Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum: Derin Düşüncelerden Gerginliğe Geçen Kitap

Kanadalı yazar Iain Reid'in felsefe, psikoloji ve gerilimi ne kadar güzel harmanladığına şahit oluyoruz.

Hani bazı kitaplar vardır, üzerinde tek bir türün adı yazar ve siz o niyetle okumaya başlarsınız. Ama okurken “Nasıl yani? Hani bu türdü, nasıl böyle oldu?” gibi şeyler düşünmenize sebep olurlar. Bunu yaparken üzerinde taşıdığı etiketin hakkını veremediği için değil, aslında ondan başka pek çok şeyi içerdiği için epey de keyif alırsınız. İşte Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum da öyle bir kitap.

İsmiyle “Tüm klişeleri bağrıma toplayıp geldim!” diye bağırıyormuş gibi duran Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, aslında gerilim klişelerinden uzak durmayı epey bir başarıyor. Tamamen uzak duruyor diyemiyorum, çünkü kısacık bir süre de olsa bazı klişelere göz kırpıyor, ama devamında bu durumu affettirmeyi başarıyor.

Gerilim ve Felsefe Bir Arada

İlk kitabı olan One Bird’s Choice ile CBC Bookie Ödülü’nü alan Iaian Reid, 2013 yılında da The Truth About Luck adlı kitabı ile Globe and Mail gazetesi tarafından hazırlanan yılın en iyi kitapları listesine girmeyi başarmış. Deneme ve inceleme yazıları ABD ve Kanada’nın popüler bazı gazete ve dergilerinde yer almış. 2015 yılında ise, otuz yaş altında kurgudışı eser sahibi Kanadalı yazarlara verilen RBC Taylor Emerging Author Ödülü’ne layık görülen yazarın ilk romanı ise, Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum. İngiliz Edebiyatı dışında felsefe alanında da öğrenim görmüş olan Reid, bunu romanına güzel bir şekilde yansıtmayı da başarmış.

Kitap, ortalarına, hatta neredeyse sonlarına kadar pek gerilim unsuru içermiyor. Bir çiftin arasındaki ilişkinin ufak bir kısmını, çiftin kadın olan tarafının ağzından dinliyoruz. Karakterimiz yer yer ilişkisiyle ilgili fikirlerini, yer yer ilişkinin nasıl başladığını, yer yer de neden bitirmek istediğini anlatıyor. Bunları anlatırken aktardığı sevgilisiyle olan diyaloglarda ise felsefik ve psikolojik pek çok çözümlemeyle karşılaşıyoruz. İşte bu kısımlar tam olarak “Bu nasıl gerilim yahu?” dediğimiz kısımlar oluyor.

Yazarın üslubu genel olarak akıcı olsa da, bu kısımlar beni rahatsız eden bazı şeyler içermiyor değil. Mesela en başlardan beri gerilimi oluşturacak unsurmuş gibi gözümüze sokulan ve neredeyse her sayfada iki kez tekrarlanan “Arayan Numara” durumu var. Arayan Numara’dan o kadar çok ve sık bahsediliyor ki, “Tamam anladık bütün gerilimi bunun üzerine kuracaksın.” diyorsunuz ve bu tekrarlar bir süre gerçekten can sıkıyor. Ama sonra bu durum öyle bir yere bağlanıyor ki şaşırıyorsunuz. Bu şaşkınlık kurgunun devamına yönelik içinizi umutla dolduruyor, ama yine de öncesinde bu kadar tekrar edilmesinin verdiği baygınlığı gidermeye yetmiyor.

Kitabın ortalarından itibarense gerginlik gayet güzel bir tempoyla artmaya başlıyor. Üstelik bu gerginlik yer yer tuhaf kurgu sınırlarına kaçacak şekilde cereyan ediyor. Ancak bu tuhaflık Lovecraftvari dünya dışı yaratıklarla değil, insan psikolojisi üzerine oynayarak yapılıyor. Sonlara doğru ufak bir klişeye giriliyor olsa da, bunun bağlandığı yer aklınızda klişe falan bırakmıyor.

Yazarın üslubu genel olarak akıcı demiştim, ama yer yer düştüğü tekrarlar can sıkıcı olabiliyor. Kitabın özellikle ilk yarısında olaya girmekte geç kaldığını düşündüm, ancak bu kısımlardaki felsefi yorumlar ve detaylar bu olaysızlıktan sıkılmama engel oldu diyebilirim. Yine de çok tekrar, bazı yerlerdeki gereksiz detaylar ve birkaç ufak kopukluk can sıkıcı olabiliyor. Gerçi, özellikle son sayfaya gelince, bunların hepsinin bir sebebi varmış gibi oluyor. Bunların hepsi için yazarı affedebiliyorsunuz.

Baskı, Çeviri ve Editörlük

Kitap dilimize Hep Kitap tarafından kazandırılmış. Hep Kitap yeni bir yayınevi, ancak kesinlikle tecrübesiz değiller. Zaten bunu kitabı elinize aldığınız anda anlayabiliyorsunuz. Kapak uygulamaları, kendine has sayfa düzeni ve baskı kalitesi hemen kendini belli ediyor. Çizgilerini bozmayacaklarını ummakla kalmıyor, açıkçası buna inanıyorum da.

Kitabın Begüm Kovulmaz tarafından yapılmış olan çevirisi, belki de son zamanlarda okuduğum en güzel çevirilerden biri. Gerçekten çok akıcı ve anlatıcının ruh halini yansıtan kelimeler tercih edilmiş ve okurken çeviriyle ilgili en ufak bir olumsuz düşünceye kapılmıyorsunuz. Hiçbir cümleyi okurken “Acaba orijinalinde şöyle demişti de çevirmen böyle mi çevirmiş?” diye düşünmüyorsunuz.

Kitabın künyesinde bir redaktör veya editör ismi bulunmuyor, ancak onların da işini çok iyi yaptığını söylemek gerekir. Bütün kitap boyunca sadece iki yazım hatası takıldı gözüme, ki iki sayfada bir yazım hatası gördüğüm kitaplar aklıma geldikçe bu bana bir mucize gibi geliyor. Yetkin Başarır tarafından hazırlanan kapak güzel olsa da, kitabın içeriğine dair hiçbir fikir vermiyor, ancak zaten kitabın içeriğine yönelik bir kapak nasıl hazırlanabilirdi bilmiyorum.

Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, özellikle gerilim türünü sevenlerin kesinlikle kaçırmaması gereken bir kitap. Sonlara doğru, tansiyonun iyice arttığı kısımlarda, kitaba ara verecek kadar gerildiğimi itiraf etmeliyim. Özellikle sonuyla yaptığı sürpriz benim için son derece tatmin ediciydi ve bu sonun harika bir şekilde kurgulandığını düşünüyorum. Gerilim türüyle pek aranız yoksa bile kitaba bir şans vermenizi öneririm.

Editör

Müzmin arkeolog adayı. Her yerde uyuma konusunda rakipleri Snorlax ve kediler. Fantastik okudukça “Daha okuyacak çok şeyim var,” diye kaygılanır. Haftada bir gün Neil Gaiman, bir gün Patrick Rothfuss övmezse içi rahat etmez. Geri kalan günlerin çoğunluğunda Lovecraft över. 4 yaşında atari oynamakla başlayan oyunculuk macerası şiddetle devam etmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum: Derin Düşüncelerden Gerginliğe Geçen Kitap

Kanadalı yazar Iain Reid’in felsefe, psikoloji ve gerilimi ne kadar güzel harmanladığına şahit oluyoruz.

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün