in ,

2. Dünya Savaşı Sırasında Yok Edilen Yüz Binlerce Evcil Hayvanın Az Bilinen Hikâyesi

2. Dünya Savaşı sırasında İngiltere’de 750 bin evcil hayvanın “tedbir amaçlı” yok edilişinin az bilinen karanlık hikâyesi.

2. Dünya Savaşı Evcil Hayvanlar

2. Dünya Savaşı, sadece yüz binlerce insanın ölümüne neden olmadı. Kimi ülkelerde Evcil hayvanların da sonunu getirdi. Birleşik Krallık’ta yüz binlerce hayvanın katledilmesine neden olan savaşın arkasındaki gerçekleri Clare Campbell, Bonzo’s War: Animals Under Fire 1939 – 1945 kitabında aktardı. BBC News Magazin’den Alison Feeney-Hart’ın makalesini sizler için Türkçeleştirdik.


2. Dünya Savaşı resmi olarak başlamadan önce İngiliz hükümetinin yayımladığı bir broşür, ülkede onlarca evcil hayvan katliamına neden oldu. Yalnızca bir haftada 750.000 kadar evcil hayvan öldürüldü. Bu çok dillendirilmeyen panik anı ise yeni bir kitabın konusu oldu.

Katliam, gittikçe yayılan bir endişe dalgasına kapılmış İngilizler arasında olağanüstü bir tepkiye neden olan bir kamu bilgilendirme kampanyasının sonucu olarak yaşandı. 1939 yazında, savaşın patlak vermesinden hemen önce Ulusal Hava Saldırısı Önlemleri Hayvan Komitesi (NARPAC) kuruldu. Kısa süre içinde komite, broşürle dağıttığı bir uyarı metni hazırladı. Hayvan Sahiplerine Tavsiyeler başlığı altında broşürde şunlar yazıyordu: “Mümkünse evcil hayvanlarınızı acil bir duruma karşı derhal gerekli kurumlara gönderin veya götürün.” Sonuna da şöyle eklenmişti: “Eğer komşularınıza bırakamıyorsanız onları yok etmek en iyisi olacaktır.”

2. Dünya Savaşı Evcil Hayvanlar

Bu tavsiye, neredeyse tüm gazetelerde basıldı ve BBC’de de duyuruldu. “Yaşananlar ulusal bir trajediydi,” diyor Bonzo’s War: Animals Under Fire 1939-1945 adlı kitabın yazarı Clare Campbell.

Campbell, amcasının başına gelen bir hikâyeyi anımsıyor:

“Polonya’nın işgalinden hemen sonra radyoda bir süre yiyecek kıtlığı olabileceği duyuruldu. Amcam da ailemizin evcil hayvanı Paddy’nin ertesi gün yok edilmesi gerektiğini söyledi.”

“Lütfen Evcil Hayvanımı Öldürür müsünüz?”

3 Eylül 1939’da savaş ilan edildikten sonra veteriner cerrahlara ve hayvan bakım evlerine akın etti. Tarihçi Hilda Kean süreci şöyle anlatıyor:

“Hayvan hayır kurumları, PDSA, RSPCA ve tüm veterinerler, hayvanların öldürülmesine karşıydı. Savaşın başında insanların, hayvanları kapı önüne koymasından son derece endişe duyuyorlardı.”

2. Dünya Savaşı Evcil Hayvanlar

Battersea Köpek ve Kedi Evi kapılarını ilk defa 1860’ta açtı ve her iki savaşı da atlattı. Kurumun sözcüsü durumun vahametini ortaya koyuyor:

“Pek çok kişi savaş patlak verince bizi arayıp evcil hayvanlarına ötenazi uygulamamızı istedi. Çünkü ya savaşa gidiyorlardı, bombalanıyorlardı ya da yemeğin karneyle dağıtıldığı bir süreçte hayvanlarına bakamayacaklardı.”

“Battersea ise bu tür korkunç önlemler almaya karşıydı. O zamanki yöneticimiz Edwrad Healey-Tutt, insanlara bu kadar aceleci olmamalarını söyledi.”

Ancak Campbell, RSPCA’nın bir yazarından “başlıca görevlerinin, hayvanları yok etmek” olduğuna ilişkin karamsar bir alıntı yapıyor.

Savaşın ilk günlerinde PDSA hastaneleri ve dispanserler, hayvanlarının öldürülmesi için gelen onlarca kişiyle dolmuştu. PDSA kurucusu Maria Dickin şöyle anlatıyor: “Bu nahoş görevi yerine getirmek için çağrılan teknik elemanlarımız, o acı günleri hafızalarından asla silemeyecek.”

Savaş: Doğanın Ebedi Kaderi

1940 Eylül’ünde Londra’ya atılan ilk bombayla birlikte daha çok evcil hayvan sahibi, hayvanlarının yok edilmesi için akın etti. Pek çoğu panik içindeydi, ama diğerleri metanetini korumaya çalıştı. “Hayvanlarınızı ölüme göndermek korkunç bir karar. Bu gerçekten gerekli olmadıkça yapmayın,” diye uyarmıştı Susan Day, Daily Mirror gazetesinde.

Evcil Hayvanlar

Ne var ki hükümet broşürü, sağlam tohumlar ekmişti. “İnsanlara hayvanlarını öldürmeleri söylendi ve onlar da bunu yaptı. 750.000 hayvan, sadece bir haftalık süre zarfında öldürüldü. Bu gerçek bir trajediydi, bütünüyle bir felaket,” diyor Bonzo’s War’ın yazım sürecine katkıda bulunan Christy Campbell.

Tarihçi Hilda Kean bu durumun, savaşın başladığına dair bir başka işaret olduğunu söylüyor:

“Haberler ulaştığında insanların yapabileceği şeylerden biriydi bu da –çocukları tahliye etmek, perdeleri kapatmak ve kedileri öldürmek.”

Savaş zamanı evcil hayvanlar için esas tehlikeli olansa bombalar değil, yiyecek kıtlığıydı. Kedi ve köpekler için yemek karnesi yoktu sonuçta.

Öldürülen hayvanların anısına basında başlıklar yer almaya başladı. “Lola’nın güzel anısına, tatlı sadık arkadaşımız… 4 Eylül 1939’da savaşın kötü etkilerinden korumak için ebedi uykuya gönderildi. İki yıl on iki haftalık kısa ama mutlu bir yaşam sürdü. Affet bizi minik dostumuz.” yazıyordu örneğin bir Tail-Wagger dergisinde.

Battersea’de sadece dört çalışan bulunmasına rağmen kurum, savaş döneminde 145.000 kedi ve köpeği beslemeyi başardı.

Düşes’in Umutsuz Müdahalesi

Ne ki bu evcil hayvan katliamının ortasında bazıları Hamilton Düşesi’ne umutsuzca müdahale etmeye çalıştı. Hem zengin hem de tam bir kedi düşkünü olan Düşes, BBC yayınına katılmak üzere İskoçya’dan Londra’ya gitti. Düşes, yayında şunları söyledi: “Ülkedeki evler kedi ve köpeklerin bakımı için acilen gerekli. Yoksa açlıktan ölecek veya vurulacaklar.”

Tarihçi Kean, “Düşes olduğu için zengindi ve bir evcil hayvan barınağı kurdu,” diyor. “Sığınak”, Ferne’de ısıtma sistemine sahip bir uçak pist alanıydı. Düşes, Londra’nın doğu yakasındaki evcil hayvanları kurtarmak için personelini buraya gönderdi. Yüzlerce evcil hayvan başlangıçta Düşes’in St. John’s Wood’taki evine gönderildi. Düşes, havlama seslerinden şikâyetçi olan komşularından özür diledi.

Ancak böylesi bir belirsizlik zamanında pek çok hayvan sahibi en kötü senaryoyla sarsılmıştı.

“İnsanlar bombalanma ve yiyecek kıtlığından endişe duyuyordu. Savaş zamanında evcil hayvan beslemek de uygun olmayan bir lükstü doğrusu,” diyor Ulusal Ordu Müzesi’nin baş küratörü Pip Dodd.

“Kraliyet Ordü Veterinerlik Kolordusu ve RSPCA, bu durumu durdurmaya çalıştı. Çünkü özellikle köpekler, savaş sürecinde insanlara yardımcı oluyordu.”

Sonuçta savaşı takip eden altı yıllık bir süre zarfında insanların hayal bile edilemez acılar yaşadı. Bu durum göz önünde tutulunca bu sıra dışı evcil hayvan katliamının pek dillendirilmemesi nispeten anlaşılabilir. Ancak gerçekler duyulunca ortaya çıkan düşmanca tutumlar, insanlara bir başka üzüntü ve endişe hali getirdi.

Evcil Hayvanlar

“Pek anlatılan bir hikâye değildi bu, çünkü dile getirmesi gerçekten zordu,” diyor Kean.”Evcil hayvanların öldürüldüğü fazla bilinmiyor, nitekim hoş bir hikâye de değil. Ne ulusumuza ne de evcil hayvan sahiplerine yakışır bir durum. İnsanlar, savaşın ilk işaretiyle birlikte minik kedilerini öldürdüklerini hatırlamak istemiyor.”

Savaş Sona Ermiş Değil

Savaş etiği ve bu süreçlerde verilen kararların insan haklarına uygunluğu, pek çok beşeri bilimin bugün hâlâ tartışılan konusu olmaya devam ediyor. Ancak bu satırların ve tartışmaların arasına doğayı, hayvanları, hak iddia ettiğimiz toprakları katıyor muyuz? İnsan dışındaki bir canın kaderine karar verme hakkını kendimizde özgürce bulabilirken insanlığı kurtarmayı nasıl umuyoruz? Unutmamalıyız; yok etmek kolay, korumaksa zordur. Kolayca yok edenlerse bir o kadar çabuk yok olmaya mecburdur.

Tarihin üstü kapalı satırlarında hayvanlara dair daha ayrıntılı perdeleri aralamak için BBC News arşivlerine göz atabilirsiniz. Bugün gerek Koronavirüs salgını, gerek göçler gerekse savaşlar arasında insanlığın nefes alması için mücadele ederken siz hayvanlar için neler yapıyorsunuz? Yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşabilirsiniz.

Kaynak: BBC News Magazin

Oyla!

Rabia Elif Özcan

1995 yılında, dünyaya ilk defa dokunduğundan bu yana okuyor gözlerim, ellerim, kulaklarım ve hislerim. En çok doğayı okuyorum, sonra müziği, renkleri; ve edebiyat okuyup çeviriler yapıyorum, başka gözlerin bakışlarına dokunabilmek için. Dimağımın heybesinde biriktirdiğim kelimelerden masallar fısıldıyorum. Hayatı satır aralarına katık ediyorum; yağmurlu gökte vicdanı arıyor, mum ışığında güneşi buluyorum. Sabah günümü aydın eden kahve kokuları gece gözüme uyku sürüyor. Küçücük bir kutuda azıcık yaşıyorum, yetinmekle doyuyorum.

2 Yorum BULUNUYOR


  1. Avatar for wehrnise wehrnise dedi ki:

    Bunu okuyunca yerle bir oldum.

  2. Avatar for Cesur53 Cesur53 dedi ki:

    İnsanlar sadece kendilerini düşünüyorlar. Gerçketen üzücü bir durum.:sob:

Yaşlanmayı Tersine Çeviren Araştırma

Bilim İnsanları Yaşlanmayı Tersine Çevirmeyi Başardı

Aptallarla Ne Yapmalı? Maxime Rovere

Aptallarla Ne Yapmalı? Maxime Rovere, Okuru Yeni Ufuklar Aramaya Davet Ediyor