Curse of the Dead Gods İncelemesi: Bir de Şöyle Öleyim

Curse of the Dead Gods oyun incelemesiyle karşınızdayız. Gölgelerde saklanan canavarlarla ve tuzaklarla dolu lanetli tapınakta, ölümcül bir yolculuğa hazır mısınız?

Bazı oyunlar belki türün kurallarını baştan yazmaz ya da devrimsel bir yapımla yeni bir türün yolunu açmaz. Hatta ait olduğu tarzda şimdiye kadar birçok oyun geliştiricisi yeteneklerini sergilemiştir. Kısaca ortaya ‘yeni’ bir tat koymak oldukça zor bir hâle gelmiştir. İşte her sene nadir gördüğümüz bu bazı işler tüm bunlara rağmen nev-i şahsına münhasır olmayı başarır ve oyuncuların ağzını açık bırakabilir.

Yakın dönemde izometrik ya da yandan görünümlü Soulsvari yapılarıyla dikkat çeken o kadar fazla roguelite (altın, seviye, güç gibi bazı ilerlemelerin öldükten sonra tamamen kaybolmadığı tür) oyun çıktı ki… piyasanın yeni favori tarzı olduğu aşikâr: Dead Cells, Hades, Hollow Knight, Children of Morta… Başka oyunlarla listenin genişlemesi mümkün olmakla birlikte, burada yazılanların hepsi hikâye anlatımı, oyun tasarımı, oynanışı veyahut bambaşka bir noktayla kendi özgünlüğünü ispatladı.

Bunlardan biriyse erken erişimi 3 Mart’ta açılan, üstten görünümlü ve görselliğiyle dikkat çeken roguelite yapımı Curse of the Dead Gods oldu. Açıkçası ilk çıktığı zaman biraz ses getirse bile muadillerine göre oyun piyasasının oldukça fazla sessiz kaldığını düşünüyorum. Ve şimdiden söyleyeyim çok daha fazlasını hak ediyor.

PassTech Games‘in oyunu Curse of the Dead Gods nedir, nasıl olmuş bakalım.

Curse of the Dead Gods

Lanet Geliyor!

Bu aralar zor oyunlarla haşır neşir oldum. Hatırlarsanız yakın zamanda sitede Bloodroots’a bakış atmıştık. Tabii ne kadar zorlasa da az strateji, çoğunlukla doğaçlama içeren ve ölmenin hiçbir şey kaybettirmediği bir oyundu. Bu seferki her yönüyle çok daha fazla saç baş yolduruyor.

Hikâye odaklı bir yapım değil, ancak kısaca zenginlik, ölümsüzlük ve kutsal güç arayışıyla türlü canavar ve tuzaklarla dolu lanetli bir tapınağa gidiyoruz. Ölümün Tanrısı tarafından lanetlenmiş labirentlerle dolu felaket bir yer.

GÖZ ATIN  Arise: A Simple Story - Yıkılmadım Ayaktayım...

Güç açlığımızı doyurmak için tapınağın koridorlarında ilerlemeye çalışıyor, öldükçe tekrar başa gidiyoruz. Tabii oyun sizin aklınızı baştan çeldiyse bu ölmeler vız gelir tırıs gider, tekrar yola koyulmak aynı heyecanlara gark eder. Her son sizi geliştiriyor ki nihai sona, yani Ölümün Tanrısına ulaşabilelim ve onu alt edebilelim.

Zengin Tasarım

Her öldüğümüzde oyuna düşük seviye bir kılıç, silah, vazgeçilmez aletimiz meşaleyle başlıyoruz. Ha, bir de sınırsız açlığımızla. Meşale önemli çünkü ‘karanlık’ oyunda mühim bir yere sahip. Etrafı görmeniz için yaramasının dışında gölgelerden gelen yaratıklar size karanlıkta daha çok vuruyor. Ayrıca her ölümden sonra o yolda elde ettiğiniz kurukafalarla kendinizi geliştirebiliyorsunuz. Ne yazık ki ölümden geriye ne altın ne de bir özellik kalıyor, sadece kurukafalar. Eh, yeterli… galiba.

Yeni başlangıçlarda size bir yol haritası sunuyor ve gitmek istediğinizi seçmenizi istiyor. Strateji kullanımı da böylece başlıyor. Odaların farklı özellikleri var: Yeni silah ve özellikler edinmenizi sağlayan altın edinmek için Altın, lanetlenerek canımızı yenilediğimiz Haven, antik tanrılara altın sunarak ya da kan bağışlayarak pasif özellikler edinebildiğimiz Relic Altar ve yine aynı bağış şekliyle farklı silahlarla kuşanmak için Silah ve Blessing Shrine gibi farklı odalar mevcut.

Karakterimizi yolda güçlendirmek için de canımızı artıran Constitution, silahlarımızın gücünü artıran Dexterity ve bulunan altın miktarını artıran Greed olmak üzere üç temel özellik bulunuyor. Bunları bulduklarımız aracılığıyla edinebiliyor ve karakterimizi daha tehlikeli hâle getiriyoruz.

Ayrıca karakterinizin dayanıklılığı bulunuyor. Darbeden kaçınmak için takla atmakla ve silaha göre değişen şekilde vuruşla dayanıklılığımızı harcıyoruz. Yani eylemde bulunurken dikkatli olmanız lazım, yoksa gölgelerdeki mahluklar sizi kapar götürür. Son anda kaçınarak veya darbeyi savuşturarak anlık dayanıklılık kazanabiliyorsunuz veya beklerseniz kısa bir zaman içinde doluyor.

GÖZ ATIN  The Guardian Açıkladı: 21. Yüzyılın En İyi 50 Oyunu

Curse of the Dead Gods

Oh bee Sonunda Boss’a Ulaştım, Şimdi Öleyim

Ve son olarak yozlaşma sistemi… Her yeni odaya geçtiğinizde, karanlık darbe yediğinizde veya yeni eşya edinmek için (paranız kalmadıysa) kanınızı feda ettiğinizde yozlaşmanız artıyor. Peki sonunda ne oluyor? İşte sıkıntı tam burada başlıyor. Yozlaşma seviyeniz dolduğu zaman size rastgele bir lanet veriyor ve bu da oyunu değiştiriyor. Bunlar hem dezavantaj hem de avantaja sahip. Son lanet seviyesine geldiğinizdeyse aman demenin vakti, zira canınız 1 olana kadar düşmeye başlıyor. Yani dikkat edin. Rahatlatıcı bir noktaya da parmak basayım, şampiyon veya boss öldürdüğünüzde, bu lanet kalkıyor. E tabii öldürebilirseniz.

Lanet havuzumuzdakilerin bazılarından da bahsetmek isterim, örneğin Golden Skin aldığınız darbeyi %25 düşürürken bu darbe kadar altınınızı kaybetmenize neden oluyor. Bir başkası Ruthless Spikes, normalde siz üzerinize gittiğinizde aktive olan çivi tuzağı, artık rastgele oluyor. Bunun gibi toplam 14 adet zararları ve bazen getirileri de olan lanetler heyecanla sizi bekliyor.

Anlayacağınız güzel ve çeşitli bir oyun tasarımına sahip. Şu an erken erişimde olduğunu da göz önünde bulunduralım. Yine de bir tam oyun gibi size içerik sunuyor. İlerleyen zamanlarda da geliştiricilerin paylaştığı üzere yeni mekânlardan yaratıklara kadar birçok içerik eklenecek. Oynanışının çok keyifli, kâh görsel kâh oyun tasarımıyla özgün bir yapısının olduğunu düşünüyorum. Bilhassa karanlık mekaniğini temeline alan ışık kullanımının özel bir tadı var.

Yine de ufak bir eksiklik de olsa söylemekte fayda var: Bazılarına oyunun içeriği şimdilik az gelebilir. Oyun geliştiricilerinin erken erişim desteğini bırakmaması ve paylaştıkları yol haritasıyla güncel tutmaları en büyük temennim. Temeli başarılı olduktan sonra pek kaygılanmaya gerek yok.

Son Olarak

Son dönemin popüler roguelite yapımlarına yeni birisi eklendi. Sadece PC kullanıcılarına açık olan oyun 3 Mart’ta Steam’de çıktı ve 60 TL gibi bir ücretle merhaba dedi.

GÖZ ATIN  Before We Leave İncelemesi: Yeraltını Terk Etme Vakti Geldi

Güzel görselliği, zengin oyun tasarımı ve akıcı oynanışıyla bir süre türün sevenlerini alıkoyacağa benziyor. Karanlığın kullanımı başta olmak üzere yozlaşma ve savaş sisteminin de gayet başarılı olduğunu söyleyebilirim. Belki tek eksik erken erişimde olan oyunun içeriği, yine de sizi saatlerce başında tutacağı kesin. Ayrıca geliştiricilerin paylaştığı üzere yol haritası da dolu gözüküyor. Kısaca bence fiyatına değiyor.

Neyse ben kaçtım, önemli bir iş için lanetli tapınaktan çağırdılar.

Oyunu sizler de oynadıysanız Kayıp Rıhtım Forum’da yorumlarınızı paylaşabilirsiniz.

Şöhret, şan ve güç yolunda keyifli ölmeler.

* * *

* Children of Morta: Keyifli Bir Aile Hikâyesi




1993 yılında Ankara’da doğdu. Çocukluğunun bir kısmını İzmir’de geçirdi ve şu an İstanbul'da yaşamakta. Psikoloji bölümünde eğitim gördü. Edebiyat, sinema, bilgisayar oyunları, müzik ilgisi ve bunları paylaşma sevgisiyle çeşitli kültür-sanat sitelerinde yazdı.

Curse of the Dead Gods İncelemesi: Bir de Şöyle Öleyim

Curse of the Dead Gods oyun incelemesiyle karşınızdayız. Gölgelerde saklanan canavarlarla ve tuzaklarla dolu lanetli tapınakta, ölümcül bir yolculuğa hazır mısınız?

Başa dönün