği ve William Mandella rolünde Channing Tatum‘un olacağı açıklandı. Bu haberden sonra film projesi tekrar sessizliğe gömüldü.
  • Sinema uyarlaması demişken Yıldız Gemisi Askerleri’nin filminde olup kitabında olmayan ve aslında Bitmeyen Savaş’a ait bir ayrıntıyla notları bitireyim. 1997 yılında sinemaya uyarlanan Yıldız Gemisi Askerleri kitabında, filmdeki gibi kadın ve erkek askerlerin yatakhaneleri paylaşmaları ve cinsel beraberlik yaşamaları söz konusu değil. Bu düzen Bitmeyen Savaş’taki yatakhane sistemine ait. Benzer sistem, 2003 tarihinde tekrar canlandırılan Battlestar Galactica televizyon serisinde de kullanılmıştır.
1986 İstanbul doğumlu. Bilimkurgu, korku ve fantastiği uzun süre televizyondan takip edebilmiştir. Ailesinden habersiz aldığı ucuz VCD oynatıcıyı saklayıp, onlar yokken kullanarak, bu konularda film açıklarını kapatmaya çalışmıştır. Edebiyata sonradan bulaşması; bilgisizliği; bilgisizlik de, "Raftaydı ve ben onu alıp okumadım zamanında." pişmanlıkları getirmiştir. Lem ile Küvette Bulunan Günce'yle tanışması; okumaya yeni başlayan biri için hem talih, hem de talihsizlik olmuştur. Film, kitap, animasyon, çizgi roman olsun; kendi sınırlı bilgisiyle, eserleri iç dinamikleri içinde değerlendirmeye çalışır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bitmeyen Savaş: Yaşlı Olmayan Adamın Savaşı

Bazı şeyler seçenek olmayı sürdürdükçe, gelecekte de yeni bir şey yok!

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün