Kibrit Ev: Yerli Fantastikte Aranan Kan Bulundu!

Kibrit Ev, yerli fantastik edebiyatımızda, hatta yer yer tuhaf kurgu ihtiyacımızda aranan kanlardan olmayı başaran bir eser.

2016 Yılın EN’leri anketimizde takipçilerimiz tarafından Yılın En İyi Yerli Fantastik Kurgusu seçilen Kibrit Ev, daha önce çeşitli mecralarda öyküleri yayımlanmış olan Murat S. Dural‘ın ilk kitabı olma özelliğini taşıyor. Bir arkeolog olarak bunu görünce, henüz kitabı okumadan ödülün bir meslektaşıma gittiğine bencilce sevinmiştim. Kitabı okuduktan sonraysa bunun aslında epey hak edilmiş bir ödül olduğunu da anlamış oldum.

Kibrit Ev, birbirinden farklı ve bağımsız on bir öyküyü içiyor. Öykülerin birbirinden farklı olmaları tabii ki yazarın hayatından ve tecrübelerinden bağımsız olmalarını gerektirmiyor. Aksine, bazı öykülerde “Burası yaşanmış bir şeylerden ilham alınmış olmalı” gibi düşünceler doğuyor ve bu durum kitabın içine daha çok girmeyi sağlıyor.

Peki Kimdir Murat Dural?

İstanbul Üniversitesi Klasik Arkeoloji Bölümü mezunu olan yazar, arkeologlar arasında sıklıkla yapılan bir “geyiği” doğrulayan insanlardan biri. Arkeoloji bölümlerinden her şey çıkar; yazar, gazeteci, bankacı, reklamcı, editör, hatta ara sıra arkeolog çıktığı bile olur, deriz. Murat Dural bir süre kendi mesleğine devam etmiş olsa da, sonra farklı yollar tutturmuş. Pek çok kazıda görev almış olmasının yanında iki yıl da Bergama Müzesi’nde çalışan Dural’ın arkeolojiye olan sevgisi bazı öykülerinde kendini iyiden iyiye belli ediyor.

Murat Dural’ın yazarlığı da son derece başarılı. Daha önce çeşitli mecralarda öyküleriyle yer almış olsa da, Kibrit Ev bir “ilk kitap” için fazlasıyla güzel. Kendine has, oturmuş üslubu kitabın yeni olmasına rağmen yazarlığının yeni olmadığını ve hatta arka planda sağlam bir “okurluk” temeli olduğunu gösteriyor. Hatta gelecekte yazarın çok daha iyi işler ortaya koyacağının sinyalini de veriyor.

Şimdi isterseniz, kitapta yer alan öykülere kısaca bir göz atalım:

Kabus Kapan

Kitabın ilk öyküsü olan Kabus Kapan, Güneydoğu’da bir köy evinin damında, rüyayla gerçek dünya arasındaki ince çizgide başlıyor. Bu çizgide sık sık giden öykü, ülkemizin büyük sorunlarından birisi olan “namus cinayeti” kavramını masaya yatırıyor. Bunu yaparken de Anadolu korku kültüründen dozunda faydalanıyor ve gerçek dünyadan kesinlikle kaçmıyor. Öykünün ilk cümlesindeki akıcılık son cümleye kadar devam ediyor. Yerinde kullanılan ufak detaylar ve güzel benzetmelerse öykünün zaten akıcı olan anlatımını daha da güçlendiriyor.

Figürin

Modern insanın sorunlarıyla başlayan öykü, kısa sürede bir aşk hikayesine, oradan da bir kedi figürini üzerinden mistik yönlere doğru seyrediyor. Yazarın mesleği olan arkeolojiye hissettiği sevgi, bu öyküde de kalemine yansıyor. Yine ince detaylarla, güzel benzetmelerle ve akıcı bir anlatımla bezeli olan Figürin, bir çırpıda okunup bitiyor.

Kibrit Ev

Kitaba adını veren öykümüz, yine ince göndermeler ve güzel benzetmelerle süslenmiş. Ölüm döşeğindeki dedesinden büyük bir sır öğrenen karakterimiz, fizik ve metafizik arasında bir keşif yaparken bu kavramların felsefesini sorgulamayı da ihmal etmiyor. Eski masallarla Anadolu ve İslam inançlarının hoş bir harmanını barındıran Kibrit Ev ile ilgili söylenebilecek tek kötü şey, aslında çok güzel bir kısa roman olabilecekken bir öyküye kısılıp kalmış olması diyebilirim. Belki bu hali gerçekten daha iyidir, yazar öyle uygun gördüğüne göre muhtemelen de öyle olmalıdır, ama gerçekten de güzel bir roman çıkartılabilirmiş gibi hissetmekten kendimi alamadım.

Arka Bahçe

Bu öykü, yazarın asıl mesleğini iyice işin içine kattığı bir öykü olarak dikkat çekiyor. Arkeolojiye bilimkurgu sosu katarak güzel bir iş çıkarttığını söylemem mümkün, son derece yaratıcı ve belki de ileride gerçekten görebileceğimiz bir fikir var ortada. Ama öykünün asıl olayı bu fikirden ziyade, binlerce yıldan günümüze uzanan etkileyici bir aşk hikayesi. Anlatım her zaman olduğu gibi akıcı ve sonu ilgi çekici. Ayrıca mesleğin içinden biri olarak, “keramik” tabirini kullanıyor olmasından dolayı İstanbul ekolünden geldiğini belli ettiğini söylemezsem içim rahat etmez 🙂

Şikemperver

Bu öykü yazarın diğer öykülerinde kullandığı üslubun biraz dışına çıktığı bir öykü olmuş. Açıkçası öykünün üslubu başta biraz garip geldi bana, hoşuma gitmedi diyebilirim, ama sonraları artık alıştığımdan mıdır bilmem, aynı his kalmadı. Şikemperver, yıllardır televizyonlarda yemek programı yapan bir gurmenin damak tadının “ilginç” bir şekilde değişmesini anlatıyor. Bu sırada gurmemizin iç çatışmalarını ve kişiliğini gayet güzel aktaran yazar, öykü boyunca pek çok gönderme yapmayı da ihmal etmemiş. Bu göndermeler yine yerli yerinde ve her seferinde gülümsetmeyi başarıyorlar.

Garip Meyveler

Bu öykü için kitabın en güzel öyküsü desem sanırım pişman olmam. Kısa olmasına rağmen son derece vurucu, sıradan başlamasına rağmen sonuyla tüyleri diken diken etmeyi başarıyor. Yazarın üslubundaki alışılmış sadelik ve yalınlık da bu etkiyi iyice arttırıyor. Konusuyla ilgili en ufak bir şey söylersem bile alacağınız keyfi azaltırım korkusundan hiçbir şey söylemiyorum, ama mutlaka okunması gereken bir öykü.

Ağ konu itibariyle ilginç ve ilgi çekici bir öykü olsa da, daha ortalarındayken sonunun kolayca tahmin edilebilmesi yüzünden etkileyiciliği azalıyor. Konunun temposu hiç düşmüyor, kahramanımızın sevdiği kadın ve ailesi hakkındaki görüşleri akıcı bir şekilde anlatılıyor, ama karakterin zorlanarak yaptığı çıkarımları yapmak, okuyucu için daha kolay ve erken cereyan eden bir durum. Yine de en sondaki sürpriz az da olsa şaşırtmayı başarıyor ve öykünün genel fikri gayet ilgi çekici.

Göze Göz Düşe Düş

Eğer yazarı sosyal medyada biraz da olsa takip ediyorsanız, öykünün kendi hayat deneyimlerinden süzülerek yazıldığı izlenimi uyandırıyor. Kendi hayatını alegorilerle ve rüya sosu altında yansıtıyor olması öyküyü de son derece etkileyici kılıyor. Yine ilginç bir işlenişe ve keyifle gülümseten bir sona sahip. Tuhaf kurgunun sınırlarında gezinen bir öykü.

Ben Senden Gittim

Yazarın alışıldık üslubunun biraz dışına taştığı öykülerden birisi daha. Normalde tercih ettiği yalın cümleler, bu öyküde çok daha ağdalı. Ama genele baktığınız zaman bu durum gösteriş olsun diye yapılmış gibi hissetmiyorsunuz. Aksine, öykünün anlatıcısının ruh hali cümleleri o hale getiriyor. Bazı cümleler aradan çekip sağa sola, sosyal medyaya yazılacak kadar derin veya can yakıcı demek mümkün. Öyküdeki ruh haline çok da uzak olmadığım için mi bilmiyorum ama beni en çok etkileyen öykülerden biri oldu.

Canavar

Enteresan bir cinayet öyküsü gibi başlayan Canavar, ortasında yaptığı dönüşle bambaşka bir şeye dönüşüyor. Yazım sürecinin nasıl bir sancı olduğunu gözler önüne seriyor ve bunu yaparken son derece sert davranmaktan da çekinmiyor.

Baskı, Editörlük ve Kapak

Yankı Enki tarafından yayına hazırlanan kitabın düzeltileri Ömer Ezer tarafından yapılmış. Ezer’in işini son derece iyi yaptığını söylemek gerek, çünkü yayınevinden son zamanlarda çıkan bazı kitaplarda gördüğüm ve rahatsız olduğum yazım hatalarına bu kitapta bir kez bile rastlamadım. Okur olarak önem verdiğim bu konu, görüldüğü gibi istenince başarılabilen bir şey.

Şükrü Karakoç tarafından tasarlanan kapak kitabın ruhuyla son derece uyumlu ve güzel. Ayrıca kapakta kullanılan malzemenin dokusu, benim gibi rahatsız bir adam için sürekli kapağı okşama isteği uyandıracak kadar güzel. Tek kötülüğü fazlaca parmak izi kalmasına müsait bir yapıda olması.

Kibrit Ev, yerli fantastik edebiyatımızda, hatta yer yer tuhaf kurgu ihtiyacımızda aranan kanlardan olmayı başaran bir eser. Kendi adıma umuyorum ki Murat S. Dural kendini geliştirerek yazmaya devam eder ve çevresine örnek olur da, biz de artık “Yerli fantastik neden gelişmiyor?” gibi sorularla uğraşmak yerine anadilimizde yazılmış güzel fantastik eserleri okuyabiliriz.

Editör
Müzmin arkeolog adayı. Her yerde uyuma konusunda rakipleri Snorlax ve kediler. Fantastik okudukça "Daha okuyacak çok şeyim var," diye kaygılanır. Haftada bir gün Neil Gaiman, bir gün Patrick Rothfuss övmezse içi rahat etmez. Geri kalan günlerin çoğunluğunda Lovecraft över. 4 yaşında atari oynamakla başlayan oyunculuk macerası şiddetle devam etmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kibrit Ev: Yerli Fantastikte Aranan Kan Bulundu!

Kibrit Ev, yerli fantastik edebiyatımızda, hatta yer yer tuhaf kurgu ihtiyacımızda aranan kanlardan olmayı başaran bir eser.

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün