in

Böcü: Tatyana Tolstaya’dan Nükleer Felaket Sonrası Rus Fantazyası

Rus yazar Tatyana Tolstaya’nın Böcü kitabı, Jaguar Kitap etiketiyle okurun karşısına çıkıyor. Nükleer felaket sonrası dünya ile tanışmaya hazırlanın!

Böcü - Tatyana Tolstaya

Jaguar Kitap fantastik dokusu olan eserlere yer verdiği Prospero Kitaplığı’na dikkat çeken bir Rus eseri kattı. Tatyana Tolstaya’nın “Böcü” romanı raflardaki yerini almaya başlıyor.

Albert Sanchez Pınol, Max Blecher, Ernst Jünger, Sergio Chejfec ve Rachel Ingalls gibi yazarları barındıran Prospero Serisi şimdi yeni üyesi ile tanışıyor.

Çağdaş Rus edebiyatının önemli temsilcilerinden Tatyana Tolstaya, Jaguar Kitap etiketiyle Türkçeye geliyor. 1951 doğumlu Tolstaya; roman, öykü, deneme gibi türlerde eserler verirken aynı zamanda yayıncılıkla da uğraşan bir isim.

Orijinal adı Кысь olan eser ilk olarak 2000 yılında yayımlanmıştı. Böcü, nükleer felaket sonrası bir dünyada geceleri insanlara musallat olan tuhaf yaratıkları odağına alıyor.

Böcü – Tatyana Tolstaya | Arka Kapak Tanıtımı

Böcü - Tatyana Tolstaya

Şehrimiz, toprağımız burası, adı ise Fyodor-Kuzmiçsk. Ondan öncesindeyse İvan-Porfiriçsk imiş, ondan da önce Sergey-Sergeyiçsk imiş, ondan önce Güney Ambarları imiş, hepsinden önce de…

Böcü’de, büyük bir nükleer patlama sonrası insana ve yaşama dair her şey dönüşüme uğramış ve aşınmış, tarihsel açıdan geriye –adlı adınca Orta Çağ’a– savrulmuş; ama bir şekilde aynı, daha doğrusu bilindik kalmıştır. Radyoaktif bozunmaya uğrayan bu dünyada yaşam, “Önceki Zaman”ın ufak tefek kalıntıları üzerinde edebiyata, özellikle de şiire tutunarak yeni baştan kurulur, bu yeniden kuruluş esnasında değişense belki de sadece isimlerdir.

Romana ismini veren ise, Fyodor-Kuzmiçsk şehrinin ormanlarında yaşayan, nükleer patlamanın doğurduğu bir canavardır: Geceleri “insancıklar”a musallat olan, in midir cin midir bilinmez, cırnaklarıyla ruhlarımızı, damarlarımızı cırmalayan, nefesini ensemizde hissettiğimiz ama bir türlü yüz yüze gelemediğimiz yabancı mahluktur.

Tatyana Tolstaya Böcü ile, ailesinden –ve tabii ülkesinden– devraldığı büyük edebî mirasa sırtını yaslayarak, post-apokaliptik bir dünyayı eşine zor rastlanır bir ironi ustalığı ve dil kıvraklığıyla resmederken, bir yandan da içimizdeki Böcü’ye ayna tutuyor.

Çağdaş Rus edebiyatının en özgün eserlerinden Böcü, Eyüp Karakuş’un Rusça aslından çevirisiyle…

“Böcü’nün muazzam yaratıcılığını, zenginliğini ve coşkunluğunu layıkıyla aktarmak imkânsızdır.” – John Banville

Eseri Rusça aslından dilimize kazandıran isim ise Eyüp Karakuş. 368 sayfalık roman Aralık 2020 tarihi itibarıyla raflardaki yerini almaya başladı.

Prospero Kitaplığı’nda yer alan diğer kitaplara buradan göz atabilirsiniz.

Böcü hakkındaki görüşlerinizi Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşmayı unutmayın.

Devrim Beyaz

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunuyum. 2016'dan beri serbest editörlük yapıyor, çeşitli internet siteleri ve dergiler için haber ve incelemeler kaleme alıyorum.

13 Yorum BULUNUYOR


  1. Avatar for alper alper dedi ki:

    Jaguar az ama çok güzel kitaplar yayımlıyor.

  2. Avatar for Elmakurdu23 Elmakurdu23 dedi ki:

    Kapakları da az ama öz. Paint programından çiziyorlar :stuck_out_tongue:

  3. Avatar for Erdal_01 Erdal_01 dedi ki:

    Ayrıca okuduğum kitaplarında neredeyse hiç kelime, harf, düşük cümle gibi hatalara denk gelmiyorum. Sadece bu seri değil genel olarak kitap kapaklarını beğeniyorum.

  4. Avatar for alper alper dedi ki:

    Böcü kıyamet sonrası kasvetli, kara mizah ve hicivle dolu bir toplum anlatısı. Nasıl gerçekleştiğini bilmediğimiz nükleer patlamadan 200 yıl sonrasını anlatan kitap da insanlar hem biçim hem de düşünce olarak değişikliklere uğramışlar. Fiziksel görünüşleri değişmiş ve cehaletin batıl inançların hüküm sürdüğü bir toplum kurmuşlar.

    Kıyamet sonrası dünya denilince okurun aklına aksiyonlu bir hikaye gelebilir öyle olmadığını hemen belirteyim. Belki de kitabın tüm aksiyonu dil ve anlatım biçiminde. Okunmasını öneririm.

    Yayıncının notu kısmında Özgün metinde bozulmuş, tahrif edilmiş bir dil kullanıldığı ve kasıtlı olarak yazım ve anlam yanlışları yapıldığı, argo sözcükler ve ifadeler olduğu belirtilmiş ve çeviride metnin bu özelliklerini korumak için Türkçe yerel ağızlardan yararlandıklarını, Türkçe de olmayan kelimeler için de kipler ve fiiller uydurduklarını yazmışlar.

    Kitap bence bu tercih edilen yöntem ile Türkçeye çok güzel aktarılmış hem çevirmeni hem editör ve yayıncıyı tebrik etmek lazım.

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'a gel ve sen de yorum yap!

8 cevap daha var.

Döngü Üçlemesi 1: Göklerden Gelen Umut - Kemal Sinan Özmen

Döngü Üçlemesi 1: Göklerden Gelen Umut – Kemal Sinan Özmen | Yazarının Kaleminden

Şizofrengi Dergisi Tüm Sayıları

Şizofrengi Dergisi Tüm Sayıları ile Dijital Ortamda