in

Hasan Ali Toptaş Taciz İfşaları Ortaya Çıkınca Kadınlardan Özür Diledi

Hasan Ali Toptaş, cinsel taciz ifşaları ile gündemde. Yazar Pelin Buzluk’un başından geçenleri anlatması sonrasında Toptaş’tan “samimiyet dolu” bir özür geldi.

Hasan Ali Toptaş Cinsel Taciz Özür

Hasan Ali Toptaş ile ilgili atılan bir Tweet sonrası gerçekler ortaya çıktı. Yazar Toptaş tarafından taciz edildiklerini ifade eden pek çok kadın, kısa süre içerisinde yerli bir Metoo Hareketi’nin fitilini ateşledi. Yazar Pelin Buzluk’un başından geçenleri anlattığı Tweet sonrası tepkiler büyüdü. Hasan Ali Toptaş ise özür dileyen bir açıklama metni paylaştı.

Çağdaş edebiyatımızın öne çıkan yazarları arasında gösterilen Hasan Ali Toptaş hakkında paylaşılan Tweet’ler, az zamanda anonim bir ifşadan gerçeğin ta kendisine dönüştü. Kadınlar, başlarından geçen dehşet verici cinsel taciz olaylarını cesurca aktarmaya başladı.

Her şeyin başlangıcı ise Toptaş’ın TRT 2’de katıldığı bir programdan kısa kesitin paylaşılması ile oldu. Bir kullanıcı videoyu paylaşarak, “Bu adamın ifşalanmasını heyecanla bekleyen kaç kişiyiz?” ifadesini kullandı.

Paylaşım sonrası büyük bir dayanışma örneği gösterildi. Tweet’in altında pek çok kadın Hasan Ali Toptaş tarafından uğradıkları tacizi anlattı. Yazar Pelin Buzluk’un cesur paylaşımı ise işi başka bir seviyeye taşıdı.

“Benim de kendisiyle çok korkunç bir anım var. O zaman evliydim, eşime bile anlatamadım. Yıllar sonra güçlükle anneme anlatabildim.Sonraları bazı yazar arkadaşlarıma yine zorlanarak anlattım.Bir hafta sonra kendisiyle yan yana fotoğraf paylaşan oldu. Leyla asla yalnız değilsiniz.

“Yıllar geçti ama yazarken şimdi bile gözyaşlarımı tutamıyorum. Hiç kolay değil dile getirebilmek. Ama dur dememiz lazım. O itibarını arkasına alıp bunu yapıyorsa o itibarı yerle bir etmemiz lazım.”

Buzluk’un bu paylaşımı kamuoyunda büyük destek gördü. Bundan cesaretle birçok kadın başlarından geçen korkunç olayları aktaracak cesareti buldu.

Pelin Buzluk Başından Geçenleri Anlattı

Buzluk, daha sonra Hürriyet gazetesinden Ece Çelik’e konuşarak şunları ifade etti:

“2011 yılında, cinsel tacizden de öte cinsel saldırı diyebileceğimi bir olaydı. Benim için konuşması çok güç bir durum. Eski eşimle bizi yazıevine davet etmişti. Eşim gelmek istemeyince tek başıma gittim. Fiziksel yönelmesi ve zorlaması oldu. Şoke olmuştum. Bir süre kendimi banyoya kapattım, kendisine ‘Özür dilerim ama istemiyorum’ dedim. Sonraki yıllarda özür dilediğim için kendimi çok suçladım. ‘O zaman neden bu elbiseyi giydin?’ dedi ve beni geri kafalı olmakla suçladı. O gece o evden kurtulduktan sonra da hiçbir şey olmamış gibi benimle iletişimi sürdürmek istedi. Kendini asla suçlu görmedi.”

Hasan Ali Toptaş Özür Diledi

Hasan Ali Toptaş, sosyal medya hesabı üzerinden bir özür açıklaması paylaştı:

“İnsan eril failliğin ne olduğunu anlayana kadar karşı tarafta ne büyük yaralar açtığını bilmeden, fark etmeden, düşünmeden hatalar yapabiliyor. Failliğin ne olduğunu bugün kadınlardan öğreniyoruz. Bilmeden, farkında olmadan yaptığım davranışlar nedeniyle kırdığım, üzdüğüm, yaraladığım bütün insanlardan samimiyetle özür diliyorum.”

Aslı Tohumcu, Bora Abdo’nun Tacizini İfşa Etti

Paylaşımların yarattığı dayanışma başka tacizleri de ortaya çıkardı. Yazar Aslı Tohumcu, bir başka yazar Bora Abdo’yu şu sözlerle ifşa etti:

“Bora Abdo’nun adını vererek, Pelin Buzluk’un Hasan Ali Toptaş ifşasından cesaret alarak yani, yalnız olmadığımızı göstermek istedim. Kadınlar birbirinden güç alarak konuşuyor, daha da konuşacaklar belli.”

Yazar Nermin Yıldırım ise şu ifadelerle kadınlara olan desteğini açıkladı:

“Aslı, yaşadıklarını bana anlatmıştı. Başına geleni konuşma cesareti bulan kadınlar öyle hızlı itibarsızlaştırılıp zorbalığa uğruyor ve yalancı muamelesi görüyor ki bunu öyle çok yaşadık ki artık biri ses çıkardığında koşup yanında durmak istiyoruz.”

Yayın Yönetmeni Saadet Özen’den Mesaj

Yazarın kitaplarını yayımlayan Everest Yayınları’nın genel yayın yönetmeni Saadet Özen’den ilk açıklama bu sabah geldi. Özen, paylaştığı Tweet’te şu sözleri kullandı:

“Bana göre kadınların beyanı, mağdurun sesinin duyulması, tacizin, baskının açığa çıkması, konuşulması, sorgulanması için esastır. Her kim söz konusu olursa olsun bu kural değişmez.

“Mağdurun sesinin duyulabilmesi kadınlara açılan alanın büyümesiyle de ilgili. Böylesi bir konuda yargı merci ben değilim. Ancak bulunduğum her yerde, bu söylediklerime göre davranmayı bir görev sayıyorum. Yayınevinde ben bulunduğum müddetçe bu böyle olacak.”

Yayınevinden İlk Açıklama

Hasan Ali Toptaş’ın eserlerini yayımlayan Everest Yayınları, paylaştıkları bir Tweet ile “her türlü tacizin” karşısında olduklarını ve süreci değerlendirdiklerini duyurdu:

Değerlendirmenin sonucunda nasıl bir karara varılacağı ise merak konusu.

Kayıp Rıhtım olarak konuşan kadınların gücüne inanıyoruz. Dayanışmanın artarak devam etmesini ve gerçeklerin gün yüzüne çıkmasını sürdürmesini diliyoruz.

Konuya dair görüşlerinizi Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşabilirsiniz.

Oyla!

Devrim Beyaz

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunuyum. 2016'dan beri serbest editörlük yapıyor, çeşitli internet siteleri ve dergiler için haber ve incelemeler kaleme alıyorum.

135 Yorum BULUNUYOR


  1. Avatar for birkitapbirmona birkitapbirmona dedi ki:

    “Bilmeden taciz” yapmış, “eril failliği kadınlardan mı öğrenecekmiş”… Çok yazık.

    Daha önce kitaplarını okuyup şimdi bu rezaleti öğrenince şok yaşayanlar için benzer bir durumda Kant’ın nasıl davranmamız gerektiğini soruşturan çok faydalı bir metin de paylaşmak istiyorum.

    Kaynak: Nietzsche Bu İşe Ne Derdi? - Marcus Weeks

  2. Avatar for murgul murgul dedi ki:

    Tam olarak ne tür bir kanıt istiyorsunuz kadınlardan söyler misiniz? 2 kişinin bulunduğu bir ortam hakkında sözlü beyan dışında ne tür bir kanıt olabilir? Kadınlardan üstlerinde gizli kamera ve dinleme cihazıyla dolaşmasını mı istiyorsunuz?

    Taciz iddiasında bulunan kadınların sözlü beyan dışında bir kanıt sunamayacaklarını çok iyi biliyorsunuz.

  3. Avatar for Agape Agape dedi ki:

    Aynı kişi tarafından tacize uğradığını beyan eden “birçok” kadın yeterli kanıt değil midir? Bir kadın bunu medyaya taşıdığında başkasının yerine yaşadığı şiddetli utanç yüzünden senelerce susan birden çok kadının başka kadınlardan destek alarak “Evet, beni de taciz etmiştir.” diyerek nihayet yıllarca yüreğinde taşıdığı yükten bir nebze olsun kurtulması ve bunu yapanın cezalandırılmasını istemesi normal değil mi?

    Ben mi yanlış anlıyorum? Bu kadınların hepsi Toptaş’ı tanıyor, zamanında aynı mekanlarda bulunmuşlar. Birbirini bile tanımayan kişiler değil mi bunlar?

  4. Avatar for Everfever Everfever dedi ki:

    HAT’tan bağımsız bir şekilde konuya giriş yapacağım ama bence çok karmaşık bir konu bu. Karmaşıklığın birincil sebebi “bence” flört-sarkıntılık-taciz-cinsel saldırı arasındaki çizgilerin fluluğu. Flört ile cinsel saldırı arasındaki ayrım flu değil ama flört ile sarkıntılık, sarkıntılık ile taciz arasındaki farklar biraz flu. Her iki tarafın da rızası varsa flört olur. Taraflardan biri razı değilse sarkıntılık, devam ederse taciz. Eyvallah. Peki, erkek bir adım attı, kadın olumsuz bir karşılık verdi, erkek de özür dileyip geri adım attı. Bu taciz sayılır mı? Veya sarkıntılık? Mesela birkaç ay önce bir haber okumuştum, adam aynı fabrikada çalıştığı genç kıza, “Hayırlı sabahlar,” diye mesaj atıyor. Kız tersleyince de, “Özür dilerim, duygularıma yenik düşüp mesaj attım, rahatsız etmek istemedim,” diyerek mesajlaşmayı sonlandırıyor ama kadın yönetime gidince adam tazminatsız bir şekilde işinden oluyor. Eğer bu durum taciz sayılacaksa, erkeklerin kadınlara “günaydın” demesi bile taciz kapsamına alınabilir.

    Bir diğer konu da “eğer adam haklıysa, itibarı iade edilir” konusu. Maalesef genellikle böyle bir durum yok. Haklının değil, sesi en çok çıkanın dinlendiği bir dünyada yaşadığımız için kadın çok yüksek sesle taciz olduğunu söylediği zaman erkeğin itibarını düzeltmesi kolay olmuyor. Kesinliğinden emin değilim, yine birkaç hafta önce okuduğum bir yazıda bir doktor medyadan şikayetçi olmuştu. Kısaca asılsız bir taciz iddiası yüzünden bir kadınla mahkemelik olduğunu, bu haberin gazeteler tarafından “Tacizci Doktor!” olarak verildiğini, ikinci celsede marketin kamera kayıtlarına bakıldığında (kadın, doktorun onu markette taciz ettiğini iddia ediyor) kadının sadece omzuna dokunduğu için takipsizlik kararıyla davanın düşürüldüğünü, bunun üzerine aynı gazetenin haberi “Tacizci Doktora Beraat!” olarak verdiğini anlatıyor. Şimdi bu doktor bu haberleri sildirmek için mahkemeyle uğraşmak zorunda. Sildirmezse eğer adını arama motorunda arattığınız zaman göreceğiniz şey taciz haberleri. Ama sildirse bile onun adını taciz haberiyle hatırlayacak nice insan var. Şimdi adamın itibarı ne kadar iade edilebilir? Ben birine iftira atsam, bunu dünya âlem duysa, sonra da kalkıp “pardon, hadi geçmiş olsun” desem itibarı iade edilmiş olur mu?

    Ancak erkeklere yapılan haksızlıktan bahsedildiğinde sesimizi duyurmak o kadar kolay değil. Ciddiye alınmak daha da zor. Aklı başında kimse, “Taciz iddiaları incelenmesin, üstü örtülsün,” demiyor. Sadece, “Erkeğin de kadının da beyanlarına şüpheyle bakmak gerekir. İncelemeden, yalnızca bir tarafın sözleri dinlenerek verilen kararlar hatalı olabilir. Bu hatayı da sonradan düzeltmek güçtür,” deniyor.

    Başta söylemem gerekeni en sonda söyleme notu: Edebiyat ve sanat dünyamızdaki her türlü taciz, zorbalık ve suistimalin duyurulması taraftarıyım. Ancak tacizcilerin (ki her insan gibi suçları ispat edilene dek masumdurlar) çıldırmış güruhlar tarafından yaba ve meşalelerle değil, adaletle cezalandırılmasını savunurum.

  5. Avatar for Agape Agape dedi ki:

    Bir kadın olarak Türkiye’de yaşamanın ne kadar zor olduğunu anlatmaya bir başlasam forumun harf sınırı yetmez. Çocukluğumdan beri türlü türlü tacizlere maruz kaldım. Bir noktadan sonra insan kendisinden tiksinmeye başlıyor sırf kadın olduğu için. Erkeklerin bir kısmının ergenlik çağında şımarıklıkla bazı hareketlerde bulunduğunu ve bunların aslında taciz olduğunu fark etmediklerini gördüm. Sırf aralarında gülüşüp alay etmek için bile rencide edici davranışlarda bulunuyorlar. Çoğu farkında değil. Yaşça biraz daha olgun olanların da bu tip davranışları yaramazlık, küçük heyecanlar olarak isimlendirdiğini gördüm. Bunu herkese mâl edemem. Kadınları biraz irdelediğinizde size mutlaka bir taciz hadisesi anlatırlar ama küçük ama büyük çaplı. Neye göre küçük büyük derseniz bunu belirleyenler de erkekler aslında. Eline mi değmiş, aman ne var canım bunda? Bu isimlendirilen küçük çaplı davranışlardan birisidir. Yaşanılan şehrin de bunda payı büyük olabilir veya olmayabilir bilmiyorum. Birden çok şehirde bulundum ve dönem dönem yaşadım ama İstanbul kadar bu anlamda rezilini görmedim. Başka şehre giderken bir içim rahatlıyor, sanki üstümden büyük bir baskı kalkıyormuş gibi hissediyorum. Meslek hayatımın ilk yılları ve staj zamanlarımda resmi devlet dairelerinde öyle şeyler oldu ki meslekten de soğudum. Arkadaşlarım da aynı şeylerden defalarca kez şikayetçilerdi bambaşka şehirlerde olsak da.

    Sonuç olarak; evet, suistimal edilebilir bir durum. Kötü niyet cinsiyet gözetmez. Anonim hesaplara da ben kızamıyorum. Ailesi filan duysa belki kızını, karısını dövmekten beter edip öldürecekler de vardır. Arkadaş çevresinin onu ayıplayacağından korkan da. Herkesin çevresi, yaşam şekli, hayat şartları aynı değil. Herkes böyle bir şeyi anlayışla karşılayıp eşine, kızına destek olmuyor. Bunlar da ülkemizin gerçekleri maalesef. Taciz edilen siz bile olsanız bunu dile getirdiğinizde “namussuz” yaftası ile etiketleniyorsunuz. Veyahut birisi çıkıp size “kırmızı” giymek davettir diyebiliyor ya da “Acaba sen bunu hak edecek ne yaptın?” diyebiliyor. Bunların zaten yaralı bir kadını ne kadar daha fazla hasar verdiğine kimse bakmıyor. Kimilerinin ailesi ise bunları duyunca harap oluyor. Ben kendi şahsım için şunu diyebilirim ki böyle şeylerden bahsetmek aynı travmaları tekrar tekrar yaşamak demektir. Kolay değildir. Kabullenebilmek çok zordur. Adlandırabilmek çok zordur. Bir türlü sindiremezsiniz ve en sonunda kendinizi bir paçavra, bir çöp gibi değersiz bir varlık olarak görürsünüz.

    Medyada çok fazla atıp tutan var. Hayat düşüncelerimizdeki gibi kolay ve mantıklı olsa keşke ama maalesef değil.

    Her şeye rağmen fesatlık ve intikam adı altında masum erkeklerin karalanmasına da sonuna dek karşıyım. Bir inat, belki kişisel bir hınç, belki de intikam sebebiyle çoluğu çocuğu olan babalara da iftira atmak bir o kadar çirkin ve aşağılık.

    Bu noktada ben, kendim olarak, itiraf edenler dışında kimseyi suçlu göremiyorum. İtiraf edenler zaten bunu yaptıklarını kabul ediyorlar. Sessiz kalanlar ise iftiraya mı uğradı yoksa hakikaten bu iğrenç davranışlarda bulundular mı bilemiyorum. Mahkemelerin çözeceği bir durum bu.

    Sonun sonu olarak kadınların artık yakarış haline gelen bu paylaşımlarını çok iyi anlıyorum ve bir kez daha erkekler tarafından bu şekilde aşağılanarak yaşam standartlarımızın düşürülmesini kabul edemiyorum.

    Bir insan olarak kadın erkek fark etmeksizin herkesin huzurla hayatına devam etmesini dilerim. İnsan olan herkes bunu hak ediyor.

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'a gel ve sen de yorum yap!

130 cevap daha var.

Yeni Kingsman Filmleri

Kingsman Filmleri: 8 Yeni Proje Duyuruldu

Mank Netflix David Fincher

Mank İncelemesi: David Fincher’dan Üst Kurmaca