in ,

Şef – Andy Weir | Çeviri Öykü

Andy Weir imzalı “Şef” öyküsü sizlerle. Marslı ve Artemis’in yazarından gerçekçi, basit ve çarpıcı bir anlatı.

Şef - Andy Weir

Bilimkurgu yazarı Andy Weir imzalı Şef öyküsünü sizler için Türkçeye çevirdik. Tuhaf bir deneyime hazır olun!

Çoğunlukla Ridley Scott tarafından sinemaya uyarlanan Marslı (The Martian) adlı romanıyla tanınan Andy Weir, aslında ilk olarak kısa öyküleriyle ismini duyurmuştu. Yumurta (The Egg) adlı öyküsü bugün pek çok bilimkurgu okuru tarafından bilinir. Kısa ve çarpıcı yazım tarzıyla adından söz ettiren yazar, yeni maceralar da kaleme almaya devam ediyor.

Weir, bir yanda Artemis adlı ikinci romanı, diğer yanda yine sinema uyarlaması için hazırlıkları süren Project Hail Mary ile edebiyatseverleri mutlu etmeyi sürdürüyor.

Bizler de, yazarın bir başka ilgi çekici öyküsünü Türkçeye kazandırarak yazarın tarzını özleyenlerin hasretini bir nebze olsun dindirmeye çalıştık. Farklı dünyalar resmetmekte usta olan Weir’dan, sıradan gibi gözüken ama sonunda okuru şaşırtmayı başaran bir öykü.

İyi okumalar!

* * *

ŞEF

“Doris?” dedi doktor.

“Nnnne?”

“Doris, nerede olduğunu biliyor musun?”

“Elbette,” diye yanıtladı Doris. “Bir hastanedeyim.”

“Bu iyi. Neler olduğunu hatırlıyor musun?”

Doris kaşlarını çattı. “Hepsini değil, hayır… Sanırım bir patlama oldu.”

“Evet, doğru,” diye onayladı doktor. “Çok şanslıydın Doris. Patlamada babanın mutfağının tamamı yerle bir oldu. Sadece küçük yanıklarla kurtulman bir mucize.”

“Sanırım öyle,” diyerek gülümsedi Doris.

“Kim olduğumu biliyor musun?”

“Sen benim doktorumsun,” diye tahminde bulundu Doris.

“Doğru. Ben Doktor Mitchell’ım.”

“Tanıştığımıza memnun oldum Doktor,” dedi Doris kibarca.

Doktor, “Aslında daha önce birkaç kez görüştük,” dedi. “Neredeyse bir haftadır hastamsın. Hafızan biraz karışık.”

“Anladım,” dedi Doris. “Ama iyi bir şey değil bu, sanırım.”

“Fiziksel olarak çok iyi durumdasın Doris. Endişelenecek bir şey yok. Kafan biraz karışık o kadar. Büyük bir şok geçirdin sonuçta. Patlama sonrası olanları hatırlıyor musun?”

“Şeyy… hayır. Pek sayılmaz. Sirenleri hatırlıyorum ve beni tutan adamları… Sanırım beni bir sedyeye koydular. Sonrası puslu.”

“Her şey yolunda. Hafızandakiler birer birer geri gelecek. Patlamanın hemen öncesini hatırlıyor musun?”

“Hmm,” dedi Doris. “Babamın evinde olduğumu hatırlıyorum. Onu uzun zamandır görmemiştim ve bir uğrayayım dedim. Ayrıntılar gitmiş ama onun için yemek yapmamı istediğini hatırlıyorum. Profesyonel bir şefim ben.”

“Şefsin demek,” dedi Doktor.

“Evet, kesinlikle. Hayatım boyunca yemek yapmakta mükemmel oldum. Küçüklüğümden beri.”

“Anlıyorum. Devam et.”

“Doğru erkeği asla bulamadım,” diye devam etti Doris, “Bu modern çağda bir kadının tamamlanmış olması için bir erkeğe ihtiyacı yok zaten. Bu yüzden kendi başıma idare etmeliydim. Ve iyi olduğum tek şey yemek yapmaktı.”

“Yemek yapmaya ne zaman başladığını sorabilir miyim?”

“Ne zamaan?” diye düşündü Doris, “Sanırım her şey annem öldüğünde başladı. O göçüp gittiğinde, babam kendisi için yemek yapmaya başlamam konusunda ısrar etti. Evin ihtiyaçlarını görmek için para kazandığını, benim de üzerime düşeni yapmam gerektiğini söyledi.”

“O sırada kaç yaşındaydın?”

“On bir.”

“On bir mi?” dedi Doktor. “Yemek pişirmek için çok küçük bir yaş.”

Doris omuzlarını silkti. “On bir de olsanız otuz beş de olsanız fark etmez. Ben biraz kısaydım, zor yetişiyordum eşyalara. Ama tecrübeyle, her yetişkin kadar iyi oldum bu işte.”

“Baban ne sıklıkla ona yemek yapmanı isterdi?”

“Hemen hemen her akşam. Hafta sonları öğle yemeği de isterdi. Genellikle kahvaltı istemezdi ama ara sıra onu da canı çekerdi.”

“İçten içe kızar mıydın peki bu duruma?”

Doris tekrar doktora baktı. “Bundan bahsetmeniz tuhaf. Evet. Evet, çok kızardım. Bu role zorla sokulmaktan da babamın bunu yapmanın benim işim olduğuna dair küstah varsayımından da hoşlanmazdım. Çok zoruma giderdi.”

“Bu konuda ne yaptın?” diye sordu Doktor.

“Şey, 18 yaşıma girer girmez evden ayrıldım. Kendi yolumu bulmak için hayata atıldım. Bu neredeyse 20 yıl önceydi. Kader bu ya, yapmaktan kaçtığım şey sahip olduğum tek beceriydi. Ben de bundan para kazanmak istedim ve şef oldum.”

“Nasıl oldu bu?”

“İlk zamanlar pek iyi değildi,” diye itiraf etti Doris. “Korkunç mekanlarda çalışıyordum, insanlar profesyonelliği veya sunumu önemsemiyorlardı. Çabucak yiyip kalkmak istiyorlardı. Bu durumdan nefret ediyordum. Ama bırakmadım.

“Sonra kendimi nasıl pazarlayacağımı öğrendim. Reklam vermek için doğru yerler buldum ve doğru bağlantılar kurdum. Yemek dünyasında yükselmeye başladım. Bunun kısa yolu yok, sizi temin ederim. İster şef ister doktor olun mesleğinizde uzman olmak için çok çalışmanız gerek.

“Zamanla bu çevrede isim yaptım. Çok değerli oldum. Artık kimseden iş istemiyordum, onlar beni arayıp bana iş teklif ediyorlardı. Giderek daha fazla ücret almaya başladım, insanlar da ödemeye istekliydi. Özel partiler, büyük gruplar için çalışırdım. Hatta birinci sınıf müşterileri ve arkadaşlarını kendi evimde özel yemekler vererek ağırlardım. Sonuçta, benim için yaptıkları bir akşamımı feda etmeye değerdi.”

“Ve bu süre zarfında,” dedi doktor, “babanı hiç ziyaret etmedin mi?”

“Hayır,” dedi Doris. “Sanırım ona hala kızgındım,” dedi. “Mantıksız, biliyorum. Ama içime işledi bir kere. Duygular mantığa uymuyor her zaman.”

“Peki patlama günü babanın evine nasıl geldin?”

Doris, “Şey, artık bir uğramam gerektiğine karar verdim,” dedi. “Sonsuza kadar kin tutamayacağımı düşündüm. 20 yıl olmuştu. Belki o zamanlar aramız iyi değildi, ama artık bir yetişkindim. En azından ona bir veya iki ziyaret borcum olduğunu düşündüm. Ne de olsa beni büyüttü.”

“Nasıl geçti bu ziyaret?”

“Dediğim gibi, ilk istediği şey ona yemek yapmamdı. Dürüst olacağım, bu beni biraz sinirlendirdi. 20 yıl geçmişti ama o değişmemişti. Hiç. Azıcık bile. Çok büyük hayal kırıklığına uğradım.”

“Peki ne yaptın?”

Doris, “Mutfağa gittim,” dedi. “Başka ne yapabilirim? Beni takip etti. Ona bir şeyler pişirmeye hazırlanırken biraz sohbet ettik. Bu bir gaz ocağıydı ve babamla konuşurken istemeden bir gözün gazını açmış olmalıyım, sonra bunu yaptığımı unutmuşum. Sonra başka bir gözün gazını açtım ve yakmaya çalıştım. Bu neredeyse hatırladığım son şey.”

Doktor Mitchell sandalyesine yaslandı. “Doris, konumuzla ilgisi yok ama sana bir şey sorabilir miyim?”

Doris omuz silkti, “Ne isterseniz doktor.”

Derin bir nefes aldı, sonra tedirgin bir şekilde verdi. Kadının gözlerinin içine bakarak, “Bir çay kaşığı ile bir yemek kaşığı arasındaki fark nedir?” diye sordu.

“Ne?” dedi Doris, şaşırarak.

“Bir çay kaşığı ve bir yemek kaşığı. Farkları nedir?”

“Bir çay kaşığı, çayı karıştırmak için kullanılan bir kaşıktır,” diye açıkladı Doris, “yemek kaşığı ise çorba, muhallebi ve tatlılar için kullanılır.”

Doktor Mitchell kaşını ovuşturdu. “Hayır, Doris. Bir çay kaşığı ve bir yemek kaşığı, dünyanın her yerinde şefler tarafından kullanılan ölçü birimleridir. Herhangi bir profesyonel şef bunu bilirdi. Evde yemek yapan sıradan insanlar bile bunu bilir. Sen aşçı değilsin Doris. Hiç olmadın.”

Doris homurdandı. “Bu çok saçma. Tabii ki öyleyim. Hayatım boyunca bu işi yaptım!”

“Hayır yapmadın,” dedi Doktor Mitchell. “Bende sabıka kaydın var. Son 20 yılda yedi kez fuhuştan tutuklandın.”

“F-fu-huş-?” Doris inanamayarak kekeledi. “Bu tamamen saçmalık! Belli ki benim dosyamı başkasınınkiyle karıştırmışsın. Bu nasıl hastane böyle!?”

“Burası bir akıl hastanesi Doris. O patlamada babanı öldürdün ve kendini de öldürmeye çalışıyordun.”

“Hayır!” Doris, bağlarından kurtulmaya çalışarak bağırdı. “Bu doğru değil! Ben bir şefim!”

“Cinsel ilişkinin yerine yemek yapma eylemini koymuşsun. On bir yaşından beri. Bu bir savunma mekanizmasıydı. Hayatta kalmanın tek yolu buydu.”

“HAYIR!” diye çığlık attı Doris.

“Ama güçlüydün,” dedi Doktor Mitchell. “Düşündüğünden daha güçlü. Kaçacak kadar güçlü, kendini satarak hayatta kalacak kadar güçlü ve dönüp sana yaptıklarının intikamını alacak kadar güçlü.”

Doris, “HAYIRR!” diye inledi.

“O öldü,” dedi Doktor Mitchell, “Seni bir daha asla incitemez. O öldü ve sen öldürdün onu. İntikamını aldın. Kazandın.”

Doris o kadar yüksek sesle çığlık attı ki Doktor Mitchell onun ses tellerine kalıcı olarak zarar vereceğinden korktu. Çabucak bir iğne çıkarıp ona enjekte etti.

Kadın bilincini yitirirken, Doktor vaka günlüğüne bir not yazdı.

Doktor Mitchell, “Bunu atlatmanı sağlayacağız,” dedi Doris’in bilinçsiz haline. “Normal insanları alt üst edecek şeylerden sağ çıktın ve bu yolun geri kalanında sana yardımcı olacağım. Söz veriyorum.”

Notlarını kontrol etti. İki gün önce, Doris patlamayı hiç hatırlamıyordu. Dün patlamayı hatırladı, ancak babasının evinde gerçekleştiğini hatırlamadı. Yarın daha fazlasını hatırlayacaktı. Bundan emindi Doktor.

“Söz veriyorum,” dedi tekrar. Odadan çıkıp kapıyı kilitledi.

Yazarın Notu: Şimdi öyküyü yeniden okuyun.

Andy Weir

Yazarın kaleme aldığı öyküyle ilgili yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum üzerinden bizlerle paylaşabilirsiniz. Sitemizde yer alan diğer çeviri öykülere buradan ulaşabilirsiniz.


Orijinal dilinden okumak için: GalactaNet

Oyla!

Bülent Özgün

Edebiyat ve sinema hayranı (bazen hangisini daha çok sevdiğini kendisi de bilmiyor), İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu, öğretmen; yazmayı, okumayı, konuşmayı, öğretmeyi ve bunların hepsi üzerine düşünmeyi seven bir ademoğlu. Bir hayaledici. Ne yazık ki hep böyle kalacak.

11 Yorum BULUNUYOR


  1. Avatar for SJack SJack dedi ki:

    Yazarın notuyla birlikte çok güzel bir öykü okudum. Çeviri için teşekkürler.

  2. Avatar for Kont_Olaf Kont_Olaf dedi ki:

    Tekrar okumak acıttı… :confused:

  3. Avatar for NamelessOne NamelessOne dedi ki:

    Güzel bir öyküydü. Çevirip yayınladığınız için teşekkür ederim. :slightly_smiling_face::heart:

  4. Avatar for Ozgur Ozgur dedi ki:

    Öyle kayda değer herhangi bir hata görmedim açıkcası güzel olmuş çeviri. Çay kaşığı bizde genelde tatlı kaşığı olarak kullanılıyor tariflerde. (Aynı ölçüler değil evet ama öyle veriliyor ben de çok anlam veremiyorum). Bir tek o dikkatimi çekti. Birde doktorum musun diye sorduğu bir yer var orada soru anlamı gitmiş esasen sorarak “Doktorum musun?” Diye tahmin yürüttü de diyebilirdin, muhtemelen o kısım o soru işareti gelince tahmin ettiyle ters düşüyordu ondan da olabilir.

    Güzel çeviri olmuş, Andy Weir’in kısa öyküleri hep çok güzel oluyor. Özellikle The Egg muhteşem bir öyküydü ve öyle kısa bir öyküyle bunca ağır şeyleri anlatması müthişti.

    Bu öyküde ise yazarın sevdiği türe yani “döngü” ye bağlacak diye düşünnüştüm ilk okuduğumda. Oysa daha farklı bir yerde daha ağır bir drama dönüştürüyor öyküyü bitirirken

    Ellerine sağlık, benim hatam varsa affola asıl :grinning:

  5. Avatar for Gurlino Gurlino dedi ki:

    Oha bu nasıl çarpıcı bir hikaye anlatımı tekniği böyle? Bayıldım. Tek bir öyküde iki ayrı hikaye anlatmış Andy Weir. İlk okuyuş ile ikinci okuyuş arasındaki hissiyat bambaşka gerçekten.

    Öykünün sadeliği vuruculuğunu arttırmış, bize kendi hayal gücümüzle öyküyü renklendirme fırsatını vermiş. Öykü yazacağım diye ortalığı sıfat ve zarf festivaline çevirmeye gerek olmadığını gördük bir kez daha.

    Bu güzel çeviri için teşekkürler. Şimdi bu öykü üzerine düşünme ve bu tekniği kendi öykülerimde nasıl uygulayabileceğimi test etme zamanı.

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'a gel ve sen de yorum yap!

6 cevap daha var.

House of Dragon - Yeni Game of Thrones HBO

House of the Dragon Dizisinden Ejderha Görselleri: Yeni Game of Thrones Yapımı Yolda

Olympos'ta Kim Kiminle Nerede? - Annie Collognat

Olympos’ta Kim Kiminle Nerede? Annie Collognat’tan Renkli Bir Yunan Mitolojisi Portresi