Çevirmenin Çemberi: Goblin Kral

Sitemiz yazarlarından A. Orçun Can, çevirisini üstlendiği İthaki Yayınları'ndan geçtiğimiz günlerde çıkan "Goblin Kral" kitabının çeviri sürecini kaleme aldı.

15 Mart 2017

10.03: İthaki’den e-posta geldi, kitabın çıkacağı bugün duyuruluyormuş. Yaşasın.
13.40: Ee nerede bu duyuru?
15.16: Heh hee! Kayıp Rıhtım Forumu’na koymuşlar.
15.17: Aa Fırtınakıran da heyecanla bekliyormuş.
16.00: Ne güzel, başka bekleyenler de var.
16.12: Ne demek adı niye “Goblin Kral?” Ya sen niye şimdi karıştırıyorsun ki? Hayır cevabı, ya uf. Tamam. Çevirmenin Çemberi’nde anlatırım.

Merhaba. Ben İthaki Yayınları’ndan çıkan Goblin Kral’ı çevirdim ve Kayıp Rıhtım’da görüp, kıskanıp “Heey ben de yapmak istiyorum,” dediğim her şeyde olduğu gibi, kitabın çeviri macerasını da kaleme almak istedim.

Öncelikle, kitap neyi anlatıyor? Hızlıca söylemek gerekirse, Elf Kralının bir goblin evliliğinden doğma, yarı-elf yarı-goblin bir oğlu var. Maia. Kendisi bu sebeple krallıktan uzakta, sürgünde büyüyor. Ancak büyük bir zeplin kazası kralı ve tahta geçmek üzere sırada olan üç oğlunu öldürünce Maia’nın da apar topar tahta çıkması gerekiyor.

Ve olaylar gelişir.

Kitap bir dizi ödül ve adaylık toplamakla birlikte, kişisel olarak benim de büyük beğenimi kazandı. Bunu sırf ben çevirdim diye demiyorum. Hatta sıklıkla belirttiğim üzere, normalde ağlaya sızlaya sonuna geldiğim çeviri süreci, bu kitap için daha çok hoplaya zıplaya oldu. Bu tabii ki hiçbir sorunla karşılaşmadım demek değil. Aksine, yolda pek çok pürüz vardı (aşağıda tek tek değineceğiz); ama bunların çoğu kendime en başından kurallar koyarak ve yine çevirinin daha en başında kararlar vererek aştığım şeyler oldu. Umarım okuyanlar da çeviriyi beğenir.

Kitabımız saray entrikalarıyla dolu. Zaten adı bile bu konuda yeterli ipucunu veriyor. İlk vermem gereken karar da buydu. Kitabın adı neydi? İngilizcesi, The Goblin Emperor idi ve düz bir çeviriyle aslında Goblin İmparator demem gerekirdi; ancak ben kitabın adı için Kral sözcüğünü yeğledim. Bunun sebebi aslında tamamen fonetik. Türkçedeki İmparator sözcüğünün, Emperor’a göre fazladan olan ve üstelik de sert sessiz harfle gelen hecesi, sözcüğü hantallaştırıyor. Birkaç kez sesli olarak Goblin Kral ve Goblin İmparator deyin ve hanginizin kulağınızda daha iyi durduğunu düşünün.

Bu bir açısıydı. Bir diğeri de şu. Kral sözcüğünü duyduğumuz anda gözümüzün önüne bir taht, belki bir asa, bir taç, heybetli bir kaftan ile doğrudan o taht salonunda oturan figür geliyor. İmparator sözcüğü ise ilk anda görüntü oluşturmakta başarılı değil, sonraki saniyelerde gelen tarihi çağrışımlar bir anlam kazanmaya başlıyor. Dolayısıyla Goblin Kral içime en çok sinen çeviri oldu.

Madem kralı pek sevdin, kitabın içinde niye hiç kullanmadın? Kitabın içindeyse emperor sözcüğü her zaman hükümdar olarak çevrildi. Buradaki sebep ise şuydu. İmparator sözcüğü kitap boyunca kullanıldıkça hantallaşacaktı. Ben de kitapta normalde daha az tercih edilen hükümdar sözcüğünü kullandım. Tüm kitabın aslında Maia’nın kimlerin ve neyin üstünde hükmü olup neye dair hükmü olmadığına dair olaylarla dolu olması da, sözcüğü bir o kadar anlamlı kıldı sanki.

Kitapta asilzade hitapları da çok büyük yer ediyordu. Hatta okuyanlar fark edecek ki neredeyse tüm kitap ikinci çoğul şahısla ve inanılmaz resmi bir dille geçiyor. Dolayısıyla herkes birbirine çeşitli hitaplarla sesleniyor. Hükümdara karşı kullanılan ve başka kimsede kullanılmayan hitap ise serenity. Ekselansları değil, majesteleri değil, serenity. Doğrudan bir Türkçe karşılığını bulamadım. Elbette sükunet, sakinlik, dinginlik, huzur anlamlarını demiyorum. Hitap olarak sözcüğün kökenlerine ve tarihine bakmam gerekti. Ortaçağda, Avrupa asilzadelerinde özellikle prens ve prensesler için kullanılan bir hitap şekli olduğunu öğrendim. Peki bunu Türkçede nasıl kullanacaktım? Dediğim gibi eksalansları, majesteleri olamazdı; çünkü onlar hali hazırda yabancı olan hitapların Türkçeye fonetik olarak geçmiş halleriydi. Hazretleri olabilirdi; ama o da hem çok kullanılıyordu, hem de dini bir çağrışımı da vardı. Kitabın geçtiği dünyada dine dair pek çok şey görüyorduk; ama hükümdarımızı dinle bağdaştıracak bir hitap kurguya ters olurdu. Çevreme de sorup, farklı alternatifler düşündükten sonra Haşmetlimiz’de karar kıldım. Kitap boyunca ne zaman Serenity diye hitap edilse Haşmetlimiz, diye çevrildi. His serenity ve your serenity hitapları ise Haşmetmeabları oldu. Özellikle genç Maia’ya “haşmetli” dendikçe oluşan çelişki de bence kurguya cuk oturdu. Sanıyorum İngilizcesinde de içinde bulunduğu kaos ve kriz ortamında hiç de dingin, sakin ya da huzurlu olmadığından benzer bir çelişki hedeflenmişti.

Son olarak, yalnızca empress terimi kraliçe olarak kullanıldı. Bunun sebebiyse hükümdar sözcüğü için hükümdariçe gibi bir ekleme yapmayı istememem ve imparatoriçe sözcüğünün başından beri söylediğimiz hantallığı. Yalnızca eski kitap adları, şarkı ve opera adları gibi durumlarda sözcük için imparatoriçe çevirisini kullandım ki; bahsedilenin bir sanat eseri, daha büyük, kadim bir şey olduğu belli olsun. Bunların dışındaki tüm hitap ve sınıflar birebir çevrildi. Arşidükler, viskontlar ve tüm diğer asilzade adları olduğu gibi kaldı.

Kitabın en sonunda telaffuzların nasıl yapıldığına dair bir kısım var. Tavsiyem önce burayı okumanız. Aile adları ve soylar büyük önem taşıyor. Çeviriye ilk başlarken, aileler ve haneler ve soylardan bahsettiği için, örneğin Tethimada hanesinden bahsediyorsak, toptan Türkçeleştirmeyi ve Tethimerzade, ya da Drazhar’ı Drazhazade gibi bir şekilde kullanmayı planlamıştım. Ancak, yaratılan dilde bu adlar çok oynuyor. Drazhada, Drazhar, Drazher, Drazhadeise, Drazhin, Drazhadeisei gibi pek çok farklı ve kendine has forma giriyor aynı aileyi anlatan bir sözcük. Bu yüzden tek bir küçük ayarlama yaptım. O da, o hanenin insanlarından bahsederken Tethimeise, Drazhadeise, Chavadeise gibi bir “-eise” eki kullanılıyor. Bunun hali hazırda latin kökenli dillerde kullanılan “-eise” ekiyle aynı etkide kullanıldığını gördüm ve olduğu gibi “-ez”e çevirdim. Dolayısıyla bunların hepsi Tethimez, Drazhadez, Chavadez,” olmuş oldu.

Bunun dışında kitabın en zorlayıcı kısmı takı ve elbise betimlemeleri oldu. Kitapta adı geçen kültürlerde özellikle saça takılan şeyler, mücevherler ve sonrasında da neler giyildiği çok önemli olduğundan sürekli olarak değişik betimlemelerle karşılaştım. Buna bir de ilk kez karşılaştığım değerli taş ve kumaş terimleri eklenince, bu kısımlar saçımdan birkaç tel yolmama sebep oldu.

Yine de, genel olarak ilk roman çevirisi deneyimim çok da korkutucu olmadı. Biraz yavaştı, biraz geç oldu; ama iyi bir sonuç çıkardığımı hissediyorum. Umarım siz okurlar da aynı sonuca ulaşırsınız.

Alanya’da doğdu. Uzun süre Ankara’da, bir süre de Londra’da yaşadı. Uluslararası İlişkiler ve Sinema-Televizyon alanlarında öğrenim gördü. Kitapları Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkıyor, öyküleri Kafasına Göre Dergi ve Kayıp Rıhtım’da yayımlanıyor. Şu an İstanbul ’da yaşıyor; metrolara, çift satır aralığına, kablosuz teknolojiye ve kırmızıya ilgi duyuyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çevirmenin Çemberi: Goblin Kral

Sitemiz yazarlarından A. Orçun Can, çevirisini üstlendiği İthaki Yayınları’ndan geçtiğimiz günlerde çıkan “Goblin Kral” kitabının çeviri sürecini kaleme aldı.

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün