YKY’den Tartışmalı Koşul: Fantastik/Bilimkurgu Çalışmaları Değerlendirilmeyecek

Yapı Kredi Yayınları sitesinde yer verdiği kitap dosyası başvurularının değerlendirilmesi başlığıyla eleştiri konusu oldu. Yayınevi tiyatro, bilimkurgu ve fantastik türde gönderilen çalışmaları değerlendirmeye almayacak.

Geçtiğimiz şubat ayı 5,000. kitabıyla okurların karşısına çıkan, Türkiye’nin en büyük ve saygın yayınevlerinden biri olan Yapı Kredi Yayınları bugünlerde kendini hararetli bir tartışmanın içinde buldu.

Yayıevinin internet sitesinde yer alan Kitap Dosyası Başvuruları başlığındaki yönlendirmelerden birisi sosyal medyada ve forumumuzda kendisinden hayli söz ettirdi.

– Yayınevimizin yayın politikası doğrultusunda tiyatro, bilim kurgu ve fantastik türde gönderilen çalışmalar değerlendirmeye alınmamaktadır.

Bilimkurgu ve fantastik türde kitapları değerlendirme dışında tutacağını belirten yayınevi çeşitli eleştirilerin muhatabı oldu. Altkültürü dışarıda tutan bu politikanın üzücü olduğunu belirtenlerle yayınevinin programının sadece kendisini bağladığını öne sürenler arasındaki tartışmalar sürüyor.

Gönlümüz çok sevdiğimiz bu türlerdeki eserlere, aradığımız zaman YKY çatısı altından da ulaşmaktan yana olsa da, elimizden yayın programlarına saygı duymaktan başka bir şey gelmiyor.

Konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi bizlerle paylaşmayı unutmayın.

  • 86
    Shares

Özellikle bilimkurguya ve çizgi romanlara bayılır. Çizgi romanlara girişi Dylan Dog, bilimkurguya aşkı ise Dune serisi ile başladı. 7 yaşından beri bilgisayarla ve elektronik aletlerle iç içe yaşamayı seçerek göbeğini büyüttü. Düşüncelerini başkalarıyla tartışmak adına Kayıp Rıhtım’da yazılar yazıyor.

YKY’den Tartışmalı Koşul: Fantastik/Bilimkurgu Çalışmaları Değerlendirilmeyecek için 37 yorum

  1. Hiç fantastik/bilimkurgu basmıyor olsalar anlarım ama önyargılı olduklarını düşünüyorum. Açıkçası yabancı ve çok bilindik kitapların da benzer yanları olabiliyor, mesele orijinallikse. Yerli yazarların da hayal gücü yeterince iyi ve üslupta da başarılılar. O yüzden ayrım yapılması mantıksız bence de.

    Ben gönderilen dosyalara yeterince vakit ayrıldığını da düşünmüyorum. Günümüzde şartlar zorlaşsa da sadece yabancı ve çok bilindik eserlere odaklanmak, reklam aracılığıyla da çok satış yapmayı uyanıklık olarak görüyorum. (Yayınevleri adına genel olarak konuşuyorum.) Günün birinde kimsenin ya da hiçbir şeyin unutulmayacağının garantisi yok.


  2. Ben aşağılık kompleksi olarak değerlendirdim. Hele ki kendileri de çok iyi biliyorlar, “Günümüzde fantasik veya bilimkurgu yapıtlarına muazzam bir rağbet var.” Ancak yerli edebiyatın hatta günümüz yerli edebiyatın vasat olduğunu düşünen ve kendilerini dünyada ses getirmiş eserlerinin büyüklüğü altında ezik hisseden çalışanlarıyla gelebilecekleri tek yer maddi çıkar topluluğunun bir neferi olmaktan ötesi değil.

    Aslında bakarsanız yazdıkları ibareyle böyle yeniliğe kapalı yerli edebiyatı ezik sananların bilimkurgu ve fantasik gibi türlerdeki kitapları değerlendirmeye alacak kapasitelerinin olmadığını da beyan etmiş de oluyorlar.

    Bence metinde verilmek istenen doğru mesaj şöyle:
    **

    Biz, bilimkurgu ve fantasik dosyalarındaki kaliteyi anlayamıyoruz. Bunun için ne bir donanımız var ne de bir vasfımız! Yani bize yollamayın, biz sadece dünyada çok satan kitapları çevirip, basıp, para kazanmak istiyoruz.

    Bu arada Harry Potter fantasik mi? Yahu biz onu yıllardır klasik sanıyorduk.

    Neyse… neydi… hah bilimsel kurgu muydu? Hah işte ona da bakmıyoruz. Zaten bilimkurgunun tanımı net değilmiş, hangisi bilimkurgu hangisi değil onu nasıl ayıracağız diye arkadaşlarla yıllardır kavgalıyız.

    Sabahattin Ali’nin telifini de kimseye yedirmeyiz ona göre haaaaa. İyi sattık değil mi? Bla bla bla…

    **


  3. Agape dedi ki:

    Bir dönemler bu yayınevi başvurularıyla epey uğraşan birisiydim. Nihayetinde illet ettim. Genç yazarlar ve hevesli kimseler için özellikle fantastiğe veya bilimkurguya gönül vermiş kişiler için bu ifade biçimi hem çok iyi hem de çok kötü. İyi çünkü sizi uzun ve yıpratıcı olan cevap bekleme sürecinde yormuyorlar. Yollamayın kardeşim, diyorlar. Kitabınızı tam da bitirmiş belki de araştırma yapmadan YKY yayınları hayali kuranların sayfayı açar açmaz yaşayacağı şok korkunç! Kötü çünkü YKY gibi bir yayınevine yakışmayacak hareketler bunlar. Ne olursa olsun böyle bir tutum, bu toplumda fantastik veya bilimkurgu türlerine gönlünü vermiş kişileri üzüyor.

    Çoğu yayınevi maalesef fantastik ve bilimkurgu içerikli kitaplara şeytan görmüş gibi bakıyor. Fantastik mi? Tövbe estağfurullah. O da ne? Başımıza taş yağacak! Kışkışlayın gitsinler. Yarın da etrafı sirkeli suyla sildik mi, oh mis. Arınırız bu illetten alimallah.

    Bir de kabul edenler furyası var. Dosya kabul ediyorlar ama 4 -5 sene boyunca doluyuz, değerlendirmemizin cevabı geç gelecek diyorlar. 5 yıl oturup bekleyip bunalıyor, yıpranıyorsunuz. Böyle olacaksa hiç olmasın deyip saçınızı başınızı yoluyorsunuz. Sonra bir bakıyorsunuz seneler eriyip gitmiş postanızda şaka gibi bir cevap var. Cevap demeye bin şahit lazım.

    Bir de hemen geri dönüş yapan ama sizde para isteyenler var. Onlardan bahsetmeyeceğim bile.

    Hepsi bir yana bir yeni Türk yazar basmıyoruz efenim! Biz çeviri üstüne master yapmışız! Dosya da neymiş! Sözü bile edilemez deyip Whattpad’de bilmem kaç milyon okunma yapmış eserleri patır patır basanlar var. Bunlar ise komik. Güven sarsıcı… Bunları görünce alışveriş listenizden topyekun çıkartıyorsunuz. Bunlardan kitap alacağıma okumam daha iyi diyorsunuz.

    Yılların vermiş olduğu yaşadıklarım sonucu yayınevlerinin %97’sinin kendi insanlarına zerre değer vermediklerini gördüm. Büyük bir ön yargıyla yaklaşıldığını fark ettim. Çoğuyla konuşma fırsatım oldu. Eh işte biliyorsun bizim insanımızı gibi bir yaklaşım oldukça fazla. Aman canım bizimkiler de ne yazabilir Allah aşkına diye devam ediyor bu benzer cümle listeleri. Bakış açımız kıt olduğu sürece biz bin dereden su getirsek boş.

    Bir noktadan sonra tüm bunların sahtelikten ibaret olduğunu düşünüyorsunuz. Evet birileri bir yere geliyor gelmesine ama bir de ona sorun bakalım oralara nasıl geldi. Bir dokunsanız üç bin ah işitirsiniz. Her alanda olduğu gibi edebiyat alanında da amca, dayı önemli. Her yayınevi için demiyorum ama çoğunluk böyle.

    Herkes kendi kesesini düşünüyor. Kendi işine geldiği gibi, kâr yapabileceği yatırımlara yöneliyor. Ben eminim ki binlerce dosya gidiyordur. Özellikle Whattpad’den sonra gönderilen dosya sayılarını düşününce benim bile başıma ağrılar giriyor. Anlayacağınız kapılar kapalı, hafif aralık veya biraz açık olanlar için de imkansızın da imkansızını başarmanız gerekmekte. Hatta mucizeler yaratsanız bile size çoğunlukla şüpheyle yaklaşılacak.

    Uzun lafın kısası; oturup evde tozpembe hayaller kurmayın, yıkılırsınız. Bunu Türkiye şartlarında bir kuyu olarak düşünün ve o kuyuya atabildiğiniz kadar taş atın. Beklemeyin. Akışına bırakın. Hayallerinizi ön yargılı kişilerin ellerine bırakıp dört gözle her gün mail kontrol etmeyin. Zaten para talep etmeyenler dışında en erken cevaplar 1 aydan başlıyor. Cevap da şöyle oluyor:

    “Dosyanızı yayın programımız kapsamına alamadık. Size hayatta başarılar dileriz.”

    İnsan tüm bunlardan sonra oturup düşünüyor. Hiç mi elinden tutulacak biri çıkmadı yahu? Bu işe gönül veren tüm herkes mi rezaletin ötesindeydi? İsim yapmış ve kendini ispat etmiş kişilerden bahsetmiyorum.


  4. thelord dedi ki:

    Tek bir şeyi merak ediyorum.

    Bugün Orhan Pamuk, “Ben fantastik edebiyat türünde bir roman kaleme alacağım,” dese, YKY “Eee, şey üzgünüz Orhan Bey, yayın politikamız gereği sizi farklı bir yayınevine yönlendirmek zorundayız…” mı diyecekler?

    Bunun cevabı evet ise kendilerine olan hayranlığım kat be kat artacaktır.


  5. Yayınevi yönetmek bir çeşit kütüphane oluşturmaktan farksız. İnisiyatif kütüphaneyi oluşturan okurun (yayın yönetmeninin) elinde. Okur, rafında yemek tarifleri hakkında kitap görmek istemiyorsa, yemek tarifleri hakkında kitapları oraya koymaz. Bu durum, yemek kitaplarını tü kaka kılmaz. Yemek kitabı okumak isterseniz onu tercih eden başka bir yayınevlerinin kitaplıklarını her zaman ziyaret edebilirsiniz.

    İnsanların neden savunmaya geçtiğini anlayabiliyorum. Ama bana biraz komik geliyor. Bir yerli yazar adayı dosyasını oluştururken önce yayınevinin daha önce bastığı kitaplara bir göz atmalı bence. O kataloğa kendi kitabını yakıştırabiliyor mu? Ne yazdığını en iyi yazarın kendisi bilir. Tercihini de ona göre yapması gerektiğine inanıyorum.

    Ve Harry Potter meselesi… Gerçekten, bir gün yerli bir yazarımız Harry Potter gibi bir marka yaratırsa zaten istediği bütün yayınevleri ona gereken kolaylığı(!) sağlar. Siz böyle bir şeyi başardığınızda, kimse internet sitesine koyduğu 'dosya kabul formu’nu doldurmanızı beklemez.

    Bahane bunlar. Önce iyi edebiyat yapmalı. Ve hayır, YKY’nin görevlerinden biri böyle bir markanın (Harry Potter gibi) oluşması için genç/yeni yazarlara şans vermek değil. Bu, yazarın kendisinden başka kimsenin görevi değil.


YKY’den Tartışmalı Koşul: Fantastik/Bilimkurgu Çalışmaları Değerlendirilmeyecek

Yapı Kredi Yayınları sitesinde yer verdiği kitap dosyası başvurularının değerlendirilmesi başlığıyla eleştiri konusu oldu. Yayınevi tiyatro, bilimkurgu ve fantastik türde gönderilen çalışmaları değerlendirmeye almayacak.

  • 86
    Shares

 

 

Başa dönün
Daha fazla Haberler
Metro Serisi’nin Yazarı Glukhovsky’den Andrzej Sapkowski’ye: “Yaşlı Aptal!”

Andrzej Sapkowski'nin yıllar sonra CDPR'dan tekrar para istemesi üzerine gelen eleştiriler durmak bilmiyor. Metro Serisi'nin...

Kapat