in ,

Oyundan Çizgi Romana… “Bloodborne” ile Hiç Bitmeyen Kâbuslar [İnceleme]

Bloodborne çizgi romanları için hazırladığımız inceleme sizlerle. Ünlü video oyun serisinden uyarlanan kitaplar orijinal hikâyenin tadını yakalamayı başarıyor mu?

Bloodborne Çizgi Roman İncelemesi

Bloodborne çizgi romanları için hazırladığımız inceleme ile karşınızdayız. Eski Yharnam’ın sokaklarına ve dehlizlerine gizlenen yeni hikâyeler, ikonik oyunun tadına doyamayanları hedefliyor.

“İnsanoğlunun en eski ve en güçlü duygusu korkudur; en eski ve en güçlü korku ise bilinmeyene duyulan korkudur.” – H.P. Lovecraft

İsmiyle müsemma bir şekilde kanla başlıyor Bloodborne çizgi romanları ve ilk sayfasından itibaren gökyüzünde dolunay, lanetli bir tanrının hiç kırpmadığı gözü gibi bizi izliyor.

Video oyunları arasında oynanmasının güçlüğüyle ünlü olan Souls serisinin yaratıcısı Hidetaka Miyazaki yönetmenliğinde yayınlanan FromSoftware imzalı Bloodborne 2015 yılında ilk olarak arz-ı endam etti. Kısa süre içinde de oyunseverlerin övgüsüne mazhar oldu. Souls serisinden farklılıkları, dinamikleri, oynanabilirliği ve hikâyesiyle hemen bu oyun özelinde bir hayran kitlesi oluştu. Eski Yharnam’ın sokaklarına ve dehlizlerine gizlenen hikâyesinin tadına doyamayanlar için de şimdi çizgi romanları var.

“Kâbus hiç biter mi?”

Bloodborne Çizgi Romanları Ne Anlatıyor?

Bloodborne 1 - Uykunun Ölümü

Oyunda olduğu gibi bir avcıyla başlıyor ilk cilt, Uykunun Ölümü. Karşısına çıkan canavarları biçerken kendi kendine mırıldanıyor avcı. Uykusundan, uyanışından ve kâbusundan bahsediyor. Hiç bitmeyen kâbusundan… Tüm bu canavarları daha önce görmüş, hatırlıyor. Solukkan’ı arıyor. Ve hikâyenin hemen başında da buluyor. (Avcının oyunun ilk görevi olan Solukkan’ı bu kadar kolay bulması ve Solukkan’ın oyundakinden biraz farklı olması kimilerini kızdırmış olabilir ancak biraz daha dikkatli bakılırsa iki Solukkan arasındaki benzerliklerin de göze çarpacağını umuyorum. Hiç kimse için bir sürprizi bozmamak adına bu detay hakkında daha fazla konuşmama hakkımı kullanıyorum.) Sonrasında ise içine düştüğü kâbustan kurtulabilmek için Solukkan’la birlikte bir yolculuğa çıkıyor.

Uykunun Ölümü, tam anlamıyla Bloodborne dünyasına bir giriş. Oyunseverlerin yüzünü güldürecek kadar oyundan parçalar içeriyor. Avcı’nın rüyası, taş bebek ve oyunun sonuna göndermeler var. Bölümlerin arasındaki semboller (rünler) Bloodborne’un hikâyesinin dayandığı Lovecraft mitosuna ve yüce eskilere bir atıf. Elbette bu göndermeler oyunun hayranları için. Bununla birlikte oyunu hiç oynamamışların da keyif alabileceği kadar kısa ama bütünlüklü hikâyeleri var çizgi romanların.

Bloodborne 2 - Şifa Açlığı

İkinci cilt olan Şifa Açlığı ise Şifa Kilisesi’ni ve eski kanı anlatıyor. Diğer ciltlerden farklı bir şekilde Şifa Açlığı oyunun hikâyesinden hemen önce gerçekleşen olayları anlatıyor. Bu sebeple de tüm ciltler içinde anlaşılması en kolay hikâye. Eski kanın hünerlerini ve gizemlerini daha yakından tanıdığımız bu hikâye, Şifacı Alfredius ile Rahip Clement’in günlükleri üzerinden işleniyor. Biraz klişe bir şekilde bilim insanı ile din adamının çatışmasına tanık oluyoruz ilk başta. Neyse ki hikâyenin kurgusal yapısı bu klişenin üzerine inşa edilmemiş ve hemen yön değiştiriyor. Bu nedenle pek de beklenmedik bir sonla noktalanıyor.

Oyundan ve çizgi romanların ilk cildinden bildiğimiz üzere eski kan tüm hastalıkları iyileştirirken bir yandan da insanları canavarlaştırıyor. Şifacı Alfredius ile Rahip Clement de kendi yöntemleriyle bunun gizemini ortaya çıkarmaya, cehennemin yere inmesini engellemeye çalışıyorlar.

Kargaların Şarkısı ise Karga Eileen’in arka planını, geçmişini anlatıyor. Bloodborne’un ve Lovecraft mitosunun ana temalarından biri olan akıl sağlığı, daha doğrusu delilik teması işleniyor. Avcıları avlıyor Eileen. Ancak biri onun ellerinden kaçıyor. Avının peşinde koşarken gerçeklik anlamını yitiriyor. Eileen aklını yitirirken zamanın, maskelerin, gözlerin bilmecesinde kayboluyor.

Bloodborne 3 - Kargaların Şarkısı

Kargaların Şarkısı, neredeyse şiirsel anlatıma sahip bir çizgi roman. Görsellerin kendine has bir ritmi var. Çizgi romanın özellikle ikinci yarısı hikâyeyi neredeyse hiç sözcük kullanmadan, tamamen görsellerle anlatıyor. Bu anlatım, cesur olduğu kadar, aklını yitiren birinin öyküsü için bence biçilmiş bir kaftan.

Dördüncü cilt Peçe, Paramparça ise çoklu evren, farklı gerçeklikler, kâbuslar ve dehşetin işlendiği bir cilt. İsmini bilmediğimiz kahramanımızın ne iş yaptığından da emin değiliz. Bir savaş gazisi mi? Dalgıç mı? Mektepli bir alim mi? Ayyaş mı? Hepsi mi? Yharnam’da yaşayan isimsiz karakterimiz yüce eskilerden birini görüyor ve sonrasında gerçeklikler arasındaki peçe onun için paramparça olup dağılıyor. Artık çoklu evrenleri görebiliyor. Zaman ve mekân bizim anladığımız şekliyle onun için anlamını yitiriyor. Tek bir adım atarak farklı gerçeklikleri, zamanları, önceki maceralarda gördüğümüz kahramanları ziyaret edebiliyor.

Peçe, Paramparça tam anlamıyla bir Lovecraft dehşetini, gerçeklikle olan bağını tamamen yitiren, kendi anlamsızlığı ve faniliği karşısında deliren bir adamın hikâyesini anlatıyor. Yazar her ciltte farklı bir anlatım tekniği kullanmış ve sonuncusu ise bilinç akışı.

Bloodborne 4 - Peçe, Paramparça

Çeviri, Editörlük ve Baskı Kalitesi

Bloodborne çizgi romanları Eksik Parça Yayınları tarafından basılmış. Dört cildin çevirmeni Sadık Efe Sarıtunalı harika bir iş çıkarmış. Editör Kürşad Kızıltuğ da gayet titiz bir şekilde çalışmış. Okuma keyfi hiç sekteye uğramıyor. Ancak baskı kalitesinden övgüyle bahsetmek zor. Kullanılan kâğıt kuşe olmadığı için görsellik yer yer bozulmuş. Mevcut ekonomik şartlarda böylesi bir kararın nasıl ve neden verilebildiğini anlayışla karşılıyorum. Hatta piyasada kuşe kâğıt bulunamadığı ihtimalini bile göz ardı etmiyorum ama yine de keşke daha kaliteli bir kâğıt ve baskı olsaymış demeden duramıyor insan.

Mutlaka bahsetmem gereken bir diğer nokta ise, ikinci cilt hariç, anlatılan hikâyelerin “kolay” olmadığı. Bloodborne, oyunda olduğu gibi çizgi romanlarında da hikâyesini cimrice paylaşıyor. Okurunun çabalamasını istiyor. Neredeyse, “Beni anlayabilmen için, benden keyif alabilmen için gayret etmelisin,” diyor bize. Bu formül bir başarı hissi de sağlayarak oyunlardan alınan keyfi gerçekten artırıyor ama çizgi romanlarda ne kadar başarılı olduğundan emin değilim.

Çizgi romanları okumadan önce Bloodborne’u oynamak zorunda değilsiniz. Elbette ana hikâyeyi bilerek okuduğunuzda alacağınız keyif daha fazla olacaktır ve ben de önceliği oyuna vermenizi tavsiye ederim. Yine de bu çizgi romanların harika çizimlerinden, karanlık ve korku dolu atmosferinden, gerçekliği sorgulatıp deliliğin derinlerine inen hikâyelerinden zevk alabilmeniz için bir önkoşul değil.

“Eski kandan korkun.”

Sizler de Bloodborne çizgi romanları ile ilgili yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum üzerinden bizlerle paylaşabilir, ayrıca daha çizgi roman içeriği için bizleri Google Haberler üzerinden takip edebilirsiniz.

Kemal Küçükgedik

1982 İstanbul doğumlu. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nden aldı. Özgür Yayınları ve Pegasus Yayınları'nda editörlük ve çevirmenlik yaptı. Hâlen Doğan Kitap'ta çalışmaktadır.

1 Yorum BULUNUYOR


  1. Avatar for ilkaysf ilkaysf dedi ki:

    Açıkcası ilk 2 sayı çok hoşuma gitmesine rağmen diğer 2 sayı için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Baskı kalitesi bence de iyi değil. 4 cildin de ortak olan ve bu serinin de en pozitif olan yanı muhteşem çizimleri ile bu çizimlerin yarattığı o karanlık Bloodborne dünyası.

Söyleyeceklerin mi var? Forum'a gelip sohbete katıl.

Netflix Dizileri Neye Göre İptal Ediyor, Nedenleri? 1899

Netflix’in 1899 Dizisinin Fişini Çekmesi, Platformun İptal Politikasını Yeniden Gündeme Getirdi

Kitabı Çok Satsın Diye İntihar Süsü Veren Yazar

Kitabı Çok Satsın Diye Kendi Ölümünü Kurgulayan Yazar, Canı Sıkıldığı için ‘Ölümden Döndü’