Şamanizm, Simya ve Game of Thrones 2: Jon Snow

“Yolculuk bir öğrenme yöntemidir.” (Simyacı, Paulo Coelho)

Game of Thrones müdavimleri şu meşhur repliği hemen anımsayacaklardır: “Hiçbir şey bilmiyorsun Jon Snow!” Dizide, nadir sayıdaki “iyi”ler arasına alabileceğimiz Jon, bunu hem Yabani sevdiceği Ygritte’ten, hem de “Kırmızı Kadın” Melissandre’den duyuyor. Peki kendi halinde bir adam olan kahramanımız neden hiçbir şey bilmiyor? Ve daha da önemlisi sonrasında ne öğreniyor? İsterseniz bu soruların peşine düşerek bir yolculuğa çıkalım. Aynen Jon Snow’un Gece Nöbeti’ne giderken yaptığı gibi. Ama uyarmam gerek: Her yolculuk bir dönüşümdür.

Muhtemelen dizinin daha ilk bölümlerinde Jon Snow birçok izleyici tarafından hemen benimsenip sempatik bulunmuştur. Hafiften dışlanan üvey evlat olarak kendisine bir yol aramaktadır. Olayların gidişatı onu Gece Nöbeti denilen, insanlığı Duvar’ın ötesindeki tehlikelerden korumaya hayatlarını adamış topluluğa sürükler. Artık siyahlara bürünmüştür. Bu bir başlangıçtır. Zira “siyah” başlangıcı sembolize eder.  Mircea Eliade’nin belirttiği üzere:  “Tonkinli köylüler ‘siyah tunç, altının anasıdır’ derler.”

Kahramanımız nöbete giderken idealist bir ruh hali içerisindedir. Ancak bir süre sonra ortamdan dolayı kendisini kandırılmış hisseder. Burası hiç de öyle beklediği gibi bir yer değildir. Tam bu amaçsız görevde kendini kaybedecekken Tyrion Lannister ona biraz akıl hocalığı yapar. Sonrasında Jon Snow’un nihayetinde bir tanrıya dönüşeceği o erginlenme süreci hız kazanır.

Şimdi bu süreci daha iyi görebilmek için bir alıntıya bakalım.

“Erginlenenin çektiği işkenceye, ölümüne ve dirilişine denk sayılan simya işlemleri sayesinde cevher dönüştürülür, yani aşkın bir varlık kipine kavuşur. ‘Altın’ olur.”

Simyada maddenin yolculuğunu böyle anlatıyor Mircea Eliade. Jon Snow’un tecrübe ettiği gelişim, altına dönüşen kurşun ile ortak bir izleğe sahiptir. Gece Nöbeti sırasında Alliser Thorne’un Jon Snow’a tavrı buradaki işkence adımı olarak değerlendirilebilir. Ayrıca nöbetin işkenceye eşdeğer başka zorlukları da mevcuttur. Altın olmak yolundaki diğer adımlar olan ölmek ve dirilmek meselesine geçmeden önce Jon Snow’un yaşadığı bir başka erginlenme tecrübesine göz atmakta fayda var.

Hiçbir şey bilmeyen Jon Snow’un bilgi ağacından tattığı, yasak elmayı bulduğu sahne bir mağarada geçiyor. Tahmin ettiğiniz üzere Ygritte ile olan cinsel deneyiminden bahsediyorum. Dizide o zamana kadar bu konuda deneyimi olmayan Jon Snow, Ygritte ile tek vücut olmuştur. Cinsellik doğanın döngüsünde önemli bir kavramdır. Kahramanımızın daha sonra yaşayacağı ölüm ve dirilme tecrübelerine benzer bir süreçtir.

Olayın bir mağarada geçiyor olması anlamlıdır. Eliade’nin deyişiyle “Çömez mağaranın karanlığında erginlenir, sırları öğrenir.” Burada Ygritte’in bu mağarada beraber sonsuza dek kalabilmelerini dilemesi de sözünü etmeye değer bir konudur. Mağara verdiği güvenle bir ana rahmi gibidir karakterlerimiz için. Ancak ne var ki doğanın sonsuz döngüsüne karşı gelemeyip mağaradan çıkacaklar ve yeniden hayatın devinimine katılacaklardır.

Gelelim daha sonra yaşanacak olan ölümle yüzleşme mevzularına. Beşinci sezonun sekizinci bölümü olan Hardhome dizinin en başarılı bölümlerinden birisi olarak kabul edilir. Jon Snow bu bölümde Tormund’la birlikte Yabanileri ikna etmek için Hardhome’a gider. Ancak burada Akgezenler ve onların hortlattığı ölüler ile bir savaşın ortasında bulur kendisini. Apar topar kayıklarla gemilere doğru kaçarlar. Suyun öte tarafında ölüler ve Akgezenler kalmıştır. Son sahnede Night King’in bir el hareketiyle ölüleri hortlatıp ayağa kaldırışı görülür. Bu sırada karşıda suyun üzerinde Jon Snow ve yanındakiler de olanları izlemektedir. Üzerine düşünüldüğünde buradaki ölümle yüzleşme metaforu açık bir şekilde görülmektedir.

Ölümün karşısında durduğu bu sahne Jon Snow’un bir kahraman olma yolundaki önemli bir aşamadır. Zira Aziz Augustinus’un deyişiyle “İnsanın gerçek benliği ancak ölüm karşısında doğar.” Benzer bir durum Dostoyevski’nin meşhur idamdan kurtuluş olayında görülmektedir.

Peki bu durumda Jon Snow’un gerçekten öldüğü anı nereye koymalı. Beşinci sezonun sonunda kahramanımız Gece Nöbeti’ndeki bazı yoldaşlarının ihanetine uğramış ve öldürülmüştü. Bir süre Jon Snow’un dirilip dirilmeyeceği ile ilgili epey geyik dönmüştü. Hatta bu konuda Kit Harrington’un çok eğlenceli bir anısı bile var.

Neyse ki Jon Snow “Kırmızı Kadın” Melissandre tarafından bir takım ritüellerle diriltilip hayata geri döndürüldü. Melissandre’nin bir büyücü olarak kızıl saçlı olması, kırmızılar giyinmesi şaşırtıcı değildir. Zira; “Simyada, işlemin kusursuz bir şekilde tamamlandığını altın sarısı değil, kırmızı renk gösterir,” diyor Claus Priesner. Tabii ki Kırmızı Kadın Shireen Baratheon gibi bir çocuğun ve birçok masumun katili olarak tam bir kusursuzluk örneği sayılmaz. Ancak Jon Snow’u diriltmesinden anlaşılacağı üzere “aşkın” bir durumu da vardır.

Jon’un daha önce bahsettiğimiz deneyimindeki partneri Ygritte de aynen Melissandre gibi kızıl saçlıdır. Beric Dondarrion’u ölümden döndüren Myr’li Toros da yine kırmızı renkle ilişkilidir. Bu karaktere Arya’nın söylediği dokunaklı sözleri nasıl unutabiliriz? “Başı olmayan bir adamı da geri getirebilir misin? Altı kez değil, bir sefer yeterli.”

Kırmızının simgesel önemini bir kenara bırakıp Jon Snow’un ölümden geri gelmesine dönecek olursak burada bir tür amaç olduğu aşikârdır. Nedensiz bir şey değildir yaşanan. “Tanrının ve erginlenen adayın öldürülerek ikinci kez doğmasında da, Şaman olacak adayın ataları tarafından yenmesi ve yeniden doğmasında da aynı amaç ve mantık güdülmektedir.” Gülay Er Pasin tarafından yazılmış olan Vampirin Kültür Tarihi adlı eserden alınma bu satırlar olayı bir nebze olsun açıklığa kavuşturmaktadır. Bir tür dönüşüm, olgunlaşma ritüelidir ölüp dirilmek. Gnostiklerin ifadesiyle “tanrıyı bilmek” ya da daha aşina olduğumuz haliyle “Enel Hak!” durumudur. Birçok inanışta tanrıyı bilen aynı zamanda onunla bütünleşmiş sayılır. Eliade de simya simgeciliğinde bu “biliş” halinin öneminden bahsetmektedir. “Çoğu simyacının zihninde Filozof Taşının edinilmesi Tanrı’nın tam olarak bilinmesi anlamına gelir.” Yani Jon Snow bir anlamda ölüp dirilerek felsefe taşını bulmuş, felsefe taşı olmuştur.

Dolayısıyla artık Jon Snow “Hiçbir şey bilmiyorsun Jon Snow!” dedikleri adam değildir. En yüce bilgiye ulaşmış ve kusursuz olmuştur. Siyah tunç olarak başladığı yolculuğunu “altın” olarak tamamlamıştır.

Bunun teyidini yine bir başka sahnede Tormund’un ağzından duyuyoruz. Ölümden dönen Jon Snow dışarı çıktığında yabaniler ona hayranlıkla bakmaktadır. Bunun üzerine Tormund, Snow’a şunu söyler: “Senin bir tür tanrı olduğunu düşünüyorlar.”

Artık Jon Snow için kurallar geçerli değildir. İnsandan öte bir şey olduğu için “özgür”dür. Nitekim “Benim nöbetim bitti.” diyerek yeni bir aşamaya geçer. Kendini değiştirmiştir artık, sıra dünyayı değiştirmeye gelmiştir, ya da Westeros’u desek daha doğru olur sanırım.

Son olarak Game of Thrones senaristlerinin olaya ezber bozan bir yaklaşımından bahsederek yazıyı bitirelim. Normalde mitolojide, destanlarda bir tanrı dirildiğinde bu onun yeryüzüne tekrar çıktığı anlamına gelir ve onun dirilmesiyle bahar mevsimine girilir, ortalık yeşillenir. Oysa Game of Thrones dizisinde Jon Snow’un dirilişinden ve Kıştepesi’ne varışından bir süre sonra uzun zamandır beklediğimiz o meşhur kışın geldiğini haber aldık.

Bakalım önümüzdeki çetin kış neler getirecek? Yedinci sezonda öğreneceğiz diyerek umutla bekliyoruz.


Kaynaklar:

Demirciler ve Simyacılar, Mircea Eliade, Kabalcı Yayınevi, 2011.

Simyadan Kimyaya, Claus Priesner, Kırmızı Kedi Yayınevi, 2011.

Vampirin Kültür Tarihi, Ayrıntı Yayınları, 2013.

yazı dizisinin ilk bölümü:

Şamanizm, Simya ve Game of Thrones 1: Daenerys Targaryen

Mümin Can 1989 yılında dünyaya geldi. Mitoloji, tarih, edebiyat üzerine okumayı, yazmayı ve sohbet etmeyi sever. Bunun yanında bir kimya mühendisi olarak bilim ve teknoloji dünyasını da takip etmeye çalışır.

Şamanizm, Simya ve Game of Thrones 2: Jon Snow için 1 yorum

  1. emre noname dedi ki:

    Hocam eline sağlık. Devamını bekliyoruz bu serinin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şamanizm, Simya ve Game of Thrones 2: Jon Snow

“Yolculuk bir öğrenme yöntemidir.” (Simyacı, Paulo Coelho)

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün