Sinema İçin Edebiyat Olur mu?

Bazen elimdeki kitabı alıp inceleyen bir tanıdığım, kitabı beğenip beğenmediğimi sorar. Ona kitabı çok beğendiğimi söylersem hemen soruyu yapıştırır: “Filmi var mı?” Bunu birkaç kere yaşadım. Belki sizler de yaşamışsınızdır. Bu soru bence masum bir soru değil. Çok sayıda kişinin edebiyata bakışını özetliyor. Bu soruyu soran kişi edebiyat hakkında iki şey düşünüyordur:

  1. Eğer bir kitap iyiyse mutlaka sinema veya TV’ye uyarlanmalıdır. Hatta uyarlanıp uyarlanmaması kitabın kalitesi hakkında bir kıstastır.
  2. Kitap okumakla zamanımı harcayamam. Film uyarlamasını izlersem yeterli olacaktır.

Türkiye’de kitap, gazete, dergi vs. okuma oranının düşüklüğü inkâr edilemez bir gerçek. Elbette çok uzun iş saatleri yüzünden okumaya zaman bulunamamasını anlıyorum, kitapların çoğu zaman uçuk fiyatlara satılması nedeniyle alınamamasını da anlıyorum. Fakat çoğunluğun kitap okuma isteksizliğinin nedeninin bu olmadığını biliyoruz. Kitap okumanın anlamsız bir uğraş sayılması, sıkıcı sanılması, çok büyük zaman kaybı olarak görülmesi sıradan bir durum. Hatta kitap okumamakla övünen, “sen okudun da ne oldu” diyenlerin hiç de az olmadığını hepimiz görmüşüzdür. Bu durumun nedenleri bu yazının kapsamı dışındadır.

Sinemanın edebiyata tercih edilmesinin tek nedeni bu değil elbette. Türkiye’de sinema kültürü, Amerikan sinema kültürüyle derinden bağlantılıdır. Ortalama bir sinema izleyicisinden bildiği yabancı filmleri saymasını istesek, sayacağı her on filmden yedi veya sekiz tanesi ve hatta belki dokuz tanesi Hollywood eseri olacaktır. Hollywood ise uzun yıllardır bir krize saplanmış durumda, senaryo üretemiyor ve uyarlanmadık kitap bırakmadı. Bu durum, edebiyat, sinema içindir algısını besliyor.

Yanlış anlaşılmasın. Sinemanın, edebiyatın karşısında değersiz olduğunu iddia etmiyorum. Bence farklı sanat türlerini birbirleriyle kıyaslayamayız. Sinemayı hor görmüyorum, hatta kendimi bir sinema bağımlısı olarak tanımlayabilirim. Sinemada roman uyarlamaları olmasına da karşı değilim. Benim eleştirim, edebiyatın sinema karşısında değersizleştirilmesinedir. Böyle bir yaklaşım, krizdeki Hollywood’u kurtaramaz. Belki sadece gişe yapmasını sağlar.

Sorun, sadece buraya kadar dile getirdiğim kısımla sınırlı olsaydı bunu bir sorun olarak görmeyebilirdim. İnsanların sinema mı izleyeceği yoksa kitap mı okuyacağı hakkında fikir belirtme hakkına sahip değilim. Fakat edebiyatın bağımsız bir sanat olmadığı, sinema için senaryo üreten bir iş olduğu düşüncesi, okuyuculardan çıkıp yazar çevrelerine de sirayet ediyor ve bu beni rahatsız ediyor. Roman ve öyküden çok senaryoya benzeyen kitaplar basılıyor. Yazarlar, eserlerini bir gün sinemaya uyarlanır hayaliyle yazıyorlar.

Bir röportajında “eserimde bu karakteri o şekilde tasarlamamın nedeni, şu aktör/aktrise çok yakışacağını düşünmemdir” diyen bir yazar gördüğüm zaman o yazarın eserlerini takip etmekten vazgeçiyorum. Çünkü burada edebiyata saygı duymayan bir “edebiyatçı” var. Yaptığı işe saygı duymayan insana ben neden saygı duyayım? Sen iyi edebiyat yapma kaygısıyla yazarsın, bunu beğenen bir yönetmen filme uyarlar, bu ayrı bir konu. Fakat sen “yönetmenin biri eserimi keşfetsin” diye ona göre yazarsan bence edebiyatçı değilsin ve yanlış işi yapıyorsun, senaryo yazarlığını denemelisin.

Edebiyat edebiyattır, sinema da sinemadır. Her iyi kitabın bir film veya dizisi olmak zorunda değil. Her iyi film veya dizinin de bir kitabı olmak zorunda değil. İyi kitaplar okuyalım, iyi filmler izleyelim ama ikisini birbirine karıştırmayalım. Karıştırdığımız noktada çürüme başlar, daha çok para getirsin diye yazılan/yapılan çöp kitaplara, çöp filmlere prim vermiş oluruz ve sanatı öldürürüz.

1986’da Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde doğdu. 1998’den beri ailesiyle birlikte Adana’da yaşıyor. 2010’da Mustafa Kemal Üniversitesi Muhasebe Önlisans bölümünden ve 2013’te Anadolu Üniversitesi İktisat bölümünden mezun oldu. Katı bilimkurguya bayılıyor, kendi çapında öyküler yazıyor. Şu sıralar en büyük hobisi yeni diller öğrenmek ve bir gün tüm dünyayı görebilmek istiyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sinema İçin Edebiyat Olur mu?

Bazen elimdeki kitabı alıp inceleyen bir tanıdığım, kitabı beğenip beğenmediğimi sorar. Ona kitabı çok beğendiğimi söylersem hemen soruyu yapıştırır: “Filmi var mı?” Bunu birkaç kere yaşadım. Belki sizler de yaşamışsınızdır. Bu soru bence masum bir soru değil.

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün