Kütüphanecilik: Bir Zamanların Tehlikeli Mesleği

Kütüphanede çalışmanın bir zamanlar oldukça tehlikeli bir meslek olduğunu söylesek, inanır mıydınız?

Dünyanın ne kadar hızlı değiştiği ortada. Daha birkaç yıl önce adı bile duyulmamış teknolojiler bugün vazgeçilmez ihtiyaçlar haline gelebiliyor. Ebeveynlerimizin döneminde toplumda önemli bir yer tutan bazı meslek gruplarının adını artık sadece okuduğumuz kitaplarda ya da dönem filmlerinde görebiliyoruz. Birkaç yüzyıl öncenin son derece tehlikeli meslekleri, bugün son derece sakin ve durağan hale gelebiliyorlar. Kütüphanecilik gibi.

Örnek sizi şaşırtmış olabilir, ancak JSTOR Daily’den Livia Gershon tarafından kaleme alınan ve sizler için çevirdiğimiz makale, bu mesleğin geçmişteki tehlikeli yanlarını göz önüne seriyor.


Haydi, hemen sağlığa zararlı bir meslek düşünün. Kütüphaneci Rosalee McReynolds, on dokuzuncu yüzyılın sonlarında bu soruya verilecek cevabın “kütüphanecilik” olduğunu söylüyor.

McReynolds, yüzyılın ikinci yarısında şehirleşmenin de etkisiyle üst ve orta sınıf erkeklerin ticari işlere yöneldiğinden bahsediyor. Bu sırada, eşleri de yaşamlarını artık üretimden çok tüketim mekânı haline gelmiş evlerinde sürdürüyordu. Hazır ürünler ve hizmetkârlar, kadınların aylaklığını bir statü sembolü haline getirmişti. McReynolds bu konuda, erkeklerin ağır işler için daha uygun olduğunun düşünülmesine rağmen kadınlarla zaman geçirmelerinin saygınlıklarını arttıran bir durum olduğuna dikkat çekiyor.

Bu durumda, fiziksel (sinir bozukluğu veya kadınlara özel şikâyetlerle alakalı) olarak çalışamayacak olmak bile cezbedici hale gelmişti. McReynolds’ın tabiriyle söyleyecek olursak sinir bozukluğu, şımartılmış kadınlar ve koltuklarında uzanmakta olan yorgun güzellerle eş anlamlı hale gelmişti.

Fakat ayrıcalıklı sınıflarda bile her kadın aylak kalma lüksüne sahip değildi. 1860 yılında kuzeybatı bölgesindeki demografik değişim, özellikle şehirlerde ciddi bir cinsiyet dengesizliği oluşturmuştu. Bu da çoğu kadının evlenemediği, evlenemeyenlerin de onlara ömürleri boyunca yetecek paralarının olmadığı anlamına geliyordu.

Bu durumdaki birçok kadın için kütüphanecilik, en iyi seçeneklerden biriydi. Kütüphane yöneticileri, mezun kadınlar arasından bulabilecekleri ucuz ve eğitimli iş gücü konusunda oldukça hevesliydi. Bu pek de ağır olmayan ücretli işçiliğin kadınlara yönelik şekli oluyordu. Ancak yine de çoğu kişi, bu işin narin kadınlar için ağır olduğu düşüncesindeydi. 1886’da kadınlar bu meslekte iyice yer almaya başlayınca Dewey Ondalık Sistemi’nin geliştiricisi Melvil Dewey, sağlık sorunları nedeniyle kadın kütüphanecilerin işlerini yaparken zorlanabileceğini öne sürdü.

GÖZ ATIN  Dünyanın En Eski Kütüphanesi Ziyarete Açıldı!

O dönemde kütüphanede çalışan bazı kadınlar uzun süreli istirahat gerektiren sağlık sorunları yaşamaya başlamıştı bile. McReynolds, 1900 yılında Brooklyn Halk Kütüphanesi Derneği’nin kütüphanede çalışırken sağlık sorunları yaşayanlar için deniz kenarında bir ev inşa edilmesini teklif ettiğinden söz ediyor. 1910 yılındaki Amerikan Kütüphaneleri Derneği konferansında söz alan bir konuşmacının, iş yüzünden güçten düşenlerin ve hatta hayatını kaybedenlerin olduğunu iddia ettiği biliniyor.

McReynolds, bu sağlık sorunlarının “gerçek” olmadığı sonucuna ulaşmamamız gerektiğini söylüyor. Bazı tarihçiler, o dönemdeki kadınların kendilerine biçilmiş sıkışık bir toplumsal role fiziksel ya da duygusal hastalıklarla tepki verdiklerine inanıyor.

Ayrıca McReynolds, kütüphanecilerin sadece küçük bir kısmının duygusal bozuklukla karşı karşıya kaldığını da belirtiyor. Yine de kadınların kapasiteleri hakkındaki genel izlenimin, kütüphanede bulabilecekleri fırsatları etkilediği açıkça görülmekte. Uzun çalışma saatleri ve zihinsel yoğunluğun kadınları hasta edebileceği yönündeki inanç, bazı kadınların ek sorumluluk arayışından uzaklaşmasına sebep oldu. Diğer durumlardaysa müdürleri, -kadın ya da erkek- sağlıkları için onları işten uzaklaştırmak zorunda kaldı.

1920’li yıllarda psikiyatrlar daha belirgin tanılar geliştirdikçe duygusal bozukluklar da azalmaya başladı. İşe uygunluklarını kanıtlayan orta sınıf kadınların sayısının artmasıyla birlikte kütüphanede çalışmanın tehlikeleri de bir tartışma konusu olmaktan çıktı.


bunlar da ilginizi çekebilir:

* İran’daki Dünyanın En Büyük Kütüphanesi

* Kitap Dağıtmak İçin At Sırtında Yol Kateden Kadınlar

* Dünyanın En Eski Kütüphanesi

  • 61
    Shares
Etiketler:  

1995 Çanakkale doğumlu, hayali olan yazarlığın peşinden koşan bir üniversite mezunuyum. Üniversitede beş yılımı geçirdiğim Japonca Öğretmenliği bölümünün bana kattığı kültürel farkındalıkla beraber yeni diller öğrenmeye olan açlığım devam ediyor. Bazıları ödüllü olmak üzere kısa öykü ve roman çalışmalarım var. Büyülü gerçekçiliğin cazibesine yazdıkça kapıldım. O kadar kapıldım ki gerçek hayatta da büyüyü aramaya başladım.

Kütüphanecilik: Bir Zamanların Tehlikeli Mesleği için 1 yorum

  1. Nemo dedi ki:

    Önyargıyla ortaya atılan argüman çok enteresan gerçekten. Olay psikolojik açıdan çok ilgimi çekti. Bilhassa dayatılan algının "kendini gerçekleştiren kehanet"e dönmesi ve bunun temelsiz savın ekmeğine yağ sürüyor olması dikkate değer.

    Eline sağlık @per.ercan.


Kütüphanecilik: Bir Zamanların Tehlikeli Mesleği

Kütüphanede çalışmanın bir zamanlar oldukça tehlikeli bir meslek olduğunu söylesek, inanır mıydınız?

  • 61
    Shares

 

 

Başa dönün
Daha fazla Dosya
Ünlü Bilimkurgu ve Fantazya Serilerindeki Sözcük Sayıları

En ince ayrıntısına kadar yazılmış devasa bilimkurgu ve fantazya serilerinin hangisi daha çok sözcük sayısına...

Kapat