in ,

Portrede Çizdiği Kadını Yıllar Sonra Gerçek Hayatta Buldu: Film Gibi Aşk Hikâyesi

Portrede çizdiği kadını yıllar sonra tablonun gösterildiği sergide bulan İranlı ressam Ahad Saadi’nin sıra dışı hikâyesi gündem oldu. Annesi, “Allah buna can versin, senin olsun,” demişti.

portrede çizdigi kadını buldu Ahad Saadi

Portrede çizdiği hayallerindeki kadını, yıllar sonra bir sergide bulan ve onunla hayatını birleştiren İranlı ressamın ilginç hikâyesi gündem oldu. Ahad Saadi adlı sanatçı, 2009’da açtığı sergide hayatının aşkını buldu.

Azarnegari adını verdiği sanat tekniği ile çalışmalara imza atan Ahad Saadi adlı İranlı ressam, 2009 yılında içinde bu habere de konu olan portrenin olduğu bir sergi açtı. Sergi sırasında tanıştığı Parisa Karamnezhad’ın ise, yaptığı portredeki kadına olan benzerliği dikkatlerden kaçmadı. İkili, tanıştıktan 1.5 yıl sonra dünya evine de girdi. Dinleyenleri hayran bırakan hikâyeleri ise hâlâ güncelliğini koruyor.

Akıllara, Metin Erksan’ın 1965 yapımı Sevmek Zamanı filmindeki, “Ben senin resmine âşığım,” repliğini getiren olay; konuya biraz farklı bir açıdan yaklaşmayı gerektiriyor.

Ahad Saadi ve Parisa Karamnezhad portre

Ailesinin evlilik baskılarından sonra hayallerindeki kadını resmetmeye karar veren İranlı ressam, annesine, “Ben böyle birini istiyorum,” diyor. Bunun üzerine annesi de, “Allah buna can versin, senin olsun,” şeklinde bir dua ediyor. Ardından portrenin sergilendiği zaman, İranlı başka bir sanatçı olan Parisa Karamnezhad da sergiye katılıyor. Salondaki herkesi şaşkına çeviren olay, masalsı bir aşk öyküsüne açılan kapıyı aralıyor.

İranlı Ressam, Portrede Çizdiği Kadını Gerçek Hayatta Buldu

Gerçekten ruhumdan gelen bir kadın nasıl olur?” sorusu ile yola çıktığını açıklayan Ahad Saadi, daha sonra bu portreyi yaptığını açıklıyor. Kendisinin portreyi yaptığı sırada, annesinin odaya girdiğini belirten sanatçı, annesinin resimdeki kızı sorması üzerine, “İçimden gelen kız, böyle birini istiyorum. Gözleri böyle olsun, saçları böyle olsun, cevabını verdiğini söylüyor. Saadi’nin annesi ise, “Çok güzel bir kız olmuş, Allah buna can versin, senin olsun,” cevabını veriyor. Bu sözlerle tabloya adeta bir imza atılmış oluyor.

İstanbul’a yerleşmeden evvel doğduğu ülkede son bir sergi açmaya karar veren Saadi, Parisa Karamnezhad’i bir tür Big Bang (Büyük Patlama) olarak tanımlıyor.

Ahad Saadi ve Parisa Karamnezhad

Eşi Parisa ile ilk göz göze gelişlerinden bahseden Saadi şu ifadeleri kullanıyor:

“Sergi açılışının aşk ‘Big Bang’i benim için Parisa’ydı. İçeri giriş yaptığında ablam benim yanımdaydı, misafirleri ağırlıyordu. Beni biraz dürttü ve, ‘Ahad, kapıdan giren kız senin yaptığın tabloya ne kadar benziyor’ dedi. Ben o sırada Parisa’yı hala görmesem de kalbimin inanılmaz çarptığını farkındaydım ve sebebini anlayamıyordum. Ne olabilir diye düşünüyordum ki, Parisa ile göz göze geldiğimiz anda ‘Sebebi bu’ dedim.”

İranlı sanatçı, sonrasında Karamnezhad’ı atölyesine davet ediyor. Atölyeye annesiyle gelen Karamnezhad ile arkadaşlıklarını ilerletiyorlar. Ancak sonrasında 1.5 sene boyunca iletişim yalnızca sosyal medya üzerinden kuruluyor.

Sergiden 1.5 Yıl Sonra Evleniyorlar

Saadi, evlenme teklifine uzanan süreci ise şu şekilde anlatıyor:

“Bir buçuk yıl boyunca her gece belli bir saatte sosyal medyaya bakıyordum, o gece de bakmış ve yatağa yatmıştım. Bir an uyku sırasında farklı bir his oldu, o akşam Parisa’yı gördüğümde hissettiğim şey gibi. Ve hemen yataktan kalkıp bakmak istedim. Kontrol ettiğimde Parisa’nın o sırada sosyal medyada olduğunu gördüm ve yazıştık. Sonra Parisa’yı İstanbul’daki sergime davet ettim ve orada 1 buçuk yıl sonra ilk görüşmemiz oldu. Akşam yemeğine davet ettim ve orada da direkt evlenme teklifi ettim. Evlenme teklifimin ardından Parisa benden bir ay zaman istedi düşünmek için ama sağ olsun 24 saat geçmeden arayıp direkt kabul ettiğini söyledi. Ve bizim birlikte yaşamamız da böylece başladı.”

Madalyonun Öteki Yüzü

Hikâyenin öteki tarafında ise Parisa Karamnezhad, sergi gününü şöyle anlatıyor:

“Çok zamanım olmadığı için sergilere pek gitmek istemiyordum ama o gün arkadaşım çok ısrar edince ben de kabul ettim. Sergiye girdim, o sırada Ahad’ın yanında bir bayan vardı ve çok garip bir şekilde koluna dokunup beni gösterdi. Birlikte bana doğru baktılar ve ben de sebebini anlayamadım. Sonra sergiyi gezmeye başladım ve dördüncü beşinci tabloda anladım. Bu tabloyla karşılaştım. Bir ben baktım tabloya, bir arkadaşım baktı. Bakıştık, ‘Bana mı benziyor acaba?’ diye düşündüm. Sonra dedim benzeyebilir ama bir taraftan Ahad’ın heyecanlı bakışları da farklı bir his uyandırıyordu.”

portrede çizdiği kadın Ahad Saadi

Bir buçuk yılın ardından yeniden görüştüklerini ekleyen Karamnezhad, doğum gününün aynı zamanda Sevgililer Günü (14 Şubat) olduğunu ve bu sebeple o gün sosyal medyada tebrik mesajlarını yanıtladığını aktarıyor. Ahad’ın mesajını da o sırada görüyor:

“Hesabıma girdiğim anda Ahad, ‘Merhaba’ yazdı. Ben de cevap verdim, sonrasında hemen ‘Neredesiniz, ben Türkiye’ye geldim sergi yaptım’ dedi. Ben de İstanbul’da olduğumu söyledim. Bahariye’de buluştuk. Elimi uzatıp, ‘Merhaba’ dedim ama Ahad beni öyle bir kendine çekip sarıldı ki şaşkına döndüm. Sonra dedi ki, ‘Biliyor musun, ben seni ne kadar seviyorum. Çekildiğimiz fotoğrafa her gün bakıp, neden böyle oldu’ diye düşünüyorum. Ahad’daki o güzel duyguyu derinden hissettim.”

İkili İstanbul’a Yerleşiyor

İstanbul’daki sergiyi gezdikten sonra birlikte akşam yemeğine çıktıklarını söyleyen İranlı sanatçı Parisa Karamnezhad, evlilik teklifi aldığı geceyi şu şekilde anlatıyor:

“Sergiyi gezdikten sonra akşam yemeğine gittik, orada hemen evlenme teklifi etti. Ben de bir ay düşünmek istedim ama Ahad, ‘Parisa bana yalnızca bir cevap verebilirsin, o da evet zaten’ dedi. Gerçekten içten onu hissettim ve yarın sabah hemen arayıp kabul ettiğimi söyledim. Ve sonra annem aradı, ‘Anne evlendim’ dedim çok şaşırdı. ‘Ama Parisa sen öyle yapmazdın, yıllarca düşünüp hayır diyen birisin sen’ dedi. Sonrasında Ahad’la evlendiğimi söyledim ve çok sevindi. Böylece bizim de Ahad’la beraber güzel yaşamımız başladı. Çok mutluyum. Ahad benim için Allah tarafından verilen en büyük armağan.”

Çocukluk Yıllarından İlhamla Doğan Yeni Sanat Dalı: Azarnegari

Bu büyüleyici hikâyeye ek olarak yeni bir sanat dalını ortaya koyan Saadi, ilhamını çocukluk günlerinden aldığı Azarnegari hakkında da açıklamalarda bulundu.

Ahad Saadi

Çocukluk yıllarında ateşle oynamayı çok sevdiğini ve buradan yola çıkarak sanatla ateşi birleştiren Saadi, Azarnegari’yi şu sözlerle anlatıyor:

“Benim sanat dalım Azarnegari oluyor. Farsça bir kelime ve ateşle çizim yapmak anlamına geliyor. Çocukluğumda ateşle uğraşmayı, ateş yakmayı çok severdim ve tabii bu yaramazlıkları hep annemin odasında yapıyordum. Bir gün o ateş annemin kumaşlarına sıçradı ve ben söndürmek için elimle vurduğumda kumaşın birbirine yapışması bana yeni bir dal açtı. O zamandan beri de heyecanla, enerjiyle şimdiye kadar yaklaşık 22 yıldır Azarnegari sanatına devam ediyorum.”

Siz bu olay hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşabilirsiniz.

Kaynak: DHA

Devrim Beyaz

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunuyum. 2016'dan beri serbest editörlük yapıyor, çeşitli internet siteleri ve dergiler için haber ve incelemeler kaleme alıyorum.

1 Yorum BULUNUYOR


  1. Avatar for Arcade Arcade dedi ki:

    Valla resim yeteneğim falan yok ama en son şunu indirmiştim bir animeden üçüz kardeşler. Acaba ben de bunlardan birini çok istiyorum diye fotoyu büyütüp bir yere assam yolda gelen birisi bunlara benzer mi? :joy::joy:

Söyleyeceklerin mi var? Forum'a gelip sohbete katıl.

Dune Gerçekliği arrakis yaşam

Dune Gerçekliği Sınandı: Bilim, Arrakis’te Yaşamı Modelleyerek Çöl Gezegeninde Hayatı Sorguladı

George Orwell Arkadaşımdı - Adam Johnson | Haftanın Kitabı #195

George Orwell Arkadaşımdı – Adam Johnson | Haftanın Kitabı #195