H.P. Lovecraft: Yıldızlar Karşısında Huşu Duyan Adam

H.P. Lovecraft'ın korku edebiyatının ve ardıllarının üzerinde neden bu kadar etkili olduğunu farklı bir açıdan ele aldık.

H.P. Lovecraft’ın korku edebiyatını derinden etkilemesinin sebebi nedir acaba? Popüler kültür mü? Kendisi hayattayken hiç de popüler bir yazar değildi. Dili mi? Parodisi yapılacak kadar kıt bir kelime hazinesi olan, sürekli kelimelerini tekrar eden bir yazardan bahsediyoruz. Çığır açıcı, yön gösterici bir dünya görüşü mü vardı? Kesinlikle hayır, Lovecraft ırkçılığıyla tanınan bir isim. Peki, nasıl oldu da korku edebiyatını ve ardıllarını etkilemeyi başardı bu yalnız, münzevi ve kimilerine göre ırkçı olan adam?

Bu sorunun cevabı garip bir şekilde kozmolojiyle ilişkili. Öncelikle Lovecraft’ın yaşadığı ve yazdığı 1920’lere ışınlanalım. California’da yaşayan Edwin Hubble (ünlü Hubble teleskobunun isim babası) zamanının en güçlü teleskoplarından biri olan Hooker teleskobu sayesinde o güne kadar Samanyolu galaksisi içinde bir nebula olduğu düşünülen Andromeda’nın içinde yıldızların olduğunu gözlemler. Dahası cepheid değişeni denilen yıldızlar sayesinde bu yıldızların dünyadan uzaklığını bulur ve yaptığı hesaplar bu yıldızların Samanyolu galaksisi içinde olamayacak kadar uzakta olduğunu gösterir.  Hubble’ın bu gözlemi astronomi dünyasında bir deprem etkisi yaratır çünkü o güne kadar bütün evrenin Samanyolu galaksisinden ibaret olduğu sanılmaktadır ancak Andromeda’nın içinde yıldızlar varsa bu onun da bir galaksi olabileceği anlamına gelir. Sonraki birkaç yıl boyunca astronomi dünyası evrende tek mi yoksa birden fazla mı galaksi olduğunu tartışır fakat yine Hubble’ın ve diğer astronomların gözlemleri kuşkuya yer bırakmayacak şekilde başka galaksilerin varlığını teyit eder. Samanyolu galaksisinin içinde çok önemsiz ve küçük bir yer kaplayan gezegenimizin bir anda düşündüğümüzden çok daha küçük ve önemsiz olduğu anlaşılır.

Genç yaşlarından itibaren astronomiyle ilgilenen, evindeki teleskobuyla gözlemler yapan, astronomi üzerine makaleler yazan H.P. Lovecraft’ın bu sarsıcı gelişmelerden bihaber olması da düşünülemez. Evrenin büyüklüğü daha da belirginleşirken ve dünyanın evrendeki boyutu daha da küçülürken korku öyküleri yazan, bilinmeyene ve gizemlere ilgi duyan Lovecraft’ın başının dönmesi kaçınılmazdır. Evrenin büyüklüğünü düşündükçe insanoğlu daha da küçülür. Ve bu yüzden Lovecraft’ın öykülerinde insanlar bu kadar güçsüz, etkisiz ve önemsizdir. R’lyeh’deki evinde düş görerek bekleyen ölü Cthulhu ve diğer Yüce Eskiler, sınırları bir anda katbekat artmış evrenin azametini ve kudretini simgeler. İçindeki sadece bir galaksinin sınırları milyonlarca ışık yılı olan ve bu galaksilerden onlarca barındıran (1920’lerde yeni keşfedildiği kadarıyla) bir evrenin içinde insanoğlunun nasıl bir anlamı olabilir? Sadece bir galaksisinin büyüklüğünü düşünmenin bile insanın başını döndürmeye yeteceği bu evrende insanın kendine herhangi bir kudret payesi biçmesi küstahlık olarak nitelenmez mi?

Lovecraft’ın edebiyatı, bilimin ışığında gelişen edebiyatın çok çarpıcı bir örneğidir. Bir paradigma kırılmış, evrendeki yerimizi daha berrak bir bakış açısıyla görürken o güne kadar doğru bildiklerimizin yanlış olduğu ortaya çıkmıştır. Neredeyse her zaman olduğu gibi bilim insanları yeni cevaplar bulurken çok daha büyük sorularla, bilmecelerle ve bilinmezliklerle karşı karşıya kalmıştır.

İnsanoğlunun en ilkel dürtüsü ise daima bilinmeyenden korkmak olmuştur. Geceleri karanlıkta bekleyen yırtıcılardan, gölgelerde saklanan canavarlardan, bizi gafil avlamaya çalışan bilinmez olan her şeyden. Korku edebiyatı da bilinmezden beslenir. Lovecraft da bilinmeyeni, bilinemeyecek olanı işler edebiyatında. Yaşadığı dönemde bilinmeyenin sınırlarının akıl almaz ölçüde genişlediğine şahit olur. Gücünü de buradan alır. Dili, dünya görüşü değildir onu önemli kılan. Yaşadığı dönemdeki bilimsel gelişmeleri çok yakından takip etmesi ve bu gelişmeleri edebiyatına eşsiz bir biçimde yansıtabilmiş olması onu benzersiz bir yazar yapar. Lovecraft, yazdığı öykülerinde bilimin ortaya çıkardığı bu kozmik azametin huzurunda diz çöker ve sesini işitebilen kulaklara usulca fısıldar:

“O kadar küçük ve önemsiziz ki…”

Etiketler:  
1982 İstanbul doğumlu. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nden aldı. Özgür Yayınları’nda editörlük ve çevirmenlik yaptı. Hâlen Pegasus Yayınları'nda editörlük ve çevirmenlik yapmaktadır.

H.P. Lovecraft: Yıldızlar Karşısında Huşu Duyan Adam için 2 yorum

  1. Emir dedi ki:

    Üstat Lovecraft be.

  2. gunes dedi ki:

    toplu eserlerin 2.si okuyorum, çogu zaman şaşırtıyor, çoğu zaman sıkıyor. Dili kesinlikle tekrarlıyor kendini ama yine de Lovecraft okumayı çok seviyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

H.P. Lovecraft: Yıldızlar Karşısında Huşu Duyan Adam

H.P. Lovecraft’ın korku edebiyatının ve ardıllarının üzerinde neden bu kadar etkili olduğunu farklı bir açıdan ele aldık.

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün