Yazar Tıkanıklığına Birebir: Sen de Kendi Hikayenin Kahramanısın

Yazmak isteyip de nereden nasıl başlayacağınıza bir türlü karar veremiyorsanız ya da yazar tıkanıklığı yaşıyorsanız, bu kitaba göz atmanızda fayda var.

Türkiye’de “editör” denince genelde akla kitabın son okumalarını, kontrollerini ve  düzeltmelerini yapan kişiler akla geliyor. Halbuki özellikle ABD’li yazarların editörleriyle olan ilişkilerine baktığımız zaman bunun böyle olmayabildiğini görüyoruz. Onların editörleri yazma sürecine baştan dahil olup yazarları yönlendiriyor ve sadece takvim konusunda değil eserin içeriği konusunda da yazara yardımcı oluyorlar. “Yaratıcı editör” diyebileceğimiz ikinci türe örnek olarak verebileceğimiz Kendra Levin ise dünyaca ünlü Penguin’deki editörlük ve ayrıca yaptığı “yazar koçluğu” tecrübelerinden faydalanarak bize kendi hikâyemizin kahramanı olduğumuzu hatırlatıyor.

Geçmişinde yazarlık tecrübesi de olan Levin, “yazar tıkanması” olarak adlandırılan durumu birinci elden tecrübe etmiş bir isim. Haliyle yazarlığı bırakıp da editörlüğe ve yazar koçluğuna başlayınca da birlikte çalıştığı yazarların bu sıkıntısını en iyi anlayan kişilerden biri olmuş belki de. Bunu çözmek içinse Amerikalı karşılaştırmalı mitoloji uzmanı Joseph Campbell’ın Kahramanın Sonsuz Yolculuğu adlı kitabından yola çıkarak yazma sürecini bir yolculuğa benzetiyor ve bir kahramanın yolculuğu sırasında karşılaştığı olayları ve kişileri bu sürece yedirerek tıkanıklığı gidermeyi deniyor.

Kahramanın Yolculuğu

Kahramanın yolculuğu tarih boyunca yazılmış pek çok mitolojik anlatıya, öyküye ve hatta günümüzdeki filmlere bile rahatlıkla uyarlanabilen bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. Öykülerin belirli ve oldukça evrensel bir olay örgüsünü takip ettiğini, karakterin pek çok engeli aştıktan sonra büyük bir kötülükle karşılaşıp bu karşılaşmadan galip ayrıldığını ve sonra da yeni bir maceraya doğru yola çıktığını ifade ediyor. Bu yolda kahramanın karşılaştığı kişiler ise belirli arketipler olarak görülüyor. Bu kitapsa kahraman dahil 11 arketip üzerinden yazma sürecinde karşılaşılan sorunları ve muhtemel çözümlerini anlatıyor.

Kitaptaki tavsiyeleri sadece yazma “yolculuğu” için değil, farklı durumlara uyarlayarak başka “yolculuk”larda kullanmak da mümkün. Çünkü ilk arketip olan “Kahraman” biziz, bu bizim yolculuğumuz ve Joseph Campbell’ın da dediği gibi, “Maceraya yalnız başımıza atılmak zorunda değiliz.”

Kitabın ilk bölümü Kahraman’a ayrılmış. Kahraman’ın “görev”leri olan korumak, hizmet etmek ve fedakarlık kavramları üzerinden kendimizi tanımamız, iyi yanlarımızı ve eksiklerimizi tespit etmemiz hedeflenmiş. Bu sırada, kitabın genelinde olduğu gibi, bölümde yer alan pratiklerle birlikte işimizin kolaylaştırılması hedeflenmiş.

Pratiklerden bahsetmişken, bunları biraz detaylandıralım. Kitap her bölümde çeşitli pratikler içeriyor. Bunlar genel olarak oturup bir şeyler yazmanızı (sözgelimi bir “karakter kağıdı” oluşturmanızı) gerektiren pratikler. Bazıları bir oturuşta yapılabileceği gibi, bazıları daha uzun vadeli. Eğer kitaptan gerçekten faydalanmayı ve yazma sürecinizi kolaylaştırmayı düşünüyorsanız, bu pratikleri es geçmemenizi tavsiye ediyorum.

Kitabın ikinci bölümü olan Müjdeci, yazma fikirleri bulmanıza yardımcı olmayı hedefliyor. Levin her yazarın farklı şeylerden ilham aldığının, hatta neredeyse her yazarın “Fikirlerinizi nereden buluyorsunuz?” sorusuna “Bilmiyorum,” diye cevap son derece farkında olduğu için bu başlıkta farklı fikirleri ve yöntemleri ele alıyor. Bölüm yine faydalı olacak çeşitli pratikler ve mini egzersizler içeriyor.

Üçüncü bölüm bir kahramanın yolculuğunun vazgeçilmez unsuru olan Müttefikleri ele alıyor. Bu kısımda üç temel müttefik alt-arketipi olan ikiz, şahit ve kahin üzerinden gidilerek çevremizdeki insanların yazma sürecine ne gibi katkıları olabileceğini görüyoruz. Bölümdeki pratik ise arkadaşlarımızın bu üç türden hangisine girdiğini ve onlardan bu açıdan en yüksek faydayı nasıl sağlayabileceğimiz gösteriyor.

Dördüncü bölüme geldiğimizde ise karşımıza Akıl Hocası çıkıyor. Burada bahsedilen Akıl Hocası, sadece hayatımıza giren ve bize tavsiye veren insanlar değil. Aksine, daha çok “içimizdeki akıl hocası”na odaklanılıyor. Bölümdeki ilk pratik geçmişte karşımıza çıkan akıl hocalarını hatırlamaya yönelikken, sonraki içimizdeki akıl hocasını tanımayı amaçlıyor.

Akıl hocamızla tanıştıktan sonra karşımıza Eşik Bekçileri çıkıyor. Bu kavram kahramanın yol boyunca karşılaştığı yaratıkları/canavarları/engelleri temsil ediyor. Levin, mitolojiden faydalanarak üç çeşit yaratığı karşımıza çıkartıyor. Dikkat dağınıklığı karşımıza Yunan mitolojisindeki çok başlı Hydra olarak; geleceğe yönelik fantezi boyutuna varan hayaller Hint mitolojisindeki insan yiyen hileci Rakshasa olarak; yazma sürecinin ilerlemesine engel olacak derecedeki mükemmeliyetçilik ise Andersen’in Karlar Kraliçesi masalındaki Troll olarak karşımıza çıkıyor. Levin, bunların hepsini güzelce anlatıp nasıl mücadele edilebileceğine yönelik tavsiyeler veriyor.

Eşik bekçilerini anlatıp da yolda ilerlemeye devam ettiğimiz zaman karşımıza Biçim Değiştirenler çıkıyor. “…bazıları gerçek anlamıyla bir cadıya ya da kurtadama dönüşür, bazıları ise mecazi anlamda biçim değiştirir,” diyor Kendra Levin. Mecazi anlamdan kastı ise, ilk bakışta göründüğü gibi olmayan veya zamanla gizli yanları ortaya çıkan insanlar. Bu bölüm, biçim değiştirmek üzerinden giderek farklı bakış açıları edinmeyi ve bunu yazma sürecine dahil etmeyi amaçlıyor.

Kitabın yedinci bölümü ise eğlenceli bir arketipe, yani Hilebaz’a ayrılmış. Kahramanın karşılaştığı zaman işlerin daha da eğlenceli bir hale geldiği bu arketip de aslında pek de güvenilmemesi gereken bir karakter gibi duruyor. Ancak Levin, “Her yazar aslında biraz hilebazdır” diyor. Bu bölüm, yazma sürecini daha eğlenceli hale getirmeyi amaçlıyor.

Sekizinci bölümde karşımıza çıkan arketipse Tanrıça. Tanrıça’yı bir kadın hatta bir insan olarak düşünmek zorunda değilsiniz. Bölüm aslında her yazı projesinin filizlenme, meyve toplama ve nadas dönemlerinden geçtiğini anlatıyor. Doğanın mevsimsel döngüleri üzerinden harekete geçerek kendi yazma döngünüzü keşfetmeniz ve bundan faydalanmanız için çeşitli pratikler içeriyor.

Kitabın dokuzuncu bölümü, Gölge adı verilen arketipe odaklanıyor. Kahramanı engelleme ve yolundan çıkarma çabalarıyla öyküdeki en önemli çatışmayı oluşturan bu arketip, öykülerde karşımıza başka bir karakter, baskıcı bir hükümet veya kahramanın kendi yetersizliği olarak karşımıza çıkabiliyor. Ancak Gölge, aslında çatışma kaynağı olmaktan çok daha fazlası. Kahramanı çalışması, eğitim alması, müttefik toplaması, zekasını, becerisini ve cesaretini kullanması için teşvik eden en önemli unsurlardan da birisi aslında. Haliyle bu bölüm de hayatımızdaki Gölgeleri bulmaya ve bunlarla mücadele ederek daha “güçlü” bir hale gelmeye odaklanıyor.

Gölge’yle karşılaşan ve bu karşılaşmadan başarıyla çıkan Kahraman, artık değişmiş, Süper Kahraman olmuştur. Yani eğer kitabı bir çırpıda değil de projenizle ilgilenirken zamana yayarak okuduysanız, buraya geldiğinizde siz de bu projeyi tamamlamış olmalısınız. Sonraki bölüm olan Binek bitirdiğiniz projeyi dünyayla paylaşmanıza, son bölüm olan “Akıl Hocası-Kahraman” ise sizin de başkalarına nasıl akıl hocalığı yapacağınıza odaklanıyor.

Çeviri ve Editörlük

Hep Kitap etiketi taşıyan Sen de Kendi Hikayenin Kahramanısın, yayınevinin gördüğüm diğer kitapları gibi son derece güzel bir baskıya sahip. Begüm Kovulmaz tarafından yapılan çeviri son derece temiz ve akıcı. Ancak Hep Kitap yine kitabın künyesine editör ve düzelti başlıklarını koymamış. Bunlar da eğer Begüm Kovulmaz tarafından yapılıyorsa, bunun belirtilmesi hoş olurdu diye düşünüyorum.

Uzun lafın kısası Sen de Kendi Hikayenin Kahramanısın, ister baştan sona bir seferde okunsun, ister gerekli anlarda başvurulsun son derece faydalı olacak bir rehber niteliği taşıyor.

Editör

Müzmin arkeolog adayı. Her yerde uyuma konusunda rakipleri Snorlax ve kediler. Fantastik okudukça “Daha okuyacak çok şeyim var,” diye kaygılanır. Haftada bir gün Neil Gaiman, bir gün Patrick Rothfuss övmezse içi rahat etmez. Geri kalan günlerin çoğunluğunda Lovecraft över. 4 yaşında atari oynamakla başlayan oyunculuk macerası şiddetle devam etmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazar Tıkanıklığına Birebir: Sen de Kendi Hikayenin Kahramanısın

Yazmak isteyip de nereden nasıl başlayacağınıza bir türlü karar veremiyorsanız ya da yazar tıkanıklığı yaşıyorsanız, bu kitaba göz atmanızda fayda var.

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün