Harry August’ın İlk On Beş Hayatı | Tanıtım

“Karmaşıklık harekete geçmemenin mazereti olmalı.” – Cronus Kulübü

harry-august-ust

Arthur C. Clarke Ödülü’nün prestijini tartışmaya gerek bile yok; fakat biz bu ödülün adaylarını ya da kazananlarını ancak üzerinden zaman geçince okuyabildiğimizi tartışabiliriz. Koridor Yayıncılık bu kaideyi bozanlardan oldu ve 2015’in Arthur C. Clarke Ödülü’nün en güçlü adaylarından birini, 2015 yılında dilimize kazandırdı.

Harry August’ın İlk On Beş Hayatı, zaman makinesini ya da bu tür araçları bir kenara bırakıp, tamamen yaradılıştan gelen bir özellikle zamanda yolculuk yapmayı anlatıyor. Düşünsenize, geçmişe ya da geleceğe gidebilmenin yolu teknoloji değil de insanın doğası olsaydı ne olurdu? Ben söyleyeyim, bu hiç de hoş değil.

Harry August bir ouroboran, başka bir deyişle kalachakra. Kalachakra, Tibet Budizmi öğretisinde “zaman çarkı” demek olmakla birlikte, ouroboran ise kendi kuyruğunu yiyen ve Ouroboros’tan gelmekte. Peki ne demek bu? “Ölümsüzlük” tabiiki. Ouroboros’un kendi kuyruğunu yiyerek oluşturduğu döngü gibi, kalachakra’nın temsil ettiği zaman çarkı gibi, dönüp dolaşıp aynı zaman dilimini yaşamak demek. Her ölümün ardından aynı yerde, aynı şekillerde doğmak demek. Ve Harry August’ın bunu tam tamına 15 kez yapacağına şahit olacağımızın bir başka söyleniş şekli. Düşünsenize bir, tekrar tekrar aynı zaman dilimini yaşamak nasıl bir şey olurdu? Ölüm yok, ahiret yok, sadece çarkın ve döngünün kendisi var.

Harry August’ın bu 15 yaşamını detaylarıyla görüyoruz. Kendisi gibi olanların oluşturduğu Cronus Kulübü ile tanışıyoruz. Gelecekten geçmişe ölüm (ve dolayısıyla yeniden doğum) yoluyla aktarılan mesajları görüyoruz. Çocuktan yaşlıya doğru aktarılan bu mesajlar bize geçmişte yapılanların gelecekte neleri etkilediğine dair uyarılar taşıyor. Kitabın arka kapağını okuduysanız biliyorsunuz: Harry August’a küçük bir kız gelir ve ona bir mesajı olduğunu söyler. İşte, Harry’nin döngüler içindeki tipik hayatı da tam bu anda değişir.

Bu tarihi bir roman. Alternatif tarih demek belki bir bakıma doğru olur, çünkü Harry’nin 1930’lar ve 1990’lar arasında geçen ömründe pek çok tarihi olaya da şahit oluyoruz. Ancak bu ölümsüzler, aynı zaman dilimini yaşama lanetine ve ödülüne sahip olanların bir kuralı var: Zamanı değiştirmeyeceksin.

O zaman sorarım size, bu ölümsüz insanlar neden dünyada? Yazar bunu hayatın anlamsızlığıyla açıklıyor bir nevi. Her şeye bir anlam yükleme insanın doğasının bir parçası. Peki ouroboranların varlığının da bir nedeni olmalı mı gerçekten? Bazıları bunun üzerine kafa yorduğunda, aralarından bazıları belirli aralıklarla dünyanın gidişatına yön vermeye çalışıyor. Sonuç mu? 5 yaşında bir çocuk yarın bir gün sizi bulur ve önemli bir mesajı olduğunu yüzyılları içine sığdırmış gözleriyle söylerse sonucu en net biçimde görürsünüz.

harry-augustin-ilk-on-bes-hayatiAncak zaman sadece biz ölümlüler için doğrusal. Biz yaşıyor ve ölüyoruz. Zaman akmaya devam ediyor. Oysa Harry gibi olanlar aynı döngünün içinde, tıpkı tekerleğinde dönen bir hamster gibi dönüp duruyor. Ve zaman akmaya devam ediyor. Ve zaman kırılımlara ayrılmaya da devam ediyor. Her ne kadar majör değişiklikler kesinlikle sakınılan şeyler olsa da, Harry’nin her hayatında yaptığı küçük değişimler zamanda bambaşka olasılıklar ve kollar yaratıyor. Buyurun size bir beyin jimnastiği. Ancak ufak bir eleştiri gelsin. Yazarın bu küçük değişimlerin yol açtığı yeni zaman kırılımlarını bizlere hiç göstermiyor oluşu benim için kitabın eksik kalan yanlarından biri oldu.

Harry August’ın bu ilk on beş hayatı boyunca defalarca kez doğumuna, defalarca kez aile ilişkilerine şahit olacağız. Defalarca kez hayatında bazen tekrar bazense ilk kez tanıştığı kişilerle karşılaşacağız. Ouroboranların dünyasına girip çıkacak, bu sırada hafızamızı hiç kaybetmeyeceğiz. Çünkü her yeniden doğum bir önceki yaşamların tecrübesini ve hatıralarını da beraberinde getirecek. Yani kafa olarak tekrar çocuk ya da bebek olmak imkân dahilinde bile değil. Yüzyılları sırtlamış bir insanın zihniyle hayat-ölüm-hayat döngüsünde sürüklenmek var sadece.

Peki Harry ne yapıyor? Bu koca 15 yaşam boyunca neler oluyor? Bakın, kitap nasıl başlıyor:

Bunu senin için yazıyorum.

Düşmanım. Dostum.

Zaten biliyorsun, bilmelisin. Kaybettin.

Anlayacağınız, Harry ile tekrar tekrar yaşayacağımız yüzyıllarda bir dost ve aynı dosttan doğan da bir düşman edineceğiz ve bu dostluk/düşmanlık çağlar boyu sürecek. Bir kedi-fare oyununa dönecek. Ölümün hiçbir anlam ifade etmediği, birinin kaybetmeye yaklaştığı anda zamanı sıfırladığı, kimi av ya da kimin avcı olduğunun sürekli değiştiği bir kovalamaca bu. Sonunda biri kazanacak, biri kaybedecek. Kitabın ilk sayfası bizlere sonucu söylüyor, fakat nasılı bilmek isteriz, değil mi?

Bu açılışla birlikte Harry ile ilk kez doğuyor ve 15’e kadar devam ediyoruz. Bazen eceli beklemeden intihar etmek gereken durumlar da oluyor hani. Aman ne olacak? Ucunda ölüm yok ya?

Harry August, Arhthur C.Clarke Ödülü’ne neden aday olduğunu size kitap boyunca yaşattığı sıra dışı deneyim ve fazlasıyla gerçekçi doğasıyla birçok kez kanıtlıyor. Bunun altını çizmek gerek, yazar Claire North kitabını bir kurgudan öte bir otobiyografi olarak yazmayı başarmış. Bazen gerçekten de ouroboranların varlığına inandırıyor sizi. Ancak kitabın tüm bu güzel yanlarının yanı sıra, bazı yerlerin gereksiz uzatıldığını düşünüyorum. Kimi detayları bilmesek de olurdu diyorum. Hele ki gelecekten geçmişe aktarılan mesaj yerine ulaşmış, yani Harry’i bulmuş ve başarıyla iletilmişken, aksiyonun doruk noktasına çıkacağı yerde bazı sayfalar bizi oyalıyor. Dünya sona ermek üzere ve bu doğal koşullarla olmuyor. Bir şey yapmalı ve Harry de bunun için kolları sıvıyor. Ancak o arada geçen zaman okuru biraz yoran cinsten.

Dahası, önceki paragraflarda da dediğim gibi, özellikle bu kedi-fare oyununda zaman en sıkışılan anda sıfırlandığında neler olduğunu bilemiyoruz. Yani demek istiyorum ki, karakterlerden biri başı sıkışınca yeniden doğmak üzere kendi fişini çektiğinde diğeri de tabii ki onun ardından gidiyor. Peki o sırada terk ettikleri zaman kırılımında neler oluyor? Gelecek nasıl etkileniyor? Ne de olsa zaman nehri akmaya devam ediyor o esnada. Cronus Kulübü’nün daha gelecekte doğmuş üyelerinden bir şeyler duyuyoruz elbet, fakat görmüyor olmakla birlikte, sadece birkaç cümlelik mesajlarla sınırlı kalıyoruz. Bu da aslında kitabın ortada olan bir başka büyük potansiyeline gölge düşürüyor.

Tüm bunların dışında, Koridor Yayıncılık’ın bu kitabı bizlerle böylesine hızlı buluşturması takdire şayan. Fakat çeviri ve editörlükte bazı içime sinmeyen noktalar olduğunu söylemem lazım. Kesinlikle kötü demiyorum; okumayı baltalayan hiçbir şey yok. Sadece bir tık üstü harika olurdu. Beni okuma anlamında sıkıntıya düşüren aslında tek şey kimi eksik virgüller oldu.

Eğer bir maniniz yoksa Harry August ile tanışın. Hatta bir değil, tam 15 kez tanışın onunla, çünkü dolu dolu yaşadım sözünün vücut bulmuş hâlidir o.




Genel Yayın Yönetmeni
2009 yılında Kayıp Rıhtım'a elimi verdim, sonra da ruhumu kaptırdım. Bu yolun devamında çeşitli gazetelerin kitap eklerinde kitap incelemelerim, TRT Radyo 1'de canlı yayın konuğu olarak katılıp kurgu edebiyatını anlattığım 2 yayın, 5 yıldır süren Kahramanın Yol Türküsü adlı kendi edebiyat temalı radyo yayınım, kitap inceleme videoları serim Kayıp Rıhtım İnceliyor ve bir de bonus olarak Oyungezer Dergisi'nin kültür sanat sayfalarında düzenli yazarlığım oldu. Tüm bunların yanı sıra, gerçek hayatın sıkıcılığında, bir bilgisayar mühendisi olarak yaşıyorum. Ama biz ona Clark Kent kimliğim diyelim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Harry August’ın İlk On Beş Hayatı | Tanıtım

“Karmaşıklık harekete geçmemenin mazereti olmalı.”
– Cronus Kulübü

“Son gemi de ayrıldığında limandan,

Kaybolmuştu artık o rıhtım, gecenin karanlığından…”

Başa dönün