Bir Mekanik Distopya: En Son Kale

"Bu hayat tarzımız sonsuza kadar devam edemezdi. Bu kadar uzun sürmesi bile bir mucize."

Metis Bilimkurgu dizisinin en kısa kitaplarından biri olan En Son Kale, bizlere Hugo ve Nebula Ödüllü bir öykü sunuyor.

Daha çok bir tema çerçevesinde kısa hikayeler ve novellalar kaleme alan Jack Vance’in romanları azınlıktadır. İlk kitabını 34 yaşında çıkaran yazar, maden mühendisliği, fizik ve gazetecilik okumasına rağmen, bu bölümlerin hiç birisini tamamlamamıştır.

En Son Kale, 1997 yılında Ferhan Ertürk çevirisi ile zamanın meşhur serisi Metis Bilimkurgu içerisinde yayımlanmıştır. “Bilimkurgusal” kapaklara sahip olan bu seride konuyla en bağlantılı olan eserlerden biridir aynı zamanda. Chriss Foss adlı bir ressamın kaleminden ufak bir detay olduğunu bildiğimiz kapak resmi, hikayenin içeriğiyle örtüşür nitelikte.

Temelde bir adaletsizlik öyküsü sunuyor Jack Vance bizlere. Etamin Dokuz adlı gezegene konuk olup, gezegenin yerlileri Mekler’in safından bu adaletsizliğe seyirci oluyoruz. İnsanlar, Köylüler, Kuşlar, Feynler ve Meklerden oluşan tüm bu canlılar farklı gezegenlerden hizmet amaçlı getirilmişlerdir. Bu toplulukta eşitsizlik hat safhadadır ve soylu olduğunu düşünen insan ırkı, Mekler’e piramitin en alt tabakasını reva görmektedir.

Dünya adlı gezegenin en vahşi yaratıkları olan insanoğlu ebette Etamin Dokuz’a ayak basmış, kaleler yapmış, klanlara ayrılıp yerleşmiş ve Mekler’in yaşam alanlarını işgal etmiştir. Bu da yetmezmiş gibi, hiç kimseye zararı olmayan bu Mekler’i köle gibi kullanmaya ve en ağır işleri onlara yaptırmaya başlamışlardır. Günün birinde, adaletsizliğe maruz kalan her canlının ayaklanması sonucu gerçekleşen devrimde haksızlığın ortadan kaldırıldığı gibi, Mekler de ayaklanacak ve insanoğlunun inşa ettiği kaleler bir bir düşmeye başlayacaktır…

“Kimse durumdan emin olmadığına göre, bir fikir diğerinden daha saçma olamaz.” -Jack Vance

Altmetninde etkili bir sınıf eleştiri yapan yazar, aslında bir nevi içinde yaşadığımız dünyayı özetliyor. Bu konuda sağlam tespitler yapıp, sistem eleştirisine imza atmayı başarıyor.

En Son Kale’nin geniş kapsamlı bir roman olmadığını, bir novella olduğunu hatırlatmakta yarar var. İşbu sebeple, Jack Vance işi dallanıp budaklandırmadan bir nihayete erdirmiş. Betimlemelerle eserini açan Vance, tek tek klan şeflerini bizlere tanıtmasının ardından diyalog dolu sayfalara geçiyor ve geriye kalan “en son kale”nin kurtarılması için verilen mücadeleyi okurlarına aktarıyor.

New York Times dergisinin 2009 tarihli bir sayısında Jack Vance için “Amerikan edebiyatının en farklı ve en göz ardı edilen yazarlarından biri” tanımı yapılmıştır. Bu mini romanı okuyarak bile bu önermenin doğru olduğunu fark etmek mümkün. Umarız yayınevlerimiz günün birinde bu özgün yazarı göz ardı etmekten vaz geçerler.

Kişisel fikrim, bu kısa romanın başarılı olduğu yönünde fakat daha uzun olması eseri daha da başarılı kılabilirdi pek tabii. Eserlerinde fantezi ile bilimkurguyu ustaca harmanladığı bilinen Vance’in dilimize kazandırılan ilk -ve muhtemelen son olan- Hugo ve Nebula Ödülleri’ni kucaklamış mekanik distopyasını okumanızı öneriyorum.

  • 24
    Shares




1995, Erzurum. Küçük yaşlarımdan itibaren fantastik şeylere merakım vardı. Bunun önünü açan ve bugünkü ben olmamı sağlayan Pokemon, Digimon, Harry Potter ve Yüzüklerin Efendisi gibi serilere minnettarım. Zamanla bu ilgi bilimkurguya kaydı. Sinemaya ve sürpriz yumurtalara olan ilgim de azımsanmayacak boyutta. Şu sıralar amatör haberci ruhumu profesyonel boyuta taşımak uğruna çabalıyor, Kayıp Rıhtım ve Bilimkurgu Kulübü gibi platformlarda yazmaya devam ediyorum.

Bir Mekanik Distopya: En Son Kale

“Bu hayat tarzımız sonsuza kadar devam edemezdi. Bu kadar uzun sürmesi bile bir mucize.”

  • 24
    Shares

 

 

Başa dönün