Kız Çocuk Hakları Bildirgesi Kitabı İmha Edildi, Çevirmene Dava Açıldı

Elisabeth Brami’nin muzır ilan edilen Kız Çocuk Hakları Bildirgesi kitabı toplatılıp imha edildi. Eserin çevirmenine ise hapis istemi ile dava açıldı.

Geçen sene çocuklara yönelik 4 kitap müstehcenlik gerekçe gösterilerek muzır bulunmuştu. İşte o kitaplardan Elisabeth Brami’nin Kız Çocuk Hakları Bildirgesi ve Erkek Çocuk Hakları Bildirgesi adlı eserleri İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından toplatıldı. Kitapların imhası sonrası eserin çevirmeni Burcu Uğuz hakkında da dava açıldı.

Geçen yıl ekim ayında Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu, Türkçede yayımlanan 4 çocuk kitabını çocukların maneviyatına zarar vereceği gerekçesiyle muzır ilan etmişti.

Bu kitaplar arasında Yapı Kredi Yayınları’ndan Elisabeth Brami imzalı Erkek Çocuk Hakları Bildirgesi ve Kız Çocuk Hakları Bildirgesi kitapları; hep kitap’tan Francesca Cavallo ve Elena Favilli imzalı Asi Kızlara Uykudan Önce Hikâyeler Olağanüstü 100 Hikâye; Cinius Yayınları’ndan Sünnetçi Kız olmuştu.

Toplatılıp İmha Edilen Kız Çocuk Hakları Bildirgesi Kitabının Çevirmenine 3 Yıla Kadar Hapis İstemiyle Dava

Sabah Gazetesi’nden Atakan Irmak’ın hazırladığı habere göre, bakanlığın 5 kişiden oluşan heyetinin raporu üzerine harekete geçildi. Raporda “çocukların kitabın içerisinde eşcinselliğe özendiren ve çocuk gelişimi üzerine basmakalıp fikirleri değiştiren ifade ve görsellere yer verildiği” iddiası yer aldı.

Kız Çocuk Hakları Bildirgesi Kitabı

Bakanlığın talebi ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Yapı Kredi Yayınları’nın yayımladığı Kız Çocuk Hakları Bildirgesi ve Erkek Çocuk Hakları Bildirgesi kitapları için kararını açıklandı. Eserlerin basım, dağıtımı sınırlanarak satış yasağı getirildi; basımı yapılan kitaplar da imha edildi.

Yapı Kredi Yayınları’ndan pek çok çevirisini okuma fırsatı bulduğumuz Burcu Uğuz için ise 3 yıllık hapis istemi ile dava açılacak. “Müstehcen Yayınların Yayılmasına Aracılık Etmek” suçu kapsamında düzenlenen iddianeme, çevirmenin 3 yıla kadar varan hapis cezası ile yargılanmasını istiyor. Açılan dava ise önümüzdeki günlerde Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

Kitaplar muzır ilan edildiğinde Türkiye Yayıncılar Birliği olayı kınayan bir açıklama yapmıştı. Eserlerin serbestçe açıklanması ve yayımlanması özgürlüğünün anayasamız tarafından korunan bir hak olduğunu hatırlatan Birlik, özgürlüklere müdahalelerde bulunulmaması yönünde fikir belirtmişti.

GÖZ ATIN  Yasaklı Kitaplar: Amerika'da En Çok Yasaklanan 12 Kitap

Muzır ilan edilen Asi Kızlara Uykudan Önce Hikâyeler Olağanüstü 100 Hikâye ve Sünnetçi Kız kitapları için henüz yasal bir süreç başlatılmadı.

Yaşanan son gelişmelere sizin yorumunuz ne yönde? Görüşlerinizi Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşabilirsiniz.

* * *

25. İzmir Kitap Fuarı Corona Virüsü Yüzünden Ertelendi




Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunuyum. 2016'dan beri serbest editörlük yapıyor, çeşitli internet siteleri ve dergiler için haber ve incelemeler kaleme alıyorum.

Kız Çocuk Hakları Bildirgesi Kitabı İmha Edildi, Çevirmene Dava Açıldı için 32 yorum

  1. “İstedikleri kişiyi sevme hakkına sahiptir.” cümlesinin neyini tartışıyoruz ki? Eşcinselliği değiştirmek ve bastırmak mümkündür diyenler kendilerini hemcinslerinden hoşlanmaya zorlayabiliyorlar mı çok merak ediyorum. Uzman fikirleri diye esip gürlemeden önce dünya sağlık örgütünün bu konuyla alakalı yaptığı açıklamayı okumanızı beklerdim. Hasta olan eşcinseller değil homofobiklerdir bence. Sana hiçbir zararı olmayan bir insandan tiksinmek, ölmesini istemek daha normal mi geliyor cidden. Şaşırtıcı.


  2. alper dedi ki:

    Bu tartışmalar genelde kültürel, ahlaki, dini yargıların dışına taşmıyor. Bir şey için doğal mı değil mi konusunda canlılık yaşamına bakmalıyız, Örneğin eşcinsellik doğada,insan dışı canlı yaşamında var mı? Canlılığın doğasında bu var, gerisi bizlerin kültürel, ahlaki, dini yargılarıdır.


  3. Eşcinselliği ‘‘tedavi etmek’’ için yıllarca sistematik olarak eşcinsellere psikolojik işkence uygulandı.Çeşitli yöntemler denendi,ilaçlar verildi.Hiçbiri işe yaramadı,sadece insanlar işkenceden kurtulmak için artık eşcinsel olmadığını söyledi.

    Yukarıdaki paragrafı baya yumuşatarak yazdım ancak izlediğiniz çeşitli filmleri,okuduğunuz çeşitli kitapları,1800-2000 arası insanların etik yapısını,bildiğiniz çeşitli olayları(insan hayvanat bahçesi vb) düşünürseniz,yukarıdaki paragraftaki olayların ne kadar sert ve acımasız olduğunu anlayabilirsiniz.

    LGBTi+'nin yönelim olduğunu değil tercih olduğunu düşünelim,tüm bunlara rağmen eşcinseller ‘‘normal’’ olamamışken, '‘normal’'in iki netflix dizisiyle eşcinsel olacağını düşündüren nedir ?


  4. Cinsel yönelim özenerek olan bir şey değil.

    Şöyle bir olay var. Trans deneyim hakkında. Ama, asla bitmeyen “özenerek mi, içinden gelerek mi?” tartışmalarına örnek gösterilen bir vaka olduğu için paylaşıyorum:

    Gebelikteyken gelişim kusurları olan bir erkek bebek dünyaya geliyor. Çocuğun üreme organları gelişim gösterememiş. Çocuk hayatının sonuna kadar bu gelişim eksikliğinin dertlerini çekecek. Ebeveynler çare için doktorlarla konuşuyorlar. Sonunda çareyi cinsiyet değiştirme ameliyatında buluyor. Erkek bebek, kız bebek oluyor. Süreç ergenliğe kadar sorunsuz. Ergenlikle birlikte kız çocuğu erkek olmaya çabalıyor. Erişkinliğe geçinceyse cinsiyet değiştirme operasyonlarıyla erkek kimliğine giriyor.

    LGBTQİ+ durumu da böyle. Özentiye yakın gelebilecek şey, bir ihtimal, erişkinlik dönemindeki cinsel eylemlerindeki kısa dönemlik değişimlerdir, o da belki. Geçiciliği, eylemin içselleştirilme biçimi vs. sebebiyle, cinsel yönelim ve kimlikten ziyade cinsel eylem alanına giren bir mesele. Örneğin, eşcinsel deneyimlerde bulunan heteroseksüeller de olabilir; heteroseksüel deneyimlerde bulunan eşcinseller de olabilir. Ancak o kısa süreli deneyimler, kişilerin cinsel kimliklerini ve ana yönelimlerini kökünden değiştirecek güçte tesirlerde bulunmaz.

    Kısacası, cinsel kimlik, cinsel yönelim ve cinsel eylem apayrı katgoriler. Örneğin, cinsel eylemi cinsel yönelimle aynı katgoride değerlendirmek hatalı. Çünkü cinsel eylem, bireyin bireysel olarak cinsel hazza nasıl ulaştığıyla alakalı; cinsel yönelimse bireyin eş olarak hangi cinsiyetteki kişiyi seçeceğiyle alakalı. Cinsel eylem, en sıradanından en sapkınına çok ama çok geniş bir kategori. Cinsel yönelim, kendi cinsiyetin mi karşı cinsten mi birini tercih edersin gibi çok ama çok kısıtlı bir kategori. Neticede, heteroseksüel biri de sapkın eylemlerde bulunabilir, eşcinsel biri de. Ancak sapkınlığın sebebi bireyin cinsel yönelimden ve kimliğinden kaynaklanmaz. Sapkınlığın kaynağı, kişinin şahsına özel olarak yürüttüğü cinsel eylemlerin niteliğine ve sonuçlarına dayanır. O konuda da özlük hakları, etik ilkeler, kişinin bedensel ve psikolojik bütünlüğüne yönelik tutumlar, yaş, vs. alanda, kendi alt kategorilerinde bambaşka kıstaslara sahip değişkenler devreye girer.

    Evet, popüler kültürde LGBTQİ+ bireylerin yer aldığı yapımlar arttı. Neden mi? Çünkü o kültürü üreten toplumlar değişime uğradı. O değişim, sanılanın aksine, bir parmak şıklatmasıyla gelmedi. Uzun bir sivil haklar mücadelesinin sonucu geldi.

    Örneğin, Uzayda işlenen ilk suç misal, ayrılmakta olan lezbiyen çiftin çocuklarının velayeti sebebiyle çıkan sorunlarının sebebi. Astronot olan -eski- eş, uzay istasyonundayken boşanma süreci esnasında ortak hesaplarını kontrol edince hukuki sorun çıkmıştı.

    İşte o popüler kültür içeriklerinin, o tür hadiselerin yaşanabileceği bir toplumdan çıkması sıra dışı değil. Çünkü gündelik hayatta, artık görünür olan LGBTQİ+ bireylerle birlikte yaşandığı kabul edilen bir toplum var. Bunun üzwrine dönen, sıcağı sıcağına tartışmalar var. Gündelik hayat böyleyken ana akım popüler kültürün kolları sıvayıp gündemi yakalamaya çalışması olağan. Ha, bunu yaparken hala eski kafa klişelere ya da meseleyi hiç anlamayan zoraki eklemelerle yaklaşılıyor, bu da eğreti durumlara sebep oluyor. O husus, artık zaman geçtikçe rayına oturacak.

    Zannedildiğinin aksine özenti mözentiyle artan bir LGBTQİ+ popülasyonu yok. Şartların değişmesiyle, saklanmaktan ziyade görünür olmayı seçen, topluma o kimliğiyle katılan sayısı arttı.

    Tarih boyunca da LGBTQİ+ bireyler vardı. Hatta bazı toplumlarda onlara karşı için ağır cezalar uygulandı. Söz konusu toplumlar cinsel kimlik ve cinsel yönelim konusunda katı toplumlardı. Düşünüldüğü gibi, birine özenilecek de, o özenilen kişiye bakarak cinsel yönelim değişecek, durumunun yaşanmasına imkân verecek bir toplum yapısı bulunmuyordu. Ama buna rağmen o bireyler ortaya çıkıyordu. Onları engellemek için cezalar çıkmıştı. Yani, zaten var olan şey engellenmeye çalışılmıştı. Eğer önlenmeye çalışılan şey, dışarıdan müdahaleyle var olan bir şey olsaydı, yine dışarıdan müdahaleyle kökünün kazınması gerekirdi. Ancak o kadar cezaya, katı toplumsal yapıya rağmen varlığını sürdürdü.

    Kısacası, LGBTQİ+ bireylerin sorunlaştırılması gereksiz. Eskiden görünmezdiler, şimdiyse görünürler. Olan sadece bu. Gereksiz korkulara kapılmanın lüzumu yok. Evet, bir şeyler değişiyor. Ama bu değişim, sanılanın aksine, endişelenilen türdeki konulardaki değişimler değil. Değişen şey farkındalığımız. Farkındalık arttıkça o farkındalığın uyandırdığı hislerle nasıl başa çıkılacağı esas sorunumuzmuş gibime geliyor. Kanımca, normal mi, anormal mi, doğal mı, değil mi, vs. çıkışlı tartışmaların özünde bu yatıyor.

    Bu zoraki özetten sonra, geleyim kitap mevzusuna:

    Uzatmaya gerek yok. Verilen kararı ve yaptırımları hatalı buluyorum. Çevirmenin ayriyeten cezalandılırmaya çalışmasıysa ayrı bir haksızlık.

    Neyse, yeterince uzattım. Umarım, çevirmenin davası düşer, kitaplar da tekrar basılır.


  5. Bu konu, çok sayıda topluluk raporu nedeniyle geçici olarak en az 4 saat kapalı.

    Merhaba arkadaşlar. Bir cumartesi günü forum başlığının kendi kendine kilitlenmesine vesile olduğunuz için sizleri kutluyoruz. :slight_smile:

    Başlık gerçekten de tuhaf bir hal almış. Bu şekilde paketlenip müzeye kaldırılabilir. Kültür/sanat ağırlıklı bir foruma hiç yakışmayacak üslupta düşünceler paylaşılmış. Kimi yorumları şaşkınlıkla okudum.

    Kayıp Rıhtım, her görüşten üyenin gönül rahatlığı ile düşüncelerini paylaşabileceği bir platform olmak için ciddi çaba harcıyor. Ancak bunun suistimal edildiği böyle tatsız anlarla da karşılaşabiliyoruz.

    Kayıp Rıhtım bir nefret söylemi geliştirip bunu paylaşabileceğiniz bir platform değil. Bir ırkı, dini, topluluğu, cinsiyeti, yönelimi aşağılayamaz, küçük göremez, hedef gösteremezsiniz.

    “Irkçı değilim ama…” ifadesi ile “Homofobik değilim ama…” arasında üzücü bir yakınlık var.

    Başlıktaki sorunlu mesajları kaldırıyoruz. Başlık amacından saptığı için de kilitli kalmaya bir süre daha devam edecek.


Kız Çocuk Hakları Bildirgesi Kitabı İmha Edildi, Çevirmene Dava Açıldı

Elisabeth Brami’nin muzır ilan edilen Kız Çocuk Hakları Bildirgesi kitabı toplatılıp imha edildi. Eserin çevirmenine ise hapis istemi ile dava açıldı.

Başa dönün