Doctor Who 11. Sezon 5. Bölüm İncelemesi: Galaktik Hastane ve Uzay Oburu

Aklımızda onlarca soruyla başladığımız Doctor Who'nun 11. sezonunu neredeyse yarıladık. Uzay gemisinde tehlikelere sürüklendiğimiz yeni bölümü de fazla geciktirmeden sizler için inceledik, eleştirdik.

Kadın Doctor nasıl olacaktı, yeni başyazar neler yapacaktı, yol arkadaşları tat verecek miydi derken Doctor Who’nun yeni sezonunun ortasına gelmiş bulunmaktayız. Her sezon en az bir adet izlediğimiz uzay gemisinde tehlikeli anlar geçirme temalı Doctor Who bölümlerinden birini geride bıraktık. Bir bakalım bölüm nasıl gitti.

Öncelikle bölümün tamamına dair genel bir yorum sunmak gerekirse bu sezon izlediğimiz en iyi bölüm olduğunu söyleyebiliriz. Güzel bir uzay gemisi macerası, yeteri kadar panik, yeteri kadar duygusallık yaşadığımız, ufak ufak şaşırdığımız bu bölüm bize Doctor Who’dan beklenen her şeyi yerli yerinde bir vaziyette sunuyor çok şükür. Bu bölümün hatasız olduğu anlamına gelmiyor tabii.

Yazımızın bundan sonrası süprizbozan (spoiler) içerecektir. Hassas bünyelerin bölümü izledikten sonra okuması tavsiye edilir.

Söz gelimi, yarıladığımız “11. sezon boyunca neden hiç bilinç sahibi ve humanoid olmayan bir uzaylı görmedik?” sorusu bu bölümde iyice belirginleşiyor. İkinci bölümdeki uzay rallisine katılan iki karakter de bu bölümde hastanede tedavi görenler de humanoid olmak bir yana düpedüz insanlardı. David Tennant döneminde maviye boyanmış adamlara, kafasına karton şeyler eklenmiş cücelere falan gülüyorduk fakat son sezonda buna bile hasret kaldık. Koca evrenin ne tarafına gitsek karşımıza bildiğimiz insan çıkıyor tekrar tekrar. Umarım yakın zamanda odd’lar gibi birtakım güzel uzaylı halklarıyla karşılaşır, keyifleniriz.

Gemide insana benzemeyen bir tane bile hasta olmamasını yeterince eleştirmişken bölümün kötüsü olan uzaylı ptingi‘i de biraz övmek gerekir diye düşünüyorum. Biraz Fantastik Canavarlar evreninden biraz Otostopçunun Galaksi Rehberi’nden çıkmış gibi duran ve önüne gelen her şeyi yiyen bu uzay oburu arkadaş gerçekten iyi modellenmiş, iyi uygulanmış ve iyi yazılmış. Gemiye girip demirdi metaldi demeden ne bulursa ağzına atmaya başladığı an bana 90’lı yıllarda çocuk olmuş insanların büyük bir sempati ile hatırlayacağı Galgameth‘i anımsattı.

Bölümün  maceraya orta yerinden dalması ise biraz Rick and Morty bölümlerini anımsatan, tatlı bir hareket olmuş. O hurdalık gezegende ne arıyorlardı, detektörler ne bulmaya programlanmıştı, bulduklarıyla ne yapacaklardı bilemiyorum, sanırım bilmeme de gerek yok. Doctor ve yol arkadaşlarının bizim izlemediğimiz maceraları da olduğuna yönelik böyle ufak göndermeleri ziyadesiyle tatlı buluyorum. Umarım bu ufak sempatiklikler artarak devam eder.

Jodie Whittaker başarıyla yazılmış bir Doctor’u başarıyla oynamaya devam ediyor fakat hâlâ hareket kabiliyeti sınırlı, hâlâ Doctor karakteri yeterli randımanı veremiyor, hâlâ o kadar coşamıyoruz. Doctor sonik tornavidasıyla bir şeyleri kurcalarken, biriyle atışırken, “Şaka mı yapıyorsun?” sorusuna, “Bazen yaparım,” cevabı verirken ziyadesiyle eğleniyor fakat Doctor’un karizmasına dair tutarlı bir veri edinemiyoruz.

Chris Chibnall’un yapmaya çalıştığı şeylerden biri de Doctor Who dünyasının eski arka planına saplanmadan evreni genişletmekmiş gibi geliyor bana. Sezon ortası geldi daha bir Dalek, bir Cyberman görmüş değiliz. Yanlış anlamayın, kendi adıma konuşmam gerekirse ben bu durumdan şikayetçi de değilim. Her yerden her fırsatta Daleklerin kafasını uzattığı, hep aynı düşmanlarla mücadele eden bir Doctor Who’dansa her sezon iki üç tane Pting gibi yeni ve yaratıcı düşmanların çıktığı bir Doctor Who tabii ki tercih edilir.

Bölümün genel öyküsüne baktığımızda Chris Chibnall senaristliğinin yöneldiği karakter derinleştirme durumunun bazen ana öyküyü kötü etkilediğine şahit oluyoruz. Doğum yapan Yoss isimli vatandaşın öyküsü, Pting yüzünden doğan sorunlarla zerre kadar alakalı değildi. Ryan’ın babasıyla sorunlarını deşelim, karakteri derinleştirelim diye yapılmış bir hareket olduğu çok belliydi ve bence çok da başarılı bir hareket değildi. Pting‘in organik materyalleri yiyemediğini öğrendiğimde bir ara adamın çocuğunu doğurmasını sağlayıp, yaratığı adamın içine saklayacaklar, Pting de organik materyal yiyemediği için gemi inmesi gereken yere inene kadar zoraki bir şekilde adamın içinde bekleyecek sandım fakat Yoss‘un öyküsü ısrarla akıp giden öyküye bağlanmadı.

Özetlemek gerekirse; sezonun 5. bölümü şu ana kadarki en iyi bölümü olsa da eksiklikleri ve hataları göz ardı edilemez. Yine de sezonun başlangıcından beri yükselen başarı grafiği diğer bölümlere dair umutlarımızı diri tutmayı başarıyor. Haydi Chris Chibnall, yaz muhteşem bir bölüm, Doctor’un içindeki kuvveti karizmayı sal ortaya, ağlayalım hepimiz sevinçten!

  • 12
    Shares
Etiketler:  




1991 yılında Manisa'da doğdu, Ege Üniversitesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı okudu. Halen orada yüksek lisans yapıyor. Öyküler yazdı, öyküler yayınladı. Bilgisayarında iki öykü kitabı dosyası var. Bir ayağı Arthur C. Clarke'ta bir ayağı Ahmet H. Tanpınar'da. Bir gözü Tarkovski'de Bergman'da bir gözü Christopher Nolan'da.

Doctor Who 11. Sezon 5. Bölüm İncelemesi: Galaktik Hastane ve Uzay Oburu

Aklımızda onlarca soruyla başladığımız Doctor Who’nun 11. sezonunu neredeyse yarıladık. Uzay gemisinde tehlikelere sürüklendiğimiz yeni bölümü de fazla geciktirmeden sizler için inceledik, eleştirdik.

  • 12
    Shares

 

 

Başa dönün