in

Black Adam İncelemesi: Yeni Bir Anti-Kahraman ile DC Sinematik Evreni’nin Geleceği Şekilleniyor

Black Adam filmiyle ilgili hazırladığımız inceleme sizlerle. Dwayne Johnson’lı film, DC Sinematik Evreni’nin kötü gidişatına dur demeyi başarabildi mi?

Black Adam incelemesi

Black Adam filmi için hazırladığımız inceleme yazısı yayında. Dwayne Johnson’ın başrolde yer aldığı film, bataklıktan bir türlü çıkamayan DC Sinematik Evreni’ni kurtarmayı başardı mı?

DC ve Marvel çizgi roman endüstrisinin en büyük iki ismi olarak yıllar boyu raflarda mücadele ettiler. İki isimden hangisi daha başarılı kahramanlar yaratıyor ya da hangi olaylar okuyucuların daha fazla dikkatini çekti konusu bitmeyen bir mücadeleyi ortaya çıkarıyor. Ancak DC çizgi roman evrenindeki bu ‘madalyonun diğer yüzü’ tavrını bir türlü beyaz perdeye aktaramadı. Kısa süre önce Discovery ile birleşen Warner Bros., süper kahraman filmleri alanında istediğini bir türlü alamıyor. Black Adam ise zincirin son halkası olarak izleyicilerin karşısına çıktı. Ancak Dwayne Johnson’ın başrolünde yer aldığı film evrende bazı şeylerin değişeceğini işaret ediyor olabilir.

Filmin yönetmen koltuğunda, daha önce The Rock ile Jungle Cruise filminde de çalışan Jaume Collet-Serra yer alıyor. Yapımda yer alan diğer oyuncular arasında Sarah Shahi, Noah Centino, Quintessa Swindell ve Aldris Hodge ile Pierce Brosnan da bulunuyor.

DC’yi kurtardığı söylenen Black Adam’a gelin birlikte daha yakından bakalım. Ancak yazının bundan sonrasının SPOILER içerdiğini belirtelim.

Black Adam incelemesi

Black Adam Filmi Ne Anlatıyor?

Black Adam, Kahndag isminde aslında gerçekte olmayan bir şehir hakkında anlatılan bir efsane ile başlıyor. 5 bin yıl öncesinde toplu yaşama geçen ilk yerleşim yeri olan bu şehirde eternium isminde oldukça değerli ve sihirli güçleri olan bir maden çıkarılıyor. Bu madenin değeri ise daha sonrasında bir darbe ile tahta geçen Ahk-Ton’un dikkatini çekiyor ve Kahndag halkı köleleştirilerek bu taşı çıkarmaya zorlanıyor. Fakat bir süre sonra küçük bir çocuğun liderliğinde halk isyan ediyor. Ahk-Ton ise isyanı kısa sürede bastırıyor ve bu ayaklanmayı başlatan çocuğu bularak öldürmeyi hedefliyor. Ancak çocuk ölmeden hemen önce Büyücüler Konseyi bu cesur çocuğu kurtararak güçlerini aktarıyorlar ve Shazam olarak dünyaya geri gönderiyorlar. Bu noktadan sonra işler beklenildiği gibi gitmiyor ve kahraman çocuk güçlerini babasına (Dwayne Johnson) devrediyor ve Black Adam doğmuş oluyor. Filmde yaşanan olaylar ise modern zamanda günümüz Kahndag’ında geçiyor.

Filmin en zayıf kısmının açılış sahneleri olması Black Adam’a önyargıyla başlamanıza sebep oluyor. Olmayan bir yer hakkında anlatılan efsaneler ve bu olmayan yerin binlerce yıldır kayıp olan kahramanı ilk başta ilginizi hiçbir şekilde çekmiyor. Bu efsanevi şehrin modern versiyonu ise geçmişinden çok farklı olmayarak başka kişiler tarafından madenleri yüzünden işgal altında.

Black Adam’ın DC Sinematik Evreni’ne Katkısı

Film bariz bir şekilde Dwayne Johnson’ın etrafına kurulmuş bir şekilde ilerliyor. Eğer sıkı bir The Rock hayranıysanız bu sizi mutlu edebilir belki ama, yaklaşık bir buçuk saat boyunca aktörü ekranda yavaşlatılmış çekimde oradan oraya uçarken görmek can sıkabiliyor. Üstelik senaryonun derin olmaması da bu can sıkıntısına yeni bir katman ekliyor. Çünkü her şeyin bariz bir şekilde ilerlemesi bir sonraki sahnede ne yaşanacağını tahmin etmenize izin veriyor ve şaşırmıyorsunuz. Bu da seyir keyfinizi oldukça düşürüyor. İlk yarım saatlik kısım anti-kahramanı tanıtıyor, uykuya daldırıyor ve yeniden uyandırıp modern dünyaya bir anda bırakıveriyor.

Black Adam eleştirileri

Film Justice Society’nin işin içine girmesiyle hareketleniyor. Hawkman, Atom Smasher, Cyclone ve tabii ki Dr. Fate bu önüne geleni öldüren Black Adam’ı durdurmak için görevlendiriliyorlar. Filmin ilk ve tek düşündürücü sorusu ise burada soruluyor. Kahndag işgal altındayken ortalıkta gözükmeyen Justice Society (of America) neden Kahndag’ı işgal edenleri cezalandıran bir kahraman geldiğinde şehre gelmeye karar veriyor? Altı çok başarılı bir şekilde doldurulabilecek ve senaryoyu derinleştirebilecek bu soru ise bir Flash hızında geçiliyor. Hawkman, ‘Black Adam öldürüyor, kahramanlar öldürmez, dolayısıyla o bir kahraman değildir bizler de onu durdurmalıyız’ şeklinde bir argümanla Black Adam ile mücadeleye giriyor.

Senaryonun altı doldurulmaya çalışılan ancak dolamayan bu boşluğu filmi izlerken tatmin olmadığınızı hissettiriyor. Sonuçta film size bir soru yöneltiyor, gri alanda yer alan bir kahramanın, kötülüğü cezalandıran bir kişinin gerçekten de iyi olup olamayacağının ortaya konulmasını bekliyorsunuz. Ancak film bunun yerine size kaşık dolusu yavaşlatılmış çekimli aksiyon sahnesi veriyor.

Bir süper kahraman filminin hayatın anlamını sorgulatmasını beklemiyorum fakat kendi karakterlerinin sorduğu bir soruya cevap vermesini beklemek gerekiyor. İyi ya da kötü bu soruya bir cevap verilip karakter motivasyonlarının net bir şekilde ortaya konulması filmi daha iyi bir noktaya götürebilirdi. Bu noktada filmden anladığımız tek şey Black Adam’ın vakti zamanında karısını ve oğlunu kurtaramaması sonrası herkesten intikam alma isteği. Bu motivasyon plot-twist uğruna en sona bırakılmayıp ilk başta verilseydi ve ahlaki sorular dillendirilmeden daha belli belirsiz bırakılsaydı belki de çok daha farklı bir film izleyebilirdik. Ancak filmin yazarları Sohrab Noshirvani, Adam Sztykiel ve Rory Haines tercihlerini bu yönden kullanmışlar.

Black Adam inceleme

Senaryonun açıklarına rağmen başı ve sonu belli olan bir film izlemek çok iyi hissettiriyor. Karakterler motivasyonları doğrultusunda hareket ediyor ve ulaşmak istedikleri şey için, doğru bildiklerini yapıyorlar. Fedakarlıklar yaşanıyor, ölümler oluyor ve karakterler en sonunda istediklerini değil ihtiyacı olan şeyi elde ediyor. Bu da en azından mantık çerçevesinde her şeyin kafanızda oturmasını sağlıyor.

Görsellik

Filmin en iyi yanlarından biri görsel anlamda etkileyici olması. Shazam gibi büyülü güçlere sahip, güçlü ve hızlı bir karakteri başarılı bir şekilde ekrana taşımışlar. Aksiyon sahnelerinde basit üçkağıtlara kaçmayıp her bir sahneyi özenle ele almışlar. DC ve Warner Bros. her zaman olduğu gibi bu eserde de CGI noktasında elinden geleni yapmış. Sadece bir süre sonra slow motion çekimlerden sıkılmaya başladığınızı söyleyebilirim. Özellikle Cyclone’un her hareketinde yavaş çekim girilmesi ‘acaba başka bir şey anlatılmaya mı çalışıyor?’ dedirtecek kadar çok. Her ne kadar karakteri daha net göstermek istedikleri açıkça görülse de, bunu defalarca yapıyor olmaları bir süre sonra sıkılmanıza sebep oluyor

Bitirirken…

Black Adam filmi, DC Genişletilmiş Evreni’ne yeni karakterler katması, Justice Society ve bununla beraber Dr. Fate ve Hawkman gibi majör kahramanları göstermesi açısından önemli. Ayrıca Zack Snyder ve Warner Bros. arasındaki sürtüşmeler ya da Ezra Miller’ın uygunsuz davranışları gibi film dışında dönen dramalardan sıyrılıp sonunda ortaya çıkarılan bir eserle konuşulmaya başlaması bile DC’de bir şeylerin değişmeye başladığını gösteriyor. Dolayısıyla Black Adam belki evreni ayağa kaldırmadı ama DC’nin kalbinin atabileceğini ve ilerleyen yıllarda güzel işler çıkabileceğini gösterdi.

Black Adam eleştirisi

Fakat tek başına Black Adam filmi ele alındığında, yıllar sonrasında bile hatırlanacak muhteşem bir eser olmadığını söylemekte fayda var. Dijital platformlara geldiğinde bir hafta sonu aileniz ile birlikte kendinizi yormadan, evrene hakim olmayan kişilere kimin kim olduğunu anlatmak zorunda kalmadan izleyebileceğiniz bir eser olmuş. Ayrıca daha önce ortaya çıkan haberlerle birlikte tahmin edeceğiniz üzere Henry Cavill’i de yıllar sonra kanlı canlı bir şekilde Superman kıyafetleriyle görmek iyi hissettirdi. Bakalım o kendi yeni solo filmine ne zaman kavuşacak?

Solomon’un bilgeliği, Herkül’ün gücü, Atlas’ın dayanıklılığı, Zeus’un kudreti, Aşil’in cesareti ve Merkür’ün hızı daima sizinle olsun!

Siz Black Adam filmi hakkında ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi Kayıp Rıhtım Forum üzerinden bizimle paylaşabilir, ayrıca tüm içeriklerimizden anında haberdar olmak adına bizi Google Haberler üzerinden takip edebilirsiniz.

Oğuzhan Açıkalın

Gedikli bir çizgi roman geek’i olmasam da beyaz sayfalara doluşmuş renkli resimleri her zaman ilgiyle takip ettim. Çünkü resimlerin ve kelimelerin bizi olduğumuzdan daha iyi bir yere taşıyacağına inanıyorum. Kısa kısa hikâyeler yazıyorum, edebiyatın her türlüsüne ilgi duysam da bilimkurgu konusunda kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

Karanlık Bir Gecede Sessiz Evimden Çıktım - Peter Handke | Haftanın Kitabı #243

Karanlık Bir Gecede Sessiz Evimden Çıktım – Peter Handke | Haftanın Kitabı #243

Yeni Angelina Jolie filmi Maria Callas

Angelina Jolie, Ünlü Opera Sanatçısı Maria Callas’a Hayat Verecek