Metro: Kıyamet Sonrası Ayakta Kalan Son Kaleye Hoş Geldiniz

Metro 2033'le başlayan dünyaca ünlü post-apokaliptik serinin tüm kitaplarını ve oyunlarını tek bir özel dosyada topladık. Gaz maskenizin filtrelerini ve tüfeğinizin mühimmatını kontrol edin, metroda uzun bir yolculuğa çıkıyoruz!

Metro 2033, Metro Last Light ve Metro: Exodus

Bu koca dünyayı sayfalarca anlatıp da onun ününe ün katan oyunlardan bahsetmemek olmazdı ama, değil mi?

S.T.A.L.K.E.R ile zirve yapan GSC Game World‘ün eski çalışanlarının kurduğu 4A Games geliştirdi, geliştiriyor Metro 2033, Metro Last Light ve Metro: Exodus‘u. Ve ilk iki oyunda öyle iyi bir iş çıkardılar ki Metro Serisi âdeta bir kült FPS hâline geldi. Bu başarının belli başlı sebepleri var elbette, onlardan biri de firmanın daha öncesinde post-apokaliptik atmosfere sahip üç oyun geliştirmesi; S.T.A.L.K.E.R. Serisi’nin Shadow of Chernobyl, Clear Sky ve Call of Pripyat oyunları bu ekibin elinden çıktı. Bunun yanı sıra geliştirme aşamasında Dmitry Glukhovsky’nin ekibe sağladığı özgürlük de önemli, kendisi şöyle diyor bu konuyla ilgili:

“Ekibin romanlarımı cümlesi cümlesine çevirerek tekrara düşen bir oyun yapmasını beklemedim. Benim hikâyelerimi temel alan bağımsız bir başyapıt yapmalarını istedim ve yaptılar. Bu hayatın bir kuralıdır, her şeyi kontrol etmek isteyen gerizekâlılarla çalışmaktan ziyade, özgürlük ve yaratıcılığa önem veren yetenekli bireylerle çalışın.”

Bilgisayar oyunlarına âşina olmayan okurlarımızı uyarmakta fayda var, kitaba sâdık bir şekilde yapılan oyun uyarlamaları düşünüldüğü gibi kolay olamıyor bazen. En basitinden şöyle bir örnek vereyim; FPS türünde bir oyun yapıyorsunuz fakat temel aldığınız eserdeki ana karakter, koca kitap boyunca sadece bir insan öldürüyor. İşin içinden nasıl çıkarsınız? İşte Glukhovsky’nin bahsettiği deha bu noktada ortaya çıkıyor, zira Metro 2033’te öldürmek şart değil, pekâlâ düşmanlarınızı bayıltarak da yolunuza devam edebilirsiniz. Hatta seçtiğiniz oyun moduna göre şiddetin her türlüsünden uzak durup, sadece ortamı keşfetmek ve yolunuza devam etmek isteyebilirsiniz.

Karma sistemi bulunan oyunlarda aynı zamanda iki farklı son bulunuyor, oyun dahilinde aldığınız kararlar, davranışlarınız, düştüğünüz ikilemlerde seçtiğiniz yollar, kısacası her şey bu sisteme dahil ediliyor ve ona göre iki sondan birini alıyorsunuz. Ayrıca Korbut ve Moskvin gibi karakterlerle de oyunlarda tanışıyoruz.

Kıyamet sonrası bilimkurgu türündeki bir kitabın oyunundan bahsederken atmosfere değinmemek olmaz. Her ne kadar şu sıralar geliştirilme aşamsında olan ve önümüzdeki sene çıkması beklenen Metro: Exodus, oyuncuya özgür dolaşım imkânı sağlayacak olsa da ilk iki oyunda bu mevcut değil. Ama bu demek değildir ki insanı büyüleyen bir atmosfer mevcut değil. Işığı kapatın, kulaklıkları takın ve istasyonlarda insanların arasına karışın, dertlerini dinleyin, çocukların yüzeyi nasıl hayâl ettiğine kulak misafiri olun, yapabileceğiniz sayısız şey mevcut. Artyom gözünden oynadığımız bu oyunlarda öyle sahneler var ki tüylerimiz diken diken oluyor. Özellikle Han‘la birlikte yolculuk ettiğimiz bölümlerde hop oturup hop kalkıyor, metronun sahip olduğu mistik zenginlikleri Artyom’un gözünden görüyoruz. Gaz maskemizi yüzümüze taktığımızda ekranın buğulanması, derin derin nefes alış-verişlerimizin kulağımızda yankılanması ve kendimizi âdeta boğuluyormuş gibi hissetmemizi de (abarttığımı sanıyorsanız fena yanılıyorsunuz) unutmamak gerek elbette.

Önceden belirttiğim gibi, yazar ve geliştirici ekip birlikte çalıştığı için karşımızda hikâye açısından kitaplardan bağımsız iki oyun var. Hatta işin daha güzel yanı, iki taraf da birbirine sâdık. Metro 2035 henüz basılmamışken geliştirilip piyasaya sürülen Metro Last Light, Metro 2035’te yer yer karşımıza çıkıyor. Yani öyle ki, Glukhovsky kitabı kaleme alırken oyunun hikâyesine ihânet etmiyor ve belirli noktaları (Korbut’un sığınağa saldırısı vb.) direkt olarak oyundan temel alıyor. Heyecanla beklediğimiz Metro: Exodus ise Metro 2035’in sonunu temel alıyor, Artyom’un Anya ile yüzeye çıkma mücadelesini.

Oynanış ve atmosferin mükemmeliyeti bir yana dursun, Metro oyunları, yaratıcı ve geliştirici ekibin birlikte çalıştığı vakitlerde ortaya ne güzide işlerin çıktığına dair en somut örnek olmakta.

Bir Çırpıda Metro

Metro Üçlemesi, çok da uzak olmadığımız bir geleceği anlatıyor. 2033 yılını ve onu takip eden iki yılı değil, kitle imha silahlarının on binlerle ifade edildiği, düşmanlığın ve rekâbetin had safhaya ulaştığı bir zamanı ve onun korkunç sonuçlarını anlatıyor.

Unutmayın, kaderiniz değil.

Kim bir ömür boyu karanlığa bakacak kadar cesur ve kararlıysa, ilk umut ışığını o fark edecektir.” – Han

Sayfalar: 1 2 3 4
1991 yılında geldiğim bu dünyanın mevcut gerçekliğinden hiçbir zaman memnun olmamam hasebiyle oyunların ve kitapların sonsuz dünyasında yaşarken, her şeyi istediğim şekilde bükebildiğim öyküler yazıyorum. Tarih ve felsefenin yanı sıra insanlığın nükleer savaşlar, durdurulamayan virüsler veya kontrolden çıkan yapay zeka ile intihar ettiği veya karanlığa gömüldüğü eserlere de ilgim ve takdirim sonsuz. Son olarak, George Romero ile başlayan zombi sevdam katlanarak devam etmekte.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Metro: Kıyamet Sonrası Ayakta Kalan Son Kaleye Hoş Geldiniz

Metro 2033’le başlayan dünyaca ünlü post-apokaliptik serinin tüm kitaplarını ve oyunlarını tek bir özel dosyada topladık. Gaz maskenizin filtrelerini ve tüfeğinizin mühimmatını kontrol edin, metroda uzun bir yolculuğa çıkıyoruz!

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün