Dark: Adının Hakkını Veren Bir Alman Bilimkurgusu

Radyoaktif sızıntı, zaman makinesi, tuhaf deneyler ve devasa bir dejavu döngüsü... Dikkat kesileceğiniz, kompleks bir anlatımla bezeli bilimkurgu ve korku dizisi Dark'ı inceledik.

Geçtiğimiz ay başında Netflix’te Dark isimli yeni bir bilimkurgu ve korku dizisi yayınlanmaya başladı. Kendisini ilk kez bundan birkaç ay evvel, Netflix’in ilerleyen dönemlerde hangi orijinal içeriklere yer vereceğini araştırırken görmüştüm. Biraz araştırmayla birlikte merakım iyice kabarmıştı ve yayınlandığı zaman kendisine bir şans vermeyi düşünmüştüm. Çıkmasıyla birlikte, hakkında yazılanlara şöyle bir göz attıktan sonra, ilk bölümüyle izlemeye koyuldum ve sonrasında devamını getirmeyi başardı dizi. Ancak kendisini incelemeye başlamadan önce, Dark nedir kısmına biraz değinelim.

Alman Menşeli Bilimkurgu ve Korku

Öncelikle dizinin orijinal dilinin Almanca olduğunu söyleyeyim. Uluslararası bir dizi olmasından mütevellit, bu yapımı İngilizce olarak çekebilirlerdi ancak Almanya’da geçtiğinden kendi dilinde çekilmiş olması beni sevindirdi. Aynı zamanda, Netflix’in Almanca çekilen ilk orijinal serisi olma özelliğini de taşıyor. Bu, altyazılı dizi ve film izlemeye alışkın olmayan Amerikalı seyirciler için tehlikeli bir hamle. Zaten internetteki yorumlara baktığımda, diziyi doğrudan İngilizce dublajıyla izlemeye başlayıp, dublajdan memnun kalmayıp orijinal dile geçmiş birçok kişinin yorumunu gördüm. Yani dizi ekibi bu riskli kararıyla birlikte İngilizce dışında farklı dilde bir şeyler izlemekten hoşlanmayan izleyicileri de yapımlarına çekmeyi başarmış.

Eleştirmenlerden fena yorumlar almayan Dark’ın yaratıcı koltuğunda Baran bo Odar ve Jantje Friese oturuyor. Bu ikiliyi daha önceden, Who Am I (Ben Kimim?) adlı korku temalı filmde görmüştük. Tıpkı o yapımda olduğu gibi, Dark’ın yönetmen koltuğunda da Odar oturuyor. Tabii diziyi anlatırken, Stranger Things etkisinden bahsetmeden geçmek hatalı olur. İncelemenin ilerleyen kısımlarında bu konuya daha detaylı bir şekilde değineceğim. Ancak dizinin temelinde gözle görülür bir esinlenme olduğu aşikâr, hikâye derinleştikçe farklılaşıyor. Şimdi biraz da konusuna ve yapımına göz atalım.

Ne Anlatıyor Bu Dark?

Almanya’nın Winden adlı küçük bir kasabasında yaşanıyor olaylar. Stranger Things benzerliğini ilk gördüğümüz nokta da tam olarak bu. Bu mütevazı kasaba, benzer şekilde vurguladıkları üzere, suç oranının çok düşük olduğu bir yer. Yine benzer şekilde, ilk kez tuhaf olaylar vuku bulduğunda, kasabanın sakinleri ve polisler herhangi bir suçun üzerinde durmuyor. Çünkü Winden’de böyle şeyler olmaz (!).

Yukarıda da dediğim gibi, iki dizi arasında benzerliklerle sık sık karşılaşıyoruz; dizinin yaratıcıları yoğun bir şekilde Stranger Things’den etkilenip esinlenmişler ve bu modeli kendi dizilerinde de kullanmak istemişler. Bu kasabada iki genç çocuğun tuhaf bir şekilde kaybolmasıyla birlikte, gizem üzerine gizem çemberine giriyoruz. Hikâyenin temelinde dört aile ve bu ailelerin üç jenerasyondaki iç içe geçmiş yaşamları yer alıyor. Özellikle dizinin “temel” konusunda benzerliği bilerek vurguladım. Küçük, masum bir kasabadan çocukların tuhaf bir şekilde kaybolmasına, garip deneylerin yapıldığı bir sahneden kafa karıştıran gizemli olaylara, kasabada bilimsel bir oluşumun (Nükleer Santral) var olması ve bununla ilgili gizli bir şeylerin dönmesine kadar birçok açıdan benzer yönleri var. Bir noktada “Bilim insanları ne kadar ileri gidebilir?” sorusunu da görüyoruz, aynı şekilde bilimin etik sınırlarına vurgu yapılıyor alt metinde. Ancak böyle denilip geçilirse basit bir kopyaymış gibi anlaşılır, bu da yanlış yorumlama olur. Çünkü anlattığı hikâye, bunu anlatış tarzı derken ilerledikçe ve derinleştikçe çok farklı yerlere gidiyor Dark.

“Geçmiş, şu an ve gelecek arasındaki fark, inatçı bir illüzyondan ibarettir…” – Albert Einstein

Stranger Things’le Farklılıklar, Adı Gibi Karanlık Bir Ton

Dark, Albert Einstein’ın yukarıdaki sözüyle başlıyor. Bu da bize dizinin bilimsel yönelimini daha en baştan hissettiren, konunun nasıl şekilleneceğini anlatan bir alıntı vazifesi görüyor. Ayrıca Einstein ile ateşlenen bu fitil, Stranger Things’den farklı olarak, bu dizide yer yer göreceğimiz Alman kökenli göndermelerin de başlangıcını oluşturuyor. Doğal ve yerinde olarak, anlatımda kendi kültüründen çok yararlanıyor Dark. Başlarda gördüğümüz Hansel ve Gretel göndermesi de bunun örneklerinden.

Serinin tonu, karakterler cümbüşü (odak noktasında daha fazla oyuncu olması), ailelerin birbirleriyle olan ilişkisi, anlatım tarzı ve bilimsel yönelimi derken Stranger Things’e göre daha karmaşık ve derin bir yapımla karşılaşıyoruz. Çekim, renk ve ışık kullanımı olarak, adının da gösterdiği gibi, çok daha karanlık bir yapıya sahip. Ayrıca karakterlerin çoğuna sempati duyma arzusunda olmayın, çünkü Dark bunu istemiyor; kasvetli ve rahatsız edici havayı daha sert bir şekilde her yanıyla yaşatma amacında kendisi.

Dizinin genel yapısından bahsetmişken, anlatımda önemli yer tuttuğu için Alman kökenli teolog Reinhold Niebuhr tarafından yazılan ve seri boyunca sık sık duyduğumuz “Serenity Prayer” adlı duayı da yazmakta fayda var.

“Tanrım, değiştiremeyeceklerimi kabullenmem için sabır, değiştirebileceklerimi değiştirmek için cesaret, farkı anlamak için akıl ver.” – Reinhold Niebuhr

Oyunculuk, Sinematografi, Müzik ve İşlenişte Merak Unsuru

Dark daha ilk bölümden izleyiciyi içine çeken, sizi bir gizem ağına hapsedip neler olacağını sürekli merak etmenizi sağlayan bir işlenişe sahip. Dizi için yapılan yorumlarda işleniş açısından birçok Lost benzetmesi de yapılıyor, çünkü izlerken karmaşık bir ağda durmadan gösterilenler üzerinden teoriler kasarken buluyorsunuz kendinizi. Üç farklı zamanda (1953-1986-2019) dolanırken, dört farklı ailenin farklı dönemlerde farklı halleri derken kompleks bir ağ örülüyor. Dizinin ilgi çekici unsurlarından biri de bu. Ayrıca çok fazla oyuncu barındırmasına rağmen en az rol alandan tutun da en fazla süresi olana dek her oyuncu genel olarak gayet başarılı.

Sinematografiden bahsetmeden önce, ilk başta intro kısmından söz etmek lazım. Açıkçası intro kısmını kullanılan şarkı haricinde zayıf buldum, beğenmedim. Ancak bu seri boyunca göreceğimiz görsellik açısından önyargı oluşturmamalı, çünkü görüntü yönetmeni koltuğunda oturan Nikolaus Summerer şahane bir iş çıkarmış. Verilmek istenen kasvetli ve karanlık atmosfer tam kararında ve anlatımla doğru bir şekilde aktarılmış. Diğer yandan müzik kullanımı da bu görsel kullanımla iyi bir uyum yakalamış; birlikte o sert tonu ve gergin atmosferi yakalayıp, bütün oluşturuyorlar.

Diyaloglar ve Tepkilerde Bazı Problemler

Zaman ne kadar değiştirilmek istenirse istensin belirlenmiş olayların gerçekleşmesinin zorunluluğunu, aslında olayın gerçekleşme nedeninin en başta bu zamanı değiştirme çabasından kaynaklandığını vurguluyor Dark. Zaman ve determinizm ekseninde güzel bir bilimsel altyapı kuruyor ve kompleks senaryosu birçok açıdan güzel. Ancak hikâyenin işleniş kısmında bazı kusurlar mevcut ne yazık ki. Yaşanan olaylar çerçevesinde, bazı diyaloglar ve karakterlerin tepkileri yaratıcılıktan uzak bir şekilde, bir olay yaşanmadan veya yaşandıktan sonra çok göze parmak koyulmuş. Bakın şu olay oldu ya, önceden bunu demişti hani, üstüne gelmesi çok üzücü oldu gibi çok basit ve amatörce bir şekilde gereksiz vurgular veya bazı sahnelerde kamera ve ses kullanımıyla birlikte çok bayağı tepkiler yapaylık hissini arttırıyor, bu da diziye zarar vermiş. Ancak bunlar oyuncuların becerisinden ziyade, sahnelerde oyunculardan istenenlerle bağlantılı.

—Sürpriz Bozan (Spoiler) Başlangıcı—

Aynı zamanda bazı sahnelerde çok açık gördüğümüz üzere, senaryoda yer yer tembellik de rahatsız edici şekilde dikkat çekiyor. Çok basit örnek vermek gerekirse; 1986 yılında geçen ilk sahnede, 2019 yılında polis olan, geçmişteki genç Ulrich’in karşısına üstü başı dağınık hiç bilmediği bir çocuk (2019’da oğlu) çıkıyor ve evden ayrılırken sırf devamında Mikkel’in içeri girebilmesi ve dramatik sahne olması için kapıyı açık bırakıp gidiyor. Hikâye itibariyle unuttu, zaten morali bozuk düşünemedi denebilir, ancak burası evim diyen yüzü yaralı bir çocuk görünce, hiç umursamadan birden “Amaaan, kız arkadaşım gelmiş,” gibi bir tavırla evden çıkınca ve bu eylem bir sonraki sahneye tembel zemin hazırlamak için yapıldığı anlaşılınca dikkat çekiyor. Daha birçok bunun gibi göze çarpan, devamını bağlamak için yapılan, tembellik kokan kısımlar vardı.

—Sürpriz Bozan Sonu—

Sonuç Olarak

Soğan katmanları gibi, izlediğimiz her yeni bölümde hikâyeye yeni bir katman daha ekleniyor Dark‘ta. Sürükleyici bir olay örgüsüne sahip ve heyecan unsuru son bölüme kadar devam ediyor. Sezon bittiğinde de ikinci sezonu merakla bekletmeyi başarıyor. Hatta gelecek sezona dair teoriler şimdiden internet aleminde üretilmeye başlanmış bile.

Eksiği gediği olsa bile, izlenmeyi hak eden iyi bir yapım olmuş Dark. Nükleer Santral kazasından kaynaklı radyoaktif sızıntı, zaman makinesi, tuhaf deneyler, devasa bir dejavu döngüsü… Dikkat kesileceğiniz kompleks bir anlatımla bezeli bu bilimkurgu ve korku türündeki yapıma şans vermenizi öneririm.

Paylaşın!
  • 92
    Shares
Etiketler:  

1993 yılında Ankara’da doğdu, çocukluğunun bir kısmını İzmir’de geçirdi, sonra tekrar Ankara’ya döndü ve halen burada yaşamakta. Ankara’da Psikoloji bölümünde eğitim gördü ve 2016 yılında mezun oldu. Edebiyat, sinema, bilgisayar oyunları, müzik ilgisi ve bunları paylaşma sevgisiyle çeşitli kültür-sanat sitelerinde yazdı. Şu an aktif olarak Kayıp Rıhtım sitesinde yazmakta.

Eski Yorumlar

PORTAL YORUMLARI

  1. Uğur Uğurcan dedi ki:

    Özellikle gizemli adamın gazetedeki haber başlığı olan “where is mikkel” olanı “when is mikkel” olarak değiştirmesi çok etkileyiciydi. Zamanda yolculuk filmlerini sevenler için harika. Yazı için teşekkürler baya teknik ve nitelikli bir içerik olmuş.

  2. Cem Altınışık dedi ki:

    Çok teşekkür ederim güzel yorumunuz için 🙂

Dark: Adının Hakkını Veren Bir Alman Bilimkurgusu

Radyoaktif sızıntı, zaman makinesi, tuhaf deneyler ve devasa bir dejavu döngüsü… Dikkat kesileceğiniz, kompleks bir anlatımla bezeli bilimkurgu ve korku dizisi Dark’ı inceledik.

Paylaşın!
  • 92
    Shares

“Son gemi de ayrıldığında limandan,

Kaybolmuştu artık o rıhtım, gecenin karanlığından…”

Başa dönün