KR Kitap Kulübü #7 | Ernst Jünger – Cam Arılar

Kayıp Rıhtım Kitap Kulübü tüm heyecanıyla devam ediyor. Yedinci etkinlikte beraber okuyacağımız eser Ernst Jünger'in "Cam Arılar"ı oldu. Kitabı 20 Nisan tarihinden itibaren Forum'da tartışmaya başlayacağız. Hepinizi bekliyoruz!

Kayıp Rıhtım Kitap Kulübü hız kesmeden devam ediyor. Yedinci durağımızda Jaguar Kitap’ın altkültür eserlerini yayımladığı Prospero Kitaplığı‘ndan Ernst Jünger’in “Cam Arılar” adlı distopik kitabını konuk ediyoruz.

Mert Moralı çevirmenliğinde çıkan eserin tanıtım bülteni şu şekilde:

Bir zamanların süvari yüzbaşısı olsa da, artık beş parasız olan Richard, iş bulmak için ordudan arkadaşı Twinnings’in yardımına başvurur.  Fakat artık devir değişmiştir: Atların yerini tanklar, kahraman askerlerin yerini iş adamları almıştır. Neyse ki Twinnings, Richard için gizemli bir mucit ve iş adamı olan Zapparoni ile bir görüşme ayarlar. Zapparoni otomat üretiminden film endüstrisine birçok alanda muazzam bir güce sahiptir ve bazı işler için Richard gibi birine ihtiyacı vardır.  Görüşme, Zapparoni’nin hem teknoloji harikalarıyla dolu hem de tamamen doğayla bütünleşmiş malikânesinde yapılacaktır.

Richard böylesine güçlü ve zeki bir adamın kendisiyle neden görüşmek istediğini merak ederken, geldiği bu büyülü mekânın gizemini de fark eder: Teknolojinin yeni dünyası ile bir askerin eski dünyasının karşılaşmasıdır bu.

Distopik kurgusu, felsefi derinliği ve insan ruhunun yeni dünyayla karşılaşması sonucu yaşadığı travmayı tasvir gücüyle türünün en iyileri arasında yer alan Cam Arılar, (1957) adeta bir kâhinin şaşkınlığa uğratan öngörülerinin de romanı.

Yirminci yüzyıl Alman edebiyatının en tartışmalı ve özgün yazarlarından Ernst Jünger’in bu sıradışı eserini Mert Moralı Almanca aslından çevirdi.

Önemli Not: Kitabın tartışması 20 Nisan’da başlayacaktır.

* * *

CAM ARILAR ÇEKİLİŞİ

Instagram çekilişine katılmak için BURAYA tıklayın.

Twitter çekilişine katılmak için de BURAYA tıklayın.

Çekilişe Forum üzerinden katılmak için BURAYA tıklayın.


Son olarak etkinlikler hakkındaki gelişmeleri takip edebileceğiniz Kayıp Rıhtım Kitap Kulübü’nün ana başlığına hepinizi bekleriz.

Şimdiye kadar yaptığımız tüm etkinliklere buradan (eski etkinlikler her zaman tartışmaya açık) bakabilirsiniz. Aynı zamanda etkinlikleri Goodreads’ten takip etmek için KR Kitap Kulübü’nün grubunu ve Kayıp Rıhtım’ın ana hesabını takip etmeyi unutmayın.

GÖZ ATIN  Kâğıt Ev: Kitapseverlere Bir Aşk Mektubu

Şimdiden keyifli okumalar dileriz. Etkinlik başlangıcında başlığa uğramayı unutmayın.

Son Savaş




1993 yılında Ankara’da doğdu. Çocukluğunun bir kısmını İzmir’de geçirdi ve şu an İstanbul'da yaşamakta. Psikoloji bölümünde eğitim gördü. Edebiyat, sinema, bilgisayar oyunları, müzik ilgisi ve bunları paylaşma sevgisiyle çeşitli kültür-sanat sitelerinde yazdı.

KR Kitap Kulübü #7 | Ernst Jünger – Cam Arılar için 14 yorum

  1. yzkbicak dedi ki:

    Bitirdiğime göre, ilk yorumu yazabilirim :hugs:

    Savaştan dönmüş insanları anlatan her şeyi çok seviyorum. Peaky Blinders hayranıyım; iki dünya savaşı arası dönemde Almanya benim tarihçi kafamı cezbediyor, Felsefede Frankfurt Okulu, Weimar Cumhuriyeti ve hatta Carl Schmitt. Kemal Tahir’in Esir Şehrin İnsanları serisinde en çok eski askerlerin yeni gerçeklerle yüzleşmeye çalışması hoşuma gitmişti. Cam arıları da bu yüzden biraz beğendim.

    Bana en ilginç gelen şeylerden birisi Richard’ın savaşı özlemesi oldu. Birinci dünya savaşında yer aldığını varsayıyorum (çünkü bir süvari), ilk dünya savaşından dönüp de savaş hakkında iyi konuşan çok az olmuştur. Almanya da istisna değil.Star Wars’a ilham kaynağı olan Otto Dix resmini düşünebilirsiniz. Ama, Jünger bu kadar katı değil savaş hakkında. En azından bana öyle geldi.

    Kitabın içinde bizim için hala geçerli olan pek çok tema var. Mesela bir yerde, insanın yediklerinden zehirlenmemesi için çok zengin olması gerektiğini söylüyor. Organik gıda işinin ne kadar pahalı olduğunu düşününce hala haklı. (Organik gıdanın daha sağlıklı olduğu bile tartışılır ya…)

    Zapparoni’nin şirketi, bizim dönemimizde Google gibi çok daha güçlü şirketlere benziyor. Savaş ne kötü bir şey diye konuşup, Amerika’da ve dışarda savunma kontratlarını götürüyorlar. Bir yandan eğlence sunuyorlar, bir yandan çok daha karanlık tarafları var. Zapparoni’de biraz Elon Musk var, biraz Zuckerberg, biraz Steve Jobs. Bir yandan yaptığı şeyin mutlak iyiliğine inanıyor. Bir imaj oluşturuyor, görünürlüğü destekliyor ve insanlara eğlence sunarken de bunun üzerine oynuyor. Ama kendisini dünyadan tamamen soyutluyor (Zuckerberg’in komşularıyla mahremiyet kavgaları), makinelerle dolu bir dünyada yaşamıyor kendi tarlasını süren çiftçisi var (Jobs’un bize tüketimi kendisine Zen Budizmini uygun görmesi), çalışanlarını umursamıyor sadece hedef odaklı (Musk ve fabrikalarındaki şikayetler).

    Cam arılar belki gerçek olacak çok uzak olmayan bir gelecekte. Dünya arı nüfusu son kırk senede yarının altına düştü. Black Mirror’da bir bölümde bu işlenmişti. Şu aralar, dünyanın en yaygın kullanılan porno sitesi bile arılar hakkında bilinç oluşturmak için bir kampanya başlatmış durumda (Link Forbes’tan, güvenlidir!). Yine de, belki dikkatlice okumadığımdan, cam arıların hikayede neye bağlandığını anlayamadım ben. Richard’a geçmişini ve kim olduğunu sorgulatması dışında cam arılar ne işe yaradı hikayede? Belki insan yapımlarının doğayı tekrar kendisini üretmesine izin vermeyecek kadar sömürdüğünün altını çizdiler. Başka da hikayeye katkısını göremedim ben.


  2. Irmak dedi ki:

    Herkese merhaba,
    Kitabı yeni bitirdim ve ne yazık ki kitabı sevdiğimi söyleyemeyeceğim. Yazarın anlatım tarzı hoşuma gitmedi, geçmişe yapılan yapılan yolculuklar yer yer gereksizdi bence. Robotlarla ilgili her şeyde, robotları icat eden kişi Tanrı rolünde oluyor her zaman. Burada da böyleydi.

    İnsan gibi robotlar günün birinde dünya üzerinde yürüyecek belki ancak bizim o günleri göremeyecek olmamız da çok acı.


  3. diddem dedi ki:

    Kitabı çok sevmemekle beraber bu kadar eski olmasına da şaşırdım. Daha 1 hafta önce yazılmış olsa inanabilirdim. Günümüzü anlatan bir kitaptı çünkü. Hem teknolojinin atbaşı olan insanlar, hem kitabın arı metaforuyla gitmesi -arılar doğal hayatın temeli ve yok olurlarsa tüm ekosistem çöker deniyor ne de olsa- hem de ufak ufak dokunduğu yaşam düzeni. Zor aktı, bazı kısımlar neden vardı bilemedim. Ama taa o zamandan bugünlerin aynısını yazabiliyor olmaları her zaman saygıyı hakediyor hem yazar hem hikaye adına.


  4. zehir dedi ki:

    Yorum için her zamanki gibi biraz geç kalmış olsam da iki aylık bir aradan sonra ben de Cam Arılar ile kitap kulübüne dönüşümü yapayım.

    Kitabı dün sabah bitirdim. Ancak hakkında ne düşüneceğime emin olamadığım kitaplarda yaptığım gibi bunda da dünden beri kitapla ilgili internette bulabildiğim eleştirileri okuyor, diğer insanların kitaba bakış açılarını anlamaya çalışıyorum. Gelgelelim kitabın arka kapakta övüldüğü kadar iyi olduğuna hala ikna olmuş değilim.

    Ernst Jünger ilginç bir adam. 103 yıl yaşamış, 2 dünya savaşında da savaşmış. Bir oğlu savaşta esir alınıp öldürülmüş, diğeriyse intihar etmiş. Heidegger’in de en yakın dostlarından biriymiş kendisi. Yazar böyle biri olunca özellikle savaşla ilgili düşünceleri, söyleyecekleri insanın merakını cezbediyor.

    Kitap boyunca onu dinlemiş olmamıza rağmen başkarakter Richard’ı bir türlü anlayamadım, kendimi onun yerine koyamadım. Geçmişi, hatta savaşı özleyen, teknolojinin getirdiği neredeyse her şeye tiksintiyle bakan bu yaşlı süvari eskisinin teknolojik gelişmelerin en önemli ismi Zapparoni’den ilk sayfalarda nefretle bahsederken kitap ilerledikçe ona hayranlıkla bakmasına anlam veremedim mesela. Zapparoni’nin kitapta fazla yer almamasının da etkisi olabilir bunda. Richard yalnızca teknolojiyi ve şimdiyi kötülemiyor, fırsat buldukça kendini de yerden yere vuruyor. Örneğin çok tembel olduğunu söylüyor bir yerde. Ama atların devrinin geçmesiyle süvariliği son bulan Richard’ın tankçılıktan öğretmenliğe kadar bir çok işle uğraştığını ve birçoğunda da iyi olduğunu öğreniyoruz sonra.

    Anlatıcının nostaljisi ve dengesizliği hikayenin kurgusuna da sirayet etmiş. Anlatılan olayların yalnızca çok küçük bir kısmı günümüzde geçerken hikayenin önemli bölümünün geçmişteki olaylar arasında salınıyor olması normalde epey hoşuma gidebilirdi, ancak Richard’ın anlattığı hatıraların hikayeye pek bir katkı sağladığını söyleyemeyeceğim. Yazar bu şekilde derinlikli bir karakter kurmak istemiş diyeceğim ama karakterin bu parça parça aktarılan geçmişi, onun geçmişi özlediği dışında bir sonuca ulaştırmadı beni.

    Bu anlatılan hatıralardan iki tanesi özellikle dikkatimi çekti. Birisi teknolojinin bütün kötülüklerin başı olduğunu düşünüp bunun uğruna intihar eden Lorenz, diğeri de ünlü bir binicilik hocasıyken sonra tramvayda biletçilik yapan ve bu değişimle gurur duyan Wittgrewe. Teknoloji karşıtlığı ve taraftarlığını simgeleyen bu iki karakterden daha fazla bahsedilmesini, hatta Richard’ın takındığı tavrın bu karakterle olan ilişkileri üzerinden anlatılmasını tercih ederdim.

    Diğer yorumlarda da söylenmiş gerçi; Richard’ın sayfalarca anlattığı, nasıl çalıştıklarından ne işe yaradıklarına uzun uzun kafa yorduğu arıların teknolojik gelişmelerin geldiği durumu göstermeleri dışında hikayeye ne gibi bir katkıları olduğunu bilmiyorum. Hatta kitapta robotlar hiç olmasa da hikayenin aynı şekilde anlatılabileceğini düşünüyorum. Yeri gelmişken, belki benim kafamdaki kapsam çok dardır ama Cam Arılar’ın bir distopya olarak sınıflandırılması da mantıklı gelmiyor bana.

    Bu kadar eleştirmeme rağmen Cam Arılar’ı hiç sevmedim diyemem. Öyle bir alışkanlığım olsaydı altını çizebileceğim epey cümle vardı kitapta. Ne var ki bütün bu cümleler toplamının iyi bir roman oluşturduğunu söyleyemiyorum. Yazarın asıl başyapıtı olarak görülen ve kurgu olmayan savaş anlatısı In Stahlgewittern (Çelik Fırtınası) de Jaguar tarafından yayınlanacakmış. Muhtemelen çıktığında onu da alıp okuyacağım. Bu arada Cem ve @yzkbicak savaş anlatılarını sevdiklerini söylemişler, eğer okumayanlar varsa Tim O’Brien şaheseri Taşıdıkları Şeyler’i tavsiye edeyim herkese.

    Kitap Kulübü’nde şu ana kadar okuduklarımız içinde en az sevdiğim eser Cam Arılar oldu. Henüz erken gerçi ama önümüzdeki ay Biz Hep Şatoda Yaşadık’ı tartışacağız gibi görünüyor, mayısta görüşürüz.


  5. On günü aşkın süre içerisinde başlamıştım ama bir kez daha gördük ki okul dönemi istediğim kadar hızlı kitap okuyamıyorum. Bir sürü akademik ıvırzıvır bilgisi yüzünden okuma arzum azalıyor ki Cam Arılar da ilk elli sayfa harici okuma şevkini arttıran bir kitap değildi.

    Aslında anlatımı ve cümle kuruluş biçimlerini beğendim sanırım burada daha çok çevirmene ve editöre şapka çıkarmamız gerek. Mitolojiyi sevdiğimden benim için anlatımın lezzetini arttıran bir sos görevi gördü atıflar. Lakin olay örgüsü ve olaylar ilerlerken yazarın bizi Richard’ın düşüncelerinde vereceği cevaba yönelik bir yolculuğa çıkarması yok mu… Mahvetti beni. Kitabın düğüm noktası, Zapparoni’yle iş konuşuluyor akıcılık sıfır!

    Gelecekle ilgili nokta atışı tespitler yapılmış bazı yerlerde, sırf bu yüzden ikinci kez dönüp okumak istedim ama her seferinde kurgu karmaşık geldi, dünyayı kafamda kurmakta zorlandım. Yorumumu bu kadar geç yapmamın sebeplerinden biri bu, kitabı tekrar okumak istedim ve başarısız oldum. Forumun önceden kaydetme özelliği sayesinde şuanda gönderebiliyorum çünkü yorum yazmakta olduğumu bile unutmuşum :joy:


KR Kitap Kulübü #7 | Ernst Jünger – Cam Arılar

Kayıp Rıhtım Kitap Kulübü tüm heyecanıyla devam ediyor. Yedinci etkinlikte beraber okuyacağımız eser Ernst Jünger’in “Cam Arılar”ı oldu. Kitabı 20 Nisan tarihinden itibaren Forum’da tartışmaya başlayacağız. Hepinizi bekliyoruz!

Başa dönün