M4Y4: Nesil – Cevapsız Bütün Sorulara

M4Y4'ün hikâyesi tüm heyecanıyla devam ediyor. Akılda kalan sorular cevap buluyor. Yazar ise sadece öyküsünü değil, kendisini de bir adım öteye taşıyor.

Türkiye’de pek fazla bilimkurgu yazarı yok, olanların içinde de kaç tane iyi yazar olduğu güzel bir tartışma konusu olabilir. Fakat emin olduğum bir şey varsa o da Ş. Yüksel Yılmaz’ın iyi bir bilimkurgu yazarı olduğu ve ortaya güzel bir eser koyduğudur. M4Y4’ü hatırlıyorsunuzdur. Geçen sene bu kitabı okumuş ve güzel yorumlarda bulunmuştuk. Şimdi onun devamı olan M4Y4: Nesil hakkında konuşacağım.

İlk Kitabı Hatırlayalım

M4Y4, İzmir’de pek de sıra dışı olmayan bir hayat yaşayan Doruk’un Boston’dan gelen bir paketi teslim almasıyla başlıyordu. Doruk böylece kendisini hiç bilmediği bir hayatın içinde buluyor, bir yandan kendisini ve sevdiklerini kötü adamlardan korumaya çalışırken diğer yandan da Dünya’nın en büyük sırrını keşfediyordu. İnsanlık tarihinin başından beri gezegenimizde bir uzaylı türü vardı ve bizimle simbiyotik bir ilişki kurup insanlığın gelişimine yön veriyorlardı. Fakat kimdi onlar, amaçları neydi, nereden gelmişlerdi, merakımızı kaşıyan pek çok şey vardı.

İlk kitabın bazı editörsel kusurları vardı ve okuyucunun aklında bazı soru işaretleri bırakmıştı. Bunun nedeni bence yayınevinin bu işi yeterince ciddiye almamasıydı. Çünkü yazar yeni bir isimdi ve bu nedenle kitabın üstüne pek düşülmemiş ve üstelik bazı kısımları makaslanmıştı. Editörsel kusurların ve okuyucunun aklındaki soru işaretlerine neden olan bazı açıkların nedeni bence budur. Fakat bunlara rağmen kitap oldukça iyiydi. Her şeye rağmen yazar ortaya iyi bir öykü çıkarmıştı. Bu kitap hakkında daha önce şunu söylemiştim: “Daha iyi bir editörün ellerinde bir başyapıta dönüşebilirdi.

Karşılaştırma ve Kısa Kısa

M4Y4: Nesil’e başlarken beklentilerim bir hayli yüksekti. Çünkü hem yazarın eleştirileri dikkate alan ve kendisini geliştirmeye açık biri olduğunu hem de ilk kitabın aldığı olumlu yorumlardan sonra yayınevinin ikinci kitabı daha çok ciddiye alacağını biliyordum. Kitabın son sayfasını okuyup kapağını kapattığımda ise bütün beklentilerim karşılanmıştı. Ş. Yüksel Yılmaz, bu kitabın yazım sürecinde yaşadığı zorluklara rağmen (kendisi bu süreci geçtiğimiz günlerde Kayıp Rıhtım sayfalarında bizlerle paylaştı) ilkinden daha iyi bir kitap çıkarmış.

Kitap hızlı bir açılışın ardından ilk hikâyenin yıllar sonrasında geçiyor ve simbiyotik yaşamın dünyayı nasıl değiştirdiğini görüyoruz. Yeni keşifler pek çok sorunu çözmüştür ama yeni sorunlara sebep olmuştur. Dünya neredeyse tek bir çatı altında birleşmiştir, katılmamış olanlarsa sadece Çin ve Hindistan’dır. Tabii ortalık gergindir. Hangi tarafın haklı olduğu, hangi tarafın iyi taraf olduğu ya da iyiler var mı, bunlar okudukça cevaplanacak sorulardır.

Gözüme çarpan şeyleri ilk kitapla kıyaslayarak sizlerle paylaşmak istiyorum.

  1. Yazarın anlatım dilinde gözle görülür bir ilerleme var. Hem akıcı, hem de sade. Gereksiz betimlemeler yok. Ben ki çok yavaş okuyan bir kişiyim, bu kitabın nasıl bu kadar hızlı bittiğini anlayamadım.

  2. İlk kitapta bazı diyaloglar Hollywood filmlerinden çıkmış gibiydi. Elbette güzel diyaloglardı ama biraz fazlaydı. Yazar bu konuda da kendisini geliştirmiş. Daha oturaklı diyaloglar var.

  3. Konunun akışına baktığımda yazarın akışa dair daha net fikirlere sahip olduğunu gördüm. Olayların akış sırası ve okuyucuya verilecek bilgilerin romanın içine dağılımı önceki kitaba göre daha tutarlı.

Karşılaştırmaların dışında söyleyeceklerim de var elbette.

Kafadan uydurma terimler yok. Konu için bayağı araştırmalar yapılmış ve bilimsel referanslarla desteklenmiş. Günümüz dünya politikasına bazı göndermelerin yapıldığı olaylar dizisi çok iyi tasarlanmış. Dünyanın şu anki gidişatını dikkatle takip eden birisi, kitaptaki olayların fantezi olmayacağını ve gelecekte gerçekleşmesinin mümkün olduğunu görecektir. İlk kitaptaki karakterlerden sonra bu kitapta yeni karakterler de var. Hepsinin kendisine ait düşleri, hisleri, fikirleri ve geçmişleri var. Okurken bunu hissedebiliyordum. Ş. Yüksel Yılmaz karakter yaratmada usta bir isim diyebilirim.

Biraz Eleştiri

M4Y4: Nesil, ilk kitaptan miras kalan soruların hepsini cevaplıyor. Bu kitapta ortaya çıkan soruları da cevaplıyor. Fakat bazı konuların biraz daha ayrıntılı ele alınması daha iyi olurdu. Örneğin, simbiyotik yaşam konusu. M4Y4 evrenindeki simbiyotik yaşam bana Stargate evrenindeki Goa’uld ve Tok’ra ırklarını anımsatıyor. Fakat büyük bir benzerlik olduğu söylenemez, onlardan ayrılan yönleri de var. Kitaptaki bu türe dair bütün sorular cevaplanmış olsa da simbiyotik uzaylı türün yaratıcılarıyla ilgili daha çok bilgi edinmek isterdim.

Aslında simbiyotik türün yaratıcıları, simbiyotik yaşamın evrene yayılması ve evrende çizgiyi aşan her türü temizleyen o gizemli güç (özellikle de bu sonuncusu) hakkında başlı başına bir eser gerekli. Eğer hâlâ açık bir nokta varsa bence o budur.

Bir başka eleştirim de kitabın sonuyla ilgili. Kitabın sonları, özellikle de en son bölümü biraz aceleye getirilmiş. O son bölüm ayrı bir hikâye konusu aslında. O kısım bu romanın finali olmamalıydı. Çünkü roman bir önceki bölümde sonuçlanmıştı. O kısım yeni bir şeylerin başlangıcı. İlle de bu kitabın içinde işlenecekse biraz daha genişletilebilirdi. Dolayısıyla son kısma haksızlık edildiğini düşünüyorum.

Yazara Açık Mektup

Bu kitaba dair hislerimi kitap hakkında konuşarak ifade etmem yeterli olmayacaktır. Yazar hakkında konuşarak ifade edebilirim. Bu nedenle doğrudan yazarın kendisine sesleneceğim.

Sevgili Yüksel,

Sen iyi bir yazarsın. Benim hiçbir zaman olamayacağım kadar iyi bir yazarsın. Her ne kadar bunun farkında olmasan da. Gelişmeye açık bir yazarsın. Şu iki kitabı üst üste okuyup da kendini nasıl geliştirdiğini görmemek imkânsız. Fakat kendinin çok iyi yazar olmadığına inanıyorsun. Bana daha önce “ben iyi yazamıyorum” demiştin. Geçtiğimiz günlerde bu sitede bu kitap hakkında yazdığın yazıyı da “iyi bir okuyucu olarak kalma zamanı geldi belki de” diye bitirerek bundan sonra yazmayı pek düşünmediğinin sinyallerini vermişsin.

Kendine haksızlık ediyorsun. Senin ne kadar iyi bir yazar olduğuna okurların karar vermeli, çünkü kişi her zaman kendisi hakkında tarafsız olamaz. Geçen sene biz senin okurların olarak kararımızı vermiştik. Biz, Kayıp Rıhtım ailesi olarak okurlarımızın oylarıyla birlikte M4Y4’ü 2016’nın en iyi yerli bilimkurgusu seçmiştik. Aynı şekilde FRPNET ailesi de 2016’nın en iyi yerli kitabı seçmişti. Bu seçimler kapalı kapılar ardındaki birkaç kişiden oluşan jüriler tarafından yapılmadı. Okur toplulukları tarafından yapıldı. Ve inan bana bu ikinci kitap, ilkinden de çok beğenilecektir.

Bir yazar olarak yazdıklarını yetersiz buluyor olabilirsin. Fakat bu aslında iyi bir şey. Derler ki bir yazarın yazarlık hayatı kendi eserlerini beğenmeye başladığı an bitmiştir. Çünkü o artık gelişmeye kapalıdır, onun hayal gücü tükenmiştir. Yazmak sadece yazmak değildir. Yazmak aynı zamanda bir arayıştır. Kendi eserini beğenen yazarın arayışı nihayete ermiştir. Her seferinde daha iyi yazmanın yollarının arayışındayız, her seferinde yeni ve daha iyi öykülerin arayışındayız, yeni insanların ve yeni dünyaların arayışındayız. Yazmak kendi çapımızda tanrıcılık oynamaktır, çünkü yaratıyoruz. Bu yolculukta yeni öyküler yaratıyoruz, yeni karakterler yaratıyoruz, yeni evrenler yaratıyoruz ve yeni dostlar ediniyoruz. Yeterince iyi yazamıyorum diye endişelenme, eğer bir gün yeterince iyi yazdığını düşünmeye başlarsan işte o zaman endişelen.

Yazmak altı yaşında bir çocuğun hayaliydi ve iki kitap yazarak bu hayali gerçekleştirdin. Fakat senin gibi geniş bir hayal gücüne sahip bir insanın ufkunun sadece iki kitapla sınırlı olacağına inanmıyorum. Bu nedenle yazmak zorundasın. Bunu okurlarına borçlusun, bunu edebiyata borçlusun ve hepsinden önemlisi bunu kendine borçlusun.

M4Y4 sadece kendi gezegenimizde yaşanan bir bilimkurgu eseri değil. O aynı zamanda farklı dünyalara doğru genişletilebilecek bir mitolojiye sahip. Devamının gelmesini ister miyim? İşte bu konuda kararsızım. Bir yanım bu evrenin derinliklerine dalmak ve daha çok okumak istiyor. Diğer yanım da iyi biliyor ki pek çok eser doyumsuz takipçilerinin baskısı yüzünden bitmesi gerektiği yerde uzatılıyor ve güzelliğini kaybediyor, bunun olmasını istemem. M4Y4 belki bitmesi gereken yerde bitti ama simbiyotik uzaylılarla doğru bir evrene genişletilebilir de. Bu senin tercihin ama tercihin hangi yönde olursa olsun yazmaya devam etmelisin.

1986’da Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde doğdu. 1998’den beri ailesiyle birlikte Adana’da yaşıyor. 2010’da Mustafa Kemal Üniversitesi Muhasebe Önlisans bölümünden ve 2013’te Anadolu Üniversitesi İktisat bölümünden mezun oldu. Katı bilimkurguya bayılıyor, kendi çapında öyküler yazıyor. Şu sıralar en büyük hobisi yeni diller öğrenmek ve bir gün tüm dünyayı görebilmek istiyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

M4Y4: Nesil – Cevapsız Bütün Sorulara

M4Y4’ün hikâyesi tüm heyecanıyla devam ediyor. Akılda kalan sorular cevap buluyor. Yazar ise sadece öyküsünü değil, kendisini de bir adım öteye taşıyor.

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün