Bir Karşılaştırmalı Edebiyat Çalışması “Ütopya – Distopya” Çıktı

Kurgu Kültür yayınevinden çıkan eser, ütopya ile distopyayı Batı ve Türk romanları aracılığıyla ele alıyor.

Karşılaştırmalı edebiyat alanında eser vermek zor iş. Özellikle beraberinde pek çok tartışmayı da getirmesi bakımından.

Söz konusu ütopya ve distopya olunca da tartışmalar durulmuyor. İşte Tülay Akkoyun, “Batı ve Türk Romanlarından Örneklerle Bir Karşılaştırmalı Edebiyat Çalışması” alt başlıklı eserinde tam olarak bunu yapıyor.

Eserin tanıtım metni şöyle:

Uzmanlaşılan becerilerin gelişiminin ve iş bölümünün modern teknolojinin utopya-distopyaöncüsü olacağını haber vermesinden dolayı ütopyanın kökeni Platon’un Devlet’ine kadar dayandırılabilir. Yasalar adlı eseri yenileşmenin getireceği teknolojik ilerlemenin, yıkıcılık ve mutsuzluğa yol açabileceğine dair uyarıları içermesinden dolayı distopyanın nüvesi olarak nitelendirilebilir.

Distopyanın bilimkurgudan farkı, kasıtlı olarak toplumsal ve siyasal eleştiriye odaklanmasıdır. Distopya bir anlamda neyin bilimkurgu olup olmadığını gösteren çizginin karmaşıklaştığı bir bölgedir.

Karşı ütopya olarak tanımlansa da distopyanın işleyişi ütopyadan bağımsız değildir. Ütopyadan doğarak ütopyayla birlikte işlemektedir. Ütopya aslında gelecekle ilgili değil, üretildiği dönemle ilgili bir sorun ve buna dair bir çözüm içerir. Distopya da ütopya gibi üretildiği dönemden yola çıkar, farkı geleceğe dair kötü gidişat hakkında okuru uyarmasıdır. O halde her ikisi de toplumsal düzeni yaşanan dönem içerisinde algılayış biçimleriyle yakından ilişkilidir. Ütopyaların temelinde kontrol düşüncesi yatar. Var olan düzende bazı şeylerin değiştirileceği, bazılarının ise kontrol altında tutularak değişmeden kalmasının sağlanabileceği doğrultusunda bir eğilim içerir. Bu açıdan bakıldığında, distopyalar ütopyaların yoldan çıkmış hali gibidir. Distopik yapıtların temel özelliklerinden biri ise var olan toplumsal sistemlerin gelecekte totaliter diktatörlüğe dönüşme endişelerini gözler önüne sermeleridir.

Ütopya ve distopya için cennet ve cehennem benzetmesi de yapılabilir. Herkesin eşit koşullarda yaşadığı, kimsenin kimseyi ezmediği adil bir düzen öngörmesi nedeniyle gerçekleşmesi mümkün olamayacak kadar güzel yer, bir nevi cennet ütopya olarak adlandırılır; buna karşılık totaliter rejim ve diktatörlükle yönetilen adaletsiz bir toplum ise cehennem olarak tanımlanabilir. Bu nedenle ütopya-distopyayı cennet-cehennem karşılaştırması olarak ele alabiliriz.

Elinizde tuttuğunuz bu eserde ütopya, distopya, distopyanın günümüzle bağlantısı bölümlerinden sonra, bu alanda yazılmış en iyi örnekler olarak nitelendirilen dokuz roman incelemesi yer almaktadır.

Kurgu Kültür yayınevinden çıkan eser meraklılarını bekliyor.




Genel Yayın Yönetmeni
2009 yılında Kayıp Rıhtım'a elimi verdim, sonra da ruhumu kaptırdım. Bu yolun devamında çeşitli gazetelerin kitap eklerinde kitap incelemelerim, TRT Radyo 1'de canlı yayın konuğu olarak katılıp kurgu edebiyatını anlattığım 2 yayın, 5 yıldır süren Kahramanın Yol Türküsü adlı kendi edebiyat temalı radyo yayınım, kitap inceleme videoları serim Kayıp Rıhtım İnceliyor ve bir de bonus olarak Oyungezer Dergisi'nin kültür sanat sayfalarında düzenli yazarlığım oldu. Tüm bunların yanı sıra, gerçek hayatın sıkıcılığında, bir bilgisayar mühendisi olarak yaşıyorum. Ama biz ona Clark Kent kimliğim diyelim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Bir Karşılaştırmalı Edebiyat Çalışması “Ütopya – Distopya” Çıktı

Kurgu Kültür yayınevinden çıkan eser, ütopya ile distopyayı Batı ve Türk romanları aracılığıyla ele alıyor.

“Son gemi de ayrıldığında limandan,

Kaybolmuştu artık o rıhtım, gecenin karanlığından…”

Başa dönün