in

Charlie’nin Çikolata Fabrikası’nın Baş Karakteri Aslında Siyahiymiş

Umpa Lumpa gerçeğinden sonra bir de Charlie’nin Çikolata Fabrikası ile ilgili şaşırtıcı bir gerçek ortaya çıktı.

Charlie’nin Çikolata Fabrikası willy wonka siyahi

Yazarların ölümlerinden sonra ortaya çıkan gerçekler çok ilginç olabildiği gibi gündemden de kolayca düşmüyor. Alice Harikalar Diyarında’nın yazarı Lewis Carroll’a yöneltilen şok edici suçlamalar ya da bu haberin konusu olan Roald Dahl gibi.

Roald Dahl’ı Koca Sevimli Dev ve Dev Şeftali gibi pek çok değerli eserinin yanı sıra en çok Charlie’nin Çikolata Fabrikası isimli çocuk kitabıyla tanıyoruz. Hayalleri süsleyen fabrikası, içinde çocukların arzularına göre icatlar ve verdiği kıssadan hisselerle ilginç bir evren yaratmış, yediden yetmişe gönüllere taht kurmuştu. 2005’te ilginçliklerin yönetmeni Tim Burton da eserin ruhunu yansıtarak filme uyarlamıştı. Başrolünde Johnny Depp’in, yardımcı rollerde Helena Bonham Carter ve rahmetli Christopher Lee’nin oynadığı film bu güzide eseri yeni nesle sevdirmek anlamında önemli bir misyon üstlenmişti. Willy Wonka karakterini Gene Wilder’ın canlandırdığı 1971 yapımı müzikal filmi de unutmamak gerek elbette.

Gelin görün ki işler ilk yıllarda yazarımız için o kadar da toz pembe değilmiş. Çünkü Umpa Lumpalar kitabın ilk baskısında birer pigme, yani boyları 150 santimetreden daha kısa olan siyahi Afrika yerlileri olarak tasvir ediliyormuş. Kitabın beyaz perdeye ilk uyarlandığı tarih olan 1970’de, Ulusal Farklı Renkteki İnsanların Hakları Derneği (NAACP) bu durumu fark edip Dahl’ı ırkçılıkla suçlamış. Derneğe göre Umpa Lumpaların fabrikada işçi olarak çalışmaları fazlasıyla kölelik çağrışımı yapıyormuş. Dahl ırkçı olmadığının altını çizse de onlara hak vermiş ve ikinci baskıda bu detayı hemen düzeltmiş. Artık Umpa Lumpalar, Lumpaland adlı bir diyardan gelen hippimsi, cüce bir halk oluvermiş. Gene Wilder ise ırk problemini temelli ortadan kaldırmak için filmde onları yeşil saçlı ve turuncu derili bir ırk olarak göstermiş.


Gelgelelim eserin yayımlanmasından yıllar yıllar sonra, yazarın eşi Liccy Dahl BBC Radyo 4’te katıldığı bir programda, kitaba ismini veren Charlie’nin aslen siyahi bir karakter olduğunu açıkladı. Ancak Dahl daha sonra bundan vazgeçmiş. Eşine bu değişikliği sebebi sorulduğunda, “Bilmiyorum. Çok yazık oldu,” cevabını vermiş. Dahl’ın biyografisini yazan Donald Sturrock ise, siyahi bir Charlie’nin okuyucuları cezbetmeyeceğini söyleyerek değiştirten kişinin Roald Dahl’ın ajansı olduğunu belirtmiş.

“Başrolü siyahi olan bir kitap basıldığında insanların, ‘Neden?’ diye soracağını söyleyerek onu bunun iyi bir fikir olmadığına ikna ettiler.”


* Wonka’nın Çikolata Fabrikasından Tarifler: Çikolata Kaplamalı Çilekli Çokobar ve Karamela

Bayram Sarıkaya

Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisiyim. İyi ki blues, elektrogitar, kamera, 1970 yılı, bilimkurgu, "Kuzgun" ve turuncu var. Bolca okurum çünkü kitaplar olmadan hayat zaten sıkıcı. Dante'nin "Komedyası"yla girdiğim dünyada Samuel T. Coleridge'ın "Yaşlı Denizcinin Ezgisi"yle devam ettim. Uzak doğu sinemasına, genel olarak da sinemaya aşığım. Zaman makinesi bulup önce İngiltere'ye gidip H. G. Wells’le, oradan da Japonya'ya gidip Akira Kurosawa'yla tanışabileceğime inancım tam. Ölmeden önce Japonya’yı görmek istiyorum. Şu an yaptıklarımın çoğunu ileride Japonya'da yaşamak için yapıyorum, çünkü -önceki hayatımda feodal lord olmamdan kaynaklı da olabilir- bir şekilde ruhum oraya bağlı.

3 Yorum BULUNUYOR


  1. Avatar for Bay_Karamsar Bay_Karamsar dedi ki:

    Bu konularda kafamı kurcalayan iki şey var:

    Etnik gruplar söz konusu olunca eleştirilerin hedefi olunacak hususlar, hayali bir ülkenin, hayali vatandaşlarının başına gelince, neden sorun olmaktan çıkar? Temsili etnik grup olunca, zor şartlar insanileşir mi de sorun olmaktan çıkar?

    “Okurumuz bunu anlamaz! Bundan rahatsız olur! Kitabı satamayız!” gerekçesiyle yazarı düzenlemelere zorlayan yayıncılar, başka tartışmalarda da olduğu üzere, neden eleştirilerin hedefinden kolayca kaçar?

    Ayriyeten bu konularda nitelik ile nicelik ayrımına gidilmesi şart. Anlatılan ile içerik kavranmadan suçlamalarda bulunulmaması gerek. Örneğin, en son, Robert E. Howard’ın Solomon Kane maceralarını okumuştum. Afrika kökenlileri tanımlarken, günümüz için doğrudan ırkçılık kabul edilebilecek ifadeler yer almakta. Ama bu, ilgili öykülerin ırkçı söylemler yaftası yemesine gerekçe olamaz.

    Etnik kökene yönelik bilinçli bir saldırı değil, anlatılan zamanda (16. yy) tuhaf kaçmayan ve anlatıcı olarak, yazarın yaşadığı zaman (1920-30’lu yılar) içinde alışılagelmiş ifadeler kullanılmakta. Kimse etnik kökenine göre iyi veya kötü değil. Gücünü ve bilgisini, mazlumu korumaya mı, yoksa başkalarını mazlumlaştırmaya mı kullandığına göre haklı-haksız, iyi-kötü ayrımı mevcut. Örneğin, Kane, elindeki güçle sapkınlaşıp zalimleşen Avrupalıyla da mücadele ediyor, aynı prensiplerle diğer kabilelere zulmeden güçlerle de savaşıyor. Bir öyküde, yerlilerin savaştaki teknik yetersizliğine değinilirken verilen ünlü İngiliz okçuluğu, akla, yerlilerin barışçıllıklarını getiriyor. Öykünün sonundaki zafer, Avrupalı Kane’in barbar kökenlerine atıfla kutsanıyor; Avrupalı medeni kimlikte biri değil, tam karşıtı vahşilikte biri onaylanıyor.

Söyleyeceklerin mi var? Forum'a gelip sohbete katıl.

3 Yorum

    Su Adamı: İthaki Bilimkurgu Klasikleri’nin Bizimle Tanıştırdığı Şaheser

    Yeni Yazarlara Açık Çağrı: Türkiye ve Birleşik Krallık Ortaklığında Öykü Yarışması