Üç Cisim Problemi: Hayalgücünün Sınırlarını Zorlamak

Cixin Liu, roman yazma konusunda büyük bir usta olduğunu bu romanında kanıtlamış. Sadece bilimkurgu değil, genel olarak edebiyatta söz edilecek başarılı bir yazar. Sürükleyiciliği, bir öyküyü inşa etme tekniği, en küçük ayrıntıları bile romanın önemli bir bileşeni olarak kurgulayabilmesi, edebiyat tarihinde sayılı yazarda olan bir nitelik.

Okumakta olduğunuz bu yazıya nasıl başlayacağıma karar vermek benim için çok zor oldu. Çünkü daha önce hiçbir kitabın başından bu kadar karmaşık duygularla kalkmamıştım. Cixin Liu’nun Üç Cisim Problemi adlı romanı, tüm dünyada büyük ses getirse de bende pek ilgi uyandırmamıştı. Ne de olsa her gün pek çok kitap bol miktarda övgü alıyordu. Bu övgülerin birer pazarlama taktiği olduğunu düşünüyordum. Aldığı Hugo ödülü de benim için bir şey ifade ifade etmiyordu, çünkü Hugo ödüllerinde neler yaşandığını arkadaşımız M. İhsan Tatari(mit)’nin yazılarından öğrendikten sonra bu ödülden soğumuştum. Dolayısıyla kitaptan da pek beklentim yoktu. Hazal(Fırtınakıran) bu kitabı okuyup bir inceleme yazmamı teklif etmese herhalde hiç okumazdım. Fakat ilk sayfadan itibaren ne kadar büyük bir yanılgı içinde olduğumu anladım. Çünkü kesinlikle göz ardı edilmemesi gereken bir eserle karşı karşıyaydım. Ama son sayfayı okuyup kitabı kapattığımda, kendime “Bu kadarını beklemiyordum,” dedim.

Aslında Üç Cisim Problemi’ni tamamen küçümsediğim söylenemezdi. Bir bakıma sempati de duyuyordum. Çünkü bu eser, Amerika ya da Avrupa menşeili değildi. Batı sanatının, edebiyatının, sinemasının, özel olarak bilimkurgusunun bir klişeler batağına saplandığını, özellikle ABD’de kendisini sürekli tekrar ederek bitme noktasına geldiğini düşünüyorum -ki bu da başka bir yazı konusu. Bu nedenle dünyanın farklı yerlerindeki ilginç şeyleri takip etmeye başladığım bir dönemdeyim ve genel olarak güzel şeylerle karşılaşıyorum. Üç Cisim Problemi’nin Kuzey Amerika ve Avrupa dışından çıkıp bu kadar başarılı olması doğal olarak beni sevindiriyor.

Başlamadan önce eserin konusu hakkında pek bir şey bilmiyordum ama bildiğim bir şey varsa o da İthaki Yayınları’nın arka kapağa bastığı bilginin pek de uygun olmadığı. Kitabın arka kapağında şu satırlar yazıyor:

Gizli bir askeri proje, dünyadışı varlıklarla iletişime geçmek için uzaya sinyal gönderir. Bu sinyali yakalayan, yıkımın eşiğindeki bir uygarlık ise Dünya’yı kendisi için istemektedir.

Bu tanıtım metni hiç olmamış. Çünkü hem kitabın ilerleyen sayfalarında ortaya çıkacak bir şeyi spoiler vererek bütün merak unsurunu katlediyor hem de sıradan bir uzaylı istilası romanı izlenimi vererek okuyucuyu yanıltıyor.

Yazının devamı spoiler içerebilir.

Üç Cisim Problemi, insanın doğasından insanlığın geleceğine, bilimin konu edindiği en son teorilerden çeşitli felsefi tartışmalara pek çok konuyu masaya yatırırken, bazen politik kurgu, bazen polisiye ve bazen de katı bilimkurgu sularında yüzüyor. Bunların hepsini akıcılığından hiçbir şey kaybetmeden başarıyla harmanlıyor. Bunun için yazarın kendisi kadar çevirmeni Zeynep Özmeral’ı da tebrik etmek gerek. Ben, kitabın İngilizce çevirisinden Türkçeye çevirileceğini düşünüyordum ama doğrudan Çince gibi çok zor bir dilden anlaşılır, akıcı ve kaliteli bir tercüme gerçekleştirmiş.

Hikayemiz Çin’de 1966-1976 arasında yaşanan Kültür Devrimi sırasında başlıyor. İdeolojik körlük çığrından çıkmış, Kızıl Muhafızlar adlı gençlik grupları polisin ve ordunun hiçbir müdahalesi olmadan şiddet eylemleri düzenler olmuştur. Bilime karşı büyük tepki duymaktadırlar ve kendi ideolojileriyle bağdaşmadığına inandıkları teorileri reddetmekte, bu teorileri öğreten bilim insanlarını öldürmektedirler. Hikayenin başında Ye Wenjie’nin babasını bu şekilde kaybetmesi, hikayenin kalanına büyük etki edecektir.

Wenjie, sonraki yıllarda ordu içinde görev alacak ve en sonunda kendisini çok gizli bir araştırma programının içinde bulacaktır. Gerek başını ABD’nin çektiği Batı Bloku, gerekse Çin’in o dönemlerde yollarını ayırdığı Doğu Bloku’na karşı rekabet etmek için Çin yönetimi bilimsel bir sıçrama gerçekleştirmek istemektedir. En umut vadeden alan olarak dünya dışı yaşam araştırmaları belirlenir. İşte Wenjie, teknik bilgisinden dolayı bu projeye dahil olur.

cixin liu

Cixin Liu

Cixin Liu, bu noktada ileri sarar ve günümüz Çin’inde başka bir hikaye anlatır. Dünyada bazı bilim insanları şüpheli nedenlerle hayatını kaybetmektedir. Öte yandan Bilimin Sınırları adlı bir grup, bilimde artık sona gelindiğini savunmakta ve etki alanını sürekli geliştirmektedir. Diğer yandan özel bir oyun kostümüne ihtiyaç duyan Üç Cisim Problemi adlı bir bilgisayar oyunu, entelektüel çevrelerde ilgi görmektedir. Bu oyun, sıradışı mantığıyla, çok derin felsefi ve tarihi göndermeleriyle ve zor bir problem içermesiyle öne çıkmaktadır.

Bu iki hikaye aslında birbiriyle derinden bağlantılıdır ve ilerleyen sayfalarda bağlanacaktır. Ki, yazarın en iyi başardığı şeylerden biri de bence bu. Birbirinden farklı hikayeler ilk başta alakasız görünebiliyor ama sonra birbirleriyle doğrudan ilişkili olduğu ortaya çıkıyor. En küçük ve gereksiz görünen ayrıntıların bile sonraki sayfalarda çok önemli olduğunu fark ediyoruz. Bu da öykünün sürükleyiciliğini arttırdığı gibi yazara tartışmaya açmak istediği felsefi ve bilimsel konular için gerekli boşlukları sağlıyor.

Roman daldan atlasa da bunu birbirinden kopuk parçalar biçiminde yapmıyor. Hatta okuyucuyu sıkmadan hemen yön değiştiriyor. Polisiyeye, politikaya, bilime, teknolojiye ve tarihe atlarken bunların hepsinin birbiriyle bağlantılı olduğunu seziyorsunuz. Böylece kitabı bırakmak daha da zorlaşıyor.

Polisiye, politika, bilim, teknoloji, tarih dedim. Ama bunlar konuya sonradan yerleştirilmiş, eğreti duran şeyler değil. Ele alınan her konu romanda büyük bir rol oynuyor. Gereksiz hiçbir ayrıntı yok. Üstelik bu ayrıntılar öyle eğreti mesajlar da vermiyor. İnsanın kibirini, türcülüğünü eleştirirken, işi kendi türüne düşmanlığa vardırma tehlikesine çarpıcı bir şekilde dokunuyor. Bunun dışında bilimin sınırlarına vardık mı, dünya dışı bir yaşamla nasıl ilişkiler kurmalıyız, bilimi gerçekte ne kadar önemsiyoruz, etiğimizin sınırları ne, insanın ve dünyanın geleceğinde neler olacak gibi sorular üstüne okuyucuyu düşünmeye sevk ediyor.

Roman her bakımdan derin bir araştırmanın ürünü. Cixin Liu’nun entelektüel birikimi hayranlık uyandırıcı düzeyde. Yazar, felsefe, tarih, bilim ve teknoloji konularında ciddi araştırmalar yapmış. Bilimin en uçlarda tartıştığı konuları romanına başarıyla yerleştirmiş. Üç Cisim Problemi bir katı bilimkurgu(nam-ı diğer sert bilimkurgu) olarak tanımlanabilir mi kararsızım. Ona çok benziyor ama fanteziye kaçtığı yerler de var. Öte yandan sıradışı fikirler de var. Mesela şu oyun köstümü gerçekte olsa ne güzel olurdu. Başka bir dünyadaki ortamın ve yaşamın tasviri de bence çok ilginçti.

Üç Cisim Probleminin özellikle en son kısmı aklımı başımdan aldı. Bütün soruların cevaplandığı bir kısım olmasının yanı sıra romanı saf, katıksız bir bilimkurguya dönüştürüyor. Ve bunu şok edici bir finalle taçlandırıyor.

Cixin Liu, roman yazma konusunda büyük bir usta olduğunu bu romanında kanıtlamış. Sadece bilimkurgu değil, genel olarak edebiyatta söz edilecek başarılı bir yazar. Sürükleyiciliği, bir öyküyü inşa etme tekniği, en küçük ayrıntıları bile romanın önemli bir bileşeni olarak kurgulayabilmesi, edebiyat tarihinde sayılı yazarda olan bir nitelik. Üç Cisim Problemi için söyleyebileceğim tek olumsuz şey bazı teknik kısımların anlamayı zorlaştırabilmesi. Özellikle bilimle ilgili konulara yabancı olanlar bazı kısımları anlamakta zorlanabilirler, fakat benzer konulara ilgi duyuyorsanız Üç Cisim Problemi’ni çok seveceksiniz.

1986’da Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde doğdu. 1998’den beri ailesiyle birlikte Adana’da yaşıyor. 2010’da Mustafa Kemal Üniversitesi Muhasebe Önlisans bölümünden ve 2013’te Anadolu Üniversitesi İktisat bölümünden mezun oldu. Katı bilimkurguya bayılıyor, kendi çapında öyküler yazıyor. Şu sıralar en büyük hobisi yeni diller öğrenmek ve bir gün tüm dünyayı görebilmek istiyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Üç Cisim Problemi: Hayalgücünün Sınırlarını Zorlamak

Cixin Liu, roman yazma konusunda büyük bir usta olduğunu bu romanında kanıtlamış. Sadece bilimkurgu değil, genel olarak edebiyatta söz edilecek başarılı bir yazar. Sürükleyiciliği, bir öyküyü inşa etme tekniği, en küçük ayrıntıları bile romanın önemli bir bileşeni olarak kurgulayabilmesi, edebiyat tarihinde sayılı yazarda olan bir nitelik.

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün