Daredevil – İmgelem: Kusurlu Şeylerin Kusursuz Güzelliği

"Yani bir şey kelimelerle cereyan ederse, kelimelerin sesiyle değil, içlerinde renklerle cereyan eder." - Echo

Kitlelerin henüz farkına varmadığı ya da bir şekilde ilgisini çekmeyen o saklı cehverler özeldir. Onların hepsini bencilce bir tutkuyla severim. Sanki ne kadar az kişi biliyorsa o kadar değerlenirler. Bu saklı cevherlerin doğasındaki güzelliği herkesin göremeyişi ya da gözden kaçırmasından tatlı ama bencil bir haz alırım. Sonra şöyle olur ama: oturur onlar üzerine bir inceleme yazarım. Tıpkı şu an yaptığım gibi. Çünkü dayanamam, hak ettiği ilgiyi ve kıymeti görsün diye sizlerle paylaşırım.

Daredevil #5 – İmgelem, her ne kadar 5. cilt olsa da tek başına rahatlıkla okunacak ve bence mutlaka okunması gereken bir çizgi roman. Hatta size bir şey diyeyim mi, bu tek başına bir çizgi roman değil. Bu bir psikanaliz. Bu bir çizgi roman formlu psikanaliz. O, daha önce görmediğiniz bir görsel tasarı ve düşünsel yolculuk harikası.daredevil-imgelem-kapak

Bu cildin hem ülkemizde, hem de dünyada (evet, dünyada da ) kıyıda köşede kalmasının aslında pek de popüler olmayan bir karakteri başkarakter olarak alması: Yani Echo’yu. Kör Daredevil’ın sağır (eski) kız arkadaşı olan, yarı Amerikalı yarı Kızılderili, dahi bir kadından bahsediyoruz.

Echo’nun sağır dünyasında çocukluğundan yetişkinliğine ve Echo kimliğine bürünüşüne kadar olan yolculuğunda bize her şeyi aktarışı imgelerle sağlanıyor. Ne kadar mantıklı, değil mi? Ama daha bitmedi. Hâl böyle olunca, sağır bir insanın kusurlu güzelliğini kusursuzluğu ve sıra dışılığıyla baş başa kalıyoruz.

“Sağırım. Yani bir şey kelimelerle cereyan ederse, kelimelerin sesiyle değil, içlerinde renklerle cereyan eder.” – Echo

İmgelem, bize doğrusal bir okuma vermiyor. Daredevil ve Wolverine’in (evet!) sahneye girdiği o kısıtlı anları saymazsak, çizgi roman konuşma baloncuğu bile içermiyor. Çünkü Echo, ya da gerçek adıyla Maya Lopez, bize öyküsünü sayfanın her yerine yerleştirdiği kelimeler ve simgelerle anlatıyor. O nedenle sayfanın kıyısından köşesine kadar, hatta cildi tutup ters çevirmen suretiyle bile, inceleyerek okumamız ve bir sayfada normalden daha fazla dikkat ve zaman harcamamız gerekemekte.

Önce sağır olduğu anlaşılan bir bebek, sonra zeka özürlü olduğu tespit edilen küçük bir kız ve en sonunda da bir dahi olduğu anlaşılan bir kızın hikâyesi bu. Maya Lopez, özel bir kadın. O, bir kere gördüğü herhangi bir şeyi kusursuz bir şekilde taklit edebilen bir yetenek. O bir yankı. Bir eko.

“Hikayem müzikle cereyan ediyor. Piano tuşlarında anlam arayan küçük parmaklar gibi.” – Echo

Kızılderili babasının, onları terk eden annesinin ve Marvel evreninin en meşhur kötülerinden Bay Fisk’in gölgesinde gelişen bir kahraman o. İmgelerle dolu dünyasında bize hayat hikâyesini anlatışı ve kendini bulma yolculuğuysa tam olarak bir Jungcu düşünce örneği. Buna başka bir şey denemez.

Kim ne derse desin, açık biçimde iddia ediyorum ki yazar ve çizer David Mack, Carl Gustav Jung’un düşüncelerini benimsemiş bir sanatçı. Jungcu düşüncenin en önde gelen fikirlerinden olan “hikâyeler aracılığıyla iyileşme” olgusunu çizgi romanının merkezine koyarak bize görsel bir psikanaliz sunmuş.

“Güneş ışığı nasıl bir ses çıkarır?” – Echo’nun küçüklüğü

Bu muazzam bir deneyim. Daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim. Echo’nun bizimle iletişim kurma biçimi, sayfaların tasarımı, doğrusal gitmeyen okuma maceramız ve Echo’nun replikleri bizi de aynı yolculuğuyla kendimizle çıkarıyor.imgelem-1

Ama cildin özel bir yanı daha var. Sonuçta, Maya Lopez’in ve bu cildin köklerinde Kızılderili kültürü yatıyor. Kızılderililer dendiğinde de onların hayata dair olan tutum ve başarılıyla aldıkları adları ve elbette doğyla bütünleşerek kendilerini bulma yolculukları akla gelir. İşte tam bu noktada, İmgelem adındaki bu Kızılderili yolculuğunda ilginç biçimde rehberimiz bir başka kayıp olacak. Kim mi? Wolverine. İçindeki hayvan ve insanın durmadan çatıştığı, geçmişinde parçası olduğu deneylerin yarattığı canavarla ne yapacağını düşünüp duran o efsanevi karakter.

Wolverine, bu hikâyede kısa ama asla (ASLA!) unutulmayacak bir biçimde boy gösterdiğinde, bize anlatacağı hikâye hem Maya’nın yolculuğunun hem de bizim kendimizi arayışımdaki yolculuğun sonu olacak. Çünkü birkaç paragraf önce dediğim gibi, yazar ve çizer David Mack’in Jungcu yaklaşımına ancak bu kadar uyabilecek bir öyküyle yolculuğun sonuna geleceğiz.

İddia ediyorum, o öykü sizin de içinizdeki pek çok şeyi değiştirecek.

Çeviri, Editörlük ve Harika Grafik Uygulama

Arkabahçe Çizgi Roman‘ın böylesine bir emeği bizlerle buluşturmasını ayakta alkışlıyorum. Bana harika bir deneyim yaşattığı gibi, unutamayacağım bir mesajı da hayatıma kazandırdı.

Çeviriyi yapan Burç Üner ve editörlüğünü üstlenen Kayra Keri Küpçü’ye de  teşekkürler. Pürüzsüz bir çeviri ve editörlük vardı bu ciltte. Ancak tek sorunum, “birçok” kelimesinin geçtiği her yerde “bir çok” diye ayrı yazılmasıydı. Birleşik yazılması doğru olandı. Ama dediğim gibi, yalnızca ve yalnızca gözüme takılan bu vardı.

Burada büyük övgü ve teşekkürleri hak eden bir başka isim daha var; o da Necmi Yalçın. Kaligrafi kısmında yer alan Necmi Yalçın, yazıların %90’u konuşma baloncuklarında değil de sayfaya, desene gömülü olan yazıları tek tek kaleme almış. Muazzam bir emek harcamış. Benim aklım durdu şahsen. Sabrını ve emeğini ayakta alkışlıyorum. Ortaya çıkan sonuç mükemmel!

Arayışın Parçası Olun

Arkanıza yaslanın, kendinizle baş başa kalın, bu cildi elinize alın ve Maya Lopez’in seslerden uzak dünyasında imgelerle bezeli dünyasında yolculuğa çıkın. Sonucuna değecek. Sonucuna aklınızdan uzun yıllar çıkmayacak biçimde değecek hem de.

Bu gizli cevheri keşfeden bir diğer kişi de siz olun. Çünkü ben ne kadar bencil bir okur da olsam, kitaplar ve çizgi romanlar paylaştıkça güzel. Ve hikayeler… Onlar hem vahşidir, hem de iyileştirici

Genel Yayın Editörü
2009 yılında Kayıp Rıhtım'a elimi verdim, sonra da ruhumu kaptırdım. Bu yolun devamında çeşitli gazetelerin kitap eklerinde kitap incelemelerim, TRT Radyo 1'de canlı yayın konuğu olarak katılıp kurgu edebiyatını anlattığım 2 yayın, 5 yıldır süren Kahramanın Yol Türküsü adlı kendi edebiyat temalı radyo yayınım, kitap inceleme videoları serim Kayıp Rıhtım İnceliyor ve bir de bonus olarak Oyungezer Dergisi'nin kültür sanat sayfalarında düzenli yazarlığım oldu. Tüm bunların yanı sıra, gerçek hayatın sıkıcılığında, bir bilgisayar mühendisi olarak yaşıyorum. Ama biz ona Clark Kent kimliğim diyelim.

Daredevil – İmgelem: Kusurlu Şeylerin Kusursuz Güzelliği için 2 yorum

  1. losches dedi ki:

    Merhaba..! incelemelerinizi takip ediyor ve faydalanyorum.. Canavarın çağrısı’nı elinizde gördüğüm anda gidip aldım ve incelemeyi okuduktan sonra izledim.. unutulmaz bir keyifti.. çok beğendim..
    Daredevil’ın birkaç sayısını okudum ve bence Marvel’ın Batman’i olarak tanımlıyorum.. Daha lokal bir savaşın içinde psikolojik travmalarıyla birlikte..Bu kitabı da hemen edineceğim.. Teşekkürler..

    1. Hazal Çamur dedi ki:

      Merhaba :),

      İncelemelerimle sizleri bu güzel kitaplarla buluşturabildiğim için çok mutluyum. Okuyucularımızın bu türdeki geri dönüşlerihem benim, hem de diğer arkadaşlarım için çok önemli.
      Bu ciltte Daredevil çok az görünüyor olsa da, az ama öz görünüyor demek daha doğru olur 🙂

      Öte yandan, Hell’s Kitchen olayları birlikte ben de Daredevil’ı Marvel’ın Batman’i gibi görmeye başladım yavaş yavaş.

      Keyifli okumalar 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daredevil – İmgelem: Kusurlu Şeylerin Kusursuz Güzelliği

“Yani bir şey kelimelerle cereyan ederse, kelimelerin sesiyle değil, içlerinde renklerle cereyan eder.” – Echo

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün