in

Ses Hızı: Eric Bernt’ten Armonisi Kusursuz Bir Macera

Eric Bernt imzalı “Ses Hızı” raflardaki yerini aldı. April Yayınları etiketiyle çıkan roman polisiye ile macerayı, akustik arkeolojiyi kullanarak bir araya getiriyor.

Ses Hızı - Eric Bernt

Birçok Hollywood gişe filminin yaratıcı ve yazarı Amerikalı yazar Eric Bernt’in kaleme aldığı romanı Ses Hızı, Türkçe raflarındaki yerini aldı.

Başrolünde otizm spektrumunun yüksek işlevli ucunda, Asperger sendromuna sahip Eddie Parks’ın olduğu roman, polisiye ile macerayı akustik arkeolojiyi kullanarak bir araya getiriyor. Eric Bernt ses dalgalarıyla özel beyinleri birleştiriyor, sıra dışı bir maceraya imza atıyor.

Orijinal adı The Speed of Sound olan roman kendi dilinde Haziran 2018’de yayınlandı. Ayrıca 2019 yılında devam kitabı The Sound of Echoes (Yankıların Sesi) da 2019 yılında raflara geldi.

Ses Hızı – Eric Bernt | Arka Kapak Yazısı

“Otizmli çocuklar, olaylara ve nesnelere alışılmışın dışında yaklaşırlar. Bu özellikleriyle sıradan insanların hayal bile edemeyeceklerini gerçekleştirirler.”

Hans Asperger

Dünyanın en zararsız insanlarından biri, en tehlikelisine dönüşmek üzere.

Harmony House özel insanlar için tasarlanmış bir kulübün çok ötesinde.

Otizmli bilgeler olağanüstü yeteneklerini toplumun yararı için kullanıyor.

İçlerinden Eddie Parks göze çarpıyor. Otizm spektrumunun yüksek işlevli ucunda, Asperger sendromuna sahip.

Eddie’den beklentiler yüksek, tüm gözler üzerinde, oysa onun tek amacı hiç görmediği annesinin sesini duyabilmek.

İcat ettiği Yankı Kutusu akustik arkeolojiden yararlanıyor, daha önce kaydedilmemiş sesleri yeniden yaratıyor.

Fakat bu eşsiz teknoloji ulusal güvenlik için büyük bir tehlike haline gelmek üzere.

Harmony House yok olmanın eşiğinde.

Doktor Skylar Drummond ne olursa olsun Eddie’yi koruyacak.

Susturulmaması için her şeyi göze aldı.

Zira o sesin yankısı, hem geçmişi hem geleceği değiştirmek üzere.

Eric Bernt ses dalgalarıyla özel beyinleri birleştiriyor, sıradışı bir maceraya imza atıyor.

Ses Hızı armonisi kusursuz, soluk soluğa bir roman!

424 sayfadan oluşan kitabın çevirisi Deniz Öcal’a, kapak tasarımı ise Eralp Güven’e ait. April Yayıncılık etiketiyle çıkan ve Mayıs 2021 itibarıyla raflardaki yerini alan kitabın tadımlık ön okumasına hemen aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Ses Hızı - Eric Bernt

Ses Hızı | Tadımlık Ön Okuma

Eddie gözlerini çoğu sabah olduğu gibi erkenden açtı. Bu, günün en sevdiği zamanıydı; günün ilk anları. Gün asla bu saatlerde olduğundan daha durağan, daha huzurlu ya da daha güzel olmazdı. Kafasını Batman yastığına koyup uzanıyor ve muhteşem SESSİZLİĞİ dinliyordu. Harmony House’ta o sırada hareket eden bir kişi daha yoktu ama Eddie penceresinin dışında durumun farklı olduğunu biliyordu. Penceresini araladı, sadece iki santim. Muazzam koronun sesinin içeri girmesi için tek ihtiyacı olan iki santimdi.

Bu sabah dışarıda bir dağ baştankarası ve bir ardıç vardı. Çoğu sabah sumrular ve yeşil kanatlı çamurcunlar gelirdi. Çok nadiren, o gün şansı yerindeyse bir mavi bülbül de ornitolojik koroya katılırdı. Her kuşun ötüşü kendine özgüydü ve Eddie hepsini neredeyse kusursuz şekilde taklit edebiliyordu. Dudaklarını büzerek, yanaklarını dişlerine doğru hafifçe çekerek ve kısa nefesler vererek dışarıdaki ikiliye katıldı.

Üç kuşun söyleyecek çok şeyi var gibi görünüyordu. CİK CİK CİK. VİK VİK VİK. GAAK GAAK. PRR PRR. Bu bir dakika sürdü. Sonra iki oldu. Ona ise günler geçmiş gibi geldi. Sayabildiği kadarıyla otuz yedi farklı tür kuş onunla sabah müziği yapmıştı, daha fazlasının da geleceğini umuyordu. Belki bir yalıçapkını ya da bir kırlangıç kuyruklu çaylak. Bir cennet varsa orada olan tüm kuşlardan bir koro kurmak ve onlarla şarkı söylemek isterdi. Ne kadar da görkemli olurdu…

Eddie’nin o korodan daha güzel olduğunu tahmin ettiği tek ses annesinin sesiydi. Duymayı en çok istediği ama asla duyamayacağı ses. Annesi, Eddie doğarken ölmüştü. Asperger sendromunun sayılı faydalarından biri, Eddie’nin bu durumdaki çoğu kişinin hissedeceği suçluluğu hissedememesi, annesinin ölümü için kendini sorumlu görememesiydi. Eddie böyle duyguları işleyemiyordu. Otistik spektrumdaki çoğu kişi işleyemezdi. Eddie sadece annesini duymak istiyordu.

Kısa hayatı boyunca Michelle Parks’ı tanıyanların çoğu Eddie’ye annesinin sesinin duydukları başka hiçbir sese benzemediğini söylemişti. Âdeta bir melek gibiydi. Sesinin insanları gözyaşlarına boğmuşluğu vardı. Bunun ağlamanın güzel bir çeşidi olduğunu ona açıklamışlardı ama Eddie yine de durumu tam kavrayamamıştı. Başıyla onaylayarak anlamış taklidi yapmıştı ama içinden annesine insanları ağlattığı için kızmıştı. Eddie’nin ağladığı tek zamanlar canının acıdığı ya da kafasının karıştığı zamanlardı; ikisi de iyi hissettirmeyen şeylerdi. Öte yandan annesinin iyi bir insan olduğundan emin olduğu için kimseyi isteyerek ağlatmayacağını da düşünüyordu.

Annesini tanıyan çoğu kişi, erkenden eceline kavuşmasaydı ileride müzisyen olacağını düşünüyordu. Ne yazık ki trajik kaza yaşanmadan önce kimse sesini doğru düzgün kaydetmemişti. Tabii birilerinin kamerasıyla çektiği birkaç görüntü vardı ama onlar iki sebepten sayılmıyordu: VHS kasetlerin ses kalitesi o kadar kötüydü ki annesinin ne söylediği bile anlaşılmıyordu ve ölümünün ardından Michelle’in anne babası kasetleri o kadar çok izlemişti ki kasetler artık izlenmez hale gelmişti. Bu yüzden evlerini satmaya karar verdiklerinde kasetleri de çöpe atmışlardı. İzleyemedikleri kasetleri yük gibi evde tutmak ağır gelmeye başlamıştı.

Bunlar Eddie’nin şevkini kıramazdı. Kendini bildi bileli en büyük amacı annesinin sesini duymaktı. Meleği, meleğini duymak istiyordu. Bir yolunu bulacağını da biliyordu. Harmony House’a geldiğinden beri her gün kendine böyle söylüyordu.

Bir gün annesinin şarkı söylediğini duyacaktı.

Eddie kimsenin annesinin sesini kaydetmemiş olmasını meleklerin sesinin kaydedilmemesi gerektiğine bağlıyordu. Kesinlikle Doğu Pennsylvania’nın 811 nüfuslu Saylan Hills kasabasında bir karavanda yatıp kalkan bir kadın olmasına değil. Ayrıca Eddie pek çok kaynaktan farklı tanımlar ezberlemiş olmasına rağmen meleklerin ne olduğunu tam olarak bilmiyordu. Meleklerin sesinin kaydedilmemesi gerektiğini söylediğinde herkesin ona hak vererek başını salladığını biliyordu, bu yüzden annesinden her bahsettiğinde bu bilgiyi sözlerine katıyordu. Konuştuğu kişinin Eddie’nin neden bahsettiğini bildiğini düşünmesi hoşuna gidiyordu. O zaman ona daha normal bakıyorlardı ve Eddie daha rahat hissediyordu.

Ancak çoğu zaman neden bahsettiği hakkında en ufak fikri olmadığını biliyorlardı.

Eddie tahta masasında duran sert kapaklı kamera kutusuna baktı. En azından kamera kutusuna benziyordu ama aslında değildi. Bir aletti. Bir prototipti. Eddie’nin Harmony House’a getirilmesinin ana sebebiydi. Yankı kutusu. Devlet şimdiye kadar geliştirilmesine 27,358,916 dolar harcamıştı ve kutu hâlâ bir sonuç vermemişti. Elle tutulur bir sonuç vermemişti tabii çünkü Eddie’nin teorileri, hipotezleri, algoritmaları ve denklemleri hiç az değildi. Duvarına inci gibi dizili binlerce dosyanın otuzdan fazlasında bunlar vardı. Devletin elinin altındaki bilim insanlarının hiçbiri, ülkenin en zeki ve en yetenekli insanları, çalışmanın ana hatlarını bile anlayamamıştı. Hatta çoğu Eddie’nin teorilerinin baştan aşağı saçmalık, boş hayaller olduğuna ikna olmuştu.

Bilim insanları kendi ellerinde finansman bekleyen projeler varken bu saçmalığa bu kadar para dökülmesine sinir olmaya başlamıştı. O parayı daha mantıklı, hatta pratik amaçlarla kullanabilirlerdi. Özürlünün birini nasıl bizim önümüze koyarlar?! Kopmayı bekleyen bir tartışma vardı ve üç gün sonra, kapalı bütçe görüşmesinde kopması muhtemeldi. Tek soru bu dâhilerin arasından doğanın gücüne karşı koyacak biri çıkıp çıkmayacağıydı. Bir ejder avcısına ihtiyaçları vardı.

Hiçbirinin bilmediği ise ejder katillerinin en beklemedikleri yerden çıkacağıydı.

* * *

Kitabın konusunu ve ön okumasını sizler nasıl buldunuz? İlginizi çekti mi? Yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum’da paylaşabilirsiniz.

Oyla!

Hakan Tunç

1988, Darıca. Kocaeli Üniversitesi'nden mezun. Kitap okumayı, film izlemeyi ve özellikle animeleri çok sever.

Bir Hatıra-i Pejmürde – Merve Köken | Çevirmenin Çemberi

Bir Hatıra-i Pejmürde – Merve Köken | Çevirmenin Çemberi

evrenin sonu

Herkesin Merak Ettiği O Soru: Evrenin Sonunda Ne Var?