Kralkatili Güncesi Hakkında En Çok Konuşulan Birbirinden Fantastik Teoriler

Kralkatili Güncesi Serisi hakkında cevaplanmamış pek çok soru var. Hazır Patrick Rothfuss'un üçüncü kitabı yazmasını bekliyorken bu sorulara beraber cevap aramaya ne dersiniz? Üstelik yolculuk boyunca hiç sıkılmayacağız, çünkü yanımızda bir kumpanya da var!

Kralkatili Güncesi yazıldığı seneden beri oldukça sıkı takip edilen ve fazlasıyla beğenilen bir seri. “Üçüncü kitap ne zaman çıkacak ya?” sorusuyla sinirlenip durduğumuz Pat ise geçen aylarda yaptığı bir açıklamayla bizi daha da şaşırtmıştı. Bunun haricinde seri hakkında kafamızda bir sürü soru işaretinin dolandığının farkında olduğunu, ama ne yazık ki hepsini cevaplandıramayacağını da söylemişti. Biz de birazdan Reddit’te ve Kingkiller Wikia‘da dolaşan bu soru işaretlerinin hepsine teker teker bakacağız, kitabın içinde bizleri bekleyen kelime oyunlarını bulacağız ve bunlar hakkında yorumlar yapacağız. Sıkıldığınız yerde bize söyleyin, yanımızda bir kumpanya var. Biraz mola verebiliriz, eminim ki bize anlatacak birçok hikaye ve söyleyecekleri bir sürü şarkıları vardır.

Bu arada şunu söylemeden geçmeyelim; eğer ki serinin tamamını okumadıysanız bu yazı biraz sürpriz bozan içeriyor, söylemedi demeyin. Başlıyoruz!

1. Kvothe ve Kote, Sizin Farkınız Ne?

Kitabımızın ana kahramanı Kvothe. Kimi yerde bizleri sinirlendiren, kimi yerde de kendisine hayran bırakan bir isim. Kote, kelime anlamıyla “felaket”. Serinin okuyucuları bunun üzerinde fazlasıyla durmuş, Pat’in bizlere bir mesaj mı vermek istediğini merak etmişler. Hatta onu Kvothe’a benzetecek biri olduğunda, veyahut bir muhafıza yakalanıp “Kvothe” olarak çağırıldığında işin içinden sıyrılmak için bu isme yakın bir isim seçtiğini düşünenler de var.

Peki asıl sorumuza gelelim; Kvothe, adını Kote yaptıktan sonra güçlerini kaybetmeye mi başladı? Bilge Adamın Korkusu‘nda Kvothe, Elodin’in yanına gidip “Birinin ismini değiştirmek ne demektir?” diye sormuştu. Elodin de telaşla böyle bir şey yapmadığını umduğunu söylemişti. İsimlerin çok önemli olduğu bilgisi serinin temel taşlarından biriydi, bu yüzden okuyucular da şöyle düşünüyor; muhtemelen Kvothe, Hancı Kote olduktan sonra güçlerini kaybetmeye başladı. Bana soracak olursanız, bence de oldukça mantıklı görünüyor.

2. Ayrı Bir Kitap Yazılması Gereken İsim: Elodin

Üniversite’nin Baş İsimcisi olan ve üniversiteye gelmeden önceki yaşamı hakkında henüz hiçbir şey bilmediğimiz esrarengiz isim: Elodin. Çömlekhane’den kaçışıyla Üniversite’de epey ünlenmişti, bir diğer ünü de oraya giren en genç öğrenci oluşuydu. 14 yaşında girip 18 yaşında mezun olduğu Üniversite’de en sonunda delirdi ve Çömlekhane’ye kapatıldı. Oradan nasıl kaçtığını az çok hatırlıyorsunuzdur ama yine de söylemeden geçmeyelim, Taşın Adı’nı söyleyip duvarı kırdı ve kendini kurtardı.

Kvothe, Rüzgarın Adı‘nı öğrenmek için Elodin’e gitmişti, o da bu konuda yardımcı olacağını söylemeden önce onu vazgeçirmek için uğramıştı. En sonunda İsimci’lere neler olduğunu gösterip gözünü de korkutmak adına onu Çömlekhane’ye götürdü, duvarı kırdı ve çatıya çıktı. Kvothe’dan çatıdan atlamasını istedi ve Kvothe çatıdan atlayınca bir deliden duyabileceğimiz en güzel cümleyi duyduk:

“Tebrikler. Gördüğüm en aptalca şeydi. En aptalca.”

Bu başlık altında inceleyeceğimiz en belirgin soru işareti Kvothe, Elodin ve Auri arasındaki bağ hakkında. Bilge Adamın Korkusu‘nda bulunan Çömlekhane bölümünde Kvothe ve Auri çatıda otururken yanlarına Elodin gelmiş ve Auri’yle onu tanıyor gibi konuşmuştu. Hatta Kvothe’a Auri’nin yanında nasıl davranması gerektiği hakkında ufak tavsiyeler de vermişti. Peki nereden tanışıyordu bu sevdiğimiz ikili? Bu da Pat’in cevaplamasını umduğumuz sorulardan sadece birisi.

Pat’in bilgi konusunda en ketum davrandığı karakterlerden biri Elodin, bir diğeri de tabii ki Denna. Elodin’in Ademlerin dilini kullanması, onu deliliğe iten olaylar… Bunlar hâlâ cevaplanmamış olan sorularımız, ve ne yazık ki teori dahi üretemediğimiz soru işaretlerimiz.

3. Serinin En Esrarengiz Kadını: Auri

Parçalanmış bir dünyada yaşamaya çalışan parçalanmış bir kızın sır ve gizem dolu öyküsünü anlatan Sessizliğin Müziği‘ni okuyanlar, Auri’yi biraz daha yakından tanıma fırsatı bulmuş kişilerdir. Onun ne kadar gizemlerle dolu olduğunu söylemeye gerek yok, bizim söylememiz gereken şey onun hakkında nasıl teorilerin ortaya atıldığı. Bu kadar bilinmezler içinde yaşayan bir kadın olduğu için okuduğunuz her teoride, “Aynen ya, olabilir gerçekten,” diyebilirsiniz, bu fazlasıyla normal. Birazdan Şeyaltı’nın sonu gelmez tünellerinden geçeceğiz.

İlk olarak en çok öne çıkan teoriyle başlayalım: Auri’nin gerçekte Prenses Arielle olduğu. Kitabı elimize yeni aldığımızda dahi bildiğimiz bir alıntı vardı, “Uyuyan höyük krallarından prensesler kaçırdım.” Bu prensesin Auri olduğu düşünülüyor, Patrick de seride bu tatlı kızımızın soylu birisi olduğunu anlatmak için elinden geleni yapmış gibi gözüküyor. Yemek yemesinden tutun, Kvothe ile olan konuşma tarzına kadar.

GÖZ ATIN  "Benim Güzel Ölülerim" Raflarda

İkinci olarak da akıllarda şöyle bir soru işareti var: Auri’nin Kvothe’a hediye ettiği ettiği eşyalar (bir mum, bir sikke ve bir anahtar) Ulu Taborlin’in eşyaları mıydı? Ulu Taborlin hikayelerinde kullanılan eşyalara bu kadar benzer şeylerin Auri’de de bulunuyor olması ikisi arasında bir bağ olup olmadığını merak ettirmiyor değil.

Üçüncü teoriyse hâlâ gizemini koruyan Amyrler ile ilgili. Acaba Auri’nin Amyrler ile ne gibi bir ilgisi var? Hatırlarsınız ki Auri bir defasında Kvothe’u kanlar içinde görmüştü ve ona Amyrlerin en üstünde bulunan gruptan (Ciridae) birisi gibi göründüğünü söyleyip susmuştu. Kvothe da onun bu sözüne karşılık defalarca Amyrler hakkında bir şey bilip bilmediğini sormuş, Auri de anlatmaktan hoşlanmadığını söyleyip kaçıp gitmişti. Auri’nin bu hareketleri herkeste büyük bir şüphe uyandırmıştı.

Akıllardaki dördüncü teori ise Yaratılış Savaşı’ndan sonra Taş Kapı’ların ardına hapsedilen düşmanın Iax (Ay’ı çalan kişi) olduğu yönünde. Hatırlarsınız ki Auri her buluştuklarında Kvothe’a değişik hediyeler verirdi. Armut olduğunu sanan elmalar, kedi olduğunu sanan ekmekler, marul olduğunu sanan marullar ve daha neler neler… Bir defasında da bir anahtar hediye edip, Kvothe ona nereyi açtığını sorduğunda da “Ay’ı açıyor,” cevabını vermişti. Eğer ki Ay’ın isminin bir kısmı Iax’ta ve Iax taş kapıların ardına hapsedilmişse, Auri’nin hediye ettiği bu anahtarın taş kapıları açan anahtar olabileceği konuşuluyor. Buna ek olarak da Kvothe’un durmadan “Her şey benim başımın altından çıktı,” demesinin sebebini de buraya bağlıyorlar. Iax’ı hapsedildiği yerden kurtardı ve daha sonrasında Fae Diyarı’na tekrar geri döndü. Biraz fazla uçuk görünse de bu teori kafaları epey karıştırmış gibi.

Beşinci teoriye ait çok fazla kanıt yok, bu yüzden çok havada kalmış fakat bu serinin okuyucularını biliyorsunuz, onlardan hiçbir şey kaçmaz. Akıllarına takılan şey bu sefer de Auri’nin Lyra olabileceği ihtimali. Lanre’nin hikayesinde Lyra için kaybolduğu veyahut öldüğü söylenmişti bizlere. Bu yüzden de Şeyaltı’nın yıkılan Belen şehri olabileceği ve Lyra’nın Lanre’den kaçmak için saklandığı, orada gitgide aklını kaybederek Auri karakterine dönüştüğü ihtimalleri doğdu akıllarda. Ama en başında da dediğim gibi, Auri hakkında yazılan teoriler arasında en güçsüz olanı bu.

Son teori ise gerçek olmasını istemediğim tek teori olabilir sanırım, Auri’nin güncel vakitte ölmüş olma ihtimali üzerine kurulu bir teori. Kvothe Tarihçi’ye tüm bunları anlatırken Auri’yi de anlatmaktan çekinmemiş, hatta onun nerede yaşadığına dair her ayrıntıyı da vermişti. Okuyucular da kendisinin ve Elodin hocanın hayatını bu kadar riske atacak bir insanın yaşadığı yeri nasıl bu kadar rahatça anlatabiliyor olduğunu merak etti. Bu meraklarını da şöyle yenebildiler: “Belki de Auri artık yaşamıyordur, Kvothe da bu yüzden ondan rahatça bahsedebiliyordur.” Çünkü Tarihçi’nin bu notları kendine saklamayacağını, yayımlayacağını biliyorlar, sonuç olarak da herkesin Auri’nin yerini öğreneceklerinin farkındalar. Bu yüzden teori pek de imkansız gözükmüyor doğrusu, ama tabii ki bu sadece basit bir teori.

4. En Çok Konuşulan Teori: Bizim Oğlanın Teyzesi

Okuyuculardan en çok duyduğumuz ve en sağlam kanıtlara sahip olduğumuz teori: Meluan Kilipsiz‘in Kvothe’un teyzesi olması. Ama tabii ki öncelikle şunu hatırlayalım, Meluan Kilipsiz kimdi? Kendisiyle ilk defa Bilge Adamın Korkusu’nda, Severen’de Maer’in sağlık düzenlemeleri için yapılan şenlikte karşılaşmıştık. Kvothe o şenlikte bilgi toplamak amacıyla Meluan’ın yanına oturmuş ve şu cümleleri kurmuştu:

“Leydi Kilipsiz’e masaya kadar eşlik edip, sandalyesini çektim. Salonu katederken ondan tarafa bakmaktan kaçınmıştım, fakat onu yerine oturturken profili öyle tanıdık geldi ki gözlerimi ayıramadım. Fakat nereden tanışmış olabileceğimizi bir türlü çıkartamıyorum.”

Meluan’ın Kvothe’a tanıdık gelmesini teyzesi olabilme ihtimaline yoruyorlar. Bana kalırsa epey mantıklı, teyze anne yarısıdır mantığı, sizce nasıl?

GÖZ ATIN  Yazarının Kaleminden: Ufkun Öte Yanı

Meluan o şenlikte bize Netalia hakkında bazı bilgiler vermiş, onun gösterişçi bir Edema Ruh’a kaçtığını ve bu yüzden ailesi tarafından reddedildiğini söylemişti. Peki Kvothe’un babası neydi? Gösterişçi bir Edema Ruh’tu. Ve tüm bunlar olmadan önce hatırlarsanız ki Kvothe daha ufacıkken annesinin yanında Lackless’lara iftira niteliğinde yazılan bir şarkı söylemiş, sonrasında da bir güzel azar işitmişti. Bunun sebebinin ise tekerlemenin Laurian’ın kız kardeşi hakkında olabilme ihtimali konuşuluyor.

Ve evet! Sonunda en sağlam ve insanın ağzını açık bırakan kanıta geldik. Hatırlarsınız ki Kvothe’unn babası Arliden, karısı Laurian için bir şarkı yazmış, bu şarkı yüzünden de Laurian tarafından azarlanıp arabanın altında yatmıştı. Şarkıdaki kelime oyununu anlayabilmemiz için İngilizce olarak alıntılıyorum:

“…
It’s worth my life
To make my wife
Not tally a lot less…”

Alıntıyı okuduğunuzda, “Ne var şimdi bunda?” diyebilirsiniz, bu fazlasıyla normal. Ama şunu bilmelisiniz ki Laurian’ın aslında Natelia Lackless olduğu teorisini atmamıza sebep olan en sağlam kanıt bu. Bu yüzden lütfen son satırı güzelce okuyunuz, sesli bir şekilde okuduğunuzda dudaklarınızın arasından Natelia Lackless isminin döküldüğünü göreceksiniz. İşte bu, tam da Pat’in yapabileceği bir kelime oyunu. Dostum, sen bir harikasın!

5. Kralkatili Olmasına Kim Sebep Oldu?

Ambrose

Kitapları okumadan önce bile bildiğimiz bir şey vardı, o da Kvothe’un Kralkatili oluşu.

Yayımlanan iki kitapta da Kvothe hiçbir kralı öldürmedi, hatta kimi öldürdüğüne dair hiçbir şey anlatmadı bile. Bu yüzden teoriler bir kanıta dayandırılmadan, sadece umduğumuz şekilde yazılmış.

Çoğu okuyucu Kvothe’un öldürdüğü kralın Ambrose olabileceğini düşünüyor, ya da umuyor mu demeliyim? Ambrose’un babası kral tahtında 11. sıradaydı, Bilge Adamın Korkusu‘nda Renere’nin (Vintas’ın başkenti) prensinin bir düelloda öldürülmesiyle tahta bir adım daha yaklaşmış oldu. Bu yüzden okuyucular üçüncü kitapta Ambrose’un tahta geçeceğini ve Kvothe’un da onu öldüreceği teorisini yazıyor. Açık konuşmam gerekirse bu teori, benim de gerçek olmasını fazlasıyla umduğum bir teori.

5. Gizemli Kadın Denna ve Adını Dahi Bilmediğimiz Hamisi

Pat’in bilgi konusunda en ketum davrandığı karakterlerden biri olan Elodin hakkında konuştuk, şimdi sıra ikincisinde. Yeri geldiğinde sinirlerimizi bozan, yeri geldiğinde de kendini sevdiren karmaşık bir karakterdi Denna. Hakkında en çok merak ettiğimiz konu da hamisiyle ilgiliydi; adını öğrenemediğimiz, yüzünü görmediğimiz ve hakkında hiçbir şey bilmediğimiz hamisi. Bu yüzden elimizde çok fazla tahmin var, gelin size hepsini tek tek anlatayım. Ha bu arada, sıkıldıysanız kumpanyamız birkaç şarkı mırıldanabilir.

İlk ihtimal Köz, yani Cinder. Okuyucuların en çok bu ihtimale güvenmelerinin sebebi Rüzgarın Adı‘nda geçen bir olayla alakalı, ama bana kalırsa yine de yeterli bir kanıt değil. İlk kitapta Balıkhane’de yaşanan yangından sonra Denna’nın Eolian’da öğle yemeği davetine yetişememiş ve oradan beyaz saçlı birisiyle ayrılmıştı. Yanındaki kişinin görünüşünü Köz’ün tasvirlerine epey uyuyordu. Ve Denna, hamisinin özelliklerini anlatırken “oldukça hafif ayaklara” sahip olduğunu belirtmişti. Rüzgarın Adı’nda Köz hakkında öğrendiğimiz bir özellik ise oldukça akıcı hareketlere sahip olduğuydu.

Haminin Köz olduğunu düşünmemize yardımcı olan diğer olaylara gelelim. Denna’nın Bilge Adamın Korkusu‘nda yazdığı “Myrtariniel’in İhaneti” isimli şarkısında Lanre yanlış anlaşılmış bir karakter rolündeydi. Okuyucular da bu şarkının yazılma amacının Köz’ün Haliax’ı aklama veyahut tarihte bir yanıltma olayına döndürmek olabileceği ihtimallerini düşündüler. Ve hatırlarsınız ki serinin bir yerinde Köz’ün gerçek adının Ferula ya da Ferule olduğunu öğrenmiştik, Latincede Ferula değnek, baston anlamlarına gelir. Cthaeh‘in görülerini hatırlıyorsunuzdur, onlardan biri de Denna’nın hamisi tarafından yürüyüş deneğiyle dövüleceğiydi. Sizce bunu Köz yapıyor olabilir mi?

İkinci ismimiz ise Bredon, onu Kvothe’a öğrettiği Tak oyunuyla hatırlayabilirsiniz. Saf beyaz saçlara sahip olmasından ötürü Rüzgarın Adı’nda gerçekleşen Balıkhane yangınından sonra Denna’nın yanında olan beyaz saçlı adamın Bredon olabilme ihtimali kafaları epey karıştırdı. Ve Kvote’un Maer’in yanında olduğu süre boyunca Denna birden ortadan kaybolmuştu, aynı süre zarfında Bredon’u da ortalıklarda gören olmamıştı. Daha sonra Denna Kvothe’un yanına gelip hamisi hakkında konuşurken onunla karşılaşmış olabileceğinine değinmişti, bu yüzden haminin Maer’in saray erkanından birisi olabilme ihtimali ufak da olsa mevcut.

GÖZ ATIN  Roger Zelazny'nin "Bu Ölümsüz"ü Raflarda

Bize haminin Bredon olabileceğini düşündüren son şey ise Bredon’un yürüyüş değneği taşıması. Köz ve Bredon, Denna’yı hanginiz dövdü? Şunu bir açıklığa kavuştursak nasıl olur? Bu ihtimali düşünürken okurların kafasını karıştıran bir şey oldu: Pat bir röportajında Bredon karakterini Bilge Adamın Korkusu‘nu yazarken oluşturduğunu söyledi. İlk kitapta ortaya çıkan haminin, ikinci kitapta oluşturulan bir karakter olabilme ihtimali bizlere epey düşükmüş gibi geldi.

Son ihtimal ise Aleph meleklerinden biri olması. Bu teorinin temelini Kvothe’un Denna’yı kurtarmak için hamisiyle dövüşmesi ve onu öldürmesi ihtimalleri oluşturuyor. Rüzgarın Adı‘nın 6. bölümünde Tarihçi Kvothe’u şöyle tasvir ediyor:

“İnanıyorum,” diye düşündü Tarihçi. “Önceden bu sadece bir hikayeydi, ama artık ona inanabilirim. Bu, melek öldürmüş bir adamın yüzü.”

Eğer ki hamisi bir melekse, Tarihçi’nin bu cümleyi neden kurduğu açıklığa kavuşmuş oluyor sanırım. Bir diğer olayda ise Tehlin Kilisesi’ne göre Denna bir günahkardı, bunun kefareti olarak da doğru yola girmesi için hamisi tarafından dövülmüş olabilmesi konuşuluyor. Çünkü Tehlu’nun hikayelerinde içine iblis kaçan insanları demir çekiç ile döverler ve iblisleri onun içinden çıkarırlardı. Ve tekrardan Cthaeh’in görüleri hakkında konuşalım, biliyorsunuz ki bu ulu ağacın söylediklerinin hepsi bir felaket ile sonuçlanacaktı. Siz bir meleğin ölümünden daha felaket bir şey söyleyebilir misiniz?

Bu teoriyi kurmamızı sağlayan son kanıt ise Trapis’in hikayesiyle alakalı. Hikayeyi sizlere şöyle hatırlatayım; sonunda Tehlu kendini ateşe atmış ve ardından eğer ihtiyaç duyulursa adalet ve ceza için geri geleceğini söylemişti. Hatta bu yüzden Tehlin rahiplerinin cübbeleri kül grisi rengindedir. Bu anlattıklarım dikkate alındığında Denna’nın hamisinin lakabının kitabın orijinal dilinde Master Ash olması bu kanıtı epey güçlendiriyor. Bu teoriler sizce ne kadar mantıklı?

6. İsimsiz Olduğu Düşünülen Cisim: Bakır

Bildiğiniz üzere bu dünyada isimler epey önemli. Siz birinin veyahut bir şeyin ismini biliyorsanız, onun üzerinde çok büyük bir güce sahipsiniz demektir. Bu teorimizde ise bir ismi olmadığını düşündüğümüz bir şey var: Bakır! Hiç uzatmadan neden böyle bir teori ortaya atıldığını anlatmaya başlayacağım. İlk olarak Elodin ve Kvothe’un yaşadığı olayı hatırlayalım, birlikte Çömlekhane’ye gittiklerinde Elodin’in taşın ismini söylemesine rağmen ilk seferde kırılmaması ve duvarı incelediklerinde içinden bakır damarlar geçtiğini farketmeleri. Unutmayın, bir cismin ismi yoksa, ona karşı bir gücünüz de yoktur.

Bilge Adamın Korkusu‘nda Marten‘in Eld ormanlarında haydut avladıkları sırada anlattığı Ulu Taborlin öyküsünü hatırlayalım. Orada en büyük İsimci’nin kendini savunmak için bakır bir kılıca sahip olması tabii ki gözümüzden kaçmadı, hatta bir okur Pat’e bakırdan yapılmış bıçaklar göndererek, “Bence bir İsimci’yi öldürmek istiyorsan en uygun yol bunlar ile olur,” yazan ufak bir not yolladı. Pat de “Kitapları çok ‘detaylı’ okuyorsun,” cevabını verdi.

Kafaları karıştıran bir diğer nokta Üniversite’nin Arşiv binasının ortasında bulunan dört levhalı taş kapı ile alakalı. Bu kapının ardında en güçlü isimciyi tuttuklarına dair teoriler var, eğer bir isimciyi zapt etmek isteseydiniz bunu ismi olmayan bir madde ile yapmak en mantıklısı olurdu değil mi? Bakır ile alakalı bu kadar şeyi okuduktan sonra sizlere Kvothe’un Yoltaşı Hanı’nda bulunan üç kilitli sandığını hatırlatmak istiyorum. Bu kilitlerden bir tanesinin bakır olması ihtimali epey konuşuluyor, sebebi ise tabii ki İsimciler tarafından açılmasına engel olmak için. Ve son olarak da Kvothe’un yüzüklerine değineceğim, bunun için de şarkının son dizesini hatırlamamız gerekiyor: “…ve son yüzüğün yoktur bir adı.” Bu yüzük sizce de bakır bir yüzük olabilir mi, ne dersiniz?

Benim anlatacaklarım bu kadardı, bu yüzden lafı artık kumpanyamıza bırakıyorum. Biliyorum, biliyorum… Zaten en başından beri lafın onlara geçmesini bekliyordunuz, şimdi sessiz olup anlatacakları öyküleri dinleme vakti. Anlatacakları bittikten sonra görüşmek üzere!

  • 78
    Shares


Boş zamanlarında çizimler yapıp, öyküler yazan bir okurum. "Madem ki her şeyin sonu gözyaşı olacak, en azından istediğimi yapmalıyım," diyen Rothfuss'a olan sevgimin sonsuz, söylediği sözü çok fazla benimsemiş olduğumu da söylemeden geçemeyeceğim. Fantastik, bilimkurgu ve bilgisayar oyunlarına olan ilgim her geçen gün artmakta, bunlar hakkında konuşup tartışabildiğim bir yerde olduğum için son derece mutlu yaşamaktayım.

Kralkatili Güncesi Hakkında En Çok Konuşulan Birbirinden Fantastik Teoriler için 20 yorum

  1. En sonunda kütüphaneden Sessizliğin Müziği’ni aldıracaksınız bana galiba :slight_smile:


  2. aurienne dedi ki:

    Vallahi çok bile dayanmışsınız bence. ^^


  3. aurienne dedi ki:

    Seriyi okuyalı epey olduysa unutmanız bir hayli normal, çok fazla ayrıntı var kitaplarda. Ben de tekrar bir okumak istiyorum ama üçüncü kitabı bekleyeceğim sanırım. :slightly_smiling_face:


  4. BrokseA dedi ki:

    Bende üçüncü kitabı beklemek istiyorum lakin yakın zamanda çıkmama ihtimali beni korkutup üzüyor. Gerçi okumak istememin nedenlerinden biride sanırım Kral Katili Güncesi’ni özlemiş olmam :smiley:


  5. Ben de hiçbir şey hatırlamadığımı farkettim bu güzel yazıyla. 3. kitap açıklansa bu iki kitabı bir daha okumam gerekecek kesinlikle. :slight_smile:


Kralkatili Güncesi Hakkında En Çok Konuşulan Birbirinden Fantastik Teoriler

Kralkatili Güncesi Serisi hakkında cevaplanmamış pek çok soru var. Hazır Patrick Rothfuss’un üçüncü kitabı yazmasını bekliyorken bu sorulara beraber cevap aramaya ne dersiniz? Üstelik yolculuk boyunca hiç sıkılmayacağız, çünkü yanımızda bir kumpanya da var!

  • 78
    Shares

 

 

Başa dönün
Daha fazla Dosya, Liste
Titanic’le Birlikte Okyanusun Dibini Boylayan Hazine: “Rubaiyat”

1912'de okyanusun dibini boylayan Titanic'in hüzünlü hikâyesini, biraz daha karanlıklaştırmaya hazır mısınız? Ömer Hayyam'ın "The...

Kapat