Wonder Woman ve Conan: Beni Benden Alan Birliktelik

Eski dostumuz Conan ve Amazonların Prensesi Wonder Woman'la birlikte ortak bir maceraya atılıyor! Biz de hem Kimmeryalı barbarımızın çizgi roman dünyasını sandallı ayağının altında nasıl ezdiğine hem de Wonder Woman'ın Kılıç ve Büyü türündeki geçmiş maceralarına bir bakalım dedik. Yelkenler fora!

DC Comics’in Wonder Woman’ı ile bir dönem çizgi roman dünyasını sarsan, aslen Marvel Comics çıkışlı ama bugünlerde Dark Horse tarafından basılan Conan birlikte altı sayılık bir macera yaşayacaklarmış. Kılıç ve Büyü (Sword and Sorcery) ve tanrılar ve iblisler ve… Ben fikri şimdiden, okumadan sevdim. Siz de şefkatle yaklaşın, sevin istedim. Ha, yalnız bu yazıyı sırf bu nedenle yazmadım. Bunun ilk örnek olmadığını ve daha önce olduğu gibi kopyaların değil, asılların bir araya geldiğini vurgulamak istedim.

Dostları Anmadan Olmaz

Wonder Woman – Conan birlikteliği haberini paylaşan dostları anmak istiyorum öncelikle: Çıldır Kardeşlerin sosyal medya üzerinden örgütlenerek ortaya çıkardıkları nitelikli Zahiri Çizgi Roman Dükkanı, bu heyecan verici crossover’ı duyurduklarında internetten alışveriş yapmamayı prensip edinmiş biri olarak ilk işim koşup Arkabahçe Çizgi Roman Dükkanı raflarında aranmak oldu. Ve ikinci işim de bu çizgi romanın iki ay sonra çıkacağını öğrenerek hayal kırıklığı yaşamak oldu. Üçüncü işimse adımı sipariş listesine yazdırmak…

Neden Heyecanlandım?

Sanırım önce buna bir açıklık getirmek gerekiyor. Arkadaşlar, tarihler 1980’leri gösterdiğinde ülkemizde çeşitli çizgi romanlar yayınlanıyordu ve İtalyanların fumettisi büyük bir alanı kaplarken bu türde çıkan eserler Türk sanatçıları da etkileyerek özel örneklerle tanışmamızı sağlıyordu. O dönemlerde manganın esamesi okunmazken comics (Amerikan çizgi romanları) ise var olmaya çabalıyordu.

İşte bu ahval ve şeriat içinde baskın olan fumetti okurları çoğunlukta olduğundan comics ve manga okurlarını küçümserken frankofona temkinle yaklaşıyor, en azından “çok anlamasalar” da saygı gösteriyorlardı. Frankofon okurlarıysa zaten diğer ekolleri okuyanların çoğunu küpküçük gördüğünden bambaşka bir düzlemde yaşıyorlardı. Manga okuru yok denecek kadar azdı. Comics okuruysa aşağılık ve popüler kültür ürününün en dibi ve Amerikan propagandasının alıcısı olma suçlamalarından sıyrılmak için debeleniyordu…

Bu arada kafa karışıklığı da yok değildi. Çünkü fumetti okurları aslında birer comics olan Mandrake, Gordon ve Kızılmaske’yi kendilerinden sayıyorlardı. Frankofon okurları da bunları sanat eseri görüp kendilerine yakın buluyorlardı. Comics okurlarıysa bunlardan (hâlâ) uzak durarak ellerindeki bir avuç çizgi romanla hayatta kalmaya çalışıyordu. Mizah ve Türk çizgi roman örneklerindeyse hamasi kahramanlık maceraları konusunda ciddi bir uzlaşmazlık vardı. Edepli okurlar mizah çizgilerini eleştirebiliyorken karşısına çıkan her dilberin üzerine atlayan Türk kahramanları alkışlıyordu örneğin. Frankofon okurlarıysa yerli hemen her işi desteklerken comics çizmek isteyenleri “ucuz, taklitçi ve kopyacı” olmakla itham etmeyi tercih ediyorlardı; gerçi bizden birkaç kişi yırtıp Amerika’da çizmeye başlayınca bunlar bir kuku kanka oldular ki sormayın gitsin… İşte özetle karışıktı ortalık o zamanlar. Ve galiba bu durum Conan hariç tüm çizgi romanlar için geçerliydi sadece.

Conan, ilginç bir şekilde birleştirmişti çizgi roman okurlarımızı.

Hatırlıyorum, fumetti okuyan ve hayli maço olup Teks seven tayfa Conan’ı severek okudu. Tam onlara göreydi. Ki bu tayfa zaten dilber avcısı türünü de seviyordu. Haliyle tam olmuştu Conan’ın gelişi.

Frankofon okuru aykırı mesajlara takıldı. Ek olarak cinsiyet sınırlarını yıkan ve rahatça çizilen bedenlerden dolayı, özellikle ortaokul çocuğu seviyesindeki fumettiden ayrılan bu yanını sıcak buldular. Tabii deist bir mesaj veren ve tanrıyı, dini, sistemi, insanlığı sorgulayan yanı da ön planda tutuldu belli bir müddet. Sonra ama yine saldırdılar… Bu defa da hırsız, paralı asker, soyguncu, korsan oluşunu ele alıp “her şekilde yolunu bulan pis kapitalist, ahlaksız makyevelist” felan oldu Conan. Hatta kral olduğunda haklı bile oldu eleştiriler bir nevi.

Comics okuruysa bu inceliklerden uzak, Superman ve Örümcek Adam dışında bir şey bulmanın hazzını yaşadılar desem yeridir. Ancak bu defa da “eli kılınçlı ve içinde büyü var, süper kahramansız olduğundan comics sayılmaz” gibi bir argümanla tekrar ezik durumuna düşürüldüler, çekildiler köşelerine.

Sonuç olarak tüm karışıklıklara rağmen Conan öyle popülerdi ki ülkemizde Sinan Gürdağcık’ın usta mizahi çizgileriyle “Kenan The Berber”, Yıldırım Örer imzasıyla da “Angut, Şipşakkesergezer” hayatımızda önemli bir yer edinmiş oldu.

Okurları Conan’ı seviyordu, sadıktı, vefalıydı bu arada. Ve ben de ciddi bir Conan hayranı ve okuru olarak bugün bu yazıyı kaleme alırken bile heyecanlıyım anlayın artık.

Ama heyecanımın sebebi tek başına ergenliğimde ve gençliğimde yaşadığım duygusal deneyimler değil onun altını kalın kalın çizmiş olayım.

Sword and Sorcery (Kılıç ve Büyü) Türü ve Conan

Bir kahramanın fantastik bir diyarda başından geçen olağanüstü kahramanlıklarını konu alan ve kılıçla büyünün savaşına odaklanmaktadır Kılıç ve Büyü (edebiyat-oyun-çizgi roman) türü. Ve elbette tarihi, destansı ve fantastik edebiyatla ilişkisi bulunsa da bu türün öncülleri olsa da bu türle bütünleşen ve çizgi roman alanında çığır açan kahraman Conan olmuştur.

Fantastik edebiyatının alt türlerinden Sword and Sorcery‘nin babalarından biri olarak anılan Robert E. Howard’ın yarattığı roman kahramanı Conan the Barbarian, ilk olarak 1970 yılında çizgi romana uyarlandı. Bu da bir depremin ve artçı şoklarının başlangıcı oluverdi. Üstelik bunun yaparken yalnız da sayılmazdı. 1961 yılında okurla tanışan Michael John Moorcock yaratısı Melnibonelu Elric, kılıcı Fırtınayaratan’la Conan’ın çizgilerine konuk olarak katkıda bulunuyordu.

1970 yılında ortaya çıkan bu çelik bilekli ve çelik kılıçlı kahramanın ilk macerasını kaleme alan Roy Thomas, çizeri de Barry Windsor Smith olmuştur. Böylece de ortaya Marvel Comics etiketiyle 1993 yılına kadar süren 275 sayılık bir dizi çıkmıştır. Bunu yıllıklar, annualler ve kısa yan dizilerin yanı sıra toplamda 1995 yılında sona eren 235 sayılık Savage Sword of Conan’la 1989 yılında sona eren 55 sayılık King Conan dizileri eşlik etmiştir. Üstelik de bunu renkli çizgi romanın vatanı olan Amerika’da siyah-beyaz olarak gerçekleştirmiştir.

Peki, Conan’ın etkisi ne olmuştur? İşte bu sorunun yanıtına comics piyasasındaki benzerleri üzerinden ulaşılabilir.

Conan’ın başarısıyla birlikte Marvel Comics, Robert E. Howard’In diğer iki karakteri olan Kral Kull’la Red Sonja dizilerini çizgi romana uyarlamıştır hemen. Buna ek olarak da Lin Carter’ın roman kahramanı Thongor’a el atmış 1973-74 yılları arasında onu yayınlamıştır.

Bu arada diğer yayınevleri de boş durmamıştır. 1972 yılında Gold Key Comics “Dagar the Invincible” adlı çizgi roman dizisini başlatmıştır. Atlas/Seabord Comics de “IronJaw” ve “Wulf the Barbarian”ı piyasaya sokmuştur. 1978 yılındaysa sanatçı çift Wendy and Richard Pini daha sonra birçok yayınevi değiştirecek olan “Elfquest”i yayınladı.

DC Comics de boş durmuyordu elbette. DC, Fritz Leiber’in kahramanı “Fafhrd and the Mouser”ı çizgi romana adapte ederek işe başlamıştır. Bunun için de Wonder Woman’ın 202. sayısı seçilmiş, Fafhrd diziye konuk olmuştur elinde kılıcıyla. Onu 1975 yılında David Michelinie – Ernie Chan ortak yaratısı “Claw the Unconquered”, Paul Levitz – Steve Ditko ortak yaratısı “Stalker”, Mike Grell yaratısı “Warlord” ve Michael Uslan – Ricardo Villamonte ortak yaratısı “Beowulf” izlemiştir.

Bu arada DC Comics 1973 yılında rekabette elini güçlendirmek için o döneme damgasını vuran Sword and Sorcery türünün adını tam olmasa da kullanarak başkahramanın Fafhrd olduğu bir dizi yayınlamıştır: “Sword of Sorcery.

Marvel Comics ise yıllar yıllar sonra Fafhrd’ı Conan okurlarının yakından tanıdığı bir isimle “Fafnir” olarak Conan’a uyarlamıştır. Hatta bu uyarlamaya bir parça da Claw the Unconquered eklemiştir. Nasılını ilerleyen satırlarda göreceksiniz.

Wonder Woman ve Sword and Sorcery

William Moulton Marston, her ne kadar Wonder Woman’ı keşfettiğini iddia ettiği yalan makinesiyle savunduğu feminizm hareketini birleştirerek tek başına yarattığını ileri sürse de gayri resmi kayıtlarda yaratıcı olarak Harry G. Peter’in adı da geçmektedir. Ve bu tartışma 1941 yılına uzanmaktadır. Ancak konumuz bu olmadığından burada kesiyorum.

Sword and Sorcery dendiğinde Wonder Woman sanki bir bakıma bu türün ilk örneğiymiş gibi görünüyor diyesim geliyor. Comics âleminde canavarları, kılıcı, büyüyü, tanrıları bir araya getiren ilk örnek Wonder Woman dizisidir. Bu açıdan bakınca bir tür öncül olduğunu söyleyebilirmişim gibi görünüyor. Ama tabi dizinin amacı Sword and Sorcery olmayınca bu görüşte ısrar etmenin bir anlamı da olmaz. Buna karşın benzerlerinin önünü açmasıyla birlikte comics dünyası okurunun fantastik öğelere alışmasının başlangıcı sayılabilir diyebiliyorum. Gerçi Conan’ın ortaya çıkışının 1970 olduğunu düşünürsek bu alışma hayli yavaş olmuş da diyebiliriz…

Ama tabi bu işin şakası. Sonuç olarak Wonder Woman nasıl ki Marvel Comics’in bir türlü beceremediği “kült kadın kahraman” titirini tek başına elinde tutuyorsa fantastik öğeleri barındıran uzun soluklu bir ilk comics örneği olma titrine de sahiptir. Belki bir Sword and Sorcery elemanı değildir ama yıllar önce yayınlanan bir macerayla Conan sonrası ortaya çıkan karakterlerle yaşadığı macera görmezden gelinecek gibi değildir. Hele de şimdi Conan’la macera yaşamaya hazırlanırken.

Stalker, Beowulf, Claw the Unconquered ve Sword and Sorcery…

… başlığına dalmak istiyorum ama dalamıyorum, çünkü başka eklemeler gerekiyor. Yukarıda Conan’ın ortaya çıkışının ardından birçok benzerinden bahsetmiştim ya hani, hah, işte onlar o kadar değil, daha fazlası var. Onları da anmak gerekiyor.

Conan’ın 1970 yılı itibariyle kazandığı popülarite DC Comics’i öyle harekete geçirmişti ki bugün ara ara gündeme taşınan veya hepten bir kenara itilen karakterler doldurmuştu rafları. Shazam güçlerinin bir uzantısı olan ve 2006 yılında Black Adam’la hayatını birleştirdiği ölümcül maceranın kahramanı Isis (1976) ile daha sonra Teen Titans üyesine adını verecek olan Starfire (1976) yine bu modanın içinde yer alan kadın karakterlerdir. Ama artık ben asıl konumuza, yani Claw, Beowulf ve Stalker karakterlerine döneyim.

Claw The Unconcuered zorlama isimli bir barbardır. Conan türünün tipik bir örneğiydi ve yaratıcılarından biri olan Ernie Chan bilindiği üzere daha sonra Kral Kull ve Conan’daki çizgileriyle efsaneleşecekti. Claw ise 1975 yılında başlayan maceralarıyla 12 sayı tek başına yol alacak, daha sonra çeşitli yayınlara konuk olabilecekti ancak. Bu arada da Conan’dan ayrılan bir tek yanı vardır ki bu da çok işlevsel olmayacaktır: Özel eldivenle örtününce korkunç etkisini dizginleyebildiği İblis kolu. İşte bu kol yıllar sonra Conan’ın dostu Fafnir’de kullanılacak, Marvel Comics ona adeta yılların hırsıyla dil çıkaracaktır.

Stalker ise sadece dört sayı çıkabilmiş olan bir dizidir. Ölümsüzlüğü arayan Elpis adlı genç bir savaşçı İblis Lordu Dgrth’ı mağlup ederek isteğine kavuşur. Ancak bu arada ruhunu kaybeder. Hatta dört sayı sonra kendisi de kaybolur. 1999 yılında yayınlanan JSA Returns adlı dizide ortaya çıkana kadar da tozlar içinde bekletilir. Sonra da Wonder Woman’da ortaya çıkar.

Beowulf the Dragon Slayer karakteri diğerlerinden ayılmaktadır. Ayrıldığı nokta da efsane tabanlı olmasıdır. Diğerleri gibi hepten kurgusal yaratı değildir. Efsaneye göre Beowulf, Danimarka krallığını tehdit eden Grendel adlı bir yaratıkla onun daha tehlikeli annesiyle savaşmaya gider. Savaşı kazanır. Daha sonra ejderha avına çıkar. Çizgi roman dizisinde efsanenin özüne sadık kalınmıştır. Ancak kurguda Danimarka’ya gidiş sırasında gerçekleşenler kurgulanır. Böylece altı sayılık bir yol macerası ortaya çıkar. Peşinden de DC Comics’in Beowulf’u ortadan kaybolur. Ta ki Wonder Woman’ın 2008 yılı “Ends Of The Earth” macerasına değin.

“Ends Of The Earth”

2008 yılı Wonder Woman üçüncü serisinin 20-23. sayıları arasında yer alan “Ends Of The Earth” Wonder Woman’ı üç farklı Sword and Sorcery karakteriyle bir araya getiriyor. Gail Simoneyazdığı, Aaron Lopresti’nin çizdiği bu macerada Prenses Diana büyüye yalın kılıç dalıyor.

Bu macerada karla kaplı dağlarda dolaşan ve kurtlarla dalaşan Diana sonunda bir hana ulaşır. İlk karşılaşma da burada gerçekleşir. Han sahipleri yabancıları sevmeyen vahşi tabiatlı insanlardır. Ancak hayli maço söylemleri olan Beowulf’un içeri dalarak Grendel’i aradığını söylemesiyle işler kızışır çünkü içeridekiler onun müritleridir ve Grendel’i korumaya kararlıdırlar. Çıkan kavga han sakinlerinin iblislere dönüşmeleriyle daha da büyüse de orada kalır. Wonder Woman burada küçük bir sıyrık alır, yaralanır.

İkili oradan ayrılırlar. Bu yolculuklarına Claw’la Stalker katılır. Yolculuk D’grth’ın yaşadığı “kara ufka” değin sürprizlerle sürecektir. İlk sürpriz de Grendel’in aslında D’grth’ın hizmetlisi olduğunun anlaşılmasıdır. Daha sonra yaralanan Wonder Woman’in yavaş yavaş Claw tarzı bir iblisliğe kaymaya başlaması ikinci sürpriz olur. Tabii Stalker’ın ruhunu geri alarak ölebilmek için tüm ekibe tuzak kurduğunun anlaşılması da üçüncü sürprizdir… Sonuç olarak Wonder Woman iblislikten kurturlur, D’grth’ın kafasını keser, Stalker yaptıklarıyla yüzleşir, herkes memleketine doğru yola çıkar, muzaffer bir şekilde ayrılırlar.

Peki, ama bu kadar uzun bir yazının bir bakıma asıl konusu olan kısmı bu kadar kısa mı geçiştireceğim? Evet! Çünkü gün gelir basılır veya orijinalini bulursanız okuma zevkiniz kaybolsun istemem. İşin özüne dönersek de şunu söyleyebiliriz…

Sonuç

Belki Wonder Woman dizisi içinde barındırdığı büyü, tanrılar, kılıç ve türevi unsurlarla tam olarak Sword and Sorcery türünün başlangıcı veya parçası olmayabilir ama Conan’ın açtığı yolda benzerlerinin türetilmesiyle ortaya çıkan kahramanlarla yolunun kesişmesi kaçınılmaz olmuştur. Hatta bence çok da yakışmıştır bu türle iç içe olması.

Conan’la iki ay sonra başlayacak altı sayılık macera ne getirir bilmiyorum. İşin kötüsü ortaya feci bir iş de çıkabilir birçok crossover örneğinde gördüğüm gibi. Ama yalan yok ben Wonder Woman gibi ikonik bir kadın kahramanla bir kuşağın adeta taparak takip ettiği Conan’ın birlikteliğini çok büyük bir heyecanla bekliyorum. Belki çok seveceğim ve devamını arzulayacağım veya belki de çok büyük bir hayal kırıklığı yaşayacağım…

Bilmiyorum ne geleceğini ama ben diziyi Arkabahçe Çizgi Roman Dükkanı’na ayırttım. Gidip sıcak parayla alıp itinayla rafıma koyacağım günü iple çekiyorum. Yok siz internetten alışveriş yapıyorsanız Zahiri Çizgi Roman Dükkanı’na merhaba deyin hemen.

Unutmadan ekleyeyim bu altı sayılık macerayı yazan Gail Simone, çizen de Aaron Lopresti olacakmış. Yani “Ends Of The Earth” ekibi işbaşında. Ve ben ilk macerayı okumuş biri olarak bu ikilinin daha çok bu tarz (kaliteli) iş üretecekleri umuduna kapılıyorum. Umarım yanılmam…

1972 Almanya doğumlu yazar ve sanat eğitmeni. Genel Sanat Yönetmeliği görevini sürdürdüğü Lila Düşler Tiyatrosunda çocuklar için oyun yazıyor, sergiliyor, yaratıcı drama liderliği yapıyor. Çizgi roman alanında araştırma yazıları kaleme alıyor, senaristlik yapıyor, ders veriyor, kitap yazıyor. Çizgi Roman Okurları Platformu (ÇROP) yöneticiliğini sürdürmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wonder Woman ve Conan: Beni Benden Alan Birliktelik

Eski dostumuz Conan ve Amazonların Prensesi Wonder Woman’la birlikte ortak bir maceraya atılıyor! Biz de hem Kimmeryalı barbarımızın çizgi roman dünyasını sandallı ayağının altında nasıl ezdiğine hem de Wonder Woman’ın Kılıç ve Büyü türündeki geçmiş maceralarına bir bakalım dedik. Yelkenler fora!

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün