in

Toplumsal Eşitsizliğin Orta Çağ İnsanının “Kemiklerine İşlediği” Ortaya Çıktı

Toplumsal eşitsizlik insanların kemiklerine işlemiş. Orta Çağ’dan kalma iskeletlerde yapılan incelemeler, insanların sınıflarına göre maruz kaldığı sakatlık risklerini ortaya çıkarıyor.

Toplumsal Eşitsizlik Orta Çağ İnsanının Kemiklerine İşlemiş

Orta Çağ boyunca yaşanan toplumsal eşitsizlik insanların kemiklerine kadar işlemiş. Tarihi Cambridge şehrinin çeşitli mezarlıklarında yapılan iskelet incelemeleri; farklı sınıflardan dönem insanlarının hayat tarzına bir kapı aralıyor.

10 ila 14. yüzyıl arasından kalmış 314 iskeletin incelendiği çalışmada kemik travmalarına odaklanmış. Kalıntılardaki travmalardan, kişinin hayattayken göğüs gerdiği zorluklar açıkça okunabiliyor.

İskeletler üç ayrı mezarlıktan toplanmış: Cemaatini işçi sınıfının oluşturduğu bir kilise mezarlığı, fakir ve sakatların bakımının yapıldığı bir hastane bahçesi ve içine sadece bağışçıların ve din adamlarının gömüldüğü bir tapınak mezarlığı.

İskeletleri araştırmaya koyulan bilim insanları kalıntılardaki hasarları dikkatle katalogladı. Gündelik kazalar, iş sırasında oluşan sakatlıklar ve şiddet sonucu kırıklar ayrı ayrı incelendi. X-Ray ışınlarıyla incelenen iskeletlerde, işçi sınıfından iskeletlerin %44’ünde kırık ve çatlaklar tespit edilirken bu oran tapınağa gömülenlerde %32 ve alt tabakaya hizmet veren hastanede %27’ydi. Ayrıca bütün sınıflar arasında cinsiyete göre ayrıştırıldığında da, erkek cinsiyetlerde %40 olan hasar oranının kadınlarda %26 olduğu görüldü.

Toplumsal Eşitsizlik Cinsiyetlere Göre Farklılık Gösteriyor

Toplumsal Eşitsizlik Orta Çağ Kemik

Cambridge Üniversitesi Arkeoloji Fakültesi’nde çalışan Dr. Jenna Dittmar bulguları şöyle yorumladı:

“Cambridge halkının farklı sınıflarından iskelet travmalarını inceleyince Orta Çağ toplumunda günlük hayatın sunduğu riskleri daha rahat görebiliyoruz. Nüfusun çoğunu oluşturan işçi sınıfının, din adamları ve onların bağışçılarından ya da hastanede korunaklı bir hayat sürenlerden daha yüksek risk altında olduğu açık.

Bu insanlar günlerini uzun saatler boyunca ağır el işi yaparak geçiriyordu. Şehirde, demircilik veya taş işçiliği yapılırken işi şehir dışında olanlar tarlalarda veya hayvan başında zorlu şartlarda uzun süre çalışılıyordu.”

Çalışmada insanlar tarafından yapılmış hasarlara da denk gelindi. Bir rahibin iskeleti, kolları ve kafatasında darbeye bağlı hasarla doluydu. Araştırmacılar bu durumun rahibe verilen bir ceza sonucunda oluştuğunu düşünüyor.

Yaşlıca bir kadının iskeletindeyse yine şiddete dayalı pek çok hasar bulunmuş. Birkaç kaburga, omurga ve çene kemiği kadının yaşamı boyunca birden fazla kez kırılıp iyileşmiş. Dr. Dittmar, bu durumun düşerek veya kaza geçirerek olamayacak kadar ciddi olduğunu belirtiyor. Günümüzde kadınların çene kemiğindeki hasarların çoğunun eşlerinden geldiğini belirten Dittmar, durumun Orta Çağ kadınları için de farklı olmadığını düşünüyor.

Yeni bulgular konusunda sizler neler düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum’da paylaşmayı unutmayın.

Kaynak: Scitech Daily

Oyla!

Mehmet Çakıcı

1999'da Balıkesir'de doğdu. Küçük yaştan beri fantastik edebiyata ilgi duydu, büyüdükçe diğer edebiyatlara da yaklaştı. Şu sıralar İstanbul Üniversitesi'nde bu ilginin üstüne iyice düşüyor. Uzun bir süre araknofobinin nasıl yazıldığını öğrenemedi.

I Care a Lot İncelemesi

I Care a Lot İncelemesi: Güçlü Kadının Zayıf Hikâyesi

WandaVision 8. bölüm incelemesi

WandaVision 8. Bölüm İncelemesi: Scarlet Witch ile Tanışma Zamanı