Yazarının Kaleminden: M4Y4 Nesil

M4Y4: Nesil'in yazarı Ş. Yüksel Yılmaz kitabının yazım hikâyesini ve bu dönemde karşılaştığı güçlükleri anlatıyor.

Tekrardan her yerde söylediğim bir cümle ile başlayacağım: Altı yaşında bir çocuğun hayaliydi yazmak. Sonrasında o çocuk büyüdü ama o hayalden hiçbir zaman vazgeçmedi. İlk kitabım M4Y4, Nisan 2016’da Destek Yayınları tarafından basıldığında o çocuğun hayalleri gerçek olmuştu. O kitabı ilk ele aldığımda içimdeki çığlığı bastırmanın ne kadar güç olduğunu tahmin etmek çok da güç olmasa gerek. İnsan büyüdükçe hayalleri küçülüyor derler ya hani, benimkisi de o hesap. Tek amacım hayallerimi başka insanlarla da paylaşabilmekti.

İlk kitap çıktıktan birkaç ay sonra hayattaki en büyük destekçimi, sırdaşımı ve dostumu kaybetmem ile yıkım başladı: Babaannem. Kitap çıktığı dönemde çok istemesine rağmen ilk imza günüme gelememişti. Felç nedeniyle kitabı da okuyamıyordu. Hastanede geceleri refakatçi kalıp gündüzleri işe gitmek zorunda olduğum o kısa dönem için en büyük pişmanlığım belki de çok istemesine rağmen kitabı ona okuyamamış olmamdır. Bir de işten ayrılmamış olmak.

Düşünsenize, hiçbir şekilde anlayış gösterilmeyen bir şirkette çalışıyorsunuz. Yatay, dikey her türlü mobbing ile savaşıyorsunuz. Sırf o iş için babaannenize daha fazla zaman ayıramıyorsunuz ve onu kaybettikten bir gün sonra da gidip çalışmaya devam ediyorsunuz ve kısa bir süre sonra da ayrılıyorsunuz.

Ağustos ayında işimden ayrıldığımda elimde sadece taslak halindeki ikinci roman vardı. Bolca da depresyon. Araya bir de kalp sorunlarını ekleyince iş içinden çıkılmaz bir hal aldı. İşten ayrıldıktan kısa bir süre sonra kalp sorunları ile hastaneye gittim. Anjiyo sorunun yeni değil doğuştan olduğunu gösterince spor, stres, sinir gibi hayatımın en önemli parçalarından da ayrılmak zorunda kaldım ki bunun ilk etkisi, büyümeye başlayan bir göbek oldu. Uzun bir süre ne klavyenin bir tuşuna basabildim ne de taslak halindeki romana göz atabildim. Yaptığım tek şey sabahın ilk ışığına kadar uyanık kalıp gündüz vakitlerini uyuyarak geçirmek oldu. Bolca da Dota oynamak.

İlk kitabın incelemesi için tıklayın.

Aslında bakılırsa M4Y4 ilk yazıldığında 670 A4 sayfasına eşitti ki bunun kitap sayfası olarak ne olduğunu gözünüzde canlandırdığınızda ortalama 1000 sayfa kadar olduğunu söylemek yalan olmayacaktır. Ama yeni bir yazar için bin sayfalık bir kitap demek maalesef ki ülkemizde başlamadan biten bir masal demek. Düşünsenize, hiç tanımadığınız yeni yetme bir adamın kitabına neden 50 – 60 TL veresiniz ki? Aslına bakılırsa 26 TL bile oldukça yüksek bir rakamdı ki bunu şimdi daha iyi anlıyorum.

Altın makas ve kısaltmalar sayesinde, küçük puntoların da desteğini arkasına alarak çıkmıştı kısacası M4Y4. Bu nedenle ilk yazdığım dönemde tek bir kitapta bitirmeyi planladığım kitap maalesef ki basılan haliyle pek de bitmiş görünmüyordu. Örneğin Linn’in Pavel ile beraber Pakistan’da bulundukları bir dönem, Brandon’ın geçmişine dair biraz ipucu ve Doruk’un bazı sahneleri çıkarılmıştı. Kitabı okuyanlar, yorumlar hep bir şeylerin kopuk olduğundan bahsediyorlardı ve haklılardı da. Sonuçta bir kaç nokta açık bırakılmıştı ve onların da çözüme ulaşması gerekiyordu.

İşte tam böyle ikilemlerin arasındayken toparlamaya başladım kendimi. İlk fuar daveti de tam o dönemlere rast geldi aslında. Antalya Kitap Fuarı. Tekrar yazmak için en büyük ateş de orada yandı. Yedi ila sekiz ay süren işsizlik döneminde gittiğim fuarlarda tanıştığım insanlar bir şekilde ayağa kaldırdılar beni. Hiç tanımadığı birine aileden biriymiş gibi sarılan, sohbet eden onca güzel yürek. Her fuarda karşılaştığım soru “Ne olacak?” olunca ben de “Ne yapmalıyım?” demeye başladım sanırım.

Taslağı o fuar maratonunda tekrar elden geçirmeye başladım. M4Y4 hakkında en çok gelen soruların başında Brandon vardı. Okuyanların hatırlayacağı Mark‘ın en yakın arkadaşı ve gizemi keşfeden ilk insan. Onun ilk kitap için hazırladığım ama sonrasında altın makasa uğrayan hikayesini bulduğumda hikayenin nereden başlaması gerektiğine kararımı çoktan vermiştim. İşte hikaye de tam o noktadan başladı. 2016 yılında iki ayrı platformda (ki bunlardan bir tanesi de Kayıp Rıhtım tabii ki 🙂 ) en iyi yerli bilimkurgu seçilince açıkçası üzerimdeki stres daha da arttı doğal olarak.

İlk kitapta bir teşekkür sayfam olmadığını ilk fark eden kişi Yaprak Onur‘dur. Sebebi malum. İkinci kitaba başladığımda ise tek değildim. Gerçi o kısa süreç içerisinde saman alevi gibi yanımda parıldayıp yok olanlar da olmadı değil ama şu an dönüp baktığımda tüm o saman alevlerinin bile bana bir şekilde kattıkları deneyimler olduğunu biliyorum. Her yazdığım bölümün önce Özge‘nin elinden sonra da Yaprak’ın kırmızı kaleminden geçmeye başladığı acımasız bir dönem vardı ki sormayın. O dönemlerde benim ham metnimin Yaprak ve Özge’nin sohbet alanına döndüğünü de fark etmedim değil ama neyse. Düzenleme metinlerinde aşağıdakine benzer konuşmaları çok gördüm:

Y – Bu olmamış
Ö – Katılıyorum.
Ö – Bunu şöyle mi yapsak?
Y- Kesinlikle katılıyorum.

Virgüllerin acımasızca katledilişinin yıl dönümü olmasa da hepsini (ki burada bahsedilen öyle elli – yüz kadar gariban virgül değil. Çok daha fazlası…) saygıyla anıyorum. Bir çok kilit noktada bu iki insandan fikirler aldığımı, onlara danıştığımı asla inkar etmeyeceğim. Örneğin hologram yerine AR önerisi ve benim onu SR’a yükseltmem gibi. Oktokopter ile ilgili bazı çizimler yapmıştım taslak olarak. Ama sonrasında bu çizimlerin okuyacak olan kişinin hayal gücü için sınır olacağı düşüncesi ile vazgeçtim. Sonuçta oktokopter Dune’da bulunan ornithopterler gibi değildi. Okuyan bir kişi dilediği şeyi düşünmekte serbest olsa fena olmazdı diye düşündüm.

En çok zorlandığım kısım ise iki ayrı ütopyanın sonunda karşı karşıya gelmesiydi. Sonuçta yazarken tek düşündüğüm şey bu iki ütopyanın da kendilerine has güzellikleri ve karizmatik liderleriyle yaşanabilir olduklarıydı.

Hakan Urgancı son okumasıyla, Harun Çimen de ilk okumasıyla oldukça katkı sağladılar. Hakan Urgancı ve Yaprak Onur’un bana verdikleri desteği kelimelere sığdırmam mümkün değil. İyi ki yanımdalar. Onların kalemlerinin değdiği her şeye hayran bir insan olarak bu desteği hak edecek ne yaptığımı çoğu defa düşünürüm.

İşte tam bu yoğun dönemde bir çok kez “Ben ne yapıyorum?” sorusu ile boğuştum. Sonuçta bırakın iyi bir yazarı, yazar bile olmadığımın bilincindeydim. Her vazgeçişimde mesajlarımla kafasını şişirdiğim M. İhsan Tatari nasıl yaptı bilmiyorum ama yazmaya geri döndürdü beni. Kendisinin o kadar yoğun çeviri döneminde bir de benimle uğraşması için söyleyebilecek bir sözüm yok. (O dönemde 2312 ve Geliş dilimize kazandırıldı, gerisini siz düşünün 🙂 ) Hazır böyle bir yazı yazarken teşekkür etmezsem olmaz. Teşekkürler komşum!

Bir üçleme olarak planlanmadığı için de bu kitap ile son buldu M4Y4 evreni. Yazarken benim aklımda bir soru işareti kalmadı. Umuyorum ki okuyanların da kalmayacaktır.

İşte tam burada söylemek istediğim bir şey var. Bir yıl öncesinde altı yaşında bir çocuğun hayalini gerçekleştirmek için çıktığım yolda beni yalnız bırakmayan tüm dostlarıma, okuyan güzel yürekli tüm insanlara çok teşekkür ediyorum. M4Y4 Nesil başladığım bir hikayenin sona ulaşması için. Aklınızda bir soru işareti olmaması için. Bir bakıma da beni yalnız bırakmayan tüm o güzel yürekli insanlara olan borcumu ödemek için. Umuyorum ki o borcu ödeyebilmişimdir. Umuyorum ki beğenerek okuyup sonlandırırsınız o evreni. Çünkü benim için bazı karakterlere ilk kitaptan bu yana veda etmek oldukça güç olmuştu.

Bu kitaptan sonrası mı? İnanın bilmiyorum. O kadar uçurum var ki önümdeki yolda. Ama kesinlikle emin olduğum bir şey var: Her zaman iyi bir okuyucu olarak kalacağım. Daha fazlasını da istediğimi sanmıyorum. Okumam gereken binlerce kitap var ve hayat su gibi akıp gidiyor. İyi bir okuyucu olarak kalma zamanı geldi belki de.

Her şey için çok teşekkürler.

1982 tarihinde Erzurum’da doğdu. Kitaplar ve müzik ile çok küçük yaşlarda tanıştı. Ege Üniversitesi Petrokimya bölümünü bitirdikten sonra Berklee College Of Music’in gitar workshoplarına katılımlarda bulundu. Yarı profesyonel müzik hayatında bir çok müzisyen ile tanışma fırsatı buldu. 2000’li yıllarda Türkiye’de gitar adına kurulmuş en büyük platformlardan biri olan mygitar.com sitesinde adminlik yaptı. 2006 yılından günümüze kadar satış üzerine kariyerini sürdüren Yüksel Yılmaz halen özel bir şirkette çalışıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazarının Kaleminden: M4Y4 Nesil

M4Y4: Nesil’in yazarı Ş. Yüksel Yılmaz kitabının yazım hikâyesini ve bu dönemde karşılaştığı güçlükleri anlatıyor.

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün