Çakıcı’nın İlk Kurşunu: Sabahattin Ali’nin Sandığından Çıkanlar

Sabahattin Ali'nin sandığında saklı kalan öykü, şiir ve yazıların bir araya getirildiği Çakıcı'nın İlk Kurşunu adlı kitabı inceledik.

2002 yılında Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Çakıcı’nın İlk Kurşunu, Sabahattin Ali’nin sandığından çıkan yayımlanmamış eserlerin bir araya getirilmesiyle oluşuyor.

Her insan gibi yazarlar da ölümlüdür. Fakat okur bir defa bir yazarın diline, hikâye edişine alıştı mı artık o yazarın eserini arar durur. Ölüler geri getirilemeyecek olsa da yazarların bir yerlerde gizlediği birkaç parça eser elbet bulunabilir. Sanatın ölümsüzlüğü burada devreye giriyor. Yayımlanmış eserleriyle okuyucusunun gönlünde taht kuran ve Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri haline gelen Sabahattin Ali, yayımlanmamış eserleriyle bir defa daha okuyucu karşısına çıkıyor. Sabahattin Ali’nin sandığından çıkan bu eserleri günümüz Türkçesine uyarlayarak Türk edebiyatı için önemli bir çalışmanın altına imza atan Nüket Esen, Zeynep Uysal, Engin Kılıç ve Olcay Akyıldız’a şükranlarımızı sunuyoruz. Onlar Sabahattin Ali’nin bir kez daha okuruyla buluşmasını sağlayan gizli kahramanlar.

Çakıcı’nın İlk Kurşunu, içerisinde biri tamamlanmamış üç kısa öykü, bir uzun öykü, on bir şiir, “Kağnı” isimli öykünün opera versiyonu, yazarın notları ve gazete ya da dergilerde yer almış yazılarından oluşuyor. Eserin içinde Sabahattin Ali’nin çizimleri de bulunuyor.

Biri Nihayetsiz Üç Kısa Öykü

Öykücü kimliğiyle Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türk edebiyatı öykücülüğüne yön veren Sabahattin Ali; özellikle “köy ve köy sorunları” ve “cezaevi gözlemleri” gibi daha sonra Türk öykücülüğünde bir döneme damga vuracak olan temalarla dönemsel akımların başlatıcısı sayılır” (Necip Tosun – Öykümüzün Kırk Kapısı – s. 59).

Öykülerinde genel olarak yer verdiği halktan insanların hikâyelerini burada da anlatmaya devam eder. “O Arkadaşım” isimli mektup formunda yazılmış öykü, geçmiş günlerde yaşanan fakat hâlâ vazgeçilemeyen bir sevdanın öyküsü. Hiçbir şekilde mektuplarına cevap alamayan; yine de yazmaktan vazgeçemeyen âşık, hem geri dönülemez sevdasını dile getiriyor hem de çevresinde görüp şahit olduğu insanlık hallerini eleştiriyor. Başkahramanın tek derdi ise daha fazla mektup yazabilmek çünkü insanın içinde kalıp anlatamadıkları ancak kalemin mürekkebiyle akıp gidiyor.

GÖZ ATIN  Virginia Woolf Cevaplıyor: "Bir Kitap Nasıl Okunmalı?"

Bir Hakikatin Hikâyesi” isimli öyküde ise imkânsız bir sevdanın avucuna düşmüş olan başkarakterin çırpınışları ve kurtulmaya çalışırken daha ne kadar bu sevdaya batabileceği konu ediliyor.

Barsak” isimli öykü, nihayetsiz olarak isimlendirebileceğimiz öykü. Bir otobüs yolculuğunun yarım kalmasıyla kaynaşmaya başlayan yolcuların yer aldığı öykü henüz üçüncü sayfanın sonunda yarım kalıyor.

İnsanlığın İlk Kurşunu

Toplumcu bir kaleme sahip olan Sabahattin Ali, Çakıcı’nın İlk Kurşunu’nda da yine toplumsal bir sorunu gündeme getirmekte. Abdülhamit döneminde geçen öykünün kahramanı olan Çakıcı’nın babasının intikamını almak için attığı ilk kurşunun ardından dağa çıkışı, kendisine bir çete derleyişi, halkın düşüncesindeki zalim çete kavramını yıkıp yerine ahlaklı bir çete duruşu sergilemesi, Abdülhamit yönetimine ve yoksullar üzerinden para kazanan zenginlere karşı bir başkaldırıya kalkışması ele alınmakta. Çakıcı’nın öyküsü kurulu bozuk düzene karşı gelmeye çalışan bir halk kahramanının hikâyesi.

Öyküde Abdülhamit döneminde rahat bir yaşam süren üst tabaka ile sıkıntılı bir hayat yaşayan alt tabakanın zıtlıkları göz önüne seriliyor. Abdülhamit’in desteğini almış olan ve sadece kendi çıkarlarını göz önünde tutan üst tabak toplumu kendisi gibi olmayan muhtaç halkı kendi çevrelerinden dışlıyor ve sanki onlar hiç yokmuş gibi refah yaşamlarına devam ediyorlar. Alt tabakadan olan halk ise hak ettiklerine ulaşamayan, sesini yükseltemeyen, güçlü olanlardan korkan ve sefil bir hayat yaşayan insanlardır.

Öykünün başkahramanı bu iki tabaka arasındaki hiyerarşiyi yok etmeye çalışan, aynı toplumun farklı kesimlerini bir araya getirmek isteyen, hayattaki haksızlıkları ve zıtlıkları ortadan kaldırmak için çaba gösteren bir halk kahramanıdır. Çakıcı’nın asıl meselesi, toplumdaki görünmeyen sınıfsal çizgileri yok etmek ve herkesin insanı boyutlar içerisinde bir yaşam sürmesini sağlamaktır. Bu yüzden Çakıcı’nın ilk Kurşunu Sabahattin Ali’nin kaleminden insanlık namına ateşlenmektedir.

“İnsanlığı, fakirleri düşünmeyerek onları ezmek, onların sırtından, onları istismardan altınlar biriktirmek, ve sonra bu biriken paralarla yine onların mahvına çalışarak, onlar üstünde bir hakim, bir amir kesilmek, bir insanın, insan olan kalbin işi olamazdı.”

Şiirler ve Yazılar

Eser içerisinde daha önce yayımlanmamış şiirlerin hem günümüz Türkçesiyle hem de yazıldığı haliyle yani eski yazıyla da yayımlanmış olması oldukça hoş bir ayrıntı, yazarın orijinal yazısını görmek muhtemelen her okurun hoşuna gidecektir. Kitabın son kısmında yer alan yazılar ise, Sabahattin Ali’nin ülke ve toplum adına olan görüşlerini dile getirdiği yazılardır.

GÖZ ATIN  Necip Tosun'dan Öykücülere Bir Armağan: Öykümüzün Kırk Kapısı

Son Kurşun

Sabahattin Ali eserlerinde genellikle Anadolu insanının çilesini, yoksulluğunu gözler önüne sermeye çalışmaktadır. Öykülerin temel yapısını zengin – fakir, kentli – köylü, ezilen – ezen gibi zıtlıklar üzerine kuran yazar; bu zıtlıklardan yola çıkarak devletin üst tabakalarının, zenginlerin, soyluların halk üzerinde gerçekleştirdikleri haksızlıkları eleştirel bir bakış açısıyla ele alır. Yazar, hayatında yaşamış olduğu sıkıntıları eserlerine taşır ve yirminci yüzyılın Anadolu’sunu Anadolu’nun içinden tasvir eder.

Son kurşunu da Sabahattin Ali’yi yazmış olduğu “Kürk Mantolu Madonna” isimli romanında ibaret zannedenlere ya da yazarı bir popüler kültür unsuru olarak görenlere ben sıkmak isterim.

Sabahattin Ali’yi yazmış olduğu bir esere hapsetmek; onu tek bir eser üzerinden tanımaya çalışıp değerlendirmek yahut tek bir sözünün alıntısı ile onu tanıtmaya çalışmak yazara gösterilebilecek en büyük saygısızlık olur. Sabahattin Ali tek bir kalıba sığamayacak kadar önemli ve genelde Türk edebiyatının özelde Türk öyküsünün değerli yapı taşlarından birisidir.

Kitap ve yazara dair düşüncelerinizi Kayıp Rıhtım Forum’da bizlerle paylaşabilirsiniz.

* * *

* Sabahattin Ali’yle Poe’nun Kesiştiği Öykü: Birdenbire Sönen Kandilin Hikâyesi

* Italo Calvino’dan Klasikleri Okumak İçin 15 Neden




1998 yılında Mardin’de doğdum. Mardin’de yaşıyor ve Artuklu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde eğitim alıyorum. Okumaya Jules Verne eserleriyle başladım. Yaklaşık beş yıl önce Sait Faik ile tanıştım. O günden beri öykü yazmaya çalışıyorum. İnsanlığı bütün sorunlarından sadece kitap okumanın kurtarabileceğine ve Spider-Man’a inanıyorum.

Çakıcı’nın İlk Kurşunu: Sabahattin Ali’nin Sandığından Çıkanlar için 3 yorum

  1. Pardus dedi ki:

    Bana kalsa kitapevlerine gittiğimde bilimkurgu, fantastik, korku raflarından kafa çevirip yerli hikayelere bakacağım yoktu fakat Sensei @isisdensm sayesinde bu ve pek çok S.A. hikayesini de okumuş olduk. Arigato. :slight_smile:

    flash


  2. Mazotci dedi ki:

    Bu Çakıcı Alaattin Çakıcı degil dimi ?


Çakıcı’nın İlk Kurşunu: Sabahattin Ali’nin Sandığından Çıkanlar

Sabahattin Ali’nin sandığında saklı kalan öykü, şiir ve yazıların bir araya getirildiği Çakıcı’nın İlk Kurşunu adlı kitabı inceledik.

Başa dönün