in ,

Batman: Dünya İncelemesi – Kara Şövalye ile Devriâlem

Batman: Dünya çizgi romanının detaylı incelemesi ile karşınızdayız. 14 farklı ülkeden yazar ve çizerlerin emeğiyle hazırlanan Bruce Wayne maceraları bu antolojide bir araya geliyor.

Batman: Dünya çizgi romanının detaylı incelemesi yayında. Ülkemizde 18 Eylül 2021 tarihinde okuyucularıyla buluşan ve aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 14 farklı ülkede Karanlık Şövalye’nin maceraları hız kesmeden devam ediyor.

Batman: Dünya ile sonunda Kara Şövalye’yi Gotham şehrinden ayrılırken görme fırsatını yakalıyoruz. 14 farklı ülkenin yazar ve çizerlerini bir araya getiren eser tarihi bir anın kanıtı niteliğinde. Üstelik bunun sebebi yıllardır Detective Comics bünyesinde Gotham şehrini koruyan kahramanın evini geride bırakması değil. Değişik kültürler içinde büyümüş kişilerin hayal gücünde sadece Batman’in değil aynı zamanda Bruce Wayne’in de ne kadar farklı yorumlanabileceğini gözler önüne sermesiyle tarihi aslında.

DC’nin ikonik kahramanı Gotham şehrini geride bırakarak kimi zaman Almanya’nın karlı dağlarına gidiyor, kimi zaman İspanya’da her şeyden uzaklaşıp kitabını okumaya çalışıyor kimi zaman da Sivas’ın tarihi noktalarında çift başlı kartalın gizemini çözmeye çalışıyor. Eisner ödüllü yazar Brian Azzarello’nun hikâyesinden sonra Okadaya Yuichi’nin manga-çizgi romanını okuma fırsatı yakalıyorsunuz. Dylan Dog’un efsane çizeri Nicola Mari ve ünlü illüstratör Ethem Onur Bilgiç’in Bruce Wayne’i renkler ve çizgilerle canlandıran panellerini yan yana görmek inanılmaz keyifli bir deneyim.

Ancak her bir hikâyeyi tek tek ele almadan önce gelin Batman: Dünya’ya dair birkaç romantik ve teknik detayı ele alalım.

Genel Bir Bakış Olarak Batman: Dünya

Batman: Dünya Ethem Onur Bilgiç

Bu çizgi roman derlemesinde bir miktar romantik bakılmasının abartı olmadığı kanısındayım. Çünkü çizgi roman kültürü ve felsefesi temelinde Batman: Dünya, Will Eisner’ın, Jack Kirby’nin ve sayısız yazar ve çizerin amaçladığı şeyi başarıyor. Doğumundan ölümüne kadar her anı iğdiş edilmiş kahramanımızın farklı zihinler, eller ve çevrelerde ne kadar rahat nefes alabileceğini kanıtlıyor. Gotham’ın karanlık gölgelerinden çıkıp güneşin parladığı plajlarda ve kültürlerde Bruce Wayne karakterinin temel fikrine daha rahat göz atabiliyoruz.

Fakat daha da önemlisi Batman: Dünya, çizgi romanın kültürler ve insanlardan daha büyük olduğunu anlatıyor. Eseri ortaya çıkaranları yan yana getirmesinin yanı sıra, Türkiye’den ve Amerika’dan, Brezilya’dan ve Güney Kore’den okurları da sayfalara aktarılan mürekkepte buluşturabiliyor. Ardışık sanat zihinlerde hareket bulduğunda ve sayfaları çevirmeye başladığınızda aslında yanı başınızda duran kişiden çok da farklı olmadığınızı keşfediyorsunuz. Dolayısıyla eserin temel felsefesi olarak çizgi romanın ne kadar ciddi, ne kadar geniş kapsamlı olabileceğinin muhteşem bir kanıtı.

Teknik açıdan baktığımızda ise farklı çizgileri ve hayal gücünü görmek keyifli bir deneyim sunuyor. Batman’in zırhında yapılan değişikliklerin ülkelere göndermede bulunması, renklendirmede tercih edilen paletin farklılığı, çizim tekniğinin hikâyeden hikâyeye değişmesi sizi muhteşem bir cümbüşün tam ortasına bırakıyor. Zaten bir çizgi romanın yapması gereken şey de tam olarak bu değil midir? Çizgi romanın yazıyı ve çizgiyi birleştirdiği nokta her bir eserde farklı yerden yapılıyor. Kimi zaman maceranın ritmine kaptırıyorsunuz kendinizi, kimi zaman iki sayfayı birden kaplayan muhteşem bir aksiyon sahnesini on dakika boyunca incelemek zorunda kalıyorsunuz. Panellerin bazılarında gerçek ve çizim birbirini içine girerken, kimi öyküler gerçek ve kurguyu harmanlayarak veriyor. Tek bir eserde bütün bu çeşitliliği bulmak ise eserin kalitesini ortaya koyuyor.

Hikâye Uzunluğu ve Teknik Konusunda Oldukça Başarılı

Batman: Dünya Türkiye

Çizgi roman tekniğinin böylesi geniş yelpazeden incelenebileceği çok kısıtlı sayıda eserin olduğunu söylemek gerekiyor. Bu açıdan bakıldığında Batman: Dünya’nın sadece felsefi temelde değil aynı zamanda teknik altyapı konusunda da ardışık sanata katkıları yadsınamaz derecede olacaktır.

Maceraların uzunluklarının ise tam kıvamında bırakıldığını düşünüyorum. Kısa hikâyeleri oldum olası sevdim. On sayfada anlatılan ve açık uçlu bırakılan maceraların sonunda okuyucuya düşünme payı bırakılması tam olarak eserden almak istediğim şeydi. Antolojinin bütün öyküleri için bunu söyleyemesem de çoğu altın tepside sunulan ve sadece izleyici olarak kaldığımız öykülerden değildi. Yazar ve çizerler okuyucuyu alıp muhteşem bir maceraya çıkarıyor ama “akşam yemeğine de tam zamanında” geri getirebiliyor.

Ülkelerin Hikâyelerine Kısa Bakışlar

Batman’in anlatılan öykülerinin birbirinden bağımsız olmasından dolayı her bir ülkenin kendi içinde ele alınmasının daha doğru olacağını düşünüyorum.

Amerika

Antoloji, ödüllü yazar Brian Azzarello tarafından yazılan ve Lee Bermejo tarafından çizilen Amerika’nın “Küresel Şehir” hikâyesiyle açılıyor. Açıkçası zayıf bir örgü ile açıldığını düşünsem de kitap için oldukça başarılı bir kapı aralıyor. Batman’in Gotham’ı neden geride bırakıp ülkelere seyahat ettiğine dair güzel bir altyapı sunuyor. Bermejo’nun çizimleri ise çok başarılı geçişler sunuyor, her bir panel neredeyse poster niteliğinde.

kara şövalye çizgi roman amerika

Fransa

Sonrasında gelen Fransa’nın “Paris” öyküsü ise tempoyu birazcık düşürüyor. Sanki kısa sürede akıllara gelen ilk şeyi panellere aktarmış gibi durduğunu inkâr edemem. Matthieu Gabella tarafından yazılan ve Thierry Martin’in çizdiği öykü aşk şehrini Batman ve Catwoman eşliğinde tanıtıyor. Akıllara gelen Wonder Woman’ın doğruluk kemerinin Batman’de işe yarayıp yaramadığı sorusu ise sonunda cevabını buluyor.

İspanya

Paco Roca tarafından yazılıp çizilen İspanya’nın “Tatillerde Kapalıyız” hikâyesi ise bütün kitabın en sevimlisiydi bana kalırsa. Roca, “Bruce Wayne İspanya’ya tatile gitseydi ne olurdu?” için çok keyifli bir cevap vermiş. Karikatürize çizim tekniğini, metinsiz panellerin geçişini ve Bruce Wayne’in göbeğinin çıkmasını okumak eğlenceliydi. Ancak en sonunda milyarder karakterimizin Batman’den ayrılamayacağını da görüyoruz.

İtalya

Dylan Dog’un efsane kadrosu Alessandro Bilotta, Nicola Mari ve Giovanna Niro “Ianus” hikâyesi ile az önceki sevimliliği yarım sayfalık patlama sahnesiyle hızlıca yerle bir ediyor. İtalyanların çizgi romanı ne kadar ciddiye aldığını suratınıza acımasızca vuruyor. Janus’un geçmişe ve geleceğe bakan yüzleriyle Batman karakterinin neden yarasa kostümü giydiğini başarılı bir şekilde aktarıyor. Tabii ki başkaları bu şekilde giyinmek zorunda kalmasın diye.

Almanya

Almanya’nın Benjamin Von Eckartsberg ve Thomas Von Kummant tarafından yazılıp çizilen “Daha İyi Bir Yarın” öyküsü Batman’den ziyade içinde bulunduğu evrenin gri tarafını ortaya seriyor. Joker’i görme fırsatını yakaladığımız öykü, insanların doğruyu savunurken ne kadar ileriye gidebileceğini 10 sayfada gözler önüne seriyor. Çizimlerin ise çok güzel bir grafik roman şeklinde ilerlediğine ise ayrıca vurgu yapmak gerekiyor.

Çekya

Stephan Kopriva’nın yazdığı, Michal Suchanek’in çizdiği Çekya’nın “Kızıl Ayin” öyküsü maceranın zayıf kurgusunu çizimlerin detayıyla kapatmayı başarmış. Tam sayfa çizimler ve bol aksiyonlu paneller Batman’in dövüş becerilerini ortaya seriyor. The Long Halloween kitabındakine benzer tarzda çizilen panelleri aksiyon sekansları ile sizi sayfaları çevirmeye itiyor.

Rusya

Kirill Kutuzov tarafından yazılıp Egor Prutov ve Natalia Zaidova tarafından çizilen Rusya’nın “Benim Bat-Man’im” kitabın en sevdiğim hikâyesi oldu. Kurgu ve gerçeğin birbiri içine girdiği öykü aslında çizgi romanın kişilerin hayatlarını nasıl değiştirebileceğini anlatıyor. Bu açıdan ortak sevgi beslediğiniz bir kahramanın başkalarına olan etkisini de gösteriyor. Antoloji temasına biraz aykırı kaçsa bile kitabın felsefesini tam on ikiden yakalıyor. Batman’in Rusya’da yaşadığı macerasından çok, Batman mirasının Rusya’da nasıl yaşadığını konu alması açısından göz dolduran bir hikâyeydi.

Türkiye

Türkiye tarafında ise Ertan Ergil’in kaleme aldığı ve Ethem Onur Bilgiç’in çizdiği “Beşik” hikâyesi yer alıyor. Ancak hikâyemizi biraz daha detaylı ele almak için sona bırakıyorum.

Polonya

Polonya ise Tomasz Kolodziejczak tarafından yazılan, Piotr Kowalski ve Brad Simpson tarafından çizilen “Şehrin Muhafızı” ile antolojiye katılıyor. Açıkça söylemek gerekirse hikâyenin anlatmaya çalıştığı şey o kadar zayıf kalmış ki bir türlü kendisini belli edemiyor. İzlemesi keyifli panellerle çeşitli aksiyon sahneleri yaşanıyor ve Batman sonunda günü kurtarıyor.

Meksika

Alberto Chimal ve Rulo Valdez, Meksika’nın “Cenaze” öyküsü ise Batman hikâyelerinin korkusuna yöneliyor. Dünyanın en iyi dedektifi bilmediği bir şehirdeki ölümü adalete kavuştururken şehrin karanlığına karışmak zorunda kalıyor. Görsel açıdan farklı teknikleri birlikte kullanan Rulo Valdes’in Batman’in kostümünde yaptığı yorumlamalar ise maceranın örgüsüne oldukça iyi uyum sağlıyor.

Brezilya

Brezilya’nın “Kahramanlar Nerede?” öyküsü acımasız bir politika ve yozlaşma eleştirisi sunuyor. Carlos Estefan’ın yazdığı Pedro Mauro ve Fabi Marques’in çizdiği eser Brezilya’nın siyasi durumuna farklı bir bakış açısı getiriyor. Batman’in ya da maskeli bir kahramanın bile onları kurtaramayacağını, gerçek kahramanların aslında bütün bu yozlaşmaya rağmen doğruluktan ayrılmayanların olduğunu anlatan başarılı bir öykü.

Güney Kore

Güney Kore’nin “Muninn” hikâyesi sadece kurgusuyla değil aynı zamanda çizimleriyle de göz dolduruyor. Inpyo Jeon okuyucuyu şaşırtan kurgusuyla doldu dolu diyalogları panellere aktarırken Jaekwang Park ve Junggi Kim muhteşem görseller ile okuma sekansını istediği yöne doğru çekiyor. Batman zırhına yaptıkları ufak değişiklikler sadece görsel değil aynı zamanda teknik açıdan da dikkat çekiliyor.

Çin

Çin’in antolojiye olan katkısı “Batman ve Panda Girl” ile oluyor. Bu hikâye açısından kafam oldukça karışık. Okuması keyifli olmasına rağmen senaryo anlamında tatmin olmadığımı söylemem gerekiyor. Panda Kız’ın karakter tasarımı ve Batman’in baştan aşağı detaylarla dolu zırhı muhteşemdi. Xu Xiaodong ve Lu Xiaodong’un senaryosunu yazdığı, Qiu Kun, Yi Nan ve Li Xiaobing’in çizeri olduğu eser çizgi romandan ziyade gerçekçi bir anime izliyormuşum havası verdi.

Batman: The World Japonya ve Çin

Japonya

Antoloji içerisinde senaryosu ile değil aynı zamanda çizim tekniği ile de kültürünü yansıtan en başarılı eser Okadaya Yuichi’nin yazıp çizdiği “Batman: Zincirleri Kır” olmuş. Batman: Dünya kitabının geri kalanı gibi Amerikan “comic” tarzında değil, manga tarzında bir eser vermeyi hedeflemiş. Okuma yönü comic şeklinde ilerlese de çizimler ve akış konusunda klasik manga adını veriyor. Ancak aktarmaya çalıştığı mesaj konusunda biraz zayıf kalmış. Yine de Batman’e bile kafa tutabilecek bir çizeri kaleme alması, okuması keyifli bir manga ortaya çıkarıyor.

Batman: Dünya ve Özel Olarak Türkiye

Ertan Ergil ve Hikâye

Ertan Ergil’in kaleme aldığı öyküsü ve Ethem Onur Bilgiç’in çizerliğini yaptığı “Beşik” Batman: Dünya antolojisinin göz dolduran eserlerinden biri. Kitabın temasına oldukça uygun olmasının yanında Bruce Wayne’in diğer hikâyelerde fazla incelenmeyen dedektif tarafına dokunması ise akıllıcaydı. Türkiye’yi sadece tek bir şehir üzerinden değil İstanbul’dan Sivas’a kadar geniş bir perspektiften incelemesi ise hoş bir tercih olmuş.

Ertan Ergil’in hikâyesi Batman’in Gotham’da sorguladığı kişinin Bane’in onu öldürmesinden hemen önce medeniyetlerin beşiğine gitmesini söylemesiyle açılıyor. Ardından Bruce Wayne Ankara’ya gidecek özel jetine atlıyor. Bu sırada Nightwing’in yaptığı Batman esprisi ise hoş bir tebessüm oluşturuyor.

Ardından Bruce Wayne’e çift başlı kartalın gizemini çözmeye çalışırken eşlik ediyoruz. Sivas ve Ankara sonrasında son durağımız İstanbul’da Aya Yorgi Rum Patrikhane Kilisesi oluyor. Fakat bu sırada sahneye iki yeni kahraman giriyor. Merak uyandıran Dusk ve Dawn karakterleri sahneye girdiği anda aksiyon yükseliyor. Başarılı bir şekilde çizilmiş panellerden sonra Batman çift başlı kartalın ve dünyaya yayılmış suç şebekesi Kartallar Divanı’nı öğreniyor. Batman’in azılı düşmanının Baykuşlar Divanı ile birlikte çalıştıklarını öğreniyoruz ve Bruce Wayne’in macerası cliffhanger ile son buluyor.

Gotham’dan Sivas’a kadar uzanan geniş bir coğrafyayı içine alan hikâye gerçekten doluluğu ve Batman’i anlatması açısından kitap içinde oldukça özel bir yere sahip. Akılcı bir açılış ile Bruce Wayne’in kendi şehrinden çıkması ve ufak ipuçlarını takip ederek sonuca ulaşması aslında her Batman hayranının okumak istediği bir kurgu. Ertan Ergil’de bunu bildiği için okuyucu yumuşak karnından çok güzel yakalıyor. Zaten dış basında da Türkiye macerası başlı başına uzun bir süre konuşuldu, devamının gelmesi gerektiği yazılıp çizildi. Ergil, okuyucunun aradığı kurguyu, onların hiç beklemediği bir şekilde önüne koymayı başardı. Sanırım antoloji içinde bu kadar beğeni toplamasının nedeni buydu.

Hikayenin Tek Eksiği Gereğinden Hızlı Akması

Ancak, maalesef burada bir ancak eklemem gerekiyor, hikâye olması gerekenden çok daha hızlı ilerliyor. Bunda teknik konular dâhilinde 24 sayfalık bir eserden 14 sayfaya sıkıştırılmış olmasının etkisi yadsınamaz. Dünyanın en iyi dedektifinin çıkarımlarına derinden bakabilseydik, yeni tanıtılmış Dusk ve Dawn karakterlerimizi birazcık daha tanıyabilseydik, Batman’in onları nasıl yendiğini görebilseydik ve Kartallar Divanı’nın iç çemberine girebilseydik… Kitabın en uzun öyküsü olmasına rağmen çok hızlı geçişler yapılıyor. Bu da size koşuyormuşsunuz gibi hissettiriyor. Diyalogları defalarca okuyup altında yatan anlamları çıkartmaya çalışıyorsunuz. Hikâye daha fazlasını kesinlikle istiyor.

ethem onur bilgiç batman dünya türkiye ertan ergil

Ethem Onur Bilgiç ve Görsellik

Bir süre önce Ethem Onur’un çizimleri konusunda arkadaşım ile fikir alışverişinde bulunduğumu hatırlıyorum. Sosyal medya hesabından paylaştığı görsellerden sonra kendisinin özgün bir illüstratör olduğu konusunda bazı fikirlerim oluşmuştu. Ancak arkadaşım bana Batman’in arka planına bir cami koymakla özgün olunmadığını söylediğinde şaşırmıştım. Fakat Beşik eserinden sonra daha iyi anlıyorum ki Ethem Onur gerçekten özgün değil. Kendisi başlı başına yaratıcı bir kaleme sahip.

Panellerde çizmeyi tercih ettiği açılar, okuyucuyu paneller arasında başarılı bir şekilde taşıması, geniş açılarda ayrıntılara verdiği önem, karakter tasarımları ve Bruce Wayne karakterini çizimindeki ayrıntılar gerçekten takdir edilesi. Aksiyon sekansı çok tatlı ve pürüzsüz akıyor. Bununla birlikte karakterlerin çizilen arkları, temiz siluetleri okuma keyfinizi yükseltiyor. Işık ve gölge oyunları bazı bölümlerde zayıf kalsa bile herhangi bir ayrıntıyı kaçıracak kadar rahatsız edici değil.

Ethem Onur Bilgiç’in Batman: Dünya’daki başarısının gelecekteki eserlerinin ne kadar kaliteli olacağına dair bir işaret olarak okumak gerektiğini düşünüyorum.

Batman: Dünya Baskı Kalitesi ve Son Sözler

Türkiye’de Ertan Ergil’in kurucusu olduğu JBC Yayıncılık tarafından basımı ve dağıtımı yapılan Batman: Dünya sert kapaklı versiyonu ile satışa sunulmuş durumda. JBC tarafından yayınlanan her çizgi roman gibi bu eser de oldukça kaliteli. Parlak kuşe kâğıda yapılan baskı çizimler okuyucu arasına girmiyor. Dolayısıyla oldukça yerinde bir tercih. Kitabın varyant kapağında ise Ethem Onur Bilgiç’in Türkiye hikâyesi için hazırladığı tasarım yer alıyor. Fakat kitabın ebatlarının ise biraz büyük olması ise rafınızda yer alırken size zorluk çıkarabilir.

Antolojide yer alan diğer hikâyelerin çevirmenliğini Hasan Süpürgeci yapıyor. Şeref Atak, Aslı Dağlı ve Yiğit Sakmar’ın editörlüğünü yaptığı eser tam anlamıyla kusursuz bir halde okuyucuya sunuluyor.

Batman: Dünya, Batman hayranlarının kitaplığında mutlaka bulundurması gereken, 14 farklı ülkenin kültürünü, hayal gücünü ve yorumunu kattığı kaliteli bir eser olmuş. Çizgi roman felsefesini başarılı bir şekilde yansıtmasının yanı sıra farklı anlatım tekniklerini içinde barındırıyor. Böylece okuyucu aynı eser içinde farklı bakış açılarını bir arada görme fırsatını yakalıyor.

Her hikayenin aynı derecede müthiş olmadığını söylemekte de fayda var. Bazıları çizimleriyle öne çıkarken bazıları çizimleriyle okuyucunun gönlünü kazanıyor. Eğer çizgi romanları okumayı seviyorsanız, Batman sizin için ayrı bir yere sahip ise Batman: Dünya kitabını edinmenizi tavsiye ederim. Ancak çizgi roman okumaya başlamak için pek de iyi bir tercih değil. Yeni başlayanlar için tavsiye ettiğimiz çizgi romanlar listesine buradan göz atabilirsiniz.

Hepinize Batman’li günler diliyorum.

Siz Batman: Dünya eserini okudunuz mu? Sizin eser içindeki en sevdiğiniz hikâye hangisiydi? Yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum üzerinden paylaşmayı unutmayın.

Oğuzhan Açıkalın

Gedikli bir çizgi roman geek’i olmasam da beyaz sayfalara doluşmuş renkli resimleri her zaman ilgiyle takip ettim. Çünkü resimlerin ve kelimelerin bizi olduğumuzdan daha iyi bir yere taşıyacağına inanıyorum. Kısa kısa hikâyeler yazıyorum, edebiyatın her türlüsüne ilgi duysam da bilimkurgu konusunda kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

Atatürk’ün “Gençliğimi Bıraktım Sofya’da” Sözüyle Anlattığı Aşk Hikâyesi Film Oluyor

Didik Didik Freud - Serol Teber ve Şenol Ayla - Açık Radyo

Açık Radyo’nun Sevilen Programı “Didik Didik Freud” Kitap Oldu