The Witcher Serisinin Dördüncü Kitabı Ön Siparişte!

The Witcher serisinin merakla beklenen dördüncü cildi "Nefret Çağı" önümüzdeki hafta raflarda olacak.

Andrzej Sapkowski imzalı, dünyaca ünlü karanlık fantazya serisi The Witcher‘ın uzun zamandır heyecan ve sabırsızlıkla beklediğimiz dördüncü kitabı Nefret Çağı (The Time of Contempt) sadece dakikalar önce Pegasus Yayınları tarafından ön siparişe açıldı.

Serinin üçüncü kitabı olan Elflerin Kanı‘nın bittiği yerden devam eden roman, The Witcher 2 oyununun politik yapısını ve çetrefilli entrikalarını sevenlerin bilhassa hoşuna gidecek bir kurguya sahip. Çünkü bu kez krallar ve büyücüler arasındaki komplolar ve politik oyunlar daha fazla öne çıkıyor. Öte yandan bir “geçiş kitabı” olduğundan öncekilere nazaran biraz daha yavaş ilerleyen bir kurgu bekliyor bizleri. Buna rağmen bilhassa Thanedd Adası’nda gerçekleşen olayların hem öncesinde hem de sonrasında yaşananlardan büyük keyif alacağınızı söyleyebilirim.

Nefret Çağı’nın arka kapak yazısı şöyle:

“Yapamam… Onu yazgısına teslim edemem. Yapayalnız o şimdi… Oysa hiç yalnız kalmamalı, Dandelion. Sen bunu anlayamazsın. Kimse anlayamaz ama ben anlıyorum. Eğer yalnız kalırsa, bir zamanlar… Bir zamanlar benim başıma gelenleri o da yaşayacak… Sen bunu anlayamazsın…” 

Nilfgaard İmparatoru Emhyr var Emreis harekete geçmek üzere. Tek bir hamleyle Kuzey Krallıkları’nı parçalamak, önüne çıkmak talihsizliğine düşen herkesi öldürmek veya esir almak istiyor. Geçmişte Sodden Tepesi’nde büyücüler yüzünden yenilen Nilfgaard İmparatoru bu sefer zaferle arasına hiç kimsenin giremeyeceğinden emin.

İnsanların ve devletlerin çıkar savaşlarına kesinlikle bulaşmamayı ve daima tarafsız kalmayı seçen Rivyalı Geralt bu sefer çok zor bir karar vermek zorundadır. Kehanetlerde bahsedilen, tüm dünyayı değiştirmeye yazgılı çocuk onun kendi kızı gibi sevdiği Ciri’dir. Ve Ciri’yi korumak için Geralt’ın yapmayacağı şey yoktur. Nihayet bir taraf seçmek ve canını hiçe saymak dâhil.

“Bu kitabı gerçekten, gerçekten çok beğendim… Sapkowskı’nin dünyasındaki hiçbir karakter siyah-beyaz değil. Geralt ve canavarlar dâhil herkes grinin bir tonu.”
––The Deckled Edge

Çevirisini daha önceki kitaplarda olduğu gibi Regaip Minareci‘nin, editörlüğünüyse Kemal Küçükgedik‘in üstlendiği kitap şu anda ön siparişte. 14 Mart‘tan itibaren de tüm kitapçılarda olacak. Keyifli okumalar!

  • 72
    Shares




Genel Yayın Yönetmeni
On beş yılı aşkın bir zamandır fantastik edebiyat, bilimkurgu, çizgi roman ve bilgisayar oyunlarıyla haşır neşir oluyor. Fantastik edebiyat alanında dört basılı kitabı bulunan yazar, Kayıp Rıhtım'ın yanı sıra Oyungezer dergisinde de serbest editör olarak çalışmakta, çeşitli yayınevlerinde çevirmen ve editör olarak görev almaktadır.

The Witcher Serisinin Dördüncü Kitabı Ön Siparişte! için 34 yorum

  1. Fakat ne kitaptı :krs: Kalbimdeki en büyük yer halen 2. kitaba ait olsa da, bu da iyi ve akılda kalıcıydı. Bir de tabii büyücüler adası sahneleri unutacağım türden değil :heart:


  2. İşte o şok inceleme:

    Bir de yıllar önce şöyle bir Witcher öyküsü çevrilmiş bi yerlerde:


  3. grmnt dedi ki:

  4. mit dedi ki:

    Favorim hâlâ yenilenmiş Lehçe kapakları. Her biri kitabın içeriğiyle bütünlüklü ve önemli bir sahneyi betimliyor.

    Doğum günün kutlu olsun şimdiden @zweig :slight_smile:


  5. @Ishamael @mit

    Merhaba,

    Aslında bu konuya ben de çok vâkıf değilim ama bildiğim kadarıyla yanıtlamaya çalışayım: Türkiye ağaç dolu bir ülke değil. Neredeyse sadece kuzey kıyılarımızda orman var. Türkiye çölleşmekte olan, dağlık, yarı kurak bir ülke. (Bu arada lütfen ağaç dikin. Mümkünse her yıl.) Ormanlarımız bölgesel ve kısıtlı. Özellikle İsveç, Norveç, Almanya, Kanada, Brezilya gibi devlerle kıyaslandığında ormanlarımız solda sıfır kalır. Dolayısıyla kâğıt sanayimizin hammaddesi kısıtlı. Kısıtlı hammadde Türkiye’deki odun fiyatlarını da etkiliyor ve dünyanın geri kalanından çok daha yüksek fiyatlarda olmasına sebebiyet veriyor. Örneğin, Kanada’da kesilen bir ağacın işlenip selüloz haline getirilip dev yük gemileriyle İzmit’e getirilmesi, Sakarya’daki bir ağacın kesilip getirilmesinden katbekat ucuza geliyor. Yani Türkiye’deki var olan kâğıt fabrikaları bile yurt dışından hammadde ithal ediyor. Nitekim, romanların basıldığı kâğıdı Türkiye’de üretip hazırlamak da aynı şekilde yurt dışından almaktan daha pahalıya patlıyor.

    Pek alakası yok ama hazır aklıma gelmişken söyleyeyim, “Türkiye’nin petrolü yok ama suyu var,” diye bir söz vardır. Türkiye’nin öyle aman aman suyu da yoktur. Sırf Nil nehrinin beslediği havza Türkiye yüzölçümünün 4-5 katıdır. Türkiye’nin nehirlerinin debisi (taşıdığı su miktarı) de genel olarak düşüktür.

    Kendimi şöyle hissettim:


The Witcher Serisinin Dördüncü Kitabı Ön Siparişte!

The Witcher serisinin merakla beklenen dördüncü cildi “Nefret Çağı” önümüzdeki hafta raflarda olacak.

  • 72
    Shares

“Son gemi de ayrıldığında limandan,

Kaybolmuştu artık o rıhtım, gecenin karanlığından…”

Başa dönün