J.R.R. Tolkien ve C.S. Lewis Eserlerinde Hristiyanlığın Etkisi

Aynı zamanda sıkı dost olan fantastik edebiyatın iki usta ismi J.R.R. Tolkien ve C.S. Lewis'in eserlerinde Hristiyanlığın yeri neydi, örneklerle göz atalım.

J.R.R. Tolkien ve C.S. Lewis bilindiği üzere fantastik edebiyata büyük katkıları olan iki önemli yazar. Bu ikili Oxford’ta çalıştıkları yıllarda tanışıp mitoloji, dil ve şiir gibi birçok alanda ortak noktalarının olduklarını fark edip yakın arkadaş olmuşlar. Hatta Inklings adlı üyesi oldukları grupta birbirlerinin yazılarını inceleyip, fikirler sunmuşlar.

GÖZ ATIN  J.R.R. Tolkien ve Arkadaşlarının Kurduğu Büyülü Edebiyat Kulübü: İnklingler

Bu ikili, eserlerini yazdıkları dönemde birçok şeyden etkilenmişler ve din de etkilendikleri şeyler arasında yerini alıyor. Her ne kadar ikisi de Hristiyan olsa da eserlerinde dini kullanım biçimleri birbirinden çok farklı. Tolkien dini eserlerinde üstü kapalı bir şekilde kullanırken, Lewis ise bunu açıkça gözüken bir şekilde yapmış. O zaman vakit kaybetmeden incelemeye ve iki yazarı karşılaştırmaya başlayalım!

Tolkien’in Eserlerindeki Hristiyanlık İzleri

Tolkien koyu bir Katolikti ve Hristiyanlık hayatında büyük bir önem taşıyordu. Bu yüzden dinî imgeleri Orta Dünya’nın bazı kısımlarında görebilmek mümkün. Bununla ilgili olarak Tolkien mektuplarından birinde şunları diyor; “Yüzüklerin Efendisi elbette temelde dinî ve Katolik bir çalışma; bu başta bilinçsizceydi ancak tashih sırasında bunun farkındaydım. Hayalî bir dünyaya dinle ilgili herhangi bir şey koymamamın sebebi işte bu. Dinî öğeler hikayenin ve sembolizmin içine zaten yedirildi.” Buradan da anlaşılacağı üzere Tolkien metinlerinde herhangi bir dine yer vermiyor ama metnin temalarında ve alt metninde dinî temaları ve ögeleri görebilirsiniz.

Bu konuya örnek olarak verilebilecek bir nokta Melkor ve Lucifer arasındaki benzerliktir. Silmarillion’da Melkor Ainur’dan farklı davranıp müziği bozmuş ve Eru Iluvatar’ın yani yaratıcının emirlerine meydan okumuştur. Lucifer da buna benzer bir şekilde davranıp Tanrı’ya karşı gelmiş. İkisinin arasındaki benzerlik birçok okuyucunun dikkatini çekmiştir. İkisi de kibirleri yüzünden kendi isteklerine göre davranmış, bunun için cezalandırılmıştır. Silmarillion ve İncil arasında görülen başka bir benzerlik ise; Silmarillion’un Elflerin yaradılışını ve düşüşünü anlatması ve İncil’in insanların yaradılışını ve düşüşünü anlatmasıdır.

Tolkien’in eserlerinde okuyucuların fark ettiği başka bir nokta ise bazı karakterler ile İsa arasındaki benzerliklerdir. Kitapta İsa ile Gandalf, Frodo ve Aragorn arasında benzerlikler görülüyor. Gandalf’ın İsa’ya olan benzerliği hiç şüphesiz ki ölüp tekrar hayata dönmesinde görülebilir. Gandalf’ın öldükten sonra görevini bitirmek için geri dönmesi İsa’nın canlanmasına paraleldir ve iki karakter de tekrar hayata döndükten sonra değişir. Gandalf, Ak Gandalf olup daha da güçlenirken İsa da değişmiş ve hatta öğrencileri onu tanımamıştır. Frodo ile İsa arasındaki paralellik ise Frodo’nun Gollum’a karşı merhameti ve affetmesinde görülebilir. Okuyucular aynı zamanda Frodo’nun yolculuğunu kendini feda etmesi olarak yorumlayıp buradan da bir paralellik olduğunu düşünüyorlar. Ayrıca Tolkien Frodo’nun Tek Yüzük’ün gücüne karşı verdiği mücadeleyi ve yolculuğunu açıklamak için İsa’nın duasından şu sözleri söylüyor; “Şeytana uymamıza izin verme ve bizi kötülüklerden sakın.” Son olarak, Aragorn için de benzer şeyler söylenebilir. Kendisini iyileştirme gücü, halkını kurtarmak ve onlara önder olabilmek için kendisini tehlikeye atması İsa ile benzerliklerinden bazıları.

Her ne kadar bazı karaklerle İsa arasında benzerlikler olsa da Tolkien mektuplarında bununla ilgili şunları diyor; “Hikayede hiçbir yerde Yaratıcının kendisi yoktur… Tanrı’nın somut örneği benim yazmaya cesaret edeceğimden çok daha büyük bir şey.” Buradan da anlaşılacağı üzere Tolkien’in hayatında Hristiyanlık çok önemli bir yerde olduğu için dinden etkilenmiş ama alegori yapmamıştır. Kitaplardaki karakterler İsa’nın direkt vücut bulmuş hâli değil ama Tolkien’ın dinî görüşlerinden etkilenmiş karakterlerdir. Dinî figürler ile direkt bir paralellik göstermiyor ve kitapları yorumlamayı okuyuculara bırakıyor. İsa ile birden fazla paralel figürün bulunması da Tolkien’ın nasıl yoruma açık eserler yazdığının kanıtı.

Lewis’in Eserlerindeki Hristiyanlık İzleri

C.S. Lewis ise Tolkien’den farklı olarak dinî temaları eserlerinde üstü kapalı bir şekilde kullanmayıp, genelde dine kitaplarında açık açık göndermeler yapmıştır. Lewis bu konuyla ilgili şunları söylüyor: “Başlangıçta kitaplarda Hristiyanlıkla ilgili bir şey yoktu, o element kendiliğinden hikayeye dahil oldu.”

Narnia’daki dinî ögelere verilebilecek bir örnek Aslan’dır. Kitaplardaki ana karakter diyebileceğimiz Aslan Narnia’nın koruyucusudur . C.S. Lewis, Aslan’ı “Alternatif bir evrende ortaya çıkabilecek İsa’nın alternatif bir versiyonu,” olarak tanımlamıştır. Ayrıca Lewis yazdığı mektuplardan birinde şu sözlere yer vermiştir;

“Narnia konuşan hayvanların ülkesi olduğu için onun da (İsa), tıpkı burada bir insan olması gibi, orada konuşan bir hayvan olacağını düşündüm. Onun orada bir aslan olacağını düşündüm çünkü (a) aslan hayvanların kralıdır; (b) İsa İncil’de “Yahuda’nın Aslanı” olarak geçiyor; (c) ilk kitabı yazmaya başladığımda aslanlarla ilgili garip rüyalar görmeye başladım.

Tüm seri böyle çözümlenebilir.

Büyücünün Yeğeni yaratılışı ve kötülüğün nasıl Narnia’ya girdiğini anlatıyor.

Aslan, Cadı ve Dolap çarmıha gerilme ve yeniden dirilişi anlatıyor.

Prens Caspian yozlaşmadan sonra dinin yenilenmesini anlatıyor.

At ve Çocuk bir dinsizin yakarışını ve değişimini anlatıyor.

Şafak Yıldızının Yolculuğu manevi hayatı anlatıyor.

Gümüş Sandalye karanlığın gücü ile devam eden savaşı anlatıyor.

Son Savaş Deccal’in gelişini ve Kıyamet Günü’nü anlatıyor.”

Büyücünün Yeğeni’nde Digory’nin yanlışlıkla Jadis’i uyandırması ve kötülüğün Narnia’ya girmesi ile Aslan’ın Narnia’yı yaratışı dinî ögeler taşıyor. Aslan Narnia için bir tanrı figürü ve iyiliğin sembolü iken Jadis ise kötülüğün sembolüdür.

GÖZ ATIN  C.S. Lewis'ten Yazar Adaylarına 8 Tavsiye

Kitaplardaki dinî semboller Aslan, Cadı ve Dolap’ta devam ediyor. Aslan’ın kendisini Edmund’u kurtarmak için Taş Masa’da feda etmesi onu İsa’nın paraleli yapıyor. İsa nasıl kendini insanlık için feda ettiyse Aslan da bir âdemoğlu için kendisini feda ediyor ve ikisi de yaptıkları fedakarlık sonucu yeniden canlanıyorlar. Ayrıca, Narnia’nın kötü karakteri Beyaz Cadı, İncil’de geçen Lilith ile bağlantılıdır. Aslan, Cadı ve Dolap’ta Beyaz Cadı’yla alakalı şu sözler geçer; “O, babanız Adem’in ilk karısından gelmektedir, ona Lilith derlerdi.” Burdan da görüldüğü gibi C.S. Lewis kitaplarında İncil’den de karakterlere yer vermektedir.

Prens Caspian kitabındaysa Aslan’a inananlar Lord Miraz’dan ve Telmarlılardan saklanmak zorunda kalıyor. Aslan’a inananlar iyiyi, Lord Miraz ise kötüyü sembolize ediyor. Kitabın sonundaysa Aslan’ın gelişiyle ve Lord Miraz’ın ölümüyle beraber Narnialılar ve Telmarlılar yeni bir döneme giriyorlar ve bu dinin yenilenmesini gösteriyor.

At ve Çocuk ile davam edersek, bu kitap “Gururun aptallığı ve alçakgönüllüğün bilgeliğiyle alakalı. Birçok karakter değişik boyutlarda gurur gösteriyor ki bu birçok zor duruma sebep oluyor ama kitabın sonunda gururlular gözden düşerken alçakgönüllüler yüceliyorlar.”

Şafak Yıldızının Yolculuğu’nda ise Aslan’ın Ülkesi cenneti sembolize ediyor. Bu ülke dünyanın sonunun ötesindeki yerde bulunuyor ve Denizin Ötesindeki Büyük İmparator ve oğlu Aslan tarafından yönetiliyor. Sıra sıra dağları olan, buz ya da karın olmadığı bir yer olarak anlatılıyor. Onun yerine açık mavi gökyüzü ve yeşillik Aslan’ın Ükesi’nde göze çarpıyor. Cennetin bir dağ olması İncil’e ait bir bilgidir ve Aslan’ın Ülkesi ile Cennet arasındaki paralelliği burada görebilirsiniz. Bu ülkeye her dünyadan giriş var ve Aslan’a inananların ve sevenlerin öldükten sonra gittikleri yerdir. Reepicheep bu kitapta Aslan’ın ülkesine gidiyor ve C.S. Lewis bununla ilgili şunları söylüyor; “Bizim dünyamızda bütün hayatını cenneti aramaya adayan kişiler R gibi olacaklardır.”

Gümüş Sandalye’de Eustace ve Jill, Aslan tarafından Kral Caspian’ın oğlu Prens Rilian’ı kurtarmakla görevlendiriliyorlar. Prens Rilian bir cadı tarafından 10 yıl boyunca alıkonulmuş birisi ve bu kitapta iyiliğin kötülüğe karşı olan savaşı göze çarpıyor.

Son Savaş, Narnia Günlükleri’ndeki son kitap. Bu kitapta sahte bir Aslan ortaya çıkıyor ve iyi ve kötü Narnialılar arasında bir savaş çıkıyor. Sahte Aslan İncil’de geçen ve kıyametten önce ortaya çıkacak Deccal’e apaçık bir gönderme. Kitap Aslan’ın Narnia’ya son vermesiyle bitiyor. Aslan’a inananlar Aslan’ın Ülkesi’ne yani cennete giderken, inanmayanlar sıradan hayvanlar olup yok oluyorlar.

Görüldüğü üzere, her kitap tıpkı C.S. Lewis’in bahsettiği gibi Hristiyanlığın farklı bir yönünü gösteriyor. Ama Narnia Günlükleri aynı zamanda birçok Hristiyan tarafından eleştiriye de maruz kalmış. Çünkü kitaplarda aynı zamanda Paganizm ögeleri de görülebiliyor. C.S. Lewis bu konuyla ilgili şunları söylüyor: “İnsanları Hristiyanlaştırmak için paganizm yani putperestlik iyi bir temeldir. Önce insanları iyi bir pagan yaparsanız sonra iyi bir Hristiyan olabilirler.”

GÖZ ATIN  C. S. Lewis'in 1937 Tarihli "Hobbit" İncelemesi

Narnia Günlükleri’ndeki pagan unsurlarından önemli bir tanesi Noel Baba’dır. Noel Baba ve İskandinav Mitolojisi’ndeki Tanrı Odin arasında benzerlikler var. Odin, sekiz bacaklı atı Sleipnir ile avlanmaya gittiği zamanlarda çocuklar çizmelerinin içini Sleipnir için havuç ve saman ile doldururup şöminenin yanına asarlarmış. Odin ise bunların karşılığında çocukların çizmelerinin yanına hediyeler bırakırmış. Zamanla bu gelenek Noel Baba için kullanılmış. Görüldüğü üzere Noel Baba İskandinav Mitolojisi gibi farklı efsanelerden etkilenerek ortaya çıkmış bir figür ve C.S. Lewis’in oluşturduğu Hristiyan temaya uyan bir karakter değil. Yakın arkadaşlarından bir tanesi olan Roger Lancelyn Green de aynısını düşünüyordu. Arkadaşlarının çoğu bu karakterin kitapta olmaması gerektiğini savunmuşlar. Ama kitaptaki tek Pagan sembolü bu değil. Kitapta görülen Orman Perileri ve Su Perileri de Paganizm kökenli örnekler. Başka bir örnek ise Prens Caspian’da Aslan’ın savaşa yardıma geldiğinde çağırdığı Baküs ve Silenus’tur. Bu iki figür mitolojide ve Paganizmde yeri olan figürler. Baküs Roma Mitolojisi’nde şarap tanrısı olarak geçer. Silenus ise Baküs’ün arkadaşı ve hocasıdır. Aslan, Cadı ve Dolap’ta da Bay Tumnus Lucy’e Baküs’ü ve Silenus’u anlatır; “… ağaçların yemyeşil olduğu yazı ve yaşlı Silenus’un şişko eşeğiyle onları ziyarete gelişini, bazen Baküs’ün gelişini ve o zaman derelerden su yerine şarap akışını ve tüm ormanın haftalarca neşeye boğuluşunu anlattı.” Aynı zamanda Beyaz Cadı’nın Aslan’ı Taş Masa’da kurban ettiği kısımda kış gündönümü ritüellerine ve tanrılar için yapılan kurbanlara göndermeler vardır (Hindular, Mayalar, İnkalar ya da Babillilerde görüldüğü gibi). C.S. Lewis’in Taş Masa için Paganizmle ilişkilendirilen Stonehenge’den ilham aldığı söyleniyor.

Paganizme verilecek en önemli örnek ise kitapta İsa paraleli olarak görülen Aslan’ın bir hayvan olması. “Tanrı insanı kendi suretinde yarattı,” sözünü benimseyen Hristiyanlar için İsa’nın bu evrende bir hayvan olması bir Pagan sembolü olarak görülüyor ve inandıkları şeye ters düşüyor.

C.S. Lewis görüldüğü gibi efsaneleri ve mitolojiyi seven birisi olarak bunları eserlerinde kullanmış. Lewis yazdığı yazılarda modern, materyalist anlayışa karşı çıktığını yazıyor ve Paganizm ile Hristiyanlığın bu anlayışa karşılık olarak birçok ortak yanının olduğunu savunuyor. “Hristiyanlık Paganizm’i tamamlar ya da Paganizm Hristiyanlığı öngörmüştür.”

GÖZ ATIN  J.R.R. Tolkien'in 1968 Röportajı

Her ne kadar Lewis iki farklı anlayışı benimseyip kullanmış olsa da, eserlerini okuyan çoğu kişi buna karşı çıkmış, farklı düşüncelerin tutarsızlığa yol açtığını söylemişlerdir. Tolkien de bu kişiler arasında yerini alıyor. Onun için, Paganizm ve Hristiyanlık gibi iki farklı inanışın beraber kullanılması bir hataydı. Lilith, İsa, Noel Baba ya da Baküs gibi figürlerin beraber olması eleştirdiği noktalardan bir tanesi. Diğer bir nokta ise Lewis’in Narnia Günlükleri’nde dini net bir biçimde göstermesi. Tolkien’in en çok eleştirdiği noktalardan bir tanesi buydu. Tolkien de bir Hristiyan olmasına rağmen, Lewis’in kullandığı alegori olmadan Hristiyanlık değerlerinin dahil edilmesi gerektiğini düşünüyordu. Tolkien, Lilith gibi karakterlerin Narnia evrenine uygun olmadığına inanıyordu.

Yukarıda da anlatıldığı gibi fantastik edebiyata çok önemli katkıları olmuş bu iki isim de kitaplarını yazarken dinden etkilendiklerini reddetmiyor. Fakat bunu gösteriş biçimleri birbirinden çok farklı. Tolkien dinden etkilenmiş olsa da bu metinlerinde üstü kapalı bir şekilde görülüyor. Kitaplarında direkt olarak dinî figürlere yer vermiyor. Bu temalar alt metinde bulunabiliyor. Oysa C.S. Lewis’in kitaplarında bu durum tamamen farklı. C.S Lewis kitaplarında İsa ya da Lilith gibi figürleri kullanmış ve bu figürler kitapta açıkça görünüyor. Aynı zamanda sadece Hristiyanlıktan değil, farklı inanışlardan da figürlere eserlerinde yer veriyor. Her ne kadar bazı konuları farklı şekillerde ele alsalar da söylenecek tek bir şey var ki, o da bu iki yazarın da fantastik edebiyata çok büyük katkılarının olduğudur. İkisi de adlarını bu alana kazımış usta isimlerdir.

Peki siz bu konuyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Hangi yazarın görüşüne katılıyorsunuz?


Kaynakça

– Tolkien ve Lewis’in Dini Eserlerinde Gösterim Şekilleri. Einar Kristinn Thorsteinsson.
– Lewis ve Tolkien: Benzerliklerin Karşılaştırılması. Elise C. Alley.
– Narnia Günlükleri’nde Din / Wikipedia
– J.R.R. Tolkien’ın Etkilendikleri / Wikipedia
– Gerçekler ve Efsaneleri Harmanlama. Berit Kjos.
– Narnia’da Noel Baba. Dr. Michael Ward.
– At ve Çocuk’ta Hristiyan Elementleri.

  • 36
    Shares




İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi. Okumayı ve yazmayı çok seviyor. Tolkien ile başladığı fantastik dünyaları keşfetme macerası hâlâ devam ediyor. Küçük yaşta Diablo, Prince of Persia, Doom tarzı oyunları oynamaya başlamış ve hâlâ deli gibi bu oyunlara bağlı. Sürekli yeni kitaplar okuyup yeni dünyalar keşfetmek istiyor.

J.R.R. Tolkien ve C.S. Lewis Eserlerinde Hristiyanlığın Etkisi için 1 yorum

  1. Öncelikle aramıza hoşgeldin. Tam da Tolkien okuyordum, üstüne geldi makale. Bence Tolkien’in daha fazla bilinmesinin ana nedeni de dini alegorik olarak almamasıydı. C.S Lewis onun yanında çok bilinir biri değildir ama Tolkien’i tanıyan çoktur. Din konusunu böyle işlemiş olması Tolkien’i evrenselliğe taşıdı çünkü örneğin Melkor pekala İslam’ın Şeytanına da uyabilir. C.S Lewis ise doğrudan Lilith diyor. Bu biz de yok, bu da onu iyi Hristiyan okurlarla sınırlıyor.

    C.S Lewis “Gölgeli Topraklarda” filmini öneririm. Orada Lewis’ in dine bakışı apaçık aktarılmış.


J.R.R. Tolkien ve C.S. Lewis Eserlerinde Hristiyanlığın Etkisi

Aynı zamanda sıkı dost olan fantastik edebiyatın iki usta ismi J.R.R. Tolkien ve C.S. Lewis’in eserlerinde Hristiyanlığın yeri neydi, örneklerle göz atalım.

  • 36
    Shares

 

 

Başa dönün
Daha fazla Dosya
Witcher: Bazı Şeyler Biter, Bazı Şeyler Başlar | Kısım 2

Witcher Geralt ile Yennefer'ın düğününü konu alan çeviri öykümüzün ikinci ve son bölümü yayında.

Kapat