Le Carre’nin Hayatından Hikâyeler Anlattığı Kitabı “Güvercin Tüneli” Çıktı

John Le Carre, Çöl Kraliçesi Gertrude Bell ve Arabistanlı Lawrence gibi bir İngiliz ajanıydı. MI6 için çalışırken iki kitap kaleme aldı. Üçüncü kitabının yayımlanmasıyla da dünya çapında tanındı. Ya sonra…

MI6 ajanı Gertrude Bellin Mezopotamya’yı karış karış dolaşıp etnik kökenleri listelediği söyleniyor, Anadolu’nun da öyle. Araplar tarafından “Irak’ın Taçsız Kraliçesi”, “Çöl Kraliçesi” ve “El-Hatun” diye de anılan, Arapça dahil yedi lisanı anadili gibi konuşan Bell’in hatırlarsanız hayat hikâyesi de geçen senelerde sinema perdesine yansımıştı. Hayat hikâyesi sinemada pek ses getirmese de kendisinin gerçekteki etkisi yadsınamaz olduğu malumunuzdur. Zira 9 kitap, 16 günlük ve 1600 mektup kaleme alıp 7 bin fotoğraf çektiği ve günümüzdeki Irak sınırını çizdiği de söyleniyor. Ancak “manevi oğlum” dediği ve “annemden farksız” diye de karşılık gördüğü Lawrence’da durum tam tersiydi.

Thomas Edward Lawrence, namıdiğer Arabistanlı Lawrence, 1918 yılında misafir ettiği savaş muhabiri Lowell Thomas’ın sayesinde büyük ününe kavuştu ve 1966 yılında anısına uyarlanan ve 7 dalda Oscar kazanan sinema filmiyle de ünü pekişti. Manevi annesi kadar olmasa da tarih sahnesindeki etkisi küçümsenemez tabii. Zira savaştayken yaşadığı karargâh ev, Suudi Arabistan Kralı Fahd’ın emriyle müzeye çevrildiği biliniyor. Ayrıca yazar G. Bernard Shawn’ın yardımıyla da “Bilgeliğin Yedi Sütunu” isimli kitabını kaleme aldı. Bu kitabının “Revolt in the Desert” adlı kısaltılmış versiyonunu da yayımlandı. Ve birkaç çeviriyle birlikte dönemin ünlü simalarıyla mektuplaşmalar yaptı.

Casuslar ve kitaplar dendiğinde David John Moore Cornwell‘den bahsetmeden de geçemeyiz. Yaşamı önceki iki kişi kadar renkli olmasa da sanattaki etkisinin onlardan çok daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. Lawrence ve Bell gibi ajan olmasının yanı sıra onlar gibi zengin bir ailenin evladı ve onlar gibi Oxford mezunuydu. Ancak annesi beş yaşında onu terk etmişti. Ve babası güler yüzlü bir dolandırıcıydı: Şirket kuruyor, zirveye çıkıyor, dolandırdığı anlaşılıyor, hapse giriyor, hapisten çıkıyor ve tekrar şirket kuruyordu. Öyle ki bu sırada milletvekili olabilmesi için aday bile gösteriliyordu. Güvensizliğin had safhada olduğu bir aileden gelen Cornwell başarılı eğitim hayatından sonra MI6 ajanı (sorgucu) olarak çalışmaya başladı. Bahsettiğimiz diğer iki ajan gibi yazarlığa merak saldı ama tecrübelerini direk yazmaktansa kurgusal olarak anlatmayı tercih etti. İlk kurgusal kitabını kaleme aldığında çalıştığı teşkilat “ancak takma ad kullanırsa” romanını yayımlatabileceğini söyledi. O da yazarlık mahlasını seçti: John Le Carre

GÖZ ATIN  Philip K. Dick Külliyatının Yapı Taşlarından Biri Daha Bizlerle: "Sokaktan Gelen Sesler"

John Le Carre, istihbarat servisinde çalışırken ikinci romanını da yazdı. Ancak üçüncü kitabının yayımlanmasıyla dünya çapında tanınan bir yazar olup çıktı. Dolayısıyla istihbarat servisinden de istifa etti ya da öyle söylüyor. Bu ilk üç eserinin isimleri sırasıyla şöyle; Ölüme Çağrı (Kırmızı Kedi, Eylül 2017), Cinayet Parıltısı (Kırmızı Kedi, Kasım 2017) ve Soğuktan Gelen Casus (Kırmızı Kedi, Aralık 2014). Akabindeyse Gece Müdür, Panama Terzisi, Köstebek gibi kaliteli -ki birçok yazar, eleştirmen ve okurun ortak kanısı- kurgusal kitaplar kaleme aldı, alıyor. Ve eserleri sinemayla televizyona uyarlandı ve uyarlanıyor.

Şimdiyse sıra bambaşka bir kitaba, yaşamından parça parça hikâyeler sunduğu otobiyografik “Güvercin Tüneli“ne geldiği görülüyor. Eserini yazarken casusluğu mu yoksa yazarlığı mı kazandığı hususundaki görüşleri sizlere bırakıyoruz. Zira casusların sırlarını saklama konusunda özel yeteneklerinin bulunduğu da malumunuzdur. Eserin tanıtım metniyse şöyle:

Kitaplarımdan birine, geçici olarak Güvercin Tüneli adını koymadığım sayılıdır. Bu adın nereden geldiğini açıklamak kolay. On dört, on beş yaşlarındayken, babam beni Monte Carlo’daki kumar partilerinden birine götürmeye karar vermişti. Eski kumarhanenin yanında bir spor kulübü vardı, çimle kaplanmıştı, atış poligonu denize bakardı. Çimlerin altına yerleştirilmiş birbirine paralel tüneller deniz kıyısına uzanırdı. O tünellere, kumarhanenin damında tuzağa kapanan yumurtadan yeni çıkmış canlı güvercinler yerleştirilmişti. İşleri, zifiri karanlık tünelde kanat çırparak Akdeniz semalarına ulaşıp ellerinde tüfeklerle, kâh ayakta, kâh yere uzanmış, bekleyerek avlanan besili beyefendilere hedef olmaktı. Iskalanan veya uçmayı yeni öğrenmiş güvercinlerse, öbür güvercinlerin yaptıklarını yapardı. Dünyaya geldikleri yere, kendilerini aynı kapanların beklediği, kumarhanenin damına dönerlerdi.
İşte bu manzaranın, uzun yıllar gözümün önünden gitmemesinin nedenini, okurlar belki benden daha iyi anlayabilirler.

Alfa Yayınları aracılığıyla dilimize kazandırılan 398 sayfalık kitabın çevirisini Dilek Şendik ve editörlüğünü Elif Çepikkurt üstleniyor. Esere fiziksel ve sanal mağazalardan ulaşabilirsiniz. Haberimizi yazarın iki romanından pasajlar ve iki büyük ustanın o kitaplar hakkında yaptığı yorumları vererek sonlandıralım. Keyifli okumalar.

“Aldatma eylemi kendi içinde çok emek ve sabır gerektirmez; tecrübe konusudur, profesyonel uzmanlık konusudur, çoğumuzun edinebileceği bir beceridir. Oysa bir üçkağıtçı, bir aktör ya da kumarbaz gösterisinden sonra hayranlarına dönebilirken, gizli ajan böyle bir rahatlamadan yoksundur. Onun gözünde, aldatma her şeyden önce bir kendini savunma yöntemidir.” Soğuktan Gelen Casus, Kırmızı Kedi, Sayfa 138

“İnsanların çoğu Soğuktan Gelen Casus’u, iklim koşullarını düşünerek Rusya’dan gelen casus olarak kabul eder. Oysa söz konusu edilen soğukluk, mesleki bir niteliktir… Kuşkusuz John Le Carre’nin konuları hiçbir zaman sıradan olaylardan oluşmadı ama o en tehlikeli, en karmaşık olayların arasında bile insanın temel durumlarını en ince ayrıntılarına kadar, yalın biçimde bize sunmaya başardı.” Ahmet Ümit,221B 4. Sayı, Sayfa 52

“Andrew Osnard, Harry Pendel’in dükkânına gelip de bir elbise yaptırmak üzere ölçüsünün alınmasını isteyene kadar tropikal Panama’da gayet sıradan bir cuma öğleden sonrasıydı. O içere girene kadar Pendel başka bir insandı, o çıktıktan sonra ise bambaşka biri oluvermişti.” Panama Terzisi, İnkılâp Kitabevi, Sayfa 9

“John Le Carrie’nin Panama Terzisi Kitabı gibi iyi yazılmış ciddi gerilim romanlarında, zaman ve mekân, siyaset gibi konulardaki bilgiler de hikâyenin ayrılmaz bir parçasıdır.” Ursula K. Le Guin, Dümeni Yaratıcılığa Kırmak, Hep Kitap, Sayfa 116

  • 9
    Shares

1986 Kırcaali doğumluyum. Kırcaali, İzmir, Ankara ve Bolu gibi bir yol haritam oldu. Bu yolculukta Veteriner Hekim oldum ve çalışmaya başladım. Evlendim ve şeker mi şeker kızım dünyaya geldi. Aynı zamanda bilimkurgu ve fantastik eserler arasında bitmek tükenmek bilmeyen bir yolculuğum var. Çok sevdiğim eşim ve biricik kızım Asu ile günümü gün ederken edebiyatın gel-git etkisiyle kendimi Kayıp Rıhtım'da buldum.

Le Carre’nin Hayatından Hikâyeler Anlattığı Kitabı “Güvercin Tüneli” Çıktı

John Le Carre, Çöl Kraliçesi Gertrude Bell ve Arabistanlı Lawrence gibi bir İngiliz ajanıydı. MI6 için çalışırken iki kitap kaleme aldı. Üçüncü kitabının yayımlanmasıyla da dünya çapında tanındı. Ya sonra…

  • 9
    Shares

 

 

Başa dönün
Daha fazla Edebiyat
Teksas’ın Bağrından İçinizi Ürpertecek Öyküler: “Çatıdaki Şey”

Sayısız türde sayısız eser vermiş Robert Ervin Howard'ın Çatıdaki Şey kitabı, Laputa Kitap etiketiyle raflarda...

Kapat