in

David Fincher Sinemanın Geleceğine Dair Umutlu

Ünlü yönetmen David Fincher, sinemanın yeni doğmuş bir sanat olduğunu ve gelecekte çok büyük değişimler geçireceğini düşünüyor.

David Fincher

Film endüstrisinin en parlak dönemleri geride kalmış gibi gözükebilir. Ancak ünlü yönetmen David Fincher, sinemanın geleceğine dair umutlu.

Bir yıla yakındır kapalı duran sinema salonları ve sürekli ertelenen çekimler, tanıdığımız ve bildiğimiz sinema sektörünü sonsuza kadar değiştirecek gibi duruyor. Her sene, geçen seneki gişe rekortmeninin devam filmi gişe rekortmeni oluyor. Büyük stüdyolar bu durumu sonuna kadar kullanıyor; her film bir devam veya yan film oluyor. Alışık olunan drama ve komedi türleri ise yavaş yavaş stüdyoların gözünde küçülüyor. Sonuç olarak bu yapımlar Netflix, Amazon ve Apple gibi yayın platformlarında yayınlanıyor. Beyaz perde büyüsünü asla yaşayamayacak yüzlerce büyük film, en çok izlenenler listesinde bir hafta durduktan sonra kayboluyor.

David Fincher ikinci türden filmler yapan bir yönetmen. Stüdyoların yeni gişe rekortmenlerine yöneldiği bir dönemde hazırladığı filmi World War Z 2 bütçe sorunları yüzünden hayal olunca Netflix’le çalışmaya başlamıştı. Netflix’in en popüler dizilerinden olan The House of Cards ve The Mindhunter’la yeni alanında da ne kadar usta olduğunu göstermiş sonra da bugün herhangi bir stüdyonun yanaşmayacağı bir film yapmıştı.

Mank’ta Hollywood’un altın çağı 1940’ları anlatan, dönemde çekilmiş hissi vermesi için özel efektler kullanılan siyah beyaz bir hikâye izlemiştik. Fincher’in döneme ve özellikle Citizen Kane’e yazdığı bir aşk mektubundan ibaret olan filmden çok, yönetmenin günümüz sinemasıyla ilgili fikirleri ön plana çıkıyor.

Mank Netflix David Fincher

Geçen aylarda bir röportaj veren David Fincher, 2020’de sinema sektörünün “tayt yazları” ve “dram kışları” olarak iki mevsime ayrıldığını, gişe için süper kahraman; Oscar ve prestij için de her yönüyle Akademi’ye göz kırpan dram filmleri çekildiğini ve bu ikisi dışında herhangi bir film çekmenin mümkün olmadığını söylemişti.

David Fincher’a yeni röportajında ne tayt ne de dram filmi yapmayan bir yönetmen olarak nesli tükenmekte olan bir tür gibi hissedip hissetmediği sorulmuş. Yönetmenin cevabıysa önceki açıklamalarından çok daha umut dolu:

David Fincher: “Sinema Ölmüyor, Değişiyor.”

“Her zaman yaptığımız işi yeni şekillerde yapmak için uğraşıp didinen insanlar olacaktır. Bazıları da yapmayı hayal bile edemediğimiz şeyleri yapacaktır. Film yönetmek tuvale 100 metreden teleskopla bakarken elinizdeki telsizle fırçayı tutan 90 kişiye direktif vererek resim yapmak gibi bir şey. Hayal edebildiğinizden daha sinir bozucu. Aynı zamanda çok heyecanlı ve tamamlandığında yaşadığınız tatmin çok büyük.

Sinemanın bugünkü trajedisinin sadece 100 yıldır film yapıyor olmamıza rağmen bütün köşeleri keşfettiğimize inanmamızdan kaynaklanıyor. Durum hiç de bu değil. Bin Yüzlü Kahraman’ın hikâyesini defalarca anlatıp durduk sadece. Bunu da çok sık yaptık çünkü en kolayı bu. Bu noktada sinemanın yapabileceklerinin sınırında olduğumuzu düşünseydim son derece depresif olurdum. Hiç değilim.

David Fincher Mank
David Fincher

Filmlerin öldüğünü düşünülüyor. Ölmüyorlar. Hâlâ keşfedilecek elmaslar var. Şoke olmanın, eğlenmenin, motive edilmenin ve korkmanın farklı yolları var. Filmler sadece değişiyor. Sen de onlarla birlikte değişiyorsun. Anlatmak istediği hikâyeyi nasıl sunacağı konusunu merak eden ben gibi yönetmenler için kısa dönemde çok büyük fırsatlar var. Bu pandeminin gidişatına göre anlatılacak pek çok hikâyeye ihtiyaç doğabilir.

Marvel’in para kazanma isteğiyle ilgili sinirlendiğim yeni haberlerin çıkmasına da gerek yok. Bu durumla bir sorunum yok zaten, hiç olmamıştı.”

David Fincher’ın fikirlerine katılıyor musunuz? Sinema önümüzdeki yıllarda nasıl değişecektir? Yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum’dan paylaşabilirsiniz.

Kaynak: Collider

Oyla!

Mehmet Çakıcı

1999'da Balıkesir'de doğdu. Küçük yaştan beri fantastik edebiyata ilgi duydu, büyüdükçe diğer edebiyatlara da yaklaştı. Şu sıralar İstanbul Üniversitesi'nde bu ilginin üstüne iyice düşüyor. Uzun bir süre araknofobinin nasıl yazıldığını öğrenemedi.

2 Yorum BULUNUYOR


  1. Avatar for collona collona dedi ki:

    Sinemanın bugünkü trajedisinin sadece 100 yıldır film yapıyor olmamıza rağmen bütün köşeleri keşfettiğimize inanmamızdan kaynaklanıyor.

    Çok güzel tespit yapmış. Sinema sürekli değişiyor ve gelişiyor biz de izlemekten sıkılmıyoruz. Fincher’a katılmadığım nokta ise sinemanın sanat oluşu. Sinemayı ne kadar sevsem de maalesef sinema sanat değil. Propaganda aracı. Filmleri de böyle izlemek lazım.

2 Yorum

  1. Fincher’ın zamanında çok kötü filmleri oldu. Defalarca fırsat bulabildiği için kendi tarzını ortaya koyabildi. İnsanlara bir hikaye yazmaları veya o hikayeyi çekmeleri için para verdiğinizde bunu bir iş olarak yapmaya başlıyorlar ve yaptıkları iş gün geçtikçe bir standardı yakalama çabasına dönüşüyor. Sokakta milyonlarca iyi hikayesi olan insan fırsat bulup hikayesini anlatamıyor biz de çok sığ senaryolar izliyoruz. Aynı şekilde özgün tarzlar ortaya koyabilecek genç yönetmenler bu şirketleşmenin altında eziliyor. Memuriyet gibi iş yapan insanlar aynı formüllerle aynı hikayeleri döndürüp döndürüp vizyona sokuyor. Anroid elinden çıkma gibi ne heyecanı ne de ruhu var artık filmlerin. Belki ömrü boyunca bir senaryo yazacak ama mükemmel bir şey yazacak adamlar kimseye okutamıyor yazdıklarını. Netflix gibi şirketler her ülkenin en popüler isimleriyle çalışıp garanti izlenmenin peşinde koşuyor. Bundan sonra yapım şirketlerinin bilet kesmek yerine abonelik satacağı kesin sayılır. Zaten işlerine de gelir. Ama bu gibi şirketlerden biri elini taşın altına koyup amatörlere şans vermediği sürece biz daha çok bekleriz sinema kültürü gelişecek diye.

The Queen's Gambit - Walter Tevis - Vezir Gambiti

The Queen’s Gambit Kitabı Türkçede: Walter Tevis’in Vezir Gambiti Romanı Çıktı

Doğu Demirkol BluTv dizisi fragman

Doğu Demirkol, BluTV’ye “Doğu” Dizisi ile Geliyor: İlk Tanıtım!